Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, “alım gücü olan herkesin rahim ağzı kanseri aşısını yaptırmasını öneriyoruz” ve Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, “şu anda 9-11 yaş grubundaki tüm kız çocuklarını aşılarsak, bundan 15-20 yıl sonra rahim ağzı kanseri hastalarını ciddi oranlarda azaltmış oluruz. Bu uzun vadeli ve ciddi bir projedir” derken Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer ise rahim ağzı kanseri aşısının Türkiye için çok gerekli olmadığını belirterek, “Bizim için tarama programları önemli. Çünkü, rahim ağzı kanseri ülkemiz için şu an sorun değil. Kadın kanserlerinde 9’uncu sırada” diye konuştu.

Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, her yıl dünya genelinde yaklaşık yarım milyon kadına rahim ağzı kanseri tanısı konulduğunu, bunların 240 bininin yaşamını yitirdiğini söyledi.

Rahim ağzı kanserinden korunmanın mümkün olduğunu belirten Kutluk, “Rahim ağzı kanseri, virüs yoluyla bulaşan bir hastalığın sonucunda kanserleşmeye yol açıyor ve en az 10-15 sene sonra ortaya çıkıyor. Bu nedenle, birçok kadın düzenli doktor kontrolünden geçmediği için farkında olmuyor” dedi.

Kutluk, rahim ağzı kanserine neden olan virüslerin genellikle cinsel ya da çok yakın tensel temas ile bulaştığını ifade ederek, “Kolaylaştırıcı faktörler olarak bölgenin nemliliği ve dokuda harabiyet sayılabilir. Ayrıca, gebelik, AIDS, kortizon tedavisi gibi kişinin bağışıklık sisteminin çok iyi çalışmadığı durumlarda hastalık hızla ve çok yaygın olarak seyredebiliyor” diye konuştu.

“9-26 YAŞ ARASINDAKİ KADINLARA UYGULANIYOR”
Kutluk, rahim ağzı kanseri aşısının, 9-26 yaş arasındaki kadınlara uygulanabilmesi için Sağlık Bakanlığından ruhsat aldığını anımsatarak, “Aşı, rahim ağzı kanserlerinin yüzde 70’inden sorumlu tiplerine karşı geliştirildi. Yüzde 30’u hala boşta ama o iki tipine karşı yüzde 100’e yakın koruma sağlanıyor. Aşı, HPV 6, 11, 16, 18 tiplerini içeriyor. HPV 16 ve 18 dünya üzerindeki rahim ağzı kanserlerinin yüzde 70’inden fazlasına neden olurken, HPV 6 ve 11 ise dünya üzerindeki genital siğillerin yüzde 90’ından fazlasından sorumlu tutuluyor” dedi.

“Rahim ağzı kanseri aşısının, 0-2 ve 6’ncı aylarda olmak üzere 3 doz yaptırılması gerektiğini” ifade eden Kutluk, rahim ağzı aşısı yaptırıldığında da rahim ağzı taramalarının ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.

Kutluk, aşının maliyetinin yüksek olması ve henüz yeni uygulanmaya başlanması nedeniyle henüz yaygın olarak kullanılmadığını belirterek, “Maddi durumu uygun olan kadınların aşıyı yaptırmalarını tavsiye ediyoruz. Rahim ağzı kanseri aşısı, teknolojinin bize sunduğu bir imkan. Her sağlıklı kadın yaptırmalı” diye konuştu.

Prof. Dr. Kutluk, aşının maliyetinin çok yüksek olduğu için devletin karşılayamayacağını, devletin zorunlu aşılar kapsamında başka aşıları bulunduğunu, devletten şu anda bunun ücretinin karşılamasını beklemenin doğru olmayacağını vurguladı.

“AŞI 5 YILDAN FAZLA KORUMA SAĞLIYOR”
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş da verilere göre, aşının 5 yıl boyunca etkili düzeyde antikor yanıtı verdiğini anlatarak, “Çalışmalar koruyuculuk süresi üzerinde halen devam ediyor ve ilk veriler 5 yıldan daha uzun süreli korumayı hedefliyor” dedi.

HPV’ye karşı 2 firmaya ait aşı bulunduğunu, bunlardan birine Türkiye’de Sağlık Bakanlığından ruhsat alındığını ifade eden Tıraş, aşının eczanelerden temin edinilebileceğini kaydetti.

Tıraş, Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi verilerine göre, Türkiye’de rahim ağzı kanseri sıklığının yaklaşık 100 binde 5 olduğunu söyledi. Rahim ağzı kanserinin özellikle gelişmekte olan ülkeleri tehdit ettiğine dikkati çeken Tıraş, şunları kaydetti:
“İsveç, Norveç, Danimarka gibi gelişmiş olan ülkelerde devlet politikası olarak pap simir tarama programları yapılıyor. Siz gitmediğinizde, telefonla aranıyor ve test yapılması için hastaneye çağrılıyorsunuz. Gelişmekte olan ülkelerde böyle bir uygulama olmadığı için risk artıyor.Ülkemizde de gerçek anlamda kadın taranmıyor. Düzenli hekime giden ve pap simir yaptıran kadın oranı yüzde 5 civarında. Bizin gibi ülkelere aşının tavsiye edilmesinin sebebi, iyi tarama programlarının olmamasından kaynaklanıyor. Ülkemizde de bu virüsün yaygın olmadığı yönünde görüşler çıkıyor. Bu bilinmiyor çünkü çalışmalar birkaç şehirle sınırlı. Bu çalışmaların sonucu ülkenin tamamını yansıtmaz. Önerimiz, üreme çağına gelmiş, cinsel olarak aktif her kadının düzenli olarak her yıl pap simir testi yaptırması ve doktor kontrolünden geçirilmesi. İkinci olarak da ekonomik gücü olanların aşıyı yaptırmasıdır. Şu anda 9-11 yaş grubundaki tüm kız çocuklarını aşılarsak, bundan 15-20 yıl sonra rahim ağzı kanseri hastalarını ciddi oranlarda azaltmış oluruz. Bu uzun vadeli ve ciddi bir projedir.”

Tıraş, şu aşamada aşının devlet tarafından karşılanmasını talep etmediklerini ifade ederek, “Aşının, ABD’de 51 eyalette kız çocuklarına, Avusturalya’da kız ve erkek çocuklarına, en son Yunanistan’da 9-11 yaşları arasındaki çocuklara yapılması zorunlu hale getirildi” diye konuştu.

Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı’nın, ilerleyen yıllarda rahim ağzı kanseri aşısını zorunlu hale getirebileceğini dile getiren Tıraş, “Hepatit B aşısı da yıllardır devlet tarafından karşılanmadı ama bugün zorunlu aşılar kapsamına alındı. Kızamık, kızamıkçık, kabakulak da devlet tarafından ödenmiyordu, artık zorunlu aşılar arasında. Ayrıca, aşının maliyetinin ucuzlaması ve Sağlık Bakanlığının kaynaklarının arttırılması ile bu ilerleyen yıllarda mümkün olabilir” dedi.

SAĞLIK BAKANLIĞI
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer ise rahim ağzı kanseri aşısının Türkiye için çok gerekli olmadığını belirterek, “Bizim için tarama programları önemli. Çünkü, rahim ağzı kanseri ülkemiz için şu an sorun değil. Kadın kanserlerinde 9’uncu sırada” diye konuştu.

Kaynak: NTV

mesinam mesinam
Üyenin Yeni Konuları
Üyenin Populer Konuları
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 395
favori
like
share