SÜMER'İN TESPİTLERİ DOĞRU ÇIKTI

Sümer daha önce Aurello ve Yattara gibi oyuncuları tespit ederek Trabzonspor'a kazandırırken, Alt yapıdan Gökdeniz'i de Trabzonspor'a katmıştı. Başkan Mehmet Ali Yımaz döneminde Gaziantepspor'a Erhan Namlıı'ya karşılık verilen Fatih Tekke'nin yanı sıra yine aynı dönemde Antalyaspor'a verilen Hüseyin Çimşir'i de geri alarak Trabzonspor'a kazandırmıştı.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1642
favori
like
share
MaRaBoGLu61 Tarih: 15.04.2008 12:00

Sümer haber61’e konuştu

Trabzonspor Alt Yapı Sorumlusu Özkan Sümer'den bomba açıklamalar





TÜFAD Onursal Başkanı, A Milli Takımlar eski Teknik Direktörü, TFF danışmanı ve Eğitim Bölge Koordinatörü, Trabzonspor Alt Yapı Sorumlusu Özkan Sümer'le haber61'net okuyucuları için sohbet ettik.
Sümer ile sohbetimizde futbol hayatı boyunca yaşadığı kırgınlıklarını, Trabzonspor'un geldiği noktayı, alt yapıyı, oyuncuları ve Trabzon'u konuştuk.
Sümer'in içini döktüğü cümleler aslında anlaşılamadığının ifadesi olarak karşımızda duruyor.
-Trabzonspor'a yıllardır hizmet verdiniz. Bu kentin sizi tanıdığına inanıyor musunuz? Gelinen noktada bulunduğunuz yer sizi tatmin ediyor mu?

...''başarılı olduğum bir takım sonuçlarla ortadadır. İnsanın ne bildiği ne yaptığıyla ancak açıklanabilir''


Trabzonspor'un kendi varlığını oluşturan, geliştiren ve büyüklük mertebesine taşıyan en önemli olgulardan birisi kendi insanını dönümsel olarak kullanma kabiliyetidir.
O kabiliyet, o düşünce zaafa uğradığı için bugün sonuçsal ve kurumsal sıkıntılar baş gösterdi. Bende onun en önemli parçası olan ve benimde her dönem dışta da olsam içinde olduğum bir değeri korumak için soyunduğum yeni bir görev var.
Bu görevde ne kadar etkin olduğum, başarılı olduğum bir takım sonuçlarla ortadadır.
İnsanın ne bildiği ne yaptığıyla ancak açıklanabilir.
Bizi anlamak, bizi tanımak ve objektif bir değerlendirme yapmak sonuçlara bakıldığında mümkün olabilir.
'Bu kentin sizi tanıması' gibi bir ifadeniz var. Bu biraz yetersiz kalıyor. Çünkü tanımak için bilmek lazım. Görmek dediğimiz olgu bilmeden hiçbir işe yaramıyor.
Yine bir kısım insanlar bu doğrultuda Trabzonspor'a ve şahsıma böyle ayrı bir farklaşım sergiliyorlar. Bunlarda genelde kimler oluyor; hiçbir üretim değeri olmayan ve hiçbir önemli hamle yapamayacak insanlar bir kısım değerlere saldırarak önemli hale gelmek isteyen insanlar oluyor. Bir kişi kalkıp ta bu iftiracı insanların, ürettiği bir şeyleri ortaya koysun, o zaman bizde mahcubiyetleri kabulleniriz. Böylesine yetersiz ve değersiz insanların bu ilimizde söz sahibi olması asıl üzüntü vericidir.
Demek ki onları takip eden bir kitle var. Şaşırtıcı taraf bu. Trabzonspor'un en önemli ihtiyacı ilgi ve bilgidir. Trabzonspor'un derinliğini nüfus edebilecek oluşum ve girişim içinde insanlar olmadığı için yüzeysel bir irade etkili olabiliyor. Temel sıkıntı bu.
-Camia olarak eksik gördüğüz bir çok önemli unsur var o zaman…
Trabzonspor'da büyük işler başarabilmek bireysel çabalarla mümkün değil. Kitlesel anlayışı barındırmak gerekiyor. İnsanlarımız Trabzonspor'a çok bağlı. Sadakat önemli bir değer. Ama sadakat liyakatle birleşmediği anda sadece körükörüne bir sahiplenme ortaya çıkıyor. Bununda geliştirici bir tarafı olmaz. Fonsiyonel bir birliktelik gerekiyor. Camia olarak mahrum olduğumuzu düşünüyorum. Kendini önemlileştirmek isteyen insanların saldırılarından ötürü bir yılgınlık söz konusu.
"Yeni bir yönetim kurumu gelmiştir. Kendince bir takım çalışmalar yapıyor. Ne kadar yapacağını zaman gösterecek"

Üretim değeri olan insanları elde etmek çok zor bir olaydır. Ama çok kolay da kaybediyoruz. Bunları kaybetmek kurumun kaybetmesi, camianın kaybetmesidir. Bir kurumun başarısı insanların kalitesiyle eşdeğerdir. Bu insanların kalitesini yok eden insanlar doğal olarak Trabzonspor'a zarar veriyor. Bunu iyi görmek lazım. Bu doğrultu da koruyucu bir mekanizma oluşturmak lazım.
Yeni bir yönetim kurumu gelmiştir. Kendince bir takım çalışmalar yapıyor. Ne kadar yapacağını zaman gösterecek.
Mevcut yönetim ekonomik şartları el verse dahi, önemli bir yanlışa düşmediği halde olsa dahi beklenen performansı sağlayabilecek oyuncu kadrosunu oluşturma şansı yok.
Çünkü, o oyunculara birde ruh lazım. O ruhu kendi kaynaklarından katılan oyuncularla ancak sağlayabilirsin. Onu iyi dengelemek gerekir. Bu dengeyi oluşturmak için bizim umutlu bir çabamız var. Bir kısım yıkıcı emeller olabilir ancak böylesine yüce bir duygu içerisinde görev yapmamızı engelleye bilecek bir oluşum ortaya koyar mı, koymaz mı bilemiyorum.
TRABZONSPOR YOLDAN ÇIKTI
-'Trabzonspor futbolcusuyla, taraftarıyla, yönetimiyle bir bütünlük içindeydi' diyeceğiniz dönem hangi dönem?

"Kendi gerçeğini böylesine etkin kullanıpta böylesine önemli başarılar elde eden Trabzonspor 'başkalaşma ile daha fazla başarı elde ederim' yanılgısına düştü"

Çok anlaşılır bir şekilde ifade edeyim. Trabzonspor'u büyüklüğe taşıyan o yüksek performans 10 yıla sığdırıldı. Burada bir takım değerlere dikkat çekmek istiyorum. Trabzonspor şampiyon oldu ama şampiyonluğun kalıcılığı ve devamlılığını sürdürecek reformlar çok önemli.
Trabzonspor bir başkalaşım yaşadı, kimliğinden uzaklaştı. Kendi gerçeğini böylesine etkin kullanıpta böylesine önemli başarılar elde eden Trabzonspor 'başkalaşma ile daha fazla başarı elde ederim' yanılgısına düştü.
Bu neden kaynaklandı; hiçbir deneyimi ve birikimi olmayan insanlar ben daha iyi bilirim, Türkiye şartlarında iyi bir yeri olan Trabzonspor'u dünyada da iyi bir yere getiririm iddiasıyla yola koyuldu. Futbol gibi kaygan bir zeminde yol almak için yol şartlarını bilmek gerekiyor. Hedefini, yolunu, gücünü bileceksin. Bizim yaşadığımız şey yoldan çıkmak oldu.
Bunun oluşturduğu başka değerler var. Trabzonspor kendi insanıyla başarısını sağladı. Kendi oyuncusu ve teknik adamlarıyla. Sonra biz başka bir yapı oluşturmaya çalıştık. Temeli olmayan, kendi özümüzü terk ederek bir hamle yaptık. Bu hamle işin içinden çıkılmayacak bir sürecin başlangıcı oldu. Kendimize yabancılaştık. Yabancıların bu doğrultudaki hala çözüm olması gibi kronik bir düşünceye sahibiz. Hala ısrarımız bu doğrultuda. Ekonomimizi bozduk, kurumsallığımızı bozduk. Aşırılıklar, aykırılıklar ve yanlışların oluşturduğu bir yapıda herkes çözüm arıyor. Kendi insanıyla bir takım başarıları elde eden bir camia şimdi kendi insanına düşman oldu.
Her başarısızlık yeni bir çatışma yaratıyor. Toplum anında bir başarı talep ediyor. Başarının gerçekleşmesini engelleyen en önemli faktörlerden biri de acelecilik. Her önemli başarının bir süreci vardır. Bir bulma ve yakalama işi değildir. Başarısızlığın nelerden kaynaklandığını görürüz böyle bakarsak. Başarı anahtarını kaybettiğimiz yerde değil de, tekrar kapıyı açacak anahtarı başka yerde arama yanlışından kurtulmalıyız.
Futbolun dinamik yapısı yenilenmeyi zorunlu hale getirmiş. Geçmişimizden kaynaklanan daha aktif kullanma akılcılığını gösterme çabası içinde olmalıyız.
Ama biz ne ile uğraşıyoruz En ilkel şartlarda, en ağır suçlamalarla, insan yok etmenin bir şeyi var etmek doğrultusunda akıl almaz bir ilkellik yaşıyoruz. Beni yok eden bir anlayış, bir şeylerimi var ediyor. Tam tersine bir şeyleri yok ediyor.
Tahkim Kurulu'nun Fenerbahçe'ye verilen bir maçlık saha kapatma cezasını kaldırmasını gerekçe göstererek, Trabzonspor Başkanı Özkan Sümer'in istifa etmesi kolay geçiştirilecek bir olay değildi. Bu istifanın ardından camia Sümer'e destek verenler ve vermeyenler olarak 2'ye bölünmüştü. Özkan Sümer bu konudaki hislerini açık yüreklilikle anlattı.
-Sizi Trabzonspor yaşamınızda en çok üzen olay neydi?
"...ben bırakıp kaçtım gibi bir izlenim doğdu. Düşünün; Trabzonspor başkanlığına gelmek konusunda verdiğim mücadeleyi. Böylesine onurlu bir görevden istifa ediyorum..."

Üzüntülerim bir çok yerde farklı şekilde tecelli etti. İstifam benim için en büyük üzüntüm oldu. İstifamdaki o anlayış benim için çok gerçekçi idi. Trabzonspor camiasının ülkeye karşı sorumluluğu vardı. O günlerde futbolda şiddet hat safhaya çıkmıştı. Bu şiddete bir Trabzonspor kulübü başkanının vermesi gereken bir mesaj olması gerektiği için istifa ettim. Bunun hem camia doğrultusunda iyi bir etki yaratacağını düşünmüştüm. Ülkede bu konudaki rahatsızlıkları giderebilecek bir anlayış içerisinde en azından tartışacak diye düşünüyordum. Beni anlama ve algılama yönünde ulusal basında çok güzel yorumlar oldu. Yalnız kendi camiamda bu kırgınlığa dönüştü. Yani ben bırakıp kaçtım gibi bir izlenim doğdu. Düşünün; Trabzonspor başkanlığına gelmek konusunda verdiğim mücadeleyi. Böylesine onurlu bir görevden istifa ediyorum.
Bu durumun acıya dönüşmüş olmasının ikinci nedeni benden sonra Trabzonspor'un yaşadığı ağır problemler.
Trabzonspor yeniden kendini arar duruma geldi. Bu beni çok üzen bir hadisedir.
GİDİP AŞAĞI MI YATSAYDIM?
-Alt yapıya gelmenizin ardından bir çok spekülasyonlar yapıldı. Hatta gazetelerde “Trabzonspor alt yapısını babasının çiftliği gibi kullanıyor” ifadeleri kullanıldı.
Neden üzerinize geliniyor sizce?

"Bir başkan gidip aşağı yatması mı gerekirdi yoksa birikimleriyle bir şeyler yapması mı gerekiyordu...."

Alt yapıdaki gençlik merkezine katılmamdaki bir kısım insanların anlayış yetersizliği beni çok üzdü. Ben buraya gelirken bir beklenti içerisinde asla olmadım.
Trabzonspor'da başkanlık yaptım. Ulusal takımı çalıştırdım. Federasyon As Başkanlığı yaptım. Trabzonspor'da şampiyonluk yaşadım. Muhtelif çok onurlu görevlerde çalıştım. İnsanlar bunu anlamakta zorluk çekiyorlar. Bir başkan gelirde bu göreve gelir mi?
Bir başkan gidip aşağı yatması mı gerekirdi yoksa birikimleriyle bir şeyler yapması mı gerekiyordu. İnsanın üretim değerini ortaya koymasının hiçbir çabasının hiçbir saygısızlık tarafı olamaz. İnsan üretken olup da geri çekiliyorsa bu yadırganacak bir olaydır.
Bu yanlış anlaşılma beni çok üzen bir hadisedir. Bunların hiç birisi yıldıracak ve koparak bir hadise değildir. İnsanlar ya kopma noktasına gelir, yada çatışma noktasına. Tabi yönetim kurulunun ne düşündüğünü bilmiyorum.
Şöyle bir görüntü çizilme çabası var; Biz toplumun düşüncesiyiz, duygusuyuz, anlayışıyız gibi. Bu çok sakat bir şey. Kendini bütün kitlenin heyecanı ve düşüncesi olarak görebilmek zavallısı olan insanlar var. Son günlerde medyada bunu doğrular bir tavır sergiledi. Kalkıp ta beni suçlayan ve burada sakıncalı gören insan nedenlerini konuşamıyor. Çünkü 14 yıldır benim alt yapıda faaliyetlerim var. Her şeyden önce Türkiye'de ilk gençlik geliştirme hareketi başlatan benim. Bu bile irdelenmesi gereken bir hadise. Ülkede hiç yapılamayan bir şeyi başlattım ve bir yere taşıdım. Galatasaray'ı çalıştırırken, bir yığın kulüpte profesyonelce teklif almama rağmen gelip alt yapının başına razı olabildim. İnsanın nelerden vazgeçip buraya razı olmasını anlamaları kolay bir şey değil.
İnsan kendi vitrininden vazgeçecek, ekonomisinden vazgeçecek, insanların ilgisini toplayabilecek mekanizmadan vazgeçecek ve burada yalnızlık, sessizlik hatta yetersizlikler içerisinde farklı mücadele edecek. Nasıl bir anlayış bu. Bana yapılan yakıştırmalar üzüntü vericiliğin yanı sıra utandırıcıdır da.
Ulusal takıma 12 tane alt yapıdan oyuncu yetiştirmiş olmak önemli bir hadise. 111 kişiyi altyapıdan gelip genç milli takıma yerleştirmek önemli bir hadise. Yığınla profesyonel takımlarda yer alan oyuncular var. Bu kadar üretken bir alt yapıyı kalkıp ta yetersiz ve değersiz görmek yada onla uğraşmak utandırıcıdır. İnsanların bilgisizliğinin de bir sınırı vardır.
-Şuanda transfer dönemi var? Trabzonspor'un alt yapısından alınabilecek futbolcular var mı? Alt yapıda ki futbolcular Trabzonspor'da oynamak için hazır mı?
Alt yapıyı iyi tanımak lazım. Diğer kulüpler genç oyuncuları tedarik yoluyla kapıyorlar. Yani başka yerlerdeki genç oyuncuları transfer ediyorlar. Çarpıcı olan taraf şu; Bütün oyuncularımız Trabzonlu. Başka oyuncumuz yok. Dışarıdan oyuncu almaya ihtiyaç var. Donamımız buna elverişli. Örneğin Trabzonspor geçen sene Galatasaray'dan sonra ulusal takıma en çok oyuncu veren kulüp. Hiçbir kulüpte bu söz konusu değil. Trabzonspor'un profesyonel takımında da kendi kaynağından 7 oyuncu var. Dünya'da yok böyle bir durum.
"Barış bile profesyonel bir takıma yanlış bir şekilde yanlış bir zamanda katıldı. Daha gelişmiş olması lazım...."

BARIŞ YANLIŞ BİR AKTARMA İDİ, UMARIM ZARAR VERMEZ
Bir ara takıma ihtiyaç var. Bu ara takım olmadığı zaman birden genç takıma, Barış örneğinde olduğu gibi, profesyonel takımda yer alması ciddi sorunlar yaratıyor.
Bunun ikinci etabında bir ara takımda oyuncu gelişmesini devam ettirmeli ve profesyonel takıma daha hazır gelmelidir. Barış bile profesyonel bir takıma yanlış bir şekilde yanlış bir zamanda katıldı. Daha gelişmiş olması lazım. Bir kısım eksikliklerini gidermiş olması lazım. Trabzonspor gibi büyük bir takımın ihtiyaçlarına cevap verecek yeterliliği kazanması gerekir.
Umarım hem kendisi hem de Trabzonspor bundan sorun yaşamaz.
Bu mekanizma bir ara takıma ihtiyaç duyuyor.
Bir de talep olacak ki buradaki oyuncuların yeterliliği o talebe dönük olarak bir işleme tabi olsun. Yoksa bizi çok tatmin eden oyuncu olsa dahi, üst yapı bir reddediş içerisinde kabul etmez bir tutum içerisinde ise olmaz.
-Böyle bir sorun yaşıyor musuz? Reddetmek gibi.
Bu biraz hocaların tutumuna bağlı. Ben diyorum ki hocaların tutumuna bağlı olmasın. Ben başkanlık yaptım. Bu mekanizmanın sistemli çalışması lazım.
Teknik sorumluluk üslendiğim döneme baktığımda genç takımdan Gökdeniz'i ve Hüseyin'i, Macit'i ve Hasan'ı kattık. Gökdeniz'in ayak parmağı kırıldı, devam edemedi. O dönemde oyuncular da A milli düzeyindeydi. Şimdiki gibi oyuncu sıkıntısı yaşanmıyordu.
Buradaki oyuncuların oraya aktarılması zamanlama ve ilişkiye dayanan aktarmalardı.

"Trabzonspor Galatasaray'dan sonra ulusal takıma en çok oyuncu veren kulüp olmasına rağmen yetersizlik yaşıyor..."

Trabzonspor Galatasaray'dan sonra ulusal takıma en çok oyuncu veren kulüp olmasına rağmen yetersizlik yaşıyor. Kaynaklarında yetersizlik yaşamıyor, kaynaklarını değerlendirme yönündeki ihtiyaçlarında yetersizlik yaşıyor. Türkiye'deki yetişen oyunculara en kolay ulaşan Trabzonspor, ama katma yönünde ihtiyaçlarımız giderilmediği için mecburen kendi yağımızda kavruluyoruz. Ulusal manada önemli ödevlerimiz var diyoruz, ama ayrıntıları ihmal ediyoruz.
-Transfer döneminde sizden faydalanıyorlar mı?
Hayır. Ben şunu alalım, bunu alalım da demem.
ONLARIN TEK TANIDIĞI YILDIZ GÖKDEKİ YILDIZDIR
-Futbolcular arasında da bir yıldız oyuncu tartışması var. En son Gökdeniz Rubin takımına transfer edilirken Başkan Sadri Şener'de, Gökdeniz'in yıldız futbolcu olmadığını söylemişti.
Siz bu tartışmalara nasıl bakıyorsunuz?
"Yıldız dendiği zaman bir kısım insanlar onları yıldız görmez çünkü onların tek tanıdığı yıldız gökteki yıldızdır..."

Yıldız dendiği zaman bir kısım insanlar onları yıldız görmez çünkü onların tek tanıdığı yıldız gökteki yıldızdır. Onlar bu tür oyuncuların yıldız değerlerini görmeye bilgi ve birikimleri yetmez. Elbetteki çok önemli oyuncularımız var.
Zira Trabzonspor hayatında kazanamadığı paraları bu oyunculardan kazanmış. Ulusal takımda yer alan oyuncu hala kendini kanıtlamış oyuncu değil mi?
Bu oyuncular belki şampiyonluk yaşamadı ama kupalar yaşadı. Çok görkemli oyunlar ortaya çıkardılar. Bunları reddetmek geleceğe yönelik olarak da insanları şimdiden mahkum etmek anlamına gelir. TS kendi kaynağını reddediyor. Önemsese bu oyuncuların gelişmesine çok önemli katkı yapacak. Zira bu oyuncuların en çok ihtiyacı olan destektir. Bu oyuncular artık tartışılacak değil, minnet duyulacak oyunculardır. Ayrılırken de çok büyük ekonomik katkılar yapmıştır. Halende Trabzonspor bu isimlerle övünüyor.
-Futbolun her kademesinin ayrı ayrı zorlukları var muhakkak. Futbolcu, antrenör, yönetici ve başkan bu kademelerin hangisinde toplumsal baskı daha çok hissediliyor?
Ben o konuda çok derin acılar yaşadığım yer yöneticilikti. Aşırı zor bir dönemdi. Sorunların üstesinden gelmek için verdiğim mücadele bir yana kitleye bir çok şeyi anlatmak, onların hoşgörülü olmasını sağlamak çok zordu. Kitle verdiğimiz mücadelenin acılarını, rahatsızlıklarını tahmin edemiyor. Kitle başarı istiyorlar. Ama başarı isteyenler katkı yapmak durumundadır. Ulusal takımda çok acılar çektim. Başkanlık en zoruydu.
GENÇLERİMİZİN ENERJİSİNİ TÜKETECEK GİRİŞİMLER YAPILMALI
-Trabzon gündemini takip ediyor musunuz? Yani Trabzon'da nelerin olup bittiği sizi yakından ilgilendirir mi?

"Bütün kulüpler bizim kulübümüz, bütün yöneticiler bizim yöneticilerimiz, bütün antrenörler bizim antrenörlerimiz, bütün çocuklar bizi çocuklarımız ve bütün dünya bizim dünyamız"

Trabzon bana göre biraz talihsiz bir şehir. Zengin doğasını iyi kullanamamış. Turizm potansiyeli var, iyi değerlendirememiş. Sanayi yönünden ihmal edilmiş, çok sınırlı bir tarım var. Fındık, çay ve Trabzonspor konuşuluyor. Ne olacak halimiz dediğimiz zaman dönüp bu üç unsurda takılıyoruz.
Oysa Trabzon'da başka şeylerde konuşulur hale gelmesi lazım. her şeyden önce Trabzonspor'un kültürel değerleri azımsanmayacak değerler, öne çıkarmak çok gerekli. Trabzon yine iş birliği hiç olmayan bir şehir. Küçük küçük girişimler değil de büyük girişimleri küçüklerin birleşimleri oluşturmalıdır. İnşaat sektöründe hareketlilik var ama çok büyük aykırılıkları var. İyi bir yaşama zemin hazırlayacak yeterlilikte değil.
Çok önemli ve özel alanlarımız konut yapma anlayışı ve hırsıyla ticari unsurlarla ve siyasi etkilerle yok ediliyor. Herkes gergin, kaygılı ve rahatsız. Böyle olunca üretkenlikte kısıtlanıyor. İnsanların güvenilir olması için güven vermek gerekir.
Hele de gençlerimiz kendilerinde gelecek görmedikleri yerde geleceği tahrip ederler bu kaçınılmazdır.
Gençlerin heyecanlarını ve enerjilerini tüketmeleri gerekiyor. Gençlik faaliyetlerimizde olabildiğince gençlerimize daha sağlıklı bir gelecek için güvenli kulvarlar açmaya çalışıyoruz.
Kendimize özgü güzel bir sloganımız var, 'Bütün kulüpler bizim kulübümüz, bütün yöneticiler bizim yöneticilerimiz, bütün antrenörler bizim antrenörlerimiz, bütün çocuklar bizi çocuklarımız ve bütün dünya bizim dünyamız'.