_________________________________________________________________




Beynin Temel Yapısı

Beyin üç temel kısımdan oluşmaktadır, arka beyin, ön beyin ve orta beyin adı verilen bu bölümler kendi içlerinde birbirleri ile haberleştikleri gibi herbiri de birbirinden bağımsız görevleri yerine getirirler.
Arka Beyin:
Soğanilik, beyincik ve varol köprüsünden oluşur. Soğanilik (medulla) omuriliğin beyin ile bağlantı yaptığı yerdeki şişkin bölgedir. Burası otonom sinir sistemini (kalbin atışı, kan basıncının ayarlanması, nefes alıp vermemiz vb..) kontrol eder. Beyincik (serebellum), beynin evriminde ilk adımlardan birini oluşturur. Omuriliğin beyinle birleştiği noktada, birbiri üzerine katlanmış ve kıvrılmış ufak bir yapıdır ve her iki beyin kürelerinin arka alt kısmına sokularak saklanmıştır. Beyin ile ilgili bilinenler çerçevesinde beyinciğin görevi; kas faaliyetlerimizi koordine ederek harketlerimizi düzgün ve akıcı bir hale getirmektir. Serebellum da meydana gelen bozukluklar, kişinin ayakta durmasını, hareketlerini ve denge kurmasını zorlaştırır.

Arka beynin bir kısmı, iğneden ipliği geçirirken, ameliyat yapılırken, piyano çalarken ve bisiklete binerken gerekli koordinasyonlarda kullanırız.
Orta Beyin:
Nispete küçük bir yapıya sahiptir. Orta beyin ön ve arka beyinleri birbirine birleştirmekle görevlidir. Orta beyin içinde işitme ve görme ile ilgili önemli işlevler gören nöronlar vardır (nöron: sinir hücresine verilen ad), bu bölüm aydınlığa ya da ışık kaynağına yönelmemizi sağlar.
Beyin sapı, beynin her üç kısmıyla (ön, arka, orta) ilişki halinde olan bir yapıdır. Beyin sapı omurgalı hayvanların hepsinde bulunan bir yapıdır . Beyin sapında olan nöron faaliyetlerinin büyük bir çoğunluğu, düşüncemizin kontrolü altında olmayan refleks hareketlerdir.
Ön Beyin:
Talamus, hipotalamus, limbik sistem, serebrum ve beyin kabuğundan oluşur. İlkel hayvanlarda bulunmaz. Sinir sistemindeki ağırlığın artması, serebrumdaki gelişmelerden dolayıdır. İnsan da bulunan her dört nörondan üçünün serebrum ile ilişki halinde olduğu anlaşılmıştır.
Talamus, duyu organlarından gelen nöronların beyin kabuğu ile ilişkisini sağlamakla görevlidir. Talamusun belirli bir bölümü görme ile ilgili sinirlerden gelen bilgileri alır ve korteks' in görme ile ilgili bölümüne iletir, duyu ile ilgili nöronlardan gelen bilgileri korteks' in duyma bölgesine iletir.
Hipotalamus, hipofiz salgı bezi ile talamus arasında yer alır. Son yıllarda en çok araştırılan beyin kısımlarından birisidir. Çok büyük olmamasına rağmen gördüğü işlevler son derece önemlidir. Hipotalamus "heyecan" ve "arzuların" denetlendiği merkezdir. Cinsel davranış, yeme, içme vb istekler bu merkez tarafından yönetilir. Ayrıca vücut sıcaklığını kontrol eden ve ısıyı normal
tutabilmek için önlemler alan merkezde burada bulunmaktadır. Saldırganlık duyusu, uyku ve uykusuzluk hali, iç salgı bezlerinin faaliyetlerinin denetlenmesi yine hipotalamus tarafından yapılmaktadır.
Limbik sistem, beyin sapının yukarı kısmı ile ön beyin arasında yer alan nöron ağından oluşur ve heyecanlanma, saldırma, kaçma gibi davranışlarla ilişkilidir. Limbik sisteminin bir kısmının heyecan yatıştırıcı işlevi bulunurken diğer kısımları korku davranışını ortaya çıkarır. Limbik sisteminde tahribat olan hastalar, dikkatlerinin bir an için dağılmasından sonra ne yapacaklarını hatırlayamazlar. Bu da limbik sistemin doğrudan hafıza ile bağlantılı olduğunu göstermektedir.



Beynin işleyişi & sinir sistemi
BEYNİN İŞLEYİŞİ

Yapay zeka araştırmaları, insan beyninin incelenmesi ve bu işlevlerin modellenmesi ile ilişkilidir. Kuşkusuz insan beyni bilinen en karmaşık yapıdır. Beyin, kendi kendisinin laboratuarda incelenmesine izin verdiği gibi, yine kendi kendisini yok edecek kararı da verebilir. Dolayısı ile “özyinelemeli” bu sürecin tam anlamıyla çözülebilmesi tartışılmaktadır.

Beynin çalışması uzmanlar tarafından üç temel bölüme ayrılmaktadır;

• Bilginin girişi
• Sentezleme ve kıyaslama
• Çıkış ve eylem

Yapılan onca araştırmaya rağmen, beynimiz hakkında elimizdeki en yoğun bilgi birikimi “bilginin girişi – çıkış ve eylem” safhalarına aittir. Beynin bir bilgiyi nasıl sentezlediği, kıyaslamaların neye dayanarak yapıldığı gibi noktalar halen muammadır.

Beynin çalışması pek tabi ki sinir sistemi ile doğrudan ilişkilidir. Sinir sisteminin bütün bölümleri beyin ile sıkı bir ilişki içerisindedir ve bir bütün olarak çalışır. Uzmanlar tarafından bugün sinir sistemi “çevresel” ve “merkezi” olmak üzere iki gruba ayrılır, bütün sinir hatları birbiri ile inanılmaz bir uyum içerisinde çalışmakta ve beynin bilgi akışını ustaca biçimlendirmektedir.






SİNİR SİSTEMİ

Sinir sisteminin beyin ve hareketlerimiz ile doğrudan ilişkili olduğundan daha önce bahsetmiştik, şimdi hep beraber sinir sisteminin bölümlerini inceleyelim;

• Merkezi sinir sistemi: Beyin ve omurilikteki tüm nöronları içerir (nöron: sinir hücresine verilen isim) insan bedeninin davranış ve işlevlerinin tümünün yönetimi elindedir.
• Çevresel sinir sistemi: Beyin ve omuriliği, kaslar, duyu organları, salgı bezleri vb. vücudun diğer tüm kısımları ile ilişkilendirilmiş sinirlerden oluşur. Çevresel sinir sistemi bağlı olduğu birimlerden alınan bilgileri, merkezi sinir sistemine iletir ve yönetimin sağlanmasında rol oynar.

Beynin işleyişinde temel özelliklerden birisi de, bilgileri geri dönüşümlü biçimde işleyebilmesidir. Her aşamada lif ve sinir bağlantılarının bir bölümü bir önceki aşamaya geri dönerek, bilgilendirme ve yeniden kontrolü sağlar.

Pozitif ve negatif geri beslemeli kontrol sistemleri sayesinde beyin yönetmekte olduğu işin gidişatını her an bilmektedir.

Psikolojik işlevlerin tümünde olduğu gibi zeka da beynin normal işleyişine bağlıdır. Bu işleyişi değiştiren neden, zekanın işleyişini de değiştirmektedir. Oksijen azalmasının veya yetersiz beslenmenin zihinsel gelişimde nasıl büyük rol oynadığını hatırlayınız.



BELLEK VE YAPISI

Bellek, bilgileri değişik kodlar halinde sentezleyen ve depolayan alt birimler topluluğu olarak ele alınmaktadır. Öğrenmeyi, akıl yürütmeyi, bilinci ve dolayısı ile kişinin davranışlarını düzenleyen temel bir beyin işlevidir.

1960 lardan sonra yapılan araştırmalarda, belleğin basitçe bilgi depolamaktan fazlasını yaptığı anlaşılmıştır. Bellek birçok zihinsel işlemin kesiştiği merkezdir. Çok aşamalı bellek yapısının kabul edilmesinden sonra bellek yapısı 3 ana kısımda incelenmeye başlandı. Bunlar duyusal kayıt, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellek olarak isimlendirilir.

İnsan algılama sisteminin kuşkusuz en önemli parçası dış uyaranlardır. Dış uyarılar, duyu alıcıları yolu ile duyusal belleğe ulaşır. Burada işlenmek veya üzerinde çalışılmak üzere kısa süreli belleğe gönderilirler. İşlem kısa süreli bellekte tamamlandıktan sonra depolanmak üzere uzun süreli belleğe gönderilir.

BELLEK ÇEŞİTLERİ

- Kısa süreli bellek:

Burada daha çok işitsel ve dile dayalı bilgiler toplanır. Kısa süreli bellek, işleme dönük çalıştığından üzerinde çalışılmayan bilgiler kendiliğinden yok olur. Kısa süreli bellek geçici depolama görevini üstlenmektedir.

- Uzun süreli bellek:

Bu bellek türü, yeni öğrenilen bilgilerin eskileri ışığında saklandığı / güncellendiği türdür. Buradan yola çıkarsak, kısasüreli bellek günümüz bilgisayarlarının RAM' ine uzun süreli bellek ise Hard Disk' ine benzetilebilir.

Uzun süreli bellekte bilgiler, kısa süreli bellekte olduğu gibi ilk önce sözel kodlamaya dayanırlar. Sözel kodlama olmadığı durumlarda ise, hayali görsel / yarı görsel kodlama devreye girer. Burada uzun süreli belleğin bir başka görevi de anlamsal ve yapısal ilişkileri de birbiri ile uyum içerisinde saklamaktır.

Bilginin kodlanması sırasında birey, bilgiyi istediği şekilde gruplayabilir. Sistemli gruplandırılmış bilgiler kalıcı olmaktadır.

- Açık bellek:

İstemli olarak anımsanarak, sözlü olarak ifade edilebilecek anılardan oluşur. Örneğin bir kişiye ait bir dizi sözcük verilerek bu sözcükleri tekrarlaması isteniliyor, bu yapılırken birey açık belleği kullanmaktadır.

- Kapalı bellek:

Açık belleğin tam olarak karşıtıdır. Bu bellek türünde, anılar istemli olarak anımsanıp sözlü olarak ifade edilmez. Burada anılar ya da beceriler tekrar yoluyla ortaya çıkar. Bisiklete binmek buna örnek olarak gösterilebilir.

- Olaysal bellek:

Kişinin başından geçen olay ve özel durumlardan oluşur.

- İlişkilendirme belleği:

Sembollerin yorumlanmasında ve yapılandırılmasında kullanılan bellek türüdür. Örneğin yaşadığınız şehirle ilgili bir anı, bu kentin yüz ölçümü, nüfusu ve belirli özellikleri gibi niteliklere erişmekte kullanılabilir.

- Hiyerarşik bellek:

Yapılanmada bilgiler bir ilişkilenme içerisinde yer alırlar. Kedi denilince akla kediyle ilişkili söylenebilecek pek çok hayvan gelmektedir. (örn: fare, köpek vb..)

BELLEĞİN YAPISI NEDİR

Belleğin yapısının temelini, nöronlar ve nöronların bağlantı noktaları olan sinapslar oluşturur. Bilimadamlarınca bellek şu şekilde açıklanmaktadır;

"Sinir sisteminde devinimsiz yansımalı sinir devreleri bulunmaktadır. Sinir devresini oluşturan yüzlerce nörondan birisi elektriksel haraketliliğe başlayınca bu akım komşu nöronlara iletilir. Nöronlar, çemberin son hücresi olan elektrik akımının başladığı nörona tekrar akımı iletirler. Böylece elektrik akımının çember boyunca dolaşımı sağlanır.

Yansımalı devrelerde aktivitelerin süresi 14-18 saate kadar sürebilir. Devrede dolaşıp duran bu sinyal anıları temsil eder. Birçok yansımalı devre bir araya gelerek anıları uzun süre canlı tutabilirler.

Uzun süreli bellekte ise temel olay 'uzun süreli potansiasyon' dur. Bir sinir yolu, üst üste kısa süreli ve güçlü olmayan elektriksel darbelerle uyarıldıktan bir süre sonra tek tek uyarılara daha yüksek genlikte yanıtlar vermeye başlar. Dolayısı ile yinelenen bilgi sinir sisteminde kendisine yol açar. O bilgi ile bir uyarı geldiğinde, bilginin yolu bilindiğinden tümü
birden anımsanır."



Zekanın Tanımı

Yapay zeka, günümüzde pek çok bilim adamı tarafından halen araştırılmakta olan ve heyecan verici bir konudur. Pek çok kişi doğanın ve insanoğlunun hareket ve davranışlarının makineler tarafından modellenmesinin imkansız olduğu düşüncesini savunsa da, çalışmalar bunun o kadar da imkansız olmadığını ispatlamaktadır.

Yapay zekanın makinelerce modellenmesi, temelde yoğun matematiğe dayanmaktadır. Her ne kadar doğala çok yakın davranışlar sergileyen yapay zeka örnekleri geliştirilmişse de, çalışmalar bir şeyin kesinliğini ortaya çıkartmıştır.
“Hiçbir yapay zeka, insanoğlunun davranışlarını birebir uygulayamaz”
Yapay zekanın anlamı, bir bilgisayarın yada bilgisayar denetimli bir makinenin genellikle insana özgü nitelikler olduğu varsayılan akıl yürütme, anlam çıkarma ve genelleme gibi yüksek zihinsel aktivitelerin yerine getirebilme yeteneği olarak tanımlanmaktadır.
Şüphesiz bilgisayar teknolojisinin modellemekte en çok zorlandığı kavram “zeka” dır. Zekanın tanımı pek çok farklı şekillerde yapılmaktadır.
Örneğin;
• Zeka; bireyin amaçlı bir biçimde hareket edebilme, mantıklı düşünebilme ve çevresine uyum gösterme yetilerinin tamamıdır (Wechsler, Amerikan psikolog)
• Zeka; bir amacın gerçekleştirilmesi için araçların duruma uygun kılınmasıdır (P. Oleron, psikolog)
Bu tanımlamaların yanında, bir de prof. Howard Gardner, çoklu zeka kavramını ileri sürmüştür. Gardner teorisine göre farklı zeka tür ve grupları vardır ve bunlar 8 grupta toplanabilir.
Bu tanımdan yola çıkarak, pek çok araştırmacı farklı tanımlar öne sürmüştür (Daniel Goleman, duygusal zeka, R. Bandler ve J.Grinder, NLP kuramı vb..) çoklu zeka teorisine göre herkesin zeki olabilme ihtimali vardır, önemli olan hangi zeka türü üzerinde








Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3069
favori
like
share
zero Tarih: 17.04.2008 17:31
Emeğine sağlık.
SU-PERISI Tarih: 17.04.2008 17:30
paylaşımın için saol cihanasran.