Gunluk hayatta bazen anlasamadigimiz konular oluyor, tatsizliklarla yuz yuze gelebiliyoruz.

Boylesine huzur kaciran durumlarda belli bir davranis halimiz var midir? Cevremizle ters dustugumuz durumlarda "uyum gostermeli, anlayisli olmaliyim" diyebiliyor muyuz? Yoksa, 'ne pahasina olursa olsun dusundugumu kabul ettirmeli, istedigimi yaptirmaliyim' diye mi dusunuyoruz?

Boyle anlasmazliklara maruz kaldigimiz yerlerde bir olcumuz olmali, uygulayacagimiz bir anlayisimiz bulunmalidir.

Mumine mahsus bu olcu ve anlayisi Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) haber vermis ve mumini soyle tarif buyurmustur :

- Mumin anlasan, anlastiran insandir!..

Evet, kamil ve olgun mumin, anlasmazliga dustugu yerlerde dayatmayi, uyusmazligi, inadi tercih ve temsil etmez. Fanatik ve iddiaci bir adam goruntusu vermez. Ne pahasina olursa olsun kendi dedigini kabul ettirme dayatmasina yonelmez.

Ya ne yapar? Fedakarliklarla da olsa cevreyle anlasmayi, anlastirmayi, isi tatliya baglamayi, helalleserek halletmeyi esas alir. Cunku kendisi mumindir.

Mumin ise Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) tarifiyle :

- Anlasan, baskalarini da anlastiran adam, demektir.

Muminin yapici yanini boyle tarif eden Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), arkasindan da eklemis:

- Anlasmayan ve anlastirmaya gayret etmeyen muminde hayir yoktur!

Denebilir ki; ben anlasmak istiyorum; ama muhatabim bir turlu anlasmaya yanasmiyor.

Dogrudur. Boyle uyumsuz kimseler de vardir. Ancak kamil muminin gorevi, boyle anlasmazliklarda dahi kirip dokmeden, bir tarafi yikip incitmeden care bulmak ve helallesmelerle konuyu barisa baglamaktir.

Gurultusu, Rasulullah'in (sallallahu aleyhi ve sellem) hanesinde duyulacak kadar heyecanli bir anlasmazlik olayi arz etmek istiyorum. Bakin kamil muminler, boylesine bir anlasmazligi nasil aninda helalleserek anlasmaya donusturmuslerdir gorelim.

Ka'b bin Malik ile Ibni ebi Hadred, Mescid-i Saadet'e namaza gelmislerdi. Ancak Ka'b'in otekinde alacagi vardi. Hazir yan yana gelmisken alacagi olan parasini istedi. Borclu da henuz eksigini tamamlayamadigindan hemen veremeyecegini ifade etti.

Derken sesler yukseldi, gurultu Rasulullah'in (sallallahu aleyhi ve sellem) hanesinden duyuldugundan, mescide bakan pencereden perdeyi kaldirarak boynunu uzatip iki tarafa da bakan Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), iki mumin arasinda bir alacak verecek anlasmazligi oldugunu anladi.

Muminler arasindaki anlasmazliklar muminlere mahsus sekilde sonuclanmaliydi. Bu, kamil muminin vasfiydi. Bunun icin de gucu yeten tarafin birazcik fedakarligi gerekirdi.

Bu yuzden Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), alacakli olan Ka'b bin Malik'e, sag elinin sehadet parmagini yukariya dogru dikerek ortasindan bolme isareti yaptiktan sonra, "Alacaginin yarisini bagisla, sen bunu yapabilirsin, durumun boyle bir fedakarliga musaittir." tavsiyesinde bulundu. Ka'b, kamil muminin vasfini bildiginden anlasmaz insan olmak istemiyordu. Hemen cevap verdi :

- Basim gozum ustune ya Rasulallah. Alacagimin yarisini bagislayarak anlasan mumin olmayi tercih ediyorum.

Bu defa borclu Ibni ebi Hadred'e isaret eden Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) :

- Kalk sen de kalan borcunu ode, senin de buna gucun yeter buyurdu.

- Hemen oduyorum ya Rasulallah, bu kadarina elbette gucum yeter artik dedi.

Boylece gurultulu bir anlasmazlik, aninda kucaklasip helallesmeyle sona erdi.

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki :

- Mumin anlasan, anlastiran insandir. Arkasindan da ekledi :

- Anlasmayan, anlastirmak icin gayret gostermeyen muminde hayir yoktur!..


alıntıdır

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 395
favori
like
share
by_KaRizMa Tarih: 27.04.2008 22:48
Allah razi olsun sagol