Acımayı, sevmeyi ve sevilmeyi içimizin derinliklerinde hissedebilmemiz için bir yürek verildi...çoğu zaman sevdik ama sevilmediğimizi düşündük...
Bazen sevgiden kaçtık.
Çünkü taşıyamadık...
Sevmeleri bir çok kez erteledik ne kadar değerli olduğunu öğrenmiş saysak da kendimizi,
Eksik öğrendiğimizi öğrenemedik...
Öğrendiğimizde ise ya kimsemiz kalmamıştı, yada bir dahaki sefere deyip yine yarınlara erteledik...oysa sevgi ertelenecek bir şey değildi.

Dostlarımızla gereği kadar ilgilenemedik.

Çünkü yapmamız gereken işlerimiz vardı. Arandığımız zaman hep meşguldük,
Dostlara ayıracak zamanımız yoktu.
Vefasızlık Diz boyu oldu
Ama
Ama farkına varamadık...
İlişkilerimizin muhasebesini yapmaya, işlerimizin muhasebesini yapmaktan zaman bulamadık.
Ağlarken Yüzümüz Kızardı ağlamaktan utandık,
Nemli gözlerimizi herkesten kaçırdık...
Oysa bir çocuktan utanmayı beceremedik,
İyi bir örnek edasıyla küfrettik ayıpsa ayıp deyip.

Yırtık kazaklı, çıplak ayaklı, hüzün bakışlı sokak çocukları, değerimizde çakıl taşı gibi sertti. dokunsak, saçını okşasak elimiz acıyacak gibiydi...
Oysa Kelebek kadar narin olduklarını göremedik...yada görmek istemedik.
Anlayamadık bir türlü ve anlamak istemedik köprü altı meskenleri diye dışlamak daha bir kolay geldi sanki...sıcak odadan içeriye giren gün ışımıyla uyandıklarını düşünmek,
soğuk gecenin kollarından uyanmaktan daha vicdan rahatlatıcı geldi.
Ama çoğu zaman bir şey yapmadık,
Yetişecek yerlerimiz vardı; çünkü acelemiz vardı, dakikliğimiz önemliydi iş toplantılarında.


Şimdi sadece yapmayın diyebiliyorum, yapmayalım diyebiliyorum...
Ertelemelerden biraz soyutlanalım diyebiliyorum. biraz dinlenelim ve hızlı geçen zamanımıza aşklarımızdan, işlerimizden başka güzel şeylerde sığdıralım diyebiliyorum.

alıntı

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 285
favori
like
share
BaL Böcüğü Tarih: 23.04.2008 15:07
paylasim icin tskler