AGLIYOR YALOVA

17 Agustos’ta ;
Bir çocuk Agliyor
Enkazlarla Yigili Malazgirt caddesinde
Dogdugu ev yikilmis

Az ilerde ise bir anne
Iki elini basana götürmüs, agladi, aglayacak..
Içecek ne bir suyu
Ne de Akitacak gözyasi var
Kurumus göz pinarlarinda

Bir baba agliyor Hacimehmet ovasinda
Tirnaklariyla kaziyarak enkazi bagiriyor
“ Boncugum, Dilara neredesin?”

Agliyor Yalova, kan ter içinde
Ve gökyüzünde bulutlar agliyor Yalova için
Günes olabildigince kizgin
Yalova’ya ihanet edenler

AYHAN ALSAN'A

Söyle Karayagiz!
Neden kapattin perdeyi ?
Oysa seninle siirler okuyacaktik..
Içinde ayrilik ve hüzün olmayan...
Mendirekte özgürlük türküleri söyleyecektik
Gökyüzüne mutlulugun resmini yapacaktik

En güzel çiçegi...
Umut çiçegini
Hep birlikte sulayacaktik
Yalova sahillerinde
Özlemlerimizi dile getirecektik
Çiçege ve Umuda dair...

Ve sen!
Yine yeniden Toros canavari olacaktin
O Insan sevgisi yüreginle
Olmadi Karayagiz, olmadi
Perde bu kadar erken kapanmamaliydi
Simdilik mutlulugumuz olmasa da
Yalova’nin acilari vardi
Seninle paylasmayi bekleyen

BIR ZAMANLAR YALOVA
Dün,
Yalova bahçelerinde,
Seralari gezdim saatlerce.
Elma bahçeleri içinde,
Gelincikleri, Kasimpatilari,
Papatyalari da gördüm.
Çiçek seralarinda,
Domates, kivircik degil,
Gülleri, Karanfilleri kokladim.

Sonra,
Kepenksiz dükkanlar arasinda
Yalova sokaklarini dolastim…
Evlerin balkonlarinda,
Yapay çiçekler degil,
Zambaklar, sarmasiklar sarkiyordu.
Ve Yalova pazarinda,
Amasya degil,
Yalova elmasi satiliyordu…

Balaban deresinde çakil taslari arasinda,
Oltayla degil,
Çuval ile balik yakaladim…
Damacanadan degil,
Yalova deresinden içtim suyu,
Avuç avuç.

Yalova sahilinde…
Arabalarin korna sesleri degil,
Faytona bagli bir çift atin nal sesleri
Duyuluyordu…
Bir de pamuk sekerci Niyazi dedenin sesi.

Bekirin gazinosundaSanat,
Akasya parkta ise
Halk müzigi yükseliyordu.
Sahil kolibasili degil,
Midye doluydu

Ve sonra,
Kan ter içinde
Uyaniyorum.
Yüzlerce kez,
“Keske, keske” diyorum.

“YALOVA'NIN”

Yalova'nin Elmasi
Çiçegi
Üzümü
Yesili
Denizi
Kaplicasi


Ama…
Hepsinden önce
Ekmegi bozuldu.
Simdi mi?
Mantarlastik!


Çünkü,
Artik
Sadece
Yalova matari var.

“SEYIRLIK”

Evim iki kilometre uzaktaydi,
Yalova iskelesine.
Bahçedeki dut agacina
Çiktigimda,
El sallardim,
Arabali vapuruna.

Haci Mehmet
Safran köyünü görürdüm
Evimin çatisindan.
Otobüslerin korna sesleri
Duyulurdu,
Cumhuriyet Meydanindan.

Simdi
Yine çikiyorum çatiya,
Sadece
Güzel komsum Melahat'i
Görüyorum,
Yemek pisirirken.

“YALOVA'LISIN DEMEK”

“Yalova'lisin demek ki” dediler.
Sonrada eklediler:
“Sizin oralarda ne güzel elma bahçeleri var.”
Bizim buralarda ne elma bahçeleri vardi!
Önce agaçlar kesildi,
Sonra da araziler…
Simdi ne elmasi kaldi,
Ne de bahçesi…

“Yalova'lisin demek ki” dediler.
Sonra da eklediler:
“Sizin orada her tür çiçek yetisir.
“Seralariniz bir baska…”
Bizim buralarda çiçek seralari ne güzeldi!
Önce çiçek seralari,
Sonra da yesil alanlar yok oldu.

“Yalova”lisin demekki” dediler.
Sonra da eklediler:
Sizin Termal Kaplicalariniz ne kadar güzel”
Bizim tarihi eserlerle çevrili
Termal'imiz vardi!..
Önce Çinar agaçlarini,
Sonra da,
Tarihi kalintilari temizledik.

“Yalova'lisin demekki” dediler
Sonra da eklediler:
“Demek Atatürk'ün kentindesin”
Tam üç kösk birakmisti,
Bizlere,
Gelecek kusaklara…
Önce Yürüyen köskü kapattilar,
Sonra da bir digerini…

“Yalovalisin demek ki dediler:
Sonra da eklediler:
Sizin oralarda
Ne çok uyusturucu çiftligi varmis?
“Çetelerde cirit atiyormus”

YALOVA'YI ANLATMAK

Yalova da dogacaktin
Çamurlu yollarda
Düsüp kalkacaktin
Karanlik sokaklarda,
Korkmadan dolasacaktin.

Sonra,
Bugdaytarlalarinda,
Elma bahçelerinde,
Yorgunluk atip
Tütün saracaktin.
Ihlamur kokusu arasinda
Çekecektin
Nefes nefes

En keyiflisi de…
Aksamlari
Kussesleri arasinda
Berrak akan
Safran deresi kenarinda
Gizlice sarap içmek…

Hele birde paran olacakti.
Dört kez turlayacaktin faytonla
Sahili…
Bak nasil sarhos olacaktin.
Elbette iki bardak içtigin
Ucuz Marmara sarabindan
Degil,
Denizdeki yakamozlar
Yosun kokusu
Sarhos ederdi adami…

Sözün özü
Anlat bana diyorsun burayi
Erzurumlu Kemal,
Nasil anlatayim ki,
Yalova
Anlatilmaz…
Anlamak için
Yalova'da dogacaktin.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 4437
favori
like
share
sıgınak Tarih: 04.12.2012 10:15
tşk
Sari Menekse Tarih: 13.05.2008 20:29
“GÖÇMEN RECEP “
A be göçmen recep,
Oldu mu simdi!
Telefon kulübesinin
Önünde
Cep'le konusmak.

A be göçmen recep,
Oldu mu simdi,
Elde tespih
Belde wolkman
Çengi mahallesinde
Lambada yapmak.

A be göçmen recep,
Dört yil önce yoktu
Çayin sekerin,
Simdi her gece dersin
Nerde benim kestane sekerim.

A be göçmen recep,
Komsun bulamaz,
Makarnanin çubugini
Sen takarsin
Iktidar çubugini.


“KÜÇÜK YASAR “
Diyarbakirli yasar
9 yasinda.
5 yil önce göçmüs yalova ya.
Sabah okula,aksam ise.
Okurken isini,
Isteyken okulunu düsünür.
Babasi,
Is bulursa çalisanlardan
Diyarbakirli yasar,
9 yasinda
Ayaginda 38 numara ayakkabi..
Üstünde boyu kadar bir palto.
Altinda konserve kutusu
Önünde bir boya sandigi
Küçük yasar ayakkabi boyacisi..
Okursam,çok para kazanirsam bir gün
Kendime bir boya sandigi alacagim.
Diyor,
Diyabakirli küçük yasar.

Yani yasar
Büyüyünce,okuyunca
Büyük boyai olacak.
Diyabakirli yasar.
Isini yaparken yalova iskelesi'nde,
Kesik,kesik öksürüyor.
Öksürürken,cigerlerini tutuyor,
Diyarbakirli küçük yasar.
Aksama sicak bir çorba içersem.
Kesilir öksürük diyor..

Oysa ben bilirim ki
Küçük yasar.
Iyi oldugu ünlerde de
Çorba içiyor.

DEREAGZI'NDA “
Dereagzi'na dogru,
Agir agir yürüyen
Su saçlari kirlasmis adam.
Ya da
Herkesin dedigi gibi
Yalova'nin berdusu
Biliyorum.
O da sevmisti bir zamanlar.
Büyük bir umutla.
Dudaklari kenetlenmisti sanki,
Anlatamamisti sevdigini.
Duyuramamisti
Terkedilmisligin acisini
Gözleri buruk buruktu.
Haykirmak istiyordu belli.
Sitem etmisti yasama
Ince ayaklari zor tasiyordu
Yillarin aci hatiralarini.
En büyük dostu
Bos masalardi.
Mekan edinmisti
Dereagzi'ndaki ahsap binayi.
Bilmiyorum.
Yine içecek orada
Sabaha kadar.
Teselli arayacakti kadehlarde.
Yudum yudum
Silecekti anilari.
Az sonra unutacakti herseyi
Yigilip kalacakti yine,
Dereagzi'ndaki
Los kaldirimlara.

“O'NU TANIR MISINIZ ?”
O, yalova'da, bir gecekonduda dünyaya geldi.
O, hiç bir zaman doktorla karsilasamadi.
O, hiç bir zaman yünlü çocuk bezi kullanamadi.
O, hiç bir zaman elma sekerinin tadina bakamadi.
O, hiç bir zaman deniz kenarinda kumdan kaleler yapamadi.
O, hiç bir zaman renkli balonlarla kosup oynayamadi.
O, hiç bir zaman atli karincada dönemedi.
O, hiç bir zaman çarpisan araba süremedi.
O, hiç bir zaman bisiklete binemedi.
O, hiç bir zaman kokulu silgilere sahip olamadi.
O, hiç bir zaman renkli kalamlerle defterini boyayamadi.
O, ilk kez 4 yasinda bir bayram sabahi et ile tanisti.
O, ilk kez 7 yasinda pazarda limon satip para kazandi.
O, ilk kez 9 yasinda okul önlügünü giydi.
O, 11 yasinda iken,
Açliktan ve soguktan tir tir titreyerek büyüyen gözbebeklerini,
O, son kez de olsa rahat bir yatakta bile yatamadi.
O'nu iste simdi tanidiniz.!

“AYSE “
Ayse büyük acilar içinde..
Ama büyük bir umutla çikmisti
Dere mahallesindeki evinden.
Ilk bebegi gelecekti dünyaya.
Bir komsusu
Taksi çagiralim dedi.
Ayse, hastane yakin,
Zaten para da yok
Diyerek,
Yola koyuldu.
Ayse sancilar içinde
Yürüdü hastaneye.
Tam varacakken,
Ayse
Belediye çukuruna
Düstü..
Sonra da bebegi.

“HALIM ILE HALIME “
Yillar öncesinin yalovasi'nda.
Soguk bir kis günü.
Tahta köprünün üstünde
Birbirlerini tanidilar.
Halim ile halime..
Halim lise sona.
Halime ise
Elma toolamaya gidiyordu..

Sonra..
Her sabah ayni saatte.
Tahta köprünün üstünde
Görüstüler gizlice..
Üçüncü sabah
Tanimislardi aski..
Sevmeyi sevilmeyi.
Halim ile halime..
Üsüyordu..

Titriyordu dudaklari.
Yanibaslarindan akan
Derenin azgin sularinda
Bogulmaktan korktugu gibi.

Yagmurlu bir sabah
Çinar agacinin altinda
Ilk kez el ele tutustular.
Birbirlerine fisildadilar.
Her yagmur tanesi
Sevgimizi yüceltecek..

Bir kaç yil sonra
Halim üniversiteyi kazanip
Gitmisti ankara'ya..
Halime ise..
Çeyiz düzmek için fabrikaya..
Halim, büyüksehirde
Bir tek agacin olmadigi
Isikli genis caddelerde
Kaybederken geçmisini..
Halime de kaybediyordu isini.

Bir sonbahar günü
Sararan yapraklarin
Dört bir tarafa savruldugu gibi
Savrulmuslardi,
Halim ile halime.
Bir yil sonra da
Tahta köprü yikildi.
Büyük çinar agaci da
Çürüyüp, kurumustu

SIIRLER: FARUK KIRTAY

XXX

OKURLARDAN GELEN YALOVA SIIRLERI

Atatürk’ün Kenti Yalova

Çiçeklerle, seralarla,ormanlarla süslüdür,
Karaca Arboretum'la bülbül seslidir,
Ondokuz Agustosta yürekler yaslidir,
Atatürk'ün Yali kent dedigi Yalova.

Çinarlarla kaplidir, yesil mavi yollari,
Çocuk kültür senligi ile açar elleri,
Bin derde dermandir, Termal'in sifa sulu yerleri,
Atatürk'ün güzel kent dedigi Yalova.

Bindokuzyüzdoksanbeste, yetmisyedinci il oldu,
Delmeceyle, Erikliyle, Kadirgayla, Altin Çinarla güldü,
Atatürk'ü "Yürüyen Kösk'te yasarken buldu,
Atatürk'ün yasanacak kent dedigi Yalova.

Akköy'de, Kocadere'de, Tavsanli'da sehitler verdi,
Yagli güreslerde söleni, coskuyu buldu,
Temmuzda özgürlük bayramini sehit kaniyla aldi,
Atatürk'ün vatansever kent dedigi Yalova.

Altin Karanfiller kokar halk oyunlarinda,
Çiçekçilik fuarinda çiçekler boylarinda,
Dürüstlük, temizlik, insanlarinin huylarinda,
Atatürk'ün dürüst kent dedigi Yalova.

Ihlamuruyla, kestanesiyle, baliyla,
Senköy'ün festivalli kizilciklariyla,
Altinova'nin kirazi, hurmasi,dag çilegi, gülüyle,
Atatürk'ün meshur kent dedigi Yalova.

Gün batiminda yakamozlar görülür,
Çinarcik'ta, Esenköy'de, Armutlu'da denizlere girilir,
Kurtköy'de Kirmizi benekli alabaligin tadina varilir,
Atatürk'ün çiçek kent dedigi Yalova.

Güneyköy'de altin, gümüs islenir,
Sugören'de ipek hali baslanir,
Yalova'da yasayan Yalova'da yaslanir,
Atatürk'ün gelecegin kenti dedigi Yalova.

Hayrettin Karaca, Sirri Acar, Mehmet Okur,
Ögretmen Yusuf Ziya sani ile anilir,
Yagli kir pidesi sofralarda sunulur,
Atatürk'ün gül kent dedigi Yalova.

Su düsen çaglayanindan sular dökülür,
Yamaçlara elma ile gül fidani dikilir,
Istanbul'dan, Bursa'dan insanin gözüne takilir,
Atatürk'ün su kenti dedigi Yalova.

Türk boylari, Kafkaslardan sölenlere gelirler,
Yalova'da yasayanlar huzur bulurlar,
Istanbul'u Marmara'dan görürler,
Atatürk'ün benim kentimdir dedigi Yalova.

03.12.2007 Yavuz Bayram Çaliskan

YALOVA'DA SENIN IÇIN...

Vakit Gecenin Yarisiydi…
Sessizlik Bürümüstü Yalova’yi..
Sahilde Ayak Sesleri Yoktu
Sarhoslarin Naralari Geliyordu Uzaklardan…

Dalgalar Susmus
Türkülerini Söylemiyorlardi Denizciler Bu Gece
Gazoz Kapakli Dilenci Bile
Yoktu Ortalikta…

Sanki Aglamakliydi Yalova
Yalova Hüzün Doluydu
Yalova Sensiz
Yalova Zavalliydi

Elinden Tutacak Bir Arkadasi Yoktu
Tipki Benim Gibi O Da Kimsesizdi
Kaderimizi Paylasiyorduk
Karanliga Gömülerek

Gözyaslarim Süzülüyordu
Yanaklarimdan…
Ve Ben Sana Bir Tanem
Yalova’da Senin Için Agliyordum

25 Mart 2008 Yalova
Fatma Diner
Sari Menekse Tarih: 13.05.2008 20:28
''TERMAL BIZIMDIR.”
Esleriyle, çocuklariyla,
Hep birlikte gelmisler.
Yan yana, omuz omuza.
Haykiriyorlar.
''Termal Bizimdir, Bizim kalacak.'

Yalovalilar,
Yürüyorlar hep birlikte,
Termal atatürk kösküne.
Tek bir ses duyuluyor,
''Termal Bizimdir, Bizim kalacak.''

Küçük bir çocuk,
Atatürk'ün büstüne sariliyor.
Sonra da annesi ve babasi.
Agliyarak bagiriyor,
''Termal Bizimdir, Bizim kalacak.''

Ihtiyar bir köylü,
Yasli gözlerle seyrediyor,
Tüm olan biteni.
Aglamak istiyor,
Yapamiyor,
Önce yumrugunu sikiyor,
Sonra da dislerini.
Mirildaniyor
'' Güçlü olmanin tam zamanidir simdi.''

'' PANDELI ''

Termal otel'inin
Ilk bahçevaniymis
Pandeli.
Ilk kez 1935' te tanimis
Mustafa kemal'i.
Mavi çamlara
Ortancalara
Can suyu vermis
Yillarca.
1969'da ise
Pandeli
Can vermis.
Eger ki;
Bir onbes yil daha
Yasasaydi
Pandeli,
Görecekti
Termal oteli
Emin olun ki,
Olacakti
Tamdeli.

''NETEKEM -II -''

Bu termal otel
Selçuklar' dan mi
Yoksa
Osmanlilar' dan mi
Bize kaldi?
Netekem.
Yikin bu
Termal oteli.
Çünkü!
Atatürkçü'yüm
Netekem..

''HERSEYE RAGMEN''
Yasamak!
Elbet güzel
Ama yalova'da
Bir baska güzel
Üstelik
Her seye ragmen
Yalova
Bir baska güzel.

'' SESLENMIS ''
Sana anlatmak istedim
Yazdiklarimin
Her kalimesinde,
Dünü, bugünü.
Her cümlesinde
Özlemimi dile getirdim
Mutlugu düsledim
Satirlarimda.
Bir dünya yarattim
Kalemimle
Gözyaslarindan yagmur,
Rüzgarlarindan,
Özgürlük türküsü esiyordu.
Ve sanki sen
Karabulutlar arasinda
Göremiyordun
Gökyüzünü.

'' BIYOGRAFI ''
1960'da yalova'da
Dogmusum.
Tam yirmibir gün sonra da
Darbe olmus.

Ilkokulum müfettis hamdi girgin
Ilk ögretmenim ise artist mümin..

Ilk kez on yasinda duydum
Hasan mutlucan'in gür sesini..

Ilk dogum günümü
11 yasinda kutladim,
Babamin tatlici arnavut hamza' dan
Aldigi tulumba tatlisiyla.

Bir yil sonra yine bekledim
Dogum günümü..
O gün ne tulumba tatlisi geldi..
Ne de çamlica gazozu..
Surat yapinca, geldi cevabi.
Bugün gençler asildi
Daragacinda.

Yani anlayacaginiz
Ilk dogum günüm,
Son olmustu.

Sonra, gençlik devri.
Ilk ask ve
Ilk hüsran..

Ilk yazimi
17 yasinda yazdim
Arabacilar sokaginda
Bir duvara
“Bagimsiz Türkiye


Ilk copu kafamda
Gece bekçisi Niyazi kirdi.
Ilk ifademi
Komiser Hulusi amca aldi.

Sonra bir sabah yine uyandim
Hasan Mutlucan'in gür sesiyle.

Bes yil sonra
Boyun egdim,
Simdiki esime.
Suskun ve duru bir denize
Benzeyen toplumun
'Çagla'masi için
Çagla adini verdim.
Ayni yil dogan kizima.

Bir bes yil sonra
Darbe olmadi!
Ama!
Hiç bir sey de degismedi.
Bir seylerin degismesi için
Çagri adini verdim
O yil doga kizima.

Simdi ise
Yine yaziyorum.
Duvarlara degil,
Bilgisayara..


“HALIL IBRAHIM “

Yalova'da
Her gün,
Sokak ortasinda
'Acisiz sicak lahmacun'
Diye bagirdi
Güleç yüzlü halil ibrahim..
Bir gün..
'Çocuk düsüyor' diye bagirdi.
Kimse ne dedigini anlamadi.
Bes yasindaki kiz
Besinci katin balkonunda..
Düstü düsecek..
Ok gibi firladi besinci kata.
Yukari çiktiginda..
Açamadi kilitli kapiyi
Buldugu bir çarsafla
Fisek gibi indi
Asagiya..
Bes yasindaki kiz
Besinci katin balkonunda..
Düstü, düse..
Çarsafin bir ucunda
Halil ibrahim.
Bir ucunda ben..
Bes yasindaki kiz
Besinci katin balkonundan
Düstü
Çarsafa.
Kucakladi çocugu
Halil ibrahim..
Çocuk agliyordu
Korkusundan
Halil ibrahim
Sevincinden..
Bir hafta sonra
Yine geldi yanima.
Artik, adi da çikmisti
Cankurtarana..
Bir anons duyuldu birden
Belediye hoparlörinden
Çinarcik'ta kaza olmus
Kana çok ihtiyaç varmis...
Irkildi!
Halil ibrahim.
Bir korku düstü yüregine..
Elleri titredi.
Bir hafta önce,
Benim oglan burada
Ise basladi..
Diye mirildandi..
Sonra da ekledi
Içim çok sikiliyor,
Oraya bir gitsem!
Gittigimde..
Kanlar içersinde buldum
Halil ibrahim'in
Onyedi yasindaki isçi oglunu..
Döndügümde..
Cankurtaran
Halil ibrahim
Agliyordu acisindan..
Simdi ise,
Halil ibrahim.
Acilar içersinde
Acili lahmacun yapiyor
Karamürsel caddesinde.

“HA SANA !”

Hasan'i on yil önce görmüstüm ilk kez,
Yalova'da deniz kenarinda
Toprak yiginlari arasinda,
Küçük bir naylon çadirin içinde.
Karisi nigar, kizi zeynep'le
Mekan edinmisti naylon çadiri.
Adana'dan geleli sekiz gün olmustu.
Korkuyordu hasan.
Üç kez yikmislardi zabitalar evini!
Hasan, gözü yasli,
Hasan korku dolu..
Hasan yaniklar içinde..
Hasan 35 yasinda.
Bir yün fabrikasinda çalisiyormus..
Sonra bir gün, muhasebeye çagrilmis.
Iste o gün,
Önce isini kaybetmis..

Sonra..
Iste hersey sonrasinda degismis..
Is aramis hasan günlerce,
Bir gün eve döndügünde..
Tek katli ahsap evini alevler içinde bulmus..
Hasan girmis alevlere,
Kurtarmis nigar'ini.
Kemal'ini ise,
O gün kaybetmis.
Pamuk toplamaktan gelen esi,
Bir gün sonra haberdar olmus..

Ve sonra..
Artik yapamam demis buralarda..
Acisini yüregine gömerek,
Bir azik torbasiyla düsmüs yollara.
Bir kamyon kasasinda yolculuk yaparken..
Bir tabela ilismis gözüne..
“az sonra denizi göreceksin, sakin sasirma!”

Ve böylece
Burada bulmus kendini..
Ve bir gün yanina gittigimde.
O ve çadiri yok olmustu..
Sonradan ögrendigim ise,
Esinin kahrindan öldügüydü..
Esinin 40'i dolmadan..
Zeynep'te düsmüs yataga..

Ve bir gece..
Zeynep için 'öldü' demisler.
Iki yil sonra karsilastigimda..
Hasan ,
En son olarak,
Aklini kaybetmisti.

BIR YAZAR “
Ehlikeyf
Kötümser
Suskun
Bilgisiz
Ve
Ilgisizdi.
Üstelik
Karistirici
Önyargili
Saptirici
Itirazci
Bir yazardi.
Ayni zamanda
Bir yalakaydi!..

“BIR OKUR “
Girisken
Bilgili
Duyarli
Yaratici
Ve
Sabirliydi..

Üstelik
Hosgörülü
Yürekli
Gerçekçi
Samimi
Bir okurdu.
Ayni zamanda
Bir yalovali'ydi.!

“NETEKEM -III-”
Hamamlar diyarina
Netekem çok gitmisim.
Önemli islerimi
Burada bitirmisim.
Amma velakin
Her seferinde de
Hamamdaki oglani görmüsüm..
Hamamin girisinde
Çizittirip duruyor
Bana ilham veriyor.
Elinde bir firça var,
Karalayip duruyor,
Sözde resim yapiyor.
Ve nihayet
Bana ilham geliyor.
Diyorum ki kendime
Bu oglan,
Bu karikatürü
Resim diye satiyorsa,
Bende karikatür yapar,
Resim diye satarim
Netekem.
Sari Menekse Tarih: 13.05.2008 20:27
SÖYLE

Söyle!
Neden
Soguk tas duvarlar.
Duvarlar insan,
Insanlar duvar.

Söyle!
NiyeYalova'da
Esmiyor
Çinar agaçlari…

Söyle!
NeredeYalova'da
Bugday tarlalari
Deniz mavisi
Toprak kokusu

Söyle!
Nerede
Kardelen çiçegi.

Söyle!
Nerede o Atatürk'ün kenti
Orada yasamak istiyorum.
Eger diyorsan
Iste burasi
Hayir!
Çünkü
Taniktir simdiki zaman.

Söyle!..
Nerede o Atatürk'ün kenti
Orada ölmek istiyorum.

YALOVA KÜÇÜK BIR KASABAYDI

Takvimler, 1960'li yillari gösteriyor,
Gazeteler baslik atiyordu.
“2 bin kisiye bir sinema düsüyor” diye.
4'ü yazlik olmak üzere 7 sinema salonu.
Kervan'da “zavallilar”
Özen”de vurun kahpeye.”
Park sinemasinda da yabanci bir film…
Gazeteler baslik atiyordu.
“ Yesilçam, Gala Gecelerini yine Yalova'da yapiyor ”diye.

Yalova küçük bir kasabaydi…
Ayda bir degil, her aksam izlerdik,
Sanatçilari.
Her zaman bir adim önde olanlar,
Ilk sarkilarini bizlerle birlikte söylerdi,
Akasya Park'ta.
Mecmualar paslik atardi.
“Akasya, yine bir sanatçi çikardi” diye.

Yalova küçük bir kasabaydi.
Yilda bir degil, hafta da 2 kez,
Tiyatrolari izlerdik salonlarda.
Ögrenciler, yasaksizca oyun oynar,
Ögretmenler alkis tutardi.
Gazeteler yine baslik atardi.
“403.kilometre, sekizinci kez sergileniyor” diye.

Yalova küçük bir kasabaydi.
Siirler dinlerdik,
Okul bahçesinde,
Bir agacin altinda.
Kurtulus savasi kahramanlarini,
Bikmadan defalarca izlerdik,
Halk Egitim Merkezinde.

Yalova küçük bir kasabaydi…
Kitaplar okurduk
Atatürk Okulu Kütüphanesinde.
Yasar Kemal'in, Fakir Bayburt'un,
Kemal tahir'in romanlarini,
Orhan Veli'nin, Fazil Hüsnü Daglarca'nin,
Siirlerini okurduk,
Korkmadan, özgürce.

Yalova küçük birkasabaydi…
Tiyatrolar, ilk oyununu burada sergiler,
Yeni filmler ilk kez burada oynar,
Gala geceleri burada yapilirdi.
Sançtilar, ilk sarkilariniburada söylerdi.
Yeni baski kitaplar,
Ilk kez burada okunurdu.

Ve Yalova büyükbir il.
Takvimler,1999'u gösteriyor,
Yüzbini askin nüfusa,
1 cep sinemasi…

TOPRAK
Topraktan korktuk,
Betona bogulduk
Topraktan yüksek
Kurduk evlerimizi.

Simdi!
Asagida kaldi
Kavak agaci.

Asagida kaldi
Bakkal Mehmet efendinin dükkani.
El sikmiyor
Ip, sarkitiyoruz yukarilardan
Çünkü!
Asagida kaldi dostluklar…

Simdi iyi bak yukaridan
Gördügün bir karis topraga.
Kimbilir
Neler sakliyor bagrinda.

Korktuk topraktan,
Yükseklere kurduk evlerimizi
Simdi uzaklarda kaldi
Dostlar,dostluklar…

KORKU

Siz
Fidanlardan
Korktunuz
Koca bir çinar
Olmasin diye…

Siz
Tarihten
Korktunuz
Yiktiniz
Örnek olmasin diye…

Siz
Karanfillerden
Korktunuz
Yakalara
Takilmasin diye…

Siz
Üzümden
Korktunuz
Sarap olmasin diye…

Siz
Dikenden
Korktunuz.
Dikensiz
Bir gül bahçesi
Yaratmak için
Dikenli
Tüm çiçekleri
Kopardiniz
Elinize
Batmasin diye…
Ben,
Son beyaz gülü de
Koparmistim zaten
Lekelenmesin diye…

SORMA

Sorma!
Sularimizi kimin bulandirdigini
Elmayi dalindan kimin kopardigini

Sorma!
Denizin neden mavi olmadigini
Gökyüzünün neden gri oldugunu.

Sorma!
Bizimn kentimizin üzerinden,
Kuslarin artik
Neden topluca geçmedigini.

Sorma!
Nerede çam agaçlari
Bugday tarlalari,
Üzüm baglari…

Yikildim deme,
Bak!
Hatiralar ayakta tutuyor beni…

DEFINE

Tasi topragi altin dediler,
Hep birlikte geldiler.
Bir gecede
Emir Bayira
Kondu diktiler.
Kondu reisi Ahmet,
Konduya kaçak elektrik çekerken,
Halime ana is kazasinda cam silerken,
Ayse, kanalizasyon çukuruna düserek,
Ahmet'de,
Bir kamyonun altina girerek,
Bebek Zeliha ise veremden ölerek,
Defnedildiler.


Onlar buraya,
Tasi topragi altin,
Diye geldiler.
Define aradilar
Köylerine,
Defnedilerek
gittiler…

GEÇ KALMADAN

Yolun düserse bir ara
Ugra safran ormanina
Uzaniver
Bir kavak agacinin gölgesine.
Dinle!
Kus seslerini
Yaprak hisirtisini.
Simdilik
Kirli de olsa
Akan Safran Deresi'ni.

Dinle!
Dinlerken
Dinleneceksin.

Çok geç kalmadan
Yolun düserse bir ara
Ugra Safran ormanina.
DELIKANLI

Evet,
Çok haklisin delikanli…
Gençligimizde,
Amerikan trasi olup,
Bad Godesberk parkinda,
Kay kay yapamadik.
Fransiz parfümünü
Üstümüzde boca edip,
Cd dinleyemedik
Mendirekte…

Ama!..
Sizlerde,
Yalova'da,
Bugdal tarlalarinda
Harmana binemediniz.
Komsunun bahçesindeki
Agaca çikip
Erik çalamadiniz…
Ay çiçegi, tarlalarinda
Gelincik surubu içemediniz…

YILLAR ÖNCEGELDILER….
Yirmiyilöncegitmislerdi
Bizim mahalleden
En iyi binada oturur
En güzel elbiseleri giyerdi Corc Wende
Babasi Yüzbasiydi Karamürsel'de
Görev yapiyordu Amerikan üssünde
Sabahgider,aksamgelirdi
ABD bayrakli maviotobüsle

Haefta sonlariTermal'de
Aksamlari sahilde
DolasirdiWolksvaganle
Giderken dediki Corc Wende
“ Bir Gün Yine Gelecegiz Bekle”

Sonra,yillar sonra
Yine geldiler
Yeni Dünya'dan
Yeni Dünya Düzeni ile

Her seyi satacaksiniz
Özellestireceksiniz dediler…
Ve sonra…
Parça,parça
Toprak,toprak
Fabrika, fabrika
Satildik,satiliyoruz…

SU SEHRI
Su sehriYalova'dan
On yilönce
Susatilirdi tankerlerle
Simdi!
Su sehrinde
Su satiliyor pet siselerde
TONOMI
Kardesim Tonami
Seninle kardes sehir olali
Tam Onyil oldu
O gün,
Yani on yilönce
Bana gönderdigin soganlar
Nedense!
Bir türlü lale olmadi
Birde bizim burdakiler
Onca yildan sonra
Bir türlü adam olamadi!

“SEYIR”
Akdeniziseyrediyorum bir aksam üstü
Durgunlugu,sessizligi
Yalova'yihatirlatiyor bana
Martilar…
O'nu anlatiyor
Dalgalar O'nu getiriyor bana

“ GECELER”
Yalova'da
Birtek sen degismedin
Çünkü
Sana ulasamadilar
Karanlik Geceler

Yesilin
Mavinin
Renginidegistirdiler ama…
Sana ulasamadililar
Sen hepkara kaldin
Karanlik geceler
Iste oyüzden seni seviyorum
Karanlik geceler

"DÖRTLÜK ”
Kirikpencere camindan esen
Rüzgardan korunmak için
Sarilmisim bir sevgiligibi
Hatiralara…

“SASIRMA”
Dayko!
Az sonra Termal'de olacaksin
Termal Oteli,Mavi çamlari
Stelleri,Sütunlari
Ve diger tarihi eserleri
Göremeyeceksin
Sakin sasirma!

“BÜYÜKTERMALOTEL”
Bindokuzyüzotuzalti'da..
Mimar Sedat HakkiEldemtarafindanyapildi.

Dörtkatlidoksanodali
Büyük Termal otel
Bidokuzyüzotuzsekiz
Yirmiikiocak günü açildi.

“CumhuriyetTürkiyesi'ninenbüyüktoteli.
Demokrasimizyasadikçayasayacak” Dedi
Atatürk.

Bindokuzyüz otuzsekiz'de
Hasta yataginda
Termal otel'deki
Ceviz karyolasini istedi.

On Kasim bindokuzyüzotuzsekiz'de
Ceviz Karyolada..
Termal'i solukladi.
Son kez
Nefes nefes…
“Termal Otel,
Demokrasimiz yasadikça yasayacak”
Dedi
Atatürk.

Bin Dokuzyüz Seksen de
Demokrasi,
Askiyaalindi.

Bindokuzyüzseksendört'te
Büyük TermalOtel,
Bir gecede yikildi.

“YÜRÜYEN KÖSK”
Yürüyenkösk,
Bir tek çinar agacinin
Dallari için,
1930'da
Kizaklarla yürütüldü…

1980'de
Içindekiler…


1931'de
Halkabagislandi.

1980'de
Halka ziyarete kapatildi…

1930'da
Çinar agacinin dallari korundu…

1990'da
Çinar agaçlarikesildi.

1998'de
Halen kapali.

TERMAL'DE BIR SAFAK VAKTI

Oraya da girdilerbir safak vakti.
Termal, AtatürkKöskü'ne.
Önce tarihibinalariyiktilar,
Sonra da agaçlari,
Körpefidanlarikestiler,
Hiç acimadan.

Neden? Niçin? diye soruldu.
“emir büyük yerden” dediler.
Sonra ögrendik ki,
Emri verenler
Lojman yapacaklarmis,
Kendilerine.
Vesonra,emri verenler,
Bulojmanda,
Bacaklarini uzatacak yüttigi yerden.
Atatürk köskünü seyredecek,
Kahvesini içerken.
Hiç yüregi sizlamadan,
Tarihle hiç hesaplasmadan,
Purosunu tüttürecek.
Viskisini içerken,
“bu Termal nekadar güzelmis be…!” diyecek…