Türklerin 15. yüzyıldan önce kayın ağacından yapılmış oklar kullandıklarını Dede Korkud Kitabı'ndan öğreniyoruz. 15. yüzyıldan itibaren ok gövdeleri kamıştan yapılmaya başlamıştır. Bu dönemde ağaç oklardan da vazgeçilmemiş, ancak kayının yerini daha hafif olan çam ağacı almıştır. Kamış hem darbelere dayanıklı hem de hafif olması sebebiyle en makbul ok gövdesi materyali kabul edilmiştir. Ancak ok yapımı için uygun yapısal özelliklere sahip kamış türleri Hindistan'dan ithal edildiğinden, ok ihtiyacının artması ile kamış oklar çok fazla pahalanmıştır. Bu fiyat artışı sebebiyle kamış ok kullanımı 16. yy.'dan itibaren terk edilmiştir.

Osmanlılar okun kısımlarını insan vücuduna benzeterek adlandırmışlardır. Ok, kirişe takılan gez kertiğinden ucuna kadar 24 eşit parçaya bölünmüş; arkadan öne doğru ilk 4 kısmına baş, başın bitimine boğaz, 11. kısma göbek, boğazla göbek arasına göğüs, göbekten 17. kısma kadar olan yere baldır, baldırdan uca kadar olan kısma ayak denmiştir.

Okun ayağına takılı olan ok ucu demirden yapılmış ise temren; kemik, boynuz, fildişi veya balık dişinden yapılmış ise soya adını alırdı. Ok gövdesinin arkasında, yani baş ve boğaz kısmındaki dümen tüyleri yelek bazen de sakal, peylek veya yün diye isimlendirilirdi.

kaynak:kemankes.com

Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1697
favori
like
share