Bebek 3 yaşına gelene kadar göstereceğiniz özen ve disiplin, onun hayat boyu sağlıklı bir birey olması için atılan temellerini oluşturuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Bahar, 'Bebeğinize verdiğiniz gıdalar onun ileride olası obez, kalp ve şeker hastası olma riskini belirliyor. Çünkü bebeğinizin beslenme şekline göre vücudundaki yağ hücresi sayısını siz oluşturuyorsunuz. Vücudunda oluşan yağ hücre sayısının çokluğu da onun hastalıklara çıkarttığı davetiyelere zemin hazırlıyor.' diyor.


Anne sütü böyle mucizevi bir besin kaynağı! Bu mucizevi besin kaynağını bebeğinizden esirgememelisiniz özellikle de ilk 6 ay. O biricik yavrunuzun ana besini bu dönemde elinizden geldikce anne sütü olmalıdır, çünkü onun başka hiçbir besine ihtiyacı yoktur. Genel olarak onuncu aydan itibaren anne sütü artık çocuğun temel gıdası olmaktan çıkabilir ve 2 yaşına dek anne için uygun olan bir zamanda kesilebilir. Peki ya anne sütünü kestikten sonra hangi besin gözümüzün nuru bebegimizin gelişimi için yeterli olacak?

Bebek 3 yaşına gelene kadar göstereceginiz özen ve disiplin, onun hayat boyu sağlıklı bir birey olmasi icin atılan temellerdir. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Bahar, 'Bu temellerin ebeveynler tarafından atıldığının altını önemle çizmek istiyorum.' diyerek şöyle devam ediyor: 'Bebeğinize verdiğiniz gıdalar onun ileride olası obez, kalp ve şeker hastası olma riskini belirliyor. Çünkü bebeğinizin beslenme şekline göre vücudundaki yağ hücresi sayısını siz oluşturuyorsunuz. Vücudunda oluşan yağ hücre sayısının çokluğu da onun hastalıklara çıkarttığı davetiyelere zemin hazırlıyor.'

Bebeğinizin Beslenmesinde İlk 3 Yıl İçin Kritik Olan Noktalar

Bu dönemdeki beslenmede özellikle tuz, şeker, meyve ve sebzelerin alım miktarı ile protein tüketimi ve dengeli beslenmeye dikkat etmek gerekir!

Yemeklerin tadı; tuz...
Fazla tuz tüketimi, her yaşta vücutta sorunlara yol açabiliyor ancak bebekler açısından bu konuda daha hassas davranılması gerekiyor. Bebeklerin böbrekleri henüz yeteri kadar gelişmemiş olduğundan, vücuttaki fazla sodyumu (yani tuzu) dışarı atamıyor. Böylece çok erken dönemde bebeğin vücudunda sodyum depolanmaya başlıyor. Bu da ileride yüksek tansiyon hastalığına yakalanma olasılığını artırabiliyor.

Araştırmalar göstermiştir ki, günümüzde bebeklerde ve çocuklarda ortalama tuz alımı kendi yaş gruplarına tavsiye edilen miktardan daha fazladır. Burada en büyük etken bebeklerin beslenirken ailesinin gıdalarını tüketmeye başlamasıdır. Bebek sütten kesilip ailesinin yediği gıdalarla beslenmesi ile birlikte bebeklerin tuz alımının hızla artmaya başladığı gözlenmiştir. Halbuki 1 yaşını doldurmamış bebeklerin günde 1 gramdan (yarım çay kaşığı) , 1-6 yaş arasındaki çocukların da günde 2 gramdan ( 1 çay kaşığı) daha fazla tuz tüketmemesi gerekmektedir.

Peynir, ekmek, fırın yemekleri gibi besinlerde çok fazla tuz bulunur. Yine bazı bölgelerde annelerin çok erken yaşta başladıkları inek sütü de standart bir bebek mamasından iki kat fazla tuz içerir. Sosis, pizza, mısır gevrekleri, atıştırmalıklar, tuzlu içerikli veya tuz eklenmiş ev yemekleri bir bebeğin günlük tuz ihtiyacının yarısını, tek porsiyonda almasına neden olur. Bu sebeple bebekleri hazır gıdalara başlatmayı mümkün olduğunca geç yaşlara atmalı, evde pişirdiğiniz yemekleri de mümkün olduğunca tuzsuz pişirmeye çalışmalısınız.

Sağlıklı Sofraların Olmazsa Olmazı; Sebzeler...
Kimi yetişkinlerin bile yemekten zevk almadigi sebzeleri 12-36 aylık gelişme çağındaki çocuklara yedirmek annelerin en zorlandığı konulardan biridir. Aslında bebekler sebzelere çok zor alışırlar çünkü sebzeler ağıza ilk alındığında 10 ila 15 ayrı lezzet bırakır. Bebek sebzenin gerçek tadına erişene kadar ağzındaki bu acımsı tatlardan rahatsız olabilir. İlk yıllardan itibaren bebeğe çeşitli sebzeleri tattırmak ve her gün bu lezzetleri değiştirmek, onun damak zevkini geliştirmenin en iyi yollarından biridir. Uzmanlar, bir hafta içinde bebeğe verilen sebzeler ne kadar çeşitli olursa, bebeğin yeni tanıştığı lezzetleri o kadar rahat kabulleneceğini bildiriyor. Bu nedenle sebze yedirme çabalarına devam etmekte fayda var ama çocuğunuzu fazla zorlamadan. Tam anlamıyla bir lif kaynağı olan sebzeler, kabızlığı engellediği için bebeğin ilerde daha sağlıklı bir bağırsak florasına sahip olmasına yardımcı oluyor.

Dogal Şeker Kaynağı, Meyveler...
Çocuğunuza meyvelerle çok eğlenceli ara öğünler yapabilirsiniz çünkü çocuklar doğal şeker kaynağı meyveleri seve seve yerler. Bu nedenle de annelerin hiç zorlanmadan yedirdikleri gıdaların başında gelir meyveler.
Meyveler, çocukların cilt, göz ve diş eti sağlığı için gereken A ve C vitamini ile potasyum ve diğer mineralleri içerir. Ayrıca meyveler karbonhidrat ve posa da içerir. Neticesinde de çocukların enerjilerine enerji katar.

Sağlıklı Kemikler ve Kaslar İçin Protein
O minnacık ve savunmasız bebeklerinizin boylu poslu, güçlü kuvvetli bir yapıya sahip olacağı günler de gelecek elbet. Ama siz onun aldığı proteinlere dikkat ederseniz! Bebeğinizin kemik ve kas sisteminin gelişimi için gerekli protein ve mineraller de ileride sağlıklı bir vücuda sahip olmasında büyük önem taşır. Bebeğinize her gün mutlaka iyi kıyılmış yumuşak püre kıvamından başlayarak tavuk, et, hindi ve balıketi verin. Et çeşitleri 12. aydan sonra bebeğinizin gelişiminin iyi olması için gerekli gıdalardır. Ayrıca bir başka protein deposu olan süt oniki aydan sonra dışarıdan verilmeye başlar. Marketten aldığınız sütün tam yağlı olmasına dikkat etmelisiniz. 2 yaşın altındaki bebeklere yağ oranı %2 nın altında olan sütler verilmemelidir.

Başımızın Tatlı Belası, Şeker...
Bebekler tatlıya duyarlı olarak doğarlar. Bu sebeple tatlı tüm gıdaları severler. Ancak tatlı tada alışan bebek diğer gıdaları tüketmekte zorlanır. Annesi de 'tatsız' besinlerle bebeğini beslemekte zorlanır. Bebekler diğer besinleri tam olarak alamayabilirler. Bu durumun oluşmasını önlemek için bebeğinize şeker tadını sadece meyveden vermeye çalışın. Saf şeker ve şekerli gıdalar, çikolata gibi besinlerle bebeğinizi mümkün olduğunca geç aylarda tanıştırın.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 327
favori
like
share
SU-PERISI Tarih: 16.05.2008 12:07
Faydalı bilgiler için teşekkürler MiSS-FENER.