Sahne 5


Başkomiser, bir muhabire bilgi vermektedir.

Başkomiser: Değerli basın mensubu arkadaşım, gördüğünüz gibi karakolumuz oldukça çağdaş bir dizayna kavuşmuş, her türlü konfora sahiptir. Artık karakolumuzda günümüz koşullarına uymayan hiçbir şey yoktur! Her şey yurttaşlarımızın huzur ve güveni için düşünüldü.
Muhabir: İşkence aletleriniz nerde?
Başkomiser: Ne aleti arkadaşım, var mı öyle bi şey ya, işte size başbakanlıktan gelen genelgeler, işte içişleri bakanlığı genelgeleri, bakın bu insan hakları beyannamesi…
Muhabir: Yani şimdi hiçbir işkence aleti yok mu bu karakolda?
Başkomiser: Arkadaşım, her tarafı gezdin ya, olsa görürdün herhalde!
Muhabir: Ben yine de şüpheliyim! Belki üstünüzde saklıyorsunuzdur!
Başkomiser: Ne münasebet! (Ellerini kaldırır) Buyrun arayın! Buyrun buyrun, Arkadaşları da arayabilirsiniz!
Muhabir: ( Başkomiserin arkasını döndürür) Şöyle bi dönün, dayanın duvara, bacaklarınızı açın, aç iyice aç! Tamam, sen temizsin! (Polis Rüstem’e) Gel buraya, dön arkanı! (Bacaklarını kontrol ederken) Anaaaa, bu ne be?
Polis Rüstem: Alet!
Başkomiser: N’oldu ne buldunuz?
Muhabir: Alet! Bu arkadaş üstünde taşıyor! Ben biliyordum zaten!
Başkomiser: Ya güzelim, o alet dediğin bi işe yaramıyo ki, bu salak öylesine taşıyo yanında!
Polis Rüstem: Öylesine olur mu amirim, ayda en az bir defa kullanıyom ben onu!
Muhabir: (Defterine yazar) Ayda en az bir kez olmak üzere düzenli kullanılan aletler saptanmıştır.
Başkomiser: Ya, bak arkadaşım, karakolumuzda bi tek Filistin askısı yok, bi tek ampullere elektrik veriyoz, (Muhabir çıkar.) ya bi dinlesene kardeşim, bak ne diyeceğim…
(Başkomiser, Rüstem’e “yıkıl git” der.)

Müzik yükselir. Gazeteyle bir adam girer. Gazetedeki manşet: Poliste Yeni Yöntem

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1407
favori
like
share
emine64 Tarih: 22.09.2008 12:32
merhaba aranıza yeni katıldım iyi olur inşallah sevgiler:
Sari Menekse Tarih: 19.05.2008 13:42
Sahne 13


Rüstem ve eşi, ellerinde orak, çapa, tarlayı eşelemektedirler. Bir korkuluk vardır önlerinde.

Kadın: Ah kafam ah, beni ne hortumcular, ne mafya babaları istedi de, salak gibi sana vardım! Ama işte, ana sözü dinlemezsen olacağı bu!
Polis Rüstem: Hay, senin ananı… sahi uzun zamandır görüşemedik de, inşallah ölmüş, olmasın diyorum?
Kadın: Niye ölsün ayol! Nasıl görüşelim, kadıncağız buralara gelebilir mi artık, yüzlerce kilometre!
Polis Rüstem: En çok da ona seviniyom ya! Artık istese de gelemez!
Kadın: Şu halime bak! Elin karıları şimdi sıcak yuvalarında, oturmuş Rozalindayı seyrediyo, ben de işim yok, allahın dağında, tarla çapalıyom!
Polis Rüstem: Öyle konuşma yav, senin allahın dağı dediğin bu vatanın toprağı! Hem hepimizin sonunda gideceği yer toprak değil mi! Seneye şu mahsul bi gelsin, dile benden ne dilersen!
Kadın: Sen beni çifte çubuğa sürme, başka bi şey istemiyom ben!
Polis Rüstem: Her işte bi hayır vardır, demiş atalar! Neden dersen, şimdi şehirde olsak, gene bi medya mensubu çıkar, haber neyin yapardı beni hem de manşetten! Burda hiç olmazsa, mesaiden sonra istediğim gibi çalışıyom, kimseler görmüyo! Ya!

Bu sırada korkuluk (=muhabir) Rüstem’in fotoğrafını çeker. Rüstem şaşırır. Kemerini çözerken sahne donar. Işık.
Gazeteyle bir adam girer. Gazetenin başlığı:
‘Ay Şu Polisler Çok Fena Kııız!’
Müzik.

Perde.



Yazan : Mustafa Acar
Sari Menekse Tarih: 19.05.2008 13:42
Sahne 10


Başkomiser, üzgün, elindeki belgeyi okumaktadır. Rüstem girer.

Başkomiser: Gel oğlum gel!
Polis Rüstem: Görev başarıyla yerine getirilmiştir amirim! Başka emriniz?
Başkomiser: Yok, aslında vardı, ama kursağımda koydular! Ne diyeceğimi bilemiyorum sana! Nasıl diyeceğimi de bilemiyorum! Demin düşündüm, bulamadım!
Polis Rüstem: Akademik olması gerekmez amirim, siz pat diye söyleyin!
Başkomiser: Hakkaten, akademide bu gibi durumlar için bi şey öğretmiyolar yav!
Polis Rüstem: Bu seferlik ali okulundan olsun!
Başkomiser: O zaman, pılını pırtını topla, di hadi git!
Polis Rüstem: Hadi ya?
Başkomiser: Ya! Aha! (Kararnameyi gösterir)
Polis Rüstem: (Kararnameye bakar) Anaaa! Orası neresi amirim?
Başkomiser: (Haritaya yönelir) Valla ben de merak ettim, ama haritaya almamışlar! Bulamadım!
Polis Rüstem: Önemli değil amirim, Türk bayrağının dalgalandığı her yerde görev yaparız biz!
(Duygulanır, sarılırlar birbirlerine! Polis Rüstem çıkar.)
Müzik.

Sahne 11

Polis Rüstem, karısı, çocukları, ellerinde valizlerle yürürler. Bu sahne kararır.


Sahne 12


Başkomiser, elinde mektup okumaktadır. Müzik indiğinde.

Başkomiser: Arkadaşlar, arkadaşlar, gelin bakın, Rüstem’den mektup gelmiş!
(Polisler girer.)
1. Bayan Polis: Aaa, ne yazmış, okur musunuz amirim!
Polis Hamdi: Nasıl, durumu iyi miymiş?
Başkomiser: Dinleyin bakın, neler yazmış!
(Mektup, Rüstem’in sesinden verilir. Polisler mektubu dinlerken ağlarlar.)
Muhterem amirim ve de mesai arkadaşlarım! Evvela hal ve hatırınızı sual eylerim, saniyen evlad ü ayalinizin her iki gözlerinden buus eyleyerek, yav amirim, burda hazır bi mektup örneği vardı, onu geçireyim dedim, ama olmadı kusura bakmayın, silgi de yok şimdi, neyse! Anlayacağınız hepinizi çok özledim ben! Buraya geldiğimde, birazcık zorluk çektim tabii ki, fakat sağolsun, gerek muhtar ve ihtiyar heyeti gerekse köyün inekleri, karakolun inşaatında bana çok yardımcı oldular! Bilhassa inekler, günde üç beş posta fazladan mesai yaptılar, yiyip içip sıçtılar yani! Şimdi pancurları zibil renkli şirin bi karakolum var artık, görseniz, kerpiçlerini koparasınız gelir, öyle şirin! Burası iki dükkan artı bi fırından ibaret amirim! Bazen avucuma alıp gezdiriyom! Avuç içi kadar yani! Siz beni bilirsiniz, bayrağın dalgalandığı her yerde görev yaparım ben! Bizim hanım biraz mızmız yapıyor, hepsi bu! Mektubuma son verirken, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim!

Not: Amirim, biliyorsunuz biz Türk bayrağının dalgalandığı her yerde çalışmaya hazırız. Ama yine de sizden ricam; buraya bayrağı dikeni bulursanız kurban oliyım bana bildirin!
Müzik.
Sari Menekse Tarih: 19.05.2008 13:41
Sahne 9


Başkomiser girer. Rüstem ve iki polis de girer. Polisler bitkin görünmektedirler.

Başkomiser: N’oldu Rüstem, görev tamam mı?
Polis Rüstem: Tamamdır Amirim! Şimdi müsaade ederseniz eve gidip biraz uyuyayım, iki gündür…
Başkomiser: Güzel, şimdi de, Nasrullah Zonturlu beyi karşılamaya gideceksiniz! Bu görevi gene sana veriyorum Rüstem!
Polis Rüstem: Efenim ben almasam! Valla iki gündür uyumuyom Amirim!
Başkomiser: Değerli büyüğümüz Nasrullah beyi en iyi şekilde karşılayacaksınız! Sakın yanlış bi şey yapılmasın! Aman ha! Çok dikkat istiyorum!
Polis Rüstem: Siz merak etmeyin amirim, görev en iyi şekilde sonuçlandırılacaktır!
Başkomiser: Hadi göreyim sizi!
Polis Rüstem: Emredersiniz amirim! (Arkadaşına) Gidelim!
Çıkarlar. Müzik. Gelip sahnenin önünde beklemeye başlarlar. Işık kararır. yandığında
Polis Rüstem ve polis Hamdi yolda beklemektedirler. İkisi de omuzları düşük dururlar. Polis Rüstem saatine bakar arada.

Polis Hamdi: Ne zaman gelecek bu ya! Bize sabah yedi dediler, kahvaltı yapmadan geldik!
Saat gecenin onbiri oldu, hala kimse yok! Bence vazgeçelim!
Polis Rüstem: Oğlum adettendir, sonradan gelir bezme ekabir! Ya!
Polis Hamdi: Valla başım dönüyo benim! Şurdan bi simit alıp yesem!
Polis Rüstem: Olmaz! Polis görev başında simit yemez! Bi daha öyle laflar etme! Ağzım sulanıyo!
Polis Hamdi: Ne zaman geleceklerine dair bi bilgi var mı elimizde?
Polis Rüstem: Demin fal baktırdım, üçe bakıyo!
Polis Hamdi: Yani, bilemedin üç yıl burdayız! E, bi şey değilmiş!
Polis Rüstem: Hah, geliyor işte, dikkaaat!
(Bir adam geçer!)
1. Kişi: Yok, ben o değilim, o birazdan geçecek!
Polis Rüstem: (Gevşer) Hadi ya!
(Işık kararır. Yandığında biraz daha inmiştir omuzları)
Polis Hamdi: Ya bu hıya-damın geleceği yok, bi yemek yiyelim şurda, bak ne güzel tavuklar dönüyo, boş yere!
Polis Rüstem: Sus! Dönmekten söz etme, başım dönüyo anasını satiym! Aha geliyo işte, dikkaaaattt!
(Bir adam geçer.)
2. Kişi: Yok, O, ben de değilim, öylesine geçiyom ben, ilerde kelle paça dükkanım var! Sizi gördüm de bi geçiyim dedim, hani boş yere beklemeyesiniz diye!
Polis Rüstem: Git işine lan, alırım paçanı aşağı! Kelleci!
Polis Hamdi: Ya böyle olmayacak, ben gidiyom valla!
Polis Rüstem: Nereye lan, görev ve sorumluluğunu nasıl bırakıyon?
Polis Hamdi: Yav aç aç görev mi olurmuş yıkılacağız şimdi be!
Polis Rüstem: Yıkıl git hadi! Çabuk dön ama!
Polis Hamdi: Tamam tamam, hemen dönerim!
Polis Rüstem: Tamam, dön, dönme, başım dönüyo!
Müzik. Işık kararır. Yeniden aydınlandığında, Rüstem daha bir bitkindir.
Polis Rüstem: Niye döner evler yapmışlar! (Başı döner. Yavaş yavaş yere yığılır) Hay anasını satiyım, bi döner mi yesem, dönmezi yok mu bu tavukların! Dönmeyin lan, dönekler…
(Uyur. Muhabirler girip fotoğraflarını çekerler. Işık kararır. Işık yandığında asıl önemli şahsiyet girer. Yanında bir adam ve bir muhabir vardır. Rüstem’i gösterirler. )
Önemli şahsiyet: (Muhabire) Bu muydu O?
(Muhabir onaylar. Yanındaki Rüstem’i dürter. Rüstem silkinip kalkar.)
Polis Rüstem: Dikkaaayytt!
Önemli Şahsiyet: Bu ne hal! Bu ne hal?
Yanındaki: Hal-i pür melal!
Önemli Şahsiyet: Kahraman Türk polisi vakur ve de mağrur durmak iktiza eder! Bu ne hal!
Yanındaki: Hal-i pür-melal!
Önemli Şahsiyet: Onu demin söyledin salak!
Yanındaki: Efenim ben kafiye için şettim!
Önemli şahsiyet: Adın ne senin?
Polis Rüstem: Rüstem efenim!
Önemli Şahsiyet: Bittin sen Rüstem, bittin!
Polis Rüstem: Bittim efenim, biliyom, bi uyusam, iki gün kalkmam!
Önemli Şahsiyet: Polis uyumaz!
Polis Rüstem: Uyumaz!
Önemli Şahsiyet: Polis yorulmaz!
Polis Rüstem: Yorulmaz!
Önemli şahsiyet: (Yanındakine) Not al, not al!
Polis Rüstem: Efenim yanında bi de ayran alsa! Sevabına…
Önemli şahsiyet: Ayranın yok içmeye, nasıl görev yaparsın, böyle! (Yanındakine) Oldu mu lan?
Yanındaki: Çok güzel uydurdunuz efenim!
Önemli şahsiyet: (Alçak sesle) Politika bu, uyduracan oğlum! Hazır medya mensupları da burdayken… (Yüksek sesle) Tiz bunun defteri dürüle, ercişin, viran bi köyünün, bilmem ne karakoluna sürüle! Öyle kim, haritada izi tozu bulunmaya!
Polis Rüstem: Amiiin!
Yanındaki: Efenim, sürç-i lisan eylediniz, köyde karakol olmaz?
Önemli Şahsiyet: Sanal bi karakol yapıla!
Yanındaki: Emredersiniz efenim!
Önemli şahsiyet: Artık istediğin kadar uyuyabilirsin Rüstem! Bi mahsuru yok!
Polis Rüstem: Allah razı olsun efenim!
(Adamlar çıkar. Rüstem, yerde yatak varmış gibi kıvrılıp uyur.)
Müzik.
Bir adam gazeteyle girer. Gazetedeki manşet: Polis Ayakta Uyudu!
Sari Menekse Tarih: 19.05.2008 13:41
Sahne 8


Bir adam çatıya çıkmış intihar edecektir. Üç polis ve Başkomiser aşağıda, yukarıya bakarak konuşmaktadırlar.

Başkomiser: Oğlum bak, gençsin daha, yazık değil mi canına kıyacaksın! Hadi atla güzelim, yani in aşağı, aşağı in! Bak inersen sana bi külah dondurma alırım!
İntiharcı: Bi külah dondurmayla mı inicem ya, o kadar çıkmışım!
Başkomiser: Yav baklava üstü dondurma olsun, bak valla alıcam şimdi, ayağımın altına! İn hadi!
İntiharcı: İnmem komserim, atlıycam şimdi!
Polis Rüstem: (Megafonu alır) Amirim bi saniye! (Çatıdakine) Oğlum derdin ne ya! Yere niye atlıyon? Salak mısın! Karın yok mu senin?
Başkomiser: Tahrik etme lan, atlıycak şimdi, üstümüze!
Polis Rüstem: Ya amirim, bu adam bizimle dalga geçiyor! Dokuz saattir bekletiyor bizi! Atlayacak olsa şimdiye atlardı zaten! Şimdi bebeler ağlıyodur evde!
Başkomiser: Ne bebeği lan? Senin en küçük çocuğun sekiz yaşında değil miydi?.
Polis Rüstem: (Panikler) Benim yeğenler geldiydi Amirim, onlarla ilgileniyom bazen!
Başkomiser: Önce bu adamı indirmeliyiz! Ben akademideyken, bu gibi durumlar için bi yöntem öğrendiydim ama, hatırlayamadım şimdi!
Polis Rüstem: (Megafonu kapar) Atla lan, atlamazsan namertsin! (Bu sırada muhabir fotoğrafını çeker Rüstem’in)
Başkomiser: Ne yapıyon sen ya, intihar edicek adamla böyle mi konuşulur!
Polis Rüstem: Psikolojik olarak tahrik edersem, hani umursamaz gibi yaparsak, belki vazgeçer, diye şe ettim!
Başkomiser: Bi daha kafana göre şe etme! Aklıma geldi, gelin şöyle….
(polislerle baş başa verip konuşur. Donarlar. Bu arada sahneye elinde gazete bir adam girer. Gazete başlığı şöyledir: Polis intihara teşvik etti! Gazeteli adam, “Allah Allah” diyerek çıkar. Evvelkiler koro halinde başlarlar)
Başkomiser: Son, ki, üç, dört, (koro halinde ezgiyle) derdini söyle derman olayım, hele sen bana gel ilacını bulayım!
İntiharcı: Tamam, derdimi söyliycem, ama önce yardımcı olacağınıza söz verin!
Başkomiser: Son ki üç dört, (koro halinde) sööööz, sana yemin sana sööööz, körolayım yalansa….
İntiharcı: Peki, peki, size inandım komserim; derdim şu: Evvela, şöyle eli yüzü düzgün bi hatun bulup evlendireceksiniz beni…
Polis Rüstem: (Megafonu alır) Biz şey miyiz lan, dümbük!
Başkomiser: (Megafonu kapar. Ters ters bakar Rüstem’e.) Dur hele, senin baldız bekar mı hala?
Polis Rüstem: Bekar. Nolmuş?
Başkomiser: Tamam işte, bunla evlendiririz!
Polis Rüstem: Amirim, adam bu sefer kesin intihar eder, bakmayın siz ben ablasına dayanıyom da!
Başkomiser: (Yukarıya) Başka ne istiyon onu söyle? Bu kolay!
İntiharcı: Bir de dış borçlarım var! Faiz yükü altında inlemekteyim! Bunların ödenmesini istiyom!
Başkomiser: Ne kadar borcun?
İntiharcı: Bi şey değil komserim, üç-beş kağıt!
Başkomiser: Üç-beş milyon mu? Kolay oğlum, sen in, ben öderim!
İntiharcı: Üç-beş milyar komserim!
(Polisler şaşırırlar)
Polis Rüstem: Amirim beni dinlerseniz üçe beşe bakmayalım, atlasın bu! Ekonomimiz açısından da böylesi daha hayırlı!
Başkomiser: (Yukarıya) Tamam lan, ödeyeceğiz, söz, in aşağı hadi!
Polis Rüstem: Doğru mu amirim!
Başkomiser: Doğru tabii, ne var bunda! Aramızda denkleştirip öderiz!
Polis Rüstem: Beni aradan çıkarsanız diyorum! Evde çoluk çocuk….
Başkomiser: Hadi hadi, sökül paraları! Yetişmezse polis vakfından karşılarız!
İntiharcı: Yaşa be komserim, iniyom işte!
(İntiharcı girer. Bu arada bir gazeteci fotoğrafını çeker.)
İntiharcı: Paralar hazır mı komserim, kız nerde?
Başkomiser: Tamam, bulacağız kızı, merak etme! Gidelim hadi!
Çıkarlar. Müzik.
Elinde gazeteyle bir adam girer. Gazetedeki manşet: Ama O Allahtan Yaşamı Seçti!
Sari Menekse Tarih: 19.05.2008 13:40
Sahne 7



Başkomiser ve iki bayan polis çalışmaktadır. Polis Hamdi girer. Yanında mahut hırsız vardır.

Polis Hamdi: Getirdim amirim!
Başkomiser: Kim bu?
Polis Rüstem girer. Benim eve giren hırsız amirim! Bu da gözümün önünde bi adam tepeledi!
İşadamı: (Rüstem’e) Ya komserim, basit bi kazaydı, hala abartıyon ama!
Polis Rüstem: (Sessizce) Sus lan, bak benden rüşvet aldığını da söylerim! (Amire) Nezarete atalım mı bunları amirim!
Başkomiser: Ne nezareti oğlum, ne biçim konuşuyon sen! Beyleri şöyle alalım!
Polis Rüstem: Hadi ya!
Başkomiser: Buyrun, şöyle buyrun! Ne alırsınız, aperatif olarak yani?
İşadamı: Zahmet etmeseydiniz, ben hafif bi şeyler aliyım, kahvaltı da yapmadım gerçi, şöyle içecek bi şeyler olursa, fena olmaz!
Polis Rüstem: (Hırsıza) Siz?
Hırsız: Valla, ben bu saatlerde hep rakı içerim ama, burası uygun değil tabii, hayır, şekil itibariyle!
Başkomiser: Olur mu öyle şey, burası sizin eviniz sayılır! Rahat olun!
Hırsız: O zaman bi ufak idare eder!
Başkomiser: (Hamdiye) Hamdi koş, bak beyler ne istiyorsa getiriver!
Polis Rüstem: (Amirin koluna girerek) Ya, amirim, bunlar suçlu, ne yapıyorsunuz?
Başkomiser: Nerden biliyon suçlu? Hani, ispat edecek belgen var mı, ya yarın mahkemeye çıkıp beraat ederlerse, bugüne kadar olduğu gibi?
Polis Rüstem: Olur mu efenim, biri evime girdi?
Başkomiser: Başka bi yerine girdi mi?
Polis Rüstem: Yok, allaha şükür!
Başkomiser: O zaman boşver! Böyle küçük şeyler yüzünden vatandaş nezdindeki imajımızı zedelemeyelim şimdi! Bir turist bin turist demektir, unutma!
Polis Rüstem: Burası turizm acentası mı ya amirim!
(Hamdi elinde tepsiyle girer. Suçluların önüne koyar)
Başkomiser: Ya güzelim, ne anlattım ben size geçende! Polisin imajını yeniden kuracağız! Bunun için her yolu deneyeceğiz! Anladın mı? (Suçlulara) Başka bi isteğiniz olursa, ben buradayım arkadaşlar, siz keyfinize bakın şimdi, bi ara olayı anlatırsınız! Çok da önemli şeyler değilmiş bildiğim kadarıyla!
İşadamı: Üstünde durmaya bile değmez komserim, ben zaten arkadaşın hatırı için geldim, yoksa Ankara’da dayım var benim, sizi tanıyo, önceden bahsetmişti bana! Çok seviyo sizi! Adınız geçti mi gözleri doluyor namussuzum! Bak şimdi, ben de fena oldum, bu millet, bu devlet, size çok şey borçlu komserim, bu vatan, bu evliyalar diyarı, ki her karışında binlerce kefensiz şehidimizin, allaaaaahuu ekber! (rakı kadehini kafasına diker)
Hırsız: (Kadehini kaldırır) Aynen, yarasın!
İşadamı: (Ağzını silerken) Kıvamı iyi!
Başkomiser: (Gözleri dolmuştur. Rüstem’e) Görüyon mu, harbi milliyetçi çocuklar bunlar! Kimse bana, bunlar suçlu dedirtemez arkadaş! (Suçlulara) Başka bi isteğiniz var mı, bakın allaaşkına söyleyin!
İşadamı: Şöyle, hafif bi müzik koysak, kasete, fena olmazdı komserim, milli hislerim galeyana geldi de!
Başkomiser: Ne demek, hemen! (Rüstem’e “çağır” anlamında işaret eder. Rüstem, kötü kötü bakıp çıkar.) Hem size canlı müzik yapalım, öyle kaset falan olmaz!
İşadamı: Yapma yav, valla büyük sevaba girersin komserim! Biliyon mu, ben işim gereği halkla iç içeyim, bazıları beni görür görmez hemen başlarlar, yok polisler rüşvet alıyor, yok karakolda ayna var, falan derler. Ben, kendime bunu bir misyon olarak kabul ettim, emin olun sizin için döktüğüm ter, fırata dökülüyo!
Başkomiser: Bütün polis camiası adına teşekkür ederim beyefendi!
İşadamı: Yani adam duymuş bi yerlerden, neymiş karakolda sorgusuz sualsiz dayak atılıyormuş! Yav, nerden biliyon, gördün mü gözlerinle! Yok! İşte bazı vatan hainleri, ki, bunları siz daha iyi bilirsiniz, polis aleyhinde böyle maksatlı telkinler yaratıp, ülkemizi bölmeye çalışıyorlar! Halbuki vatan parçalanamaz bir bütündür! (Rakı içer)
Başkomiser: İşte biz hakkımızdaki bu kötü imajı yıkmaya çalışıyoruz arkadaşlar! Sizler de buna katkıda bulunursanız, ne mutlu bize! Şimdi siz müziğinizi dinleyip rakınızı içerken, ben de ifadenizi alayım isterseniz, (polis Hamdi’ye)! Buraya gel Hamdi! Yaz! (Müzisyenlere döner) Hazır mıyız arkadaşlar, son, ki, üç, dört!

Müzik başlar. Bir polis türkü söyler, diğerleri ona eşlik eder. Bu esnada muhabir girip fotoğraf çeker. Fasılın sonunda gazeteyle iki adam girer. Gazetelerdeki manşet: Polis Dağıttı! Karakol mu Gazino mu!
Sari Menekse Tarih: 19.05.2008 13:40
Sahne 6


Ani bir fren sesiyle bir adam sahneye yuvarlanır. Polis Rüstem yetişir. Arabanın sahibi olan İşadamı gelir.

Polis Rüstem: Hoooop lan hooop, ezdin adamı be! Çüüüüşş!
(İşadamı gelir. Yerdekini kaldırmaya çalışırlar.)
İşadamı: Ne ezmesi be komserim, hafiften dokunduk! Olan arabaya oldu ya! Şuraya bak be!
Polis Rüstem: Üstelik alkollüsün!
İşadamı: I-ıh! Afyonlu! (Kimliğini çıkarıp gösterir) Bak! Çorumlu olmaktan daha iyi değil mi!
Polis Rüstem: Ne diyon lan, ben Çorumluyum!
İşadamı: Yapma ya! E, hemşehri sayılırız komserim, arada ne var ki! Hem benim dedem ordan bi kızı götürmüş, vaktiyle! Senin nenen olmasın?
Polis Rüstem: (Kendi kendine) Çattık ya sabah sabah! (İşadamına) Görmedin mi lan, koskoca adamı önünde!
İşadamı: Yav komserim, gördüm görmesine, fakat bi başıma ne yapabilirim ki: Adamlar araba diye bişey yapmış, bize satmışlar! Tek kişi kullanıyo! Şimdi ben, bi başıma, frene mi basayım, dikizleri mi kontrol edeyim, direksiyonu mu tutayım! İnanın olsun, koskoca şirketi tek başıma yönetiyom, ama buna gelince işte böyle istenmeyen durumlar oluyo, haliyle!
(Adam yerde kıvranmaktadır.)
Polis Rüstem: Yani senin hiçbi suçun yok, Henry Ford suçlu!
İşadamı: Mersedes komserim, Mersedes!
Polis Rüstem: Komser değilim ben!
İşadamı: Olursun inşallah komserim! Bak Ankara’da tanıdıklar var istersen bi telefonla…
Polis Rüstem: İstemem! (Yerdekine) Bir şeyin var mı kardeşim?
Adam: (Ahlayıp oflayıp kalkar.) Yok, yok, giderim ben komserim, bi şey olmaz!
İşadamı: (Yerde yatana yaklaşıp, ceketinin cebine para sıkıştırır) Bi şey olmaz komserim, bunlar alışıktır, bak yarına bi şeyciği kalmaz!
Polis Rüstem: Ne demek bi şey olmaz yav, dur kan akıyor bacağından!
Adam: Önemli değil komserim, biz alışığız!
İşadamı: Bak ben demiştim!
Polis Rüstem: Önemli değil olur mu yav! Hastaneye götürmeliyiz seni! Hem ben komser değilim!
Adam: Olursun inşallah komserim! Bak abi sana yardımcı olacağını söyledi! Bana müsaade ben gideyim!
Polis Rüstem: Yav bu adamdan şikayetçi olmayacan mı?
İşadamı: Ne kışkırtıyon adamı ya komserim! Ayıp ediyon valla!
Adam: Niye şikayetçi olayım komserim, bir şey yapmadı ki bana?
Polis Rüstem: Daha ne yapsın, tepeledi seni!
Adam: Yok komserim, kazayla oldu! Mahsustan mı vurdu canım!
İşadamı: Yok, ben arada keyfiyetten de vuruyom !
Adam: Olsun be abi! Her vuran senin gibi olsa, memlekette işsizlik kalmaz be, ne diyon! Helal olsun sana! Abim be! Türkiye seninle gurur duyuyor, Türkiye…
Polis Rüstem: Ne Türkiyesi lan, ne diyon sen!
İşadamı:Tamam tamam abartma, hadi hadi git sen, biz komser beyle biraz laflayacağız! Komserim gördüğün gibi halkta belirli bi sempatimiz var yani!
Polis Rüstem: Komser değilim ben!
İşadamı: (Telefonunu çıkarır) Yapiyım komserim, sen söyle şimdi bu iş kiminle bitiyo!
Polis Rüstem: (Yaralıya) Bak güzel vatandaşım, şimdi karakola gideceksin, bu adamdan şikayetçi olduğunu söyleyeceksin, hepsi bu!
İşadamı: Yav senin yaptığını Çorumlular yapmaz be komserim! Adam gidecek, işi gücü var! Ne tutuyon!
Adam: Yapma komserim! Basit bi kaza için karakola gidilir mi? İşim gücüm var benim!
Polis Rüstem: Yav ne duyarsız vatandaşsın be!
İşadamı: Sen bu işlerde ya yenisin, ya da memleket hakkındaki bilgilerin zayıf!
Polis Rüstem: Sana ne lan benim tahsil hayatımdan!
İşadamı: Hayır şimdi (cebinden para çıkarıp uzatır) bu iş kaça oluyorsa bir an önce söylesen de bitirsek diyorum! İşim gücüm var benim! Beni alıkoyma komserim, işadamıyım ben, halkımın bana ihtiyacı var güzel kardeşim! Bu devlet, bu vatan, bu millet… benden görev bekliyor komserim, tüylerim diken diken oldu yav, yapma gözünü seveyim!
Polis Rüstem: Ne yani, rüşvet mi teklif ediyon sen?
İşadamı: Ne yani rüşvet almıyon mu sen?
Polis Rüstem: Kardeşim niye alayım yav, ben memurum, görevimi yapıyorum!
İşadamı: Tamam işte, tahsilin yarım senin komserim! Şunu bil ki aklı başında bir memur, parasız yaşayamaz!
Polis Rüstem: Onursuz da yaşayamaz ama! Hem bizim aldığımız bize yetiyor! Olmadı bebek bakıyoz! Kim soktu kafana bunu bilmiyorum ama onu şununla değiştir: Polis rüşvet almaz!
İşadamı: Valla komserim, ilkokuldan beri bize bu öğretildi! Öyle kolay kolay da değişmez, ama bi güzellik yaparsan, bi şeyler yaparız senin için, hayır, yabancı değilsin, ondan diyom!
Polis Rüstem: (Cebinden para çıkarır) Ne kadara olur bu iş, onu söyle!
İşadamı: Valla ne desem bilmiyorum ki, şimdi ilkokulu saymazsak, ortaokul, lise var, oralarda da aynı şeyi öğrendik biz! Hatta bunun için ders bile koymuşlardı bir vakitler! Her biri için yüzer kağıt olsa, ikiyüz eder, eh, n’apalım, idare ederiz artık! Sen yabancı mısın canım!
Polis Rüstem: Çüşş lan, iyi artık, maaşı komple vereyim istiyorsan! En fazla elli kağıt, işine geliyorsa!
İşadamı: Katiyen olmaz komserim! Hayır, can çıkar, imaj çıkmaz demiş atalarımız! İkiyüzden aşağı kurtarmaz!
Kazazede: Ya komserim tutuşun hele, hah şöyle, ne sana ne sana yüz kağıt!
Polis Rüstem: Olmaz, en fazla yetmiş beş!
(Muhabir girip fotoğraf çeker)
İşadamı: Mümkünü yok komserim, masrafını kurtarmıyo!
Kazazede: Şunu seksenbeş yapalım! Tamam tamam!
Polis Rüstem: Tamam lan, bırakın elimi!
İşadamı: Bak komserim, Ankara’da dayım var benim, şimdi senin böyle kayda alınmayacak bi rüşvet verdiğini duyarsa çok fena içerler! İstiyorsan arayayım!
Polis Rüstem: Ara lan ara! Adama bak yav, iyi artık, anamın nikahını da iste bari
İşadamı: Alo dayı, selamlar, şimdi yanımda bi komser var…
Polis Rüstem: Komser değilim lan!
İşadamı: Ufak bi işi var da, bitirmemi istiyo, yalnız teklif ettiği meblağ çok cüz’i! İkiyüz istedim ben!
Polis Rüstem: Anan güzel mi senin!
İşadamı: Şu anda anamı soruyo dayı, ne yapacaksa! Anam senin kardeşin oluyo biliyosun! Tabii tabii alayım! (Polisin yaka numarasını okumaya çalışır, Polis kapatır) yaka numarası 225… kapatıyo dayı, okunmuyo, eşkalini veriyom sana, kısa boylu, tipsiz, görsen polis demezsin yani!
Polis Rüstem: Tamam lan, yüz kağıt!
İşadamı: Yüz kağıda bitireyim mi diyon yani? Tamam, da, bu sefer fifti fifti olsun be dayıcım! Anlıyorum, acilen nakite ihtiyacın var, peki, hemen yatırıyom hesabına! (Telefonu kapatır) Hayret bi şey yaa, bi sefer de yarıyarıya kırışalım diyom, adam aç gözlü yav! Emin ol, dayım olmasa… Hele ver şu yüz kağıdı! (Kazazadeye işaretle) Sen de toz ol burdan!
Polis Rüstem: Tamam, yalnız ondan önce, yüz defa bi şeyi tekrar edecen? Sonra da karakola gelecen!
İşadamı: Neyi tekrar edicem?
Polis Rüstem: Polis rüşvet almaz, ben alırım! Diyecen?
İşadamı: Hı! (Kıs kıs güler) Hepsi bu mu yani?
Polis Rüstem: Yoksa vermiyom!
İşadamı: Yav şunu kırk yapalım, bak bi şeyi kırk defa söylersen…
Polis Rüstem: I-ıh! Olmaz, yüz defa!
İşadamı: Elli olsa? (Rüstem “olmaz” deyince) İyi madem, napalım, sen yabancı değilsin diye söylüyom bak, yoksa onuruma dokunuyo namussuzum! Hele şu parayı ver! Ne diyecektim?
Polis Rüstem: Polis rüşvet almaz, ben alırım, diyecen!
(Çıkarlarken)
İşadamı: Polis rüşvet almaz, ben alırım, polis rüşvet almaz ben alırım, sen say ama?
Polis Rüstem: Daha var!

Müzik. Çıkarlar. Gazeteyle bir adam girer. Gazetedeki manşet: Polis Rüşvet Pazarlığında!
Sari Menekse Tarih: 19.05.2008 13:39
Sahne 5


Başkomiser, bir muhabire bilgi vermektedir.

Başkomiser: Değerli basın mensubu arkadaşım, gördüğünüz gibi karakolumuz oldukça çağdaş bir dizayna kavuşmuş, her türlü konfora sahiptir. Artık karakolumuzda günümüz koşullarına uymayan hiçbir şey yoktur! Her şey yurttaşlarımızın huzur ve güveni için düşünüldü.
Muhabir: İşkence aletleriniz nerde?
Başkomiser: Ne aleti arkadaşım, var mı öyle bi şey ya, işte size başbakanlıktan gelen genelgeler, işte içişleri bakanlığı genelgeleri, bakın bu insan hakları beyannamesi…
Muhabir: Yani şimdi hiçbir işkence aleti yok mu bu karakolda?
Başkomiser: Arkadaşım, her tarafı gezdin ya, olsa görürdün herhalde!
Muhabir: Ben yine de şüpheliyim! Belki üstünüzde saklıyorsunuzdur!
Başkomiser: Ne münasebet! (Ellerini kaldırır) Buyrun arayın! Buyrun buyrun, Arkadaşları da arayabilirsiniz!
Muhabir: ( Başkomiserin arkasını döndürür) Şöyle bi dönün, dayanın duvara, bacaklarınızı açın, aç iyice aç! Tamam, sen temizsin! (Polis Rüstem’e) Gel buraya, dön arkanı! (Bacaklarını kontrol ederken) Anaaaa, bu ne be?
Polis Rüstem: Alet!
Başkomiser: N’oldu ne buldunuz?
Muhabir: Alet! Bu arkadaş üstünde taşıyor! Ben biliyordum zaten!
Başkomiser: Ya güzelim, o alet dediğin bi işe yaramıyo ki, bu salak öylesine taşıyo yanında!
Polis Rüstem: Öylesine olur mu amirim, ayda en az bir defa kullanıyom ben onu!
Muhabir: (Defterine yazar) Ayda en az bir kez olmak üzere düzenli kullanılan aletler saptanmıştır.
Başkomiser: Ya, bak arkadaşım, karakolumuzda bi tek Filistin askısı yok, bi tek ampullere elektrik veriyoz, (Muhabir çıkar.) ya bi dinlesene kardeşim, bak ne diyeceğim…
(Başkomiser, Rüstem’e “yıkıl git” der.)

Müzik yükselir. Gazeteyle bir adam girer. Gazetedeki manşet: Poliste Yeni Yöntem
Sari Menekse Tarih: 19.05.2008 13:39
Sahne 4



Ev ortamı. Polis Rüstem ve karısı bebek bakmaktadırlar. Kadının da polisin de hem ayaklarında, hem kollarında mızıldayan bebekler vardır!

Polis Rüstem: Ya Başkomserim, dedim! Tamam, bizim de yanlışımız olabilir, ama bunu herkesin içinde söyleme yav, hayır, iyi kötü bi karizmamız var, di mi!
Kadın: (Kendi kendine) Hay senin karizmana…
Polis Rüstem: Kendisini sevmesem anında bozarım, öyle amir mamir dinlemem, biliyon beni!
Kadın: Biliyom biliyom!
Polis Rüstem: (Kadına) Şunun mamasını verdin mi, bak mızıldıyo yavrucak!
Kadın: Verdim verdim! Off offf! Yarabbim ne günahım vardı benim! Kendi çocuklarım yetmiyor, bir de elin veletlerine bakıyom!
Polis Rüstem: Ne tekil konuşuyon! Ben armut mu topluyom burda! Biz bakıyoruz desene, veletlere! Devletin bütün gün meşgul polisi olaraktan sana yardım ediyoz işte!
Kadın: Ben o kör talihime ne diyeyim bilmiyom ki! Beni ne hortumcular, ne mafya babaları istedi de salak gibi sana vardım! Ah kafam ahh! Ama işte, ana sözü dinlemezsen olacağı bu!
Polis Rüstem: Hay senin ananı….(toparlar) sahi uzun zamandır görmüyom! Hastaydı en son, inşallah ölmüş, olmasın!
Kadın: Niye ölsün ayol! Ağzından yel alsın! Alt tarafı verem olmuştu kadıncağız! Sonra iyileşti! Şimdi yarışmaya hazırlanıyor!
Polis Rüstem: Ne yarışması?
Kadın: Maraton!
Polis Rüstem: Hadi ya! (Kendi kendine) Bendeki şansı görüyon mu! Elin kaynanası nezle olup ölüyo! Bizimki zevkine verem oluyo arada!
Kadın: Hele şu mamayı ver! Kendi çocuklarım yetmezmiş gibi bi de başkalarının çocuklarına bakıyorum!
Polis Rüstem: Yav hanım, ikidebir başıma kakma! Bunlara bakmasak, ev kirası, buzdolabı, televizyon taksidi, çocukların okul masrafları nasıl karşılanacak! Hem senin başkalarının çocukları dediğin bu vatanın evlatları yav! Cumhuriyet bu veletlerin omuzlarında yükselecek inşallah! Biz de öööyle uzaktan bakacağız, yani göreceğiz demek istiyom! Yarın bi bakmışsın, bunların biri milletvekili, öbürü bakan neyin olmuş! Bak mesela bunda mebus gözü var namussuzum, bak bak; göreceksin, ahan buraya yazıyorum, başbakan bile olur bu! (burnunu çeker, yüzünü ekşitir) Lan bu altına pislemiş yine!
Kadın: Bezler arkanda, değiştiriver!
(Rüstem değiştirir)
Kadın: Elin karıları her günü bayram gibi yaşıyolar! Ben bütün gün evde…
Polis Rüstem: Öyle konuşma öyle konuşma! Hele bunlar bi büyüsün, bak gör o zaman!
Kadın: Sen de öğretmenler gibi ek iş yapsan olmaz mı!
Polis Rüstem: Devletin polisi ek iş yapar mı lan! O nasıl söz! Öğretmen yapar, doktor da yapar, ama polis yapmaz!
Kadın: Aha yapıyon işte ya?
Polis Rüstem: Canım bu başka! Burda kim görüyo senden başka, hani, bi tek bilen var mı! Lan sahi konu komşuya söylemiyon değil mi?
Kadın: Söyler miyim ayol! A-aa!
Polis Rüstem: Allah razı olsun senden! Helal süt emmişsin! Ama anandan değildir bence! Hele söyle, her biri kaç kağıt bırakıyordu bunların?
Kadın: İşte her birinden elli milyon alıyom!
Polis Rüstem: Bi kağıt kalem versene! Hesap edeyim bu ayki gelir gideri…
Çocuk girer.
Çocuk: Anne anne, eve hırsız girdi!
Kadın: Ne! İmdaaaaatttt poliiiiissss!
Polis Rüstem: Ne bağırıyon salak! Sağır mıyız! Veletler uyanacak şimdi! (Çocuğa) Oğlum git o (durur) hırsız amcaya de ki, burası cami duvarı, de!
Çocuk: Cami uzakta baba ya, ne camisi?
Polis Rüstem: Lan sen öyle söyle, o anlar!
(Çocuk çıkar)
Polis Rüstem: (Karısına) Sen de, ne velveleye veriyon ortalığı! Kaçar gider şimdi merak etme! Bilmeden girmiştir salak! Arada böyle kerizler çıkıyo! Ne yaptığını bilmeyen. Halbuki burası senin bildiğin evlerden değil oğlum, git adam gibi başka evleri soy soyacaksan! Hayır, ayrıca devletin şerefli polisinin evinden ne götürebilirsin ki, değil mi ama!
Kadın: Doğru ya, mutfakta eski bi buzdolabı, ta çeyizimden kalma bi fırın…
Polis Rüstem: Car car etme lan gene; bizim müdür bile daha dayrek drayv teknolojisine geçmedi!
(Çocuk girer)
Çocuk: Söyledim baba!
Polis Rüstem: (kadına) Ya bak, bu kadar işte, ne panikliyon hemen! Her mahallede senin gibi iki telaşeli kadın olsa polis uyku uyumaz be! (Oğluna) Hırsız amca giderken bi şey dedi mi oğlum?
Çocuk: Yatak odasına giderken mi?
Baba: (Şaşarak) Hı? Lan sen burası cami duvarı demedin mi?
Çocuk: Biliyom, dedi! Ben de onun için geldim zaten!
Baba: Hadi ya! (Davranır, ancak bebekler ağlayınca vazgeçer) Oğlum, o anlamamıştır! Babam polis, de, polis! Şu anda da evde bulunuyor kendisi! Tabancasını da yeni yağlamış, kalkarsa, …. de! O anlar! Hadi koş!
(Çocuk koşar)
Kadın: Ya buraya gelirse?
Polis Rüstem: (Telaşlanır) Hadi ya? Tabancam? (Toparlanır) Ne diyon sen ya! Biz burada neciyiz! O deminki mesajımı anlamamış demek ki! Şimdi kaçar gider, meraklanma!
(Çocuk girer)
Çocuk: Söyledim baba!
Polis Rüstem: (Kadına) Bak, tamam işte, bitti! Beni de telaş ettiriyon boş yere! (Çocuğa) N’oldu oğlum, giderken el salladı mı amca?
Çocuk: Bu iyi işte, dedi! Şimdi baban nasılsa çocuk bakıyordur! Fırsat bu fırsat dedi!
Kadın: İmdaaat jandarmaaaa!
Polis Rüstem: Salaklık etme kadın! Burası jandarma bölgesi değil! Benim de aklıma geldi gerçi! (Ayağındaki bebeği indirmeye çalışır, bebek ağladığından vazgeçer. Kadına) Lan bu herif nerden biliyo benim çocuk baktığımı? Allah bilir sen söylemişsindir?
Kadın: Niye ben söyleyeyim ayol! Aaa, elin hırsızına…
Polis Rüstem: Kim biliyo senden başka! Bir sen, bir ben, bir de bebek! Haaa, bi de anan!
Kadın: Ne ilgisi var canım! Kadıncağız taa nerelerde yaşıyor!
Polis Rüstem: Onun dili uzundur! Taa buralara uzanır! Bilirim ben! Yoksa benim çocuk baktığımı elin hırsızı nerden bilsin!
Kadın: Medyadan öğrenmiştir belki!
Polis Rüstem: Doğru yav, iyi de şükür bu eve medya girmedi daha! Oğlum, git o…. Hırsız amcaya söyle, medyada çıkan her habere inanmasın! Biz şimdi karı-koca iş üstündeyiz, ondan kalkamıyom! Atarım kendisini içeri! Yani dışarı! Ona göre! (Kadına) Sen de ağlama be! Ne korkuyon! Buraya gelemez nasıl olsa!
Kadın: Nerden biliyon gelmeyeceğini?
Polis Rüstem: Gelir mi diyon yani? (Aranır.) Silahım nerde lan!
Kadın: Anaaaa, mutfakta bıraktıydın!
Polis Rüstem: İmdaaaaat, poliiiiiss!
Kadın: Sus, bağırma öyle, konu komşuya rezil olacağız şimdi!
(Çocuk girer)
Çocuk: Ya baba, hırsız amca, git o babana söyle, bana hiçbi şey yapamaz, cuk oturur, cumuka, diyo! Ayriyeten, birazdan oraya gelicem, olayı ayrıntılarıyla görüşürüz, diyo!
Kadın: Ya, şurdan bi telefon aç da gelsinler arkadaşların! Bak buraya da gelecekmiş!
Polis Rüstem: Lan burada brifing mi veriyoz biz! Söyle ona, götürürüm merkeze… amirim orda değilse, iyi olur bak! (Telefonu arar.) Ver şunu, ver!
Kadın: Çabuk ayol çabuk! Şimdi içeri girecek adam!
(Telefona cevap verecek olan polis Hamdi girer. Oturup tespih örmeye başlar. Çalan telefonu kaldırır)
Polis Rüstem: (Telefona) Alo, Hamdiciğim, ben Rüstem! Nasılsın güzelim?
Polis Hamdi: Ooo, Rüstem, n’aber yav, seni sormalı!
Kadın: Ya bırak şimdi hal hatır sormayı!
Polis Rüstem: (Telefona) Nolsun işte, iş güç, uğraşıyoruz!
Polis Hamdi: Ben de hazır Amirim yokken, oturdum tespih örüyom! Bunlar iyi para bırakıyo biliyon!
Polis Rüstem: Yok be güzelim, o işi ben de yaptım, pazarlama sorunu çıkıyo bu sefer de!
Kadın: Ya, hadiii!
Polis Rüstem: Ya Hamdiciğim, senden bi ricada bulunacağım!
Polis Hamdi: Emret abi, ne demek?
Polis Rüstem: Yok, estağfurullah, bizim eve hırsız girdi de!
Polis Hamdi: Hadi ya, ne zaman? Dur, bi tanesi düştü, onu aliym!
Polis Rüstem: Şimdi şimdi, kendisi sanıyorum şu anda misafir odasına geçti!
Çocuk: Mutfakta yemek yiyo baba, senin tabanca da elinde, oynuyo!
Polis Rüstem: Lan oynayacak başka şey bulamadın mı? Orda arkadaşlardan kimse varsa bi gönderiver be gülüm! Ben kımıldayamıyom!
Polis Hamdi: Abi, bi tek ben varım burda be!
Polis Rüstem: Yapma yav! Nereye gittiler?
Polis Hamdi: Valla arkadaşların bi kısmı mitingde görevli! Bi kısmı, maç varmış, orda konuşlandı! Bir kısmı da Cin Alinin maceralarını izliyo! Hayır, amirim, kimse boş kalmayacak, diye talimat vermişti ya, o yüzden!
Polis Rüstem: Ya orda bi allahın kulu yok mu yani?
(Hırsız odaya girer. Elinde tabanca vardır. Kadın çığlık atar. Hırsız, bebekleri pış pışlar, sever.)
Polis Hamdi: Yok abi be, olsa dükkan senin, biliyon! Yenge doğum mu yapıyo, bi ambulans göndereyim mi?
Hırsız: Ben rahatsız etmiyom di mi abi?
Polis Rüstem: Yok yav, hırsız arkadaş buraya geldi de, ondan korktu sanırım! Neyse, Hamdiciğim, belki bi daha görüşemeyiz, helalleşelim!
Polis Hamdi: Helal olsun be Rüstem! Hepimiz toprağa gideceğiz nasılsa, n’apalım, sen biraz erken gidecen, hepsi bu! Üzülme!
(Telefonu kapatır)
Hırsız: Abi eviniz tamtakır yav, altınlarınız falan da yok! Benim evi görsen, bi daha burada oturmazsın namussuzum!
Polis Rüstem: Neye görecem lan senin evi! Hırsız! Ben çalarak yapmadım bunları! Alnımın teriyle yaptım!
Hırsız: (Gülerek) Ondan mı her yer ıslak!
Polis Rüstem: Ondan değil, iş icabı! Bi sürü çocuk var, görüyon işte!
Hırsız: Abi acıdım sana şimdi yav, bu kafayla en fazla emniyet müdürü olursun sen!
Polis Rüstem: Ben devletin saygın bi memuruyum oğlum, sen kendine bak, hırsız!
Hırsız: Yok be abi, senin kafan eskiye gidiyor! Dediğin doğru, bundan elli-altmış yıl geriye gitsek, tabii ki hırsızlık menfur idi, ayıp bir şeydi! Ama şimdi, en muteber şahsiyetler hırsızlar abi!
Polis Rüstem: Senin neren muteber lan, hırsız!
Hırsız: Ya öyle deme gözünü seveyim, tamam, ben bu işi küçük çapta yapıyom, ondan da sık sık yakayı ele veriyom! Ama büyüklerimiz öyle değil, benim gibi güpegündüz ev neyin soymuyolar, tereyağdan kıl çeker gibi götürüyolar işi!
(İçeri Polis Hamdi girer. Arkalarından bi de gazeteci girip fotoğraf çeker.)
Polis Hamdi: Kımıldama, ateş ederim!
Hırsız: Anlayacağın, hayat kısa abi, ne yapıp edip köşeyi döneceksin!
Polis Rüstem: Hasstirr lan!
Müzik. Çıkarlar. Gazeteyle bir adam girer. Gazetenin Manşeti:
Polis Acz İçinde!