İFSAK 144. dönem fotoğraf grubunun iki aylık temel fotoğraf eğitimi kursundan sonraki ilk proje toplantısı. Grup olarak, altı ay daha birlikteyiz, fotoğraf projesi üzerinde çalışacağız. Proje konusu ile ilgili tartışmalar uzuyor. Proje isimleri yazılıyor ve oylama yapılıyor. Şehrin Yalnızları konusu en çok oyu alan proje oluyor. Aslında ben Oyun konusunu istemiştim, hayatın içindeki tüm oyunları fotoğraf karelerine yansıtmak keyifli olacaktı ya neyse…
Danışman hocamız siyah beyaz tutkunu, önemli kadın fotoğrafçılarımızdan.Nazan Tuna. Nazan Hoca’nın Kocaeli’de yaşadığını ve doktor olduğunu öğreniyoruz. Projenin Koordinatörlüğünü ise İFSAK Eğitim Grubu’ndan Emre Ercins yürütecek.
Nazan Hoca’nın fotoğraflarımızı seçeceği ilk toplantıya dokuz fotoğrafla gidiyorum. Fotoğraflarımın yedi tanesi seçiliyor.
Bundan sonraki süreçte ise o kadar istememe rağmen sürekli bir terslik oluyor ve toplantılara düzenli katılamıyorum. Toplantı tarihlerinde ya program geliştirmeyle ilgili bir çalışmada oluyorum, ya da önemli bir işim çıkıyor. Grup olarak çoğumuz çalışan insanlarız. Sürecin her aşamasına dahil olmak istediği halde sıkıntı yaşayan tek kişi ben değilim.

Sonuç olarak, Şehrin Yalnızlarını altı aydır fotoğraflıyoruz. Yalnızlığın, İstanbul’un, kaosun, hüznün sindiği fotoğraflar çekiyoruz. En önemlisi de yoğun iş temposunun arasında kısa molalar verip belirli bir amaç için makineyi alıp omzumuza İstanbul sokaklarında gezinmenin keyfini çıkarıyoruz.
Ve benim program geliştirme çalışmaları nedeniyle Yalova’da olduğum hafta artık projenin son toplantısı yapılıyor. Artık yalnızlığa dair karelerimizi fotoğraf severlerle paylaşmanın vakti geldi.
Proje kapsamında İFSAK 144. Dönem Web Sitesi hazırlandı. İFSAK’ da fotoğraf sergimiz açılacak. Ve proje kitabımız yayınlanacak.
İlk toplantıda ısınamamıştım Şehrin Yalnızları fikrine. Ama altı aylık sürecin sonunda şehrin yalnızları, İstanbul’un özellikle sahillere vuran slüetinin yansıması haline geldi. Çocuk portrelerinin dışında genelde belgesel fotoğrafçılığın alanına giren fotoğraflar çekerdim ben. Ama son dönemde nerede yalnızlık hissi veren bir kadraj varsa, hemen bulup yakalar hale geldim. Yalnızlığa duyarlılığım bu kadar artmışken, yazının sonunu Can Yücel’den bir yalnızlık şiiri ile bağlayayım.



YALNIZLIK

Yalnızlığa dayanırım da,
Bir başınalığa asla
Yaşlanmak hoş değil, duvarlara baka baka
Bir dost göz arayışıyla,
Saat tıkırtısıyla... Korkmam..!
Geçinip gideriz biz mutluluğa,

Ama;
"Günün aydın,
akşamın iyi olsun"
Diyen biri olmalı,
Bir telefon sesi çalmalı,
Ara sıra da olsa kulağımda...
Yoksa zor değil, hiç zor değil,

Demli çayı bardakta...
Karıştırıp, bir başına yudumlamak doyasıya.
Ama:
"Çaya kaç şeker atarsın?"
Diye soran bir ses olmalı ya
Ara sıra!...

Can Yücel


Alintidir

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 370
favori
like
share
DİDEM Tarih: 29.05.2008 01:38
çok güzel
yanlızlık allaha mahsustur