Hac hem geçmişe hem de geleceğe yolculuktur. Hacla Hz. İbrahim (as)’ın, Hacer validemizin yaşadıklarını hisseder, Allah Resulü (sas)’nün devrine gideriz. Hacla adeta mahşeri yaşarız.

Hacca niyet edip yola çıkacaklar, geçen yıllar hac ibadetini yerine getirip bu sene kalplerini oraya gönderecek olanlar, imkanları olmayıp da hacca gideceği günü iple çekenler; Allah (cc)’ın evine misafir olmaya hazır mısınız?

Her ibadetin temelinde olduğu gibi kalplerinizi, dillerinizi hacca kilitleyip niyetinizi halisane ortaya koymalısınız. Kâbe bir varış, Mekke bir istikamet, Medine ise Sevgili’ye kavuşma anıdır. Günleri, hatta saatleri dolu dolu geçirebilmek için uçağa binmeden tüm benliğinizi kutsal yolculuğa odaklamalı ve ihrama girdiğiniz anda da bu dünya adına her şeyi geride bırakabilmelisiniz. İhram ahiret hayatına yolculuğu anlatan en güzel derstir. İhramın cebi yoktur ve kendinizi kefene girmiş gibi hissedersiniz.

İhrama giren insan kendini çıplakmış gibi zanneder. Sanki korunmasız ve mahşerin bir izdüşümündeymiş gibi yalnızsınızdır. O kutsal mekana arınmaya gittiğinizi daha iyi anlarsınız. Yol boyunca Allah (cc)’ı bol bol zikretmelisiniz. Bunun için yanınızda okuyabileceğiniz dua kitaplarınız, küçük Yasin’i şerifler olsun.

“Hacca nasıl hazırlanmalıyım?” diye soran herkese ilk söylenilecek şey Peygamberimiz Efendimiz (sas)’in hayatını okumak olmalıdır. Gitmeye az bir zaman kalmış olabilir. Ama bu, okunmaması için bir engel oluşturmaz. Allah Resulü’nün hayatını okuyabileceğiniz çok yekunlu kitaplar yerine daha az kapsamlı kitapları tercih edebilirsiniz.

Cidde’den Mekke’ye doğru yol alırken sizleri ikaz eden tabelalara dikkat edin. Tabelalarda yazan “Allah-u Ekber, Elhamdülillah...ı” tekrar edin. Bir zamanlar Allah Resulü (sas)’nün ayak bastığı beldeye giriyorsunuz artık. İhramlar, beyaza bürünmüş hanımlar, dillerde düşmeyen zikirler... Sizi ne Mekke’nin yolları, ne kenar semtleri ne de kalacağınız otel ilgilendirsin. Eşyalarınızı bırakıp o mekana koşun. Ama ta Mekke’nin girişinde başlayan o hasreti, koca koca otelleri aştıktan sonra giderebileceksiniz. Harem-i Şerif’e giriyorsunuz. Gözlerinizi neredeyse kırpmamacasına her anı görmek uğruna açın. İşte karşınızda o mekan, işte karşınızda Allah’ın evi. Ve sizlere emanet edilen “Bize de dua et” sözlerini listelediğiniz isimleri çıkarın ve “Allah’ım senin mekanına geldik. Bizleri bağışla. Bizler vasıtasıyla Sana ve Resulü’ne selam getirenlerin selamını al ve onların da dualarını kabul et.” demeyi unutmayın.

Binlerce insan ve dönüyor, dönüyor. Dilde dualar, gönülde huşu...

İnsan olmayı o anda hissedin. Allah için geldiğin bu mekanda, Allah için tavaf yapıyor ve O’nun rızasına talip oluyorsun. Bunu isterken gönülden mi istiyorsun diye bir bak. Çevrendeki insanların renklerine, dillerine, tavırlarına takılma. İslam o kadar geniş bir yelpaze ki bak her insanı kucaklayıp getirmiş bu diyara.

Safa-Merve arasında hızlı yürüyor, bir yerde koşuyorsun sanki. ‘Kime koşuyor, neden yürüyorum’un cevabını oraya gitmeden bul ki yürüyüşünün tefekkürünü yapabilesin.

Birçok insan tavafta, Safa ile Merve arasında dualar okuyarak cezbeye gelmek ve kendini bu mekanda eritmek ister. Ama insan seli sizin bu isteğinize engel olur. Dikkatiniz dağılır, ayağınız takılır, sıkışıp kalırsınız. Tam bu sırada haccın kıyametin bir provası olduğunu düşünün. Ne kadar izdiham olsa da siz ondan gönlünüzü ayırmayın. Kızmayın, sinirlenmeyin, bilin ki bu da bir imtihandır.

İlk günün ardından Arafat’a çıkıncaya kadar Mekke’de Beytullah’ın misafirisiniz. Her fırsatta, mümkünse her vakitte namazlarınızı Harem’de kılın. Kur’an okuyun, dualar edin. Size eşlik edecek, hayırda birbirinize sırt vereceğiniz bir-iki arkadaşınız olsun. Bazen yalnız hareket etmek zor gelir insana. Ama arkadaş grubu olursanız ihmal sizin yanınıza uğramaz.

Sevr Dağı Resulullah (sas)’ın Hz. Ali’yi yatağına yatırarak Hz. Ebu Bekir ile birlikte birkaç gün konaklayarak müşrikleri şaşırttığı mağara. Eğer kendinizi dinç hissediyorsanız, yüksek ve dik olan Sevr Mağarası’na 1 saat 15 dakikada çıkabilirsiniz. İlk vahyin geldiği mekana tırmanmak için ise ilk vahyin gelişini ve Efendimiz’in uzlete çekilişini hatırlamalısınız.

Arafat... Herkes ihrama bürünmüş, Arafat’a (25 km) yolculuk başlamış bütün gün boyunca. Bir günü geçireceğiniz Arafat tam bir mahşer meydanı. Arafat vakfesi için beklenmeye başlanılır. Arafat vakfesi, belirlenen zamanda hac için ihramlı olarak Arafat sınırları içinde bulunmaktır. Arafat vakfesi, haccın en önemli rüknüdür. Çünkü süresi içinde orada bulunamayanlar o sene hacca yetişememiş sayılırlar.

Arafat vakfesinin ardından arife günü hacılar Müzdelife’ye doğru yola çıkar. Ardından şeytan taşlama...

Birçok hacı adayı şeytan taşlamaya kendini kaptırıp taşlardan başka şeyler de atar. Halbuki bizden istenen şeytana karşı güçlü olmak ve karşı koyabilme kabiliyeti kazanabilmektir. “Şeytanı kovabilecek donanıma sahip misin?” sorusunu kendimize sormalı ve şeytan taşlamanın anlamını kavrayabilmeliyiz.

Şeytana karşı koyarken kendi benliğindeki kusurları da silkele ve at. İşte Allah’ın evi seni bekliyor artık. Şeytan taşlamanın ardından veda tavafı yapacak ve bir hacı olacaksınız. Allah’a (cc) yakınlığını pekiştirmiş, gönlünü o mübarek beldede bırakmış, Medine’ye “âşıkına” giderken sakın rehavete kapılma. Günlerin yorgunluğu, hac yapabilme stresi ve sıkıntısı üzerinize çökmüş olabilir. Ama size kucağını açmış bekleyen bir Resul, bir Efendiler Efendisi (sas) var. İştiyakla, aşkla O’nu vesile kılıp dualarımıza, gözyaşlarımızı ekleyip, kalbimizden kopardığımız bir parçacık sevgi ateşini Yüce Yaradan’ımıza sunmalı, “İşte geldik diyarına, gidiyoruz. Ama bil ki gönlümüzü bırakıp gidiyoruz. Allah’ım sen bizim dualarımızı kabul et.” demeliyiz.

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 717
favori
like
share