Cannes Film Festivali'nde "3 Maymun" filminin başrol oyuncusu Hatice Aslan, kırmızı halıda basına filmin diğer oyuncularından ayrı poz verince hakkında çıkan "Cannes'da rol çaldı" haberlerine üzüldüğünü söyledi.

Kelebek'ten Muammer Elveren'e Cannes'da röportaj veren Aslan, "Ekip arkadaşlarımdan böyle bir şeyi ihsas ettirecek bir işaret bile gelmedi, bir problem olsa bana söylerlerdi. Bu ödüle doğru giden bir filmi baltalamaktan başka bir şey değildir" dedi.

- Hakkınızda çıkan "Cannes’da rol çaldı" haberleri için neler söyleyeceksiniz?

47 yaşındayım, sanat yaşamımda hep sade bir çizgide gittim, 23 yıl Devlet Tiyatrosu'nda oynadım, bir sürü ödüller aldım, böyle bir şeyi bana nasıl yakıştırırlar, gerçekten çok üzücü ve bu tür dedikodular altın Palmiye adayı ödüle doğru giden bir filmi baltalamaktan başka bir şey değildir.

Eteğim çok uzun olduğundan hareket etme kabiliyetim çok azdı. Topuklu ayakkabı ve uzun kuyruklu bir kıyafetle hızlı yürüyenlere eşlik etmek mümkün mü?

Süratli yürümeye kalksam etek ayağıma dolanabilir düşebilirdim, daha mı iyi olurdu. Biz burada ülkemizi temsil ediyoruz bu tür dedikodulara kulak tıkamamız lazım. Hem söylenildiği gibi bir problem olsa ekip arkadaşlarım gelip bana söylerdi. Kırmızı halının ortasında fotoğraf çekimi bittikten sonra merdivenlere doğru giderken fotoğrafçılar arkamdan "Hatice... Hatice..." diye bağırmaya başladılar, bu televizyon kayıtlarında da var, kırmızı halıdan geçen sanatçıların yaptığı gibi dönüp poz verdikten sonra arkadaşlarıma yetiştim ve birlikte merdivenlerin üst kısmından tüm kamera ve televizyonlara el salladıktan sonra salona girdik.

- 23 yıldır Ankara Devlet tiyatrosunda çalışıyorsunuz. İlk oyununuzu hatırlıyor musunuz, hangi eseri oynadınız?

İlk oyunum Nezihe Araz'ın "Bozkır güzellemesi"ydi. Kenan Işık sahneye koymuştu. O oyunla çok turneler yaptık.Babam Devlet Demir Yolları memuru olduğu için küçükken bize meydandaki Atölye sinemasına girmemiz için kart dağıtırlardı, ablamla sinemaya giderdik ve bana o filmi seyrettiğim sinema salonunda "Gülizar" rolüyle "Bozkır güzellemesi" oyununu oynamak nasip oldu. Çok duygulandım kökenim Malatya olduğu halde ilk, ortaokul ve liseyi bitirdiğim yer olduğu için Sivaslıyım diyorum.

- Sanat yaşamınız nasıl gelişti, uzun yıllar süren televizyon dizileri ne zaman girdi hayatınıza?

Televizyon mezun olmamla beraber geldi. Mezun olduktan sonra TRT'de iş yapmaya başladım, tiyatro ile beraber hep diziler oldu. Hatta "Ferhunde hanım ve kızları" 7 yıl süren 1200 bölümlük bir dizi oldu. Ankara yaşamım o diziyle geçti zaten. Aynı dönem tiyatroda da "Azizname 95" diye bir oyun oynadık o da yurtiçi yurtdışı 5 yıl kapalı gişe devam etti. 2002 de "En son babalar duyar" dizisinde oynamaya başladım, o da 5 yıl sürdü. Sinemaya da ilk kez Nuri bilge Ceylan'ın teklifiyle adım attım, "3 Maymun"da oynadım. 47 yaşındayım ve 22 yaşında Mimar Sinan Üniversitesi'nde okuyan bir oğlum var.

- Peki Sivas'a Malatya'ya geri dönersek, taa oralardan dünya sineması kalbinin attığı "Uluslararası Cannes Film Festivali”ne gelmek, yüzlerce fotoğrafçı ve kameranın önünde kırmızı halılı merdivenlerden çıkmak nasıl bir duygu?

Kırmızı halılı merdivenlerden geçmek çok güzel çok büyük keyif, ben de diğer arkadaşlarım gibi ülkemizi en iyi şekilde temsil etmeye çalıştım, zira başta ülkemiz için filmimizle buradayız. Öncelikli olarak hep bunları düşünerek yola çıktım. Filmin seçildiğini öğrendikten sonra kıyafetim için büyük bir arayış içine girdim, tek tek bütün dükkanları bütün modacıları dolaştım. Romantik tarafım olduğu için kıyafette kumaşa önem veren bir insanım. Özlem Süer'in tarzı bana uygun olduğu için onu seçtim. Takıları da Dilara Karabay'dan beğendim. Zaten dört koldan herkes yardım etti, bir yandan Kanal-D 'de yayınlanacak "Düğün Şarkıcısı" dizisinin çekimlerine gidiyorum, pazar günü yayına girecek. Bütün ekip "Lütfen Düğün Şarkıcısı'nı unut, sen git en iyi şekilde filminin galasında bulun" derken yapımcım "Maddi manevi ne gerekirse söyle gerekeni yaparız" güvencesi verdi, inanılmaz bir destek verdiler. İnanın kuaförüm bile her türlü malzemeyi temin etti.

- Merdivenlerden çıkıp, fotoğrafçıların sizi durdurup çekmek için ısrarlı bağırışlarının ardından ekip olarak dünyanın en önemli filmlerinin oynadığı festival sarayının dev sinema salonuna girdiniz, neler hissetiniz?

Filmi ilk defa orada seyretmenin de heyecanı vardı, acaba nasıl oynadım, hangi sahneler montajlandı, hangileri atıldı. Onu merak ediyordum çünkü daha renk ayarları yapılmadan sadece sesle ilgili bir düzeltme için minik bir sahnesini görme imkanım olmuştu, tüm arkadaşlarım aynı durumdaydı ve hiçbirimiz filmi görmemiştik. Böyle dev bir ekranda insanın kendini seyretmesi tek kelime ile muhteşem, film çekileli yaklaşık bir yıl olmuş o sahnelere geri dönüyorsunuz. Filmi aslında seyretmiyor sanki içinde yaşıyorsunuz müthiş bir duygu. Oynadığım Hacer rolü çok zor bir karakterdi.

- Tiyatro sahnesi ya da televizyon dizisinin setinden çok farklı bir atmosferde film çekiliyor, Hacer rolünde hiç zorlandınız mı?

Aslında 23 yılın verdiği bir oyunculuk tecrübesi var. Evet sinema benim için çok yeni ama cepte malzemelerimiz var, hocalarımızın ceplerimize doldurduğu malzemeler var. Sırası geldiğinde onlarda da yararlanıyoruz. Nuri bige Ceylan'la çalışma çok rafine bir çalışmadır gerçekten ne istediğini iyi biliyor ve oyuncuya çok geniş bir alan bırakıyor, atmosferi, hazırlıyor, yani yüzde 80 oyuncuyla ilginen bir yönetmen, oyuncuya da sadece oynamak kalıyor.

Çıplak olduğum sahnede Yavuz kadar zorlanmadım

- Filmde Yavuz Bingöl ile filmdeki ismi şoför Eyüp ile zor sahneleriniz var, erotik olmayan sanatsal bir çıplaklığın oynandığı bir sahne var. Orada zorlandınız mı?

Yavuz "O sahneyi okuduğum zaman hep bu sahne nasıl çekilecek diye bayağı düşündüm, inanılmaz gerildim" diyor. Fakat benim tiyatro geçmişim olduğu için o tarz sahnelerde yer aldım. Ama ne olursa olsun Yavuz'un karşısında çıplak bir kadın var. Ama tiyatro eğitimizde öğrendiğimiz, çıplak olsak bile üzerimizde bir kıyafet vardır, oradaki da Hacer'in kıyafetidir. Zor sahneydi, çekilirken pek anlamadım ama filmi seyrederken "Aaa Yavuz bayağı üstüme çıkıp çullanmış" dedim. İnanın nasıl olmuş o sahne anlamadım. Demek ki role o kadar kaptırmışız ki kendimizi, böyle ilginç bir sahne çıkmış ortaya.


hatice aslan
hatice aslan resimleri
hatice aslan biyografi
hatice aslan röportaj

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 4594
favori
like
share
burakjr Tarih: 03.11.2008 18:38
teşekkürler