Aşkın parantezi büyuk müdür, küçük müdür sizce?

Sırtınızı aşk tarafına dayadığınızda ayrılık hemen ayaklarınızın
ucundaysa, evet o zaman paranteziniz oldukca küçük, eğer ayaklarınızın
yetişemeyeceği kadar uzaksa hatta ucu açık bir parantezse de büyük
olarak anlatabiliriz aşkı...

Ama öyle aşklar vardır ki bazen, parantezi minicik olsa da içine,
ihaneti, tutkuyu, ihtirası, kavgayı, kıskançlığı, terk edilişi, geri
dönüşü, sevgiyi, masumiyeti, yani bir hayatta ne varsa ve bir aşkta ne
olması gerekiyorsa hepsini sığdırirsınız... Küçük bir parantezde
yaşadığınız aşkınızda, silinmeyecek izler, tekrarlanmayacak sahneler,
unutulmayacak anlar bırakarak geçersiniz birbirinizin hayatından...

Yıllarca kemikleşmiş, sevgiye dönüsmüş aşklarda, insanların bazen
birbirine ne kadar yabancı olduğunu farkedersiniz tuhaf bir şekilde...

Her şey kötü bir filmdeki kadar açık ve basit gelir o an...

Sanki aşkın tarafları daha önceden provasını yaptıkları bir oyunu
sahneye koyar gibi yaşarlar, yıllardır o kadar alışmışlardır ki
birbirlerine, tutku nereye gitmiş, aşk heyecanına ne olmuş anlaşılmaz bir türlü...

Sonra bilmediğiniz bir dilde, hiç provasını yapmadan katıldığınız
yeni aşk oyunu gözünüze bambaşka görünür, sıranız geldiğinde hangi rolü
yapacağınızı bilmezsiniz...

Ama o küçük paranteze dışarıda kalan ne varsa sığdırmaya çalışırsınız...


alıntı

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 271
favori
like
share