Cehennemden büyük ateş; Allah'ın kendi-sini seven kullarının kalplerinde yaktığı aşk ve muhabbet ateşidir. Mevlana Hazretlerine sormuşlar ''Aşk nedir ?'' Demiş ki ''Ol da gör''
Muhiblere (sevenlere) dünyada çektikleri aşk ve muhabbet azabı kâfi gelir.
Kim ki aşık olsa, iffet edip gizlese de ölse, şehit olarak ölür.
Muhabbet Allah'tan başka ne varsa hepsinden gönül hoşluğu ile vazgeçmektir.
Havas'ın (arifler) muhabbeti, Peygamberimizin (sav) ruh cereyanına tabi olmak gayesini taşıdığından, maddi ve manevi bir karşılık bekleme şüphesinden uzaktır. Zira bu sevgi onlarda şuur haline gelmiştir.
Allah'ı bilme ve sevme yeri, insan kalbidir. Kalbini Allah'a çeviren ve O'na bağlanana, Allah-u Teâlâ bilgi, sevgi ve yakın olma mutluluğunu ihsan eder.
Allah insanın kalbine bakar. Kalbi, Allah'ın gayrısından temizlemek her türlü ibadetten üstündür. Kalp bedenin sultanıdır. Kalp, insan ruhunun kaynağı ve onun bir adıdır. Allah'ı bilmenin ve anmanın makamıdır. Kalp, Allah'ı bilme ve sevme damarlarının toplandığı yerdir.
Kalp, görünmeyen âlemi idrak eder, beden organlarıyla görünmeyeni görür, duyulmayanı duyar, koklar, tat ve lezzet alır. Kalbin bu hale gelmesi beden organlarının kötü ve zararlı şeylerden kesilmesine bağlıdır. Allah sevgisinden başka bir şey taşımayan kalp, aşk ve Rahman'dır. Cihan Sultanıdır. Arif ve kâmil insanın kalbidir.
Akıl da, kalbe nurlu bir gözdür. Aklın belirtisi güzel ahlâk ve Allah zikridir. Akıl, hak ile batılı ayıran, gönlü parlatan bir nurdur. Akıllı adam Allah sevgisini bulmuş kimsedir.
Akıl, insan ruhunun başlangıcıdır. İnsan onunla Allah'ı bilir. Ve bunun için kâinat insanın emrindedir. Bu külli akıl, izafî ruhtur. Nur-u Muhammedi ve aşk-ı ilâhîdir. Kalbi temiz olan insanın içinde bu izafî ruh belirir. Onu sevgi şarabıyla yıkar ve mest eder. Hayvanî ruhundan ölen insan bu ilahi ruhla diri ve baki olur. Bütün eşyanın hakikatini bilip insan-ı kâmil olur. İnsan az yemek ve uyumak, hoş konuşmak ve Allah'ı çok zikretmekle kalbine ilâhî nur dolarak kendini bilir ve Mevla'yı bulur.
Kalbin makamı ve merkezi yürektir. Ortasında siyah bir nokta vardır. Bu nokta iç âleminin güneşi, cihanın ruhu ve insan âleminin arşıdır. İnsan ruhunun başlangıcı, beden ikliminin sultanı, külli aklın halifesidir. Bu noktanın şanı görünüşünde değil sırrındadır. Onun sırrına eren, meleklerden üstün olmuş ve beşeriyetten çıkmıştır. Bu sır insanın hakikatidir. Allah'ın emridir.
Kalp aynası cilalı olursa, o aynada ilahi sırlar belirir ve nurlar görülür. Kalbin cilası gerçek ilim, Allah'a bağlılık, iffet, takva ve zikir ile olur. Bu kalp sahibi kâmilin nefsi kırık, kalbi safi ve yalnız Allah sevgisiyle dolmuştur. O kalp artık Allah'a aittir. O evde yalnız Allah aşkı ve sevgisi yaşar. Ondan gayrısı oraya giremez, kalp bir et parçasıdır, fakat içi ilahidir. Allah'ı bilme ve sevme makamıdır. Büyüklüğü, şan ve fazileti bu özelliğindedir.
Allah'ın kullarına en büyük ihsanı iki şeydir: Birisi marifetullah, diğeri muhabbetullahdır.
Marifetullah, gönül âleminde güneş gibidir. Akıl aya, ilim de yıldızlara benzer. Allah'ı bilmek ve tanımakla kazanılır. Ruhun zaferi ve sevincidir. İrfanın hakikati, eşyanın hakikatine nüfuz etmektir.
Muhebbetullah ise, en üstün gayedir. Allah sevgisi zikirle artar ve devem eder. Sevgi öyle bir ateştir ki, yürekte Allah'tan gayrısını yakar, bırakmaz, sevgi uykusuzluğu giderir.
Allah sevgisi, O'nu bilmek, anmak ve O'nunla huzura kavuşmaktır.
Peygamberimiz (sav);
“Allah'ı sevme mertebesine yükselmiş bir insan muhakkak bizi de sever.” buyurmuştur.
Allah'ı sevmenin üç hali vardır:
1- Deniz gibi cömert,
2- Güneş gibi şefkatli ve
3- Toprak gibi tevazu ehli olmaktır.
Muhabbet, aşkın başlangıcı, aşk ise onun sonucudur. İlahi aşk, lezzetleri terk etmek ve zahmetlere katlanmaktır. Aşk, bir ateş ocağıdır ki onun alevleri gönüllerdir. Aşk, insanın yüklendiği bir borçtur. Aşk, bir hastalıktır ki, onun ilacı derdindedir. Yiyecek ve içeceklerden lezzet ve şehvet doğar. Şehvetten sevgi, sevgiden aşk, aşktan ise vecd meydana gelir. Aşk, iradenin isteklerine, sevgiliye olan sevginin üstün gelmesidir.
Aşk, insanı ıslah eder, kusurlarını düzeltir, güzel ahlaka sahip kılar.
Aşk, öyle bir derttir ki, serbest ve hür olan kalplere gelir. Aşk, öyle coşkun bir nehirdir ki cihan dolabını döndürür.
İlahi aşk, insan aklından şerefli ve üstündür. Temiz aşk, Allah'ın bir vasfıdır. O temiz vasfı bulanın beşeri vasıfları yok olur.
Aşk ateşi, aşığı yakmıştır. O bunun için söz ve fikirleri bırakmıştır. Onun kalbine sırlar akıtılır, onun meşrebi de her meşrepten ayrı olur ve sevgilisini över.
Hakikat şarabı aşktır. Her Sıddıka içirilen odur. Aşığın ibadeti sevgi ve istekledir. Âşıklar, acı ve üzüntü zikrini bal ve şeker bulur. Sevinç ve neşe içinde yaşar.
Aşk, atamız Hz. Âdem'den bize miras gelmiştir. Aşk, Hz. Nuh'un gemisi gibi kurtarıcıdır. Aşkın yanında akıl zavallı olur. Nitekim güneşin yanında lamba sönük kalır. Akıl bir gölge, aşk bir güneştir.
Aşkın başlangıcı muhabbet, sonu vecd halidir. Vecdin başlangıcı mükaşefe (keşif), sonu müşahede (görme) dir.
Cenabı Hakk'a giden yollar, gerçi yaratıkların sayısı kadar çoktur. Lakin muhabbet ehli-ne, yok olma ve cezbe yolu en münasibi ve en yakışanıdır. Çünkü bu yol çok yakın, çok olgun, çok açık ve üstündür. Bu yoldan gitmek isteyen aşk ehlinin vasıtası olan cezbe, bu yolu çok çabuk bitirir.
Yunus Hazretleri:
“Mescitte medresede çok ibadet eyledim
Işk oduna yanuben andan hâsıla geldim”
buyurmak suretiyle sözün kubbesini dikmiştir.
“Aşkın şarabın içmeyen
Mest olup hayran olur mu?''
diyen bir âşıktan,
“Eğer adam isen ölmezsin korkma
Aşığı kurt yemez uc'da değildir.''
diyen ehli âşık Hacı Bektaş-ı Veliye ve
‘'Dilinde virdi olmayan,
İçinde derdi olmayan
Ki aşk oduna yanmayan,
Har-ı nar-a yakar Mevla'' diyen Kuddusi Hazretlerine selam olsun.
“Âşıklar ölmez, ölen hayvan imiş” işte bizim derdimiz bu ve dermanı da içinde gizlidir.


Cevdet ALPEREN (bir tebessüm dergisinden alıntıdır.)

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 835
favori
like
share
PITIR Tarih: 23.06.2008 02:04
Paylasim icin tesekkurler.( “Âşıklar ölmez, ölen hayvan imiş” işte bizim derdimiz bu ve dermanı da içinde gizlidir.)Cok dogru bir soz ..