William Shakespeare “Bütün dünya bir sahnedir” demiş. Öyleyse bu oyunda hepimize bir rol düşüyor. Meseleyi ciddiye aldığımız için bu haftanın testini komediye hiç bulaşmadan, Shakespeare’in ünlü trajedilerinden dört tanesini kullanarak hazırladık. Başınıza felaketler gelmemesini dileyerek soruyoruz: Hangi trajedide başrol sizin hakkınız?

1) Sizi hangi şekilde tarif etmek daha uygun düşer?
a) Kafası karışık
b) Politik
c) Kıskanç
d) Âşık

2) Hangi kelime daha yakın geliyor?
a) İntikam
b) İhtiras
c) Namus
d) Sonsuzluk

3) Kendinizi biraz eleştirir misiniz?
a) Tam harekete geçerken tereddüte düşüyorum.
b) Tutkularım uğruna her şeyi harcayabiliyorum.
c) Başkalarının dolduruşuna geliyorum.
d) Gizlediğim bir şeyler var.

4) Peki ama neden?
a) Kader işte...
b) Şeytan dürtüyor.
c) İnanıyorum.
d) Seviyorum.

5) Sizce aşk ne demek?
a) Karşılıksız sevginin yarattığı duygu durumu...
b) Uğruna ülkeleri feda edebileceğiniz bir tutku...
c) Sonsuza kadar bağlılık...
d) Yolunda ölünecek kadar yüce bir duygu...

6) Peki ya ölüm?
a) Bazen size bir şans daha tanır. Bazen acımasızdır.
b) Olacaksa sevgilinin kollarında olsun!
c) Bazı şeyleri affetmek ölümden de beterdir.
d) Kimi zaman kaçınılmazdır.

7) Peki aşk ve ölüm dersek, siz bize ne dersiniz?
a) Birbirlerine ters düşmeseler keşke...
b) Aşk uğruna gerekirse ölünür.
c) Halbuki ölüm ne kadar yakışmaz sevdiğine!
d) Aşkıma kavuşmaktan bir tek ölüm ayırır.

8) Hangisi size daha büyük bir acı verir?
a) Güvendiğiniz dağlara kar yağması.
b) Kazanacağım zannederken kaybetmek.
c) Sevdiğinizin başkasına dokunması.
d) Sevdiğime dokunamamak.

9) Başka bir hayatınız olsaydı hangisi olurdunuz?
a) Aristokrat bir ailenin çocuğu
b) Bir asker
c) Bir savaşçı
d) Bir âşık

10) Hangi sözün sizin ağzınızdan çıkması mümkündür?
a) Kaybetmek bazen gerçekten kayıp değildir.
b) Uğruna dünyaları feda edemiyorsan gerçekten âşık değilsindir.
c) İhanet eden bedelini öder.
d) Mutlu sonla bitmiyor mutlu aşklar.

a’lar çoksa: Hamlet
Prens Hamlet bir gece ölmüş babasının hayaletini görür. Hayalet ona, katilinin amcası olduğunu söyler. Hamlet hayaletin doğruyu söyleyip söylemediğinden emin değildir. Bir tiyatro oyununda benzeri bir sahneyi sergileterek amcasının ifadesinin doğruluğunu ölçer. Trajedimizin sonunda karakterlerin hayatları trajik bir biçimde sona erer. Geride olayların tek tanığı olan Hamlet’in arkadaşı Horatio kalır. Şu çağda yaşasaydı Hamlet’ten bir kaybeden olarak bahsedeceğimiz kesin. Sanırız siz de kaybeden olmaya müsait, kafası karışık, kararsız, umutsuz birisiniz.

b’ler çoksa: Antonius ve Kleopatra
Antonius... İkiyüzlü, ülkesini
bir kadın uğruna satacak kadar
alçak! Başka bir bakış açısıyla
bakarsak Kleopatra’ya deliler
gibi âşık. Bencil, hırslı, kirli biri olsa da aşkına saygı duymamak elde değil.
Siz de en yakınlarına sırtınızı dönecek kadar tutkulu ve ihtiraslı bir âşık olabilirsiniz.

c’ler çoksa: Othello
Zavallı Othello! Karısının onu aldattığıyla ilgili dolduruşlara gelir. Kıskançlık krizi aklını başından alır. Sonuçta çok sevdiği karısını öldürecek kadar ileriye gider. Halbuki karısı masumdur. Siz de Othello kadar romantik ve şair ruhlu olmalısınız; aman ha Othello kadar ileriye gitmeyin!

d’ler çoksa: Romeo ve Juliet
Aşk hikâyelerinin en bilineni büyük ihtimalle Romeo ve Juliet’tir. Birbirlerini delice seven âşıklar, düşman ailelerin çocukları oldukları için bir araya gelemezler. Ama aşkları o kadar kuvvetlidir ki, onları ölüm dahi ayıramaz. Trajedinin sonu herkesi gözyaşlarına boğacak türdendir: Romeo baygın yatan Juliet’i öldü zanneder ve yanındaki zehri içer. Ama Juliet ölmemiştir. Siz de aşk trajedileri yaşamaya meyillisiniz, büyük ve gerçek aşklar... Ancak zehri içmeden Juliet’in nabzını kontrol etmeyi unutmayın.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 471
favori
like
share