Yüreğinde bir bahar göremeden, kanayan yaralarımı iyileştirmeden çekip gittin...


Gitmeliydin, hiçbir zaman dönmeyecek şekilde yüreğimde sana dair ne varsa alıp gittin...


Gittin diyorum hiçbir zaman yüreğime gelmemiştin sen...


Evet, bu cümleyi kurmamak için ne savaşlar verdim yüreğimin hücrelerinde bir bilsen...


Seni üzmemek için acılarımda demlenmiş bu cümleyi hep erteledim dudaklarımdan...


Yalnızlığında depreşen yaralarımı görme diye kalemi kırdım...


İsmini anan dudaklarıma kilit vurdum, seni üzecek tek bir kelime söylemesin diye...


Sen varken taze tomurcuklar açan kelimelerim, yokluğunda paslansın istedim...


Sen benim canımdın, sana ve gözyaşlarına kıyamadım işte...


Sana acı vermemek için, yüreğimdeki ''senden'' kaçtım...


Senin olduğun her yerden uzaklaştım...


Hayattan, bu satırlardan kısacası her şeyden kaçtım...


Unutmak için değil, senin gidişini kendimden gizlemek için...


Gitmelerini erteledim yüreğimin kıyılarında...


Bitkisel hayata girmiş varlığını, kendi soluğumla yaşatmak istedim...


Soluğu tükenmiş bir cana, ''canımı'' verircesine yokluğuna anlatan kelimelerden kaçtım...


Canımdan canımı koparıp, biraz daha varlığında gülümseyebilmek için


Kendimi seni hatırlatan kelimelerle avuttum...


Kendimi ''yalnızlığımla'' aldattım...


Gidişlerine kaç kuyruklu yalan uydurdum...


Kaç kez kaçınılmaz bu gerçekle aynalarda yüzleşmekten korktum...


Hiçbir zaman dillendiremedim senin gidişini hatırlatan kelimelerle...


Ama yutkunamadım, dudaklarıma kilit vuramadım işte...


'' Hiçbir zaman yüreğime gelmemiştin sen...''


Gece olup herkes evine döndüğünde anladım, senin bir daha dönmeyecek şekilde gittiğini...


Gittin, hiçbir zaman geri gelmeyecektin….





Varlığındayken her gece aradığın vakitlerde, ben hala sen ararsın diye seni
bekledim sen kokan köşelerde...


Seni beklerken karanlıklarla oyalandım biraz, körebe oynadım zamanla...


Kovalayan yalnızlıktı, ben ise sana ve varlığına kaçan oldum...


Hep yokluğuna ebe oldum bilmediğim oyunlarda....


Gözyaşlarımı avuç içlerimde saklayıp, seni bekledim işte zamanın kör saatlerinde...


Seni götüren tarihi alnımın ortasında bir mıh gibi çaktım...


Ve hala gittiğin günde hala bıraktığın yerdeyim…


Bir gün gelecekmişsin gibi seni bekliyorum sen kokan köşelerde….





Hatırlar mısın bilmiyorum, senden önceki terk edişlerimi yazdım sana...


Acılarımı katık yapıp aynı sofrada paylaşmadık mı seninle...


Hüznün içinde umutsuz kaldığımda ''Pes etmeler bize göre değil, yılmakta öyle...


Şimdi hadi tut ellerimden... Gir hadi yüreğimden içeri böyle hüzünlü olduğun
zamanlar...


Orada cennetten bir köşe var senin için... Kuşlar, çiçekler, kelebekler...
Orada biraz mutluluk doldur yüreğine, huzur doldur... Sığınağın olsun orası, sığındığın...


İçinde akan derede yıkan ve sıyrıl tüm acılarından. '' satırları geliyor dilimin ucuna...


Yüreğim ise her satırında seni arıyor...


Susup bakakalıyorum senden kalan tek hatıra bu satırlara...


Huzur arıyorum gözlerindeki mutluluk ülkelerinin baharlarında...


Sığınak arıyorum yalnızlığın ayazlarından kaçıp yüreğimi ısıtabileceğim...


Seni arıyorum lakin, yüreğimde bulamıyorum...


Ruhum gitti derken yüreğim kabullenmiyor gidişine...


Ruhumla kalbim arasında tek başıma kaldım...


Gittin mi, yoksa giden sadece mevsimler miydi bilemiyorum...


Bildiğim tek bir şey var ...


Yalnızlığında yetim, karanlıklarda sensiz kaldım…!

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 307
favori
like
share