Genel olarak tüm radyolojik görüntüler radyogram, görüntünün elde ediliş süreci ise
radyografi olarak isimlendirilir. Röntgenogram ve röntgenografi, röntgen görüntülerine ve elde etme sürecine verilen isimdir. Ancak praktikte radyogram ve radyografi terimleri daha çok röntgen için kullanılır; BT, MR ve US’ de ise görüntü ya da kesit terimleri tercih edilir. Özellikle röntgenogramlar için kullanılan “akciğer filmi”, “sinüs filmi” gibi deyimler yanlıştır. Doğrusu “göğüs röntgenogramı” “paranazal sinüs röntgenogramı” olmalıdır. “Röntgen filmi” ifadesi çekim yapılmadan önceki filmi tanımlar.
Röntgende görüntüler iki boyutludur, ışının geçtiği üçüncü boyuttaki yapılar üst üste
düşer (projeksiyon görüntüleri). BT, MR ve US’de ise vücut bir kesit şeklinde görüntülenir, görüntülerde üst üste düşme yoktur (kesit görüntüler). Vücudun birbirine dik üç ana düzlemi vardır:Aksiyal,sagital, koronal. Aksiyal düzlem, vücudun uzun aksına dik olarak vücudun dilim dilim kesitleridir. Sagital önden arkaya doğru ,koronal bir yandan diğerine doğru uzanan kesit düzlemleridir. Üç düzlem de birbirlerine diktir. MR ve US’de istenilen oblik düzlemlerde de kesitler alınabilir.
Radyolojik görüntüler, ister projeksiyon isterse kesit görüntüler olsun, renkli Doppler
dışında, bir ucunda beyaz diğer ucunda siya rengin bulunduğu gri tonlardan oluşur. X-ışını görüntüleri olan röntgen ve BT’de koyu tonlar x-ışınını görece olarak az tutan (çok geçiren), açık tonlar ise tersine çok tutan (az geçiren) dokuları temsil eder. MR görüntülerinde ise kullanılan enerji türü farklı olduğu için gri tonların anlamları da değişiktir. Görüntü oluşturulurken kullanılan parametrelerin değiştirilmesiyle aynı dokuların farklı tonlarda görülebilmesi, MR görüntülerinin yorumlanmasını daha karmaşık hale getirir. US görüntülerinde ise açık tonlar sesin çok yankılandığı, koyu tonlar ise az yankılandığı kesimleri temsil eder. İçerilerinde hiç yankılanmanın olmadığı sıvıyla dolu yapılar ile sesin hiç geçmediği kesimler siyah görülür.

Görüntülerin elde edilmesi
Radyolojik yöntemlerin vücudun iç yapılarının bir fotoğrafını nasıl oluşturduğunu
anlamak için bir benzetme yapalım ve fotoğrafın nasıl elde edildiğine bakalım. Vesikalık fotoğrafınız nasıl çekiliyor? Bir fotoğraf makinasının önüne oturuyorsunuz. Odada yüzünüzü aydınlatan bir ışık kaynağı var (Şekil 1). Fotoğraf makinası, içerisinde fotoğraf filmini saklayan ışık geçirmez bir karanlık kutudur. Filmin tam karşısına gelen kesiminde, kısa süreler için açabildiğimiz bir küçük pencere (diyafram), önünde de küçültücü mercekler (objektif) vardır. Fotoğrafçı size hareket etmememizi söyler ve kısa bir an makinenin diyaframını açan düğmeye basar. Böylece fotoğraf çekimi tamamlanır

Fotoğraf çekmek için kullanılan enerji türü ışıktır. Görüntüleme aygıtı fotoğraf
makinasıdır. Görüntü fotoğraf filmi üzerine kaydedilir. Temel fizik olay ışık enerjisinin yansımasıdır. Yüzümüze düşen ışık, yüzümüzdeki yapılar tarafından farklı oranlarda absorbe olur ve dolayısıyla farklı oranlarda yansır. Fotoğrafımızı oluşturan bu yansıma farklılıklarıdır. Yansımaları kayıt eden gereç, yani dedektör ise fotoğraf filmidir. Fotoğrafta saçlar ve kaşlar koyu renkli görülür. Çünkü bu yapılar ışığı daha çok absorbe ederler; dolayısıyla buralardan film üzerine gelen ışık daha azdır. Dişler ise daha parlak görünür, çünkü üzerlerine düşen ışığı daha çok yansıtırlar.
Radyolojik tanı yöntemlerinin görüntüleri de aynı ilkelere göre oluşturulur.Fotoğrafın elde edilmesinde kullanılan enerji görülebilir ışıktır. Röntgende ve BT’de kullandığımız enerji x-ışını, MR’de kullandığımız enerji radyofrekans ve manyetizma, US’de ise yüksek frekanslı sestir. Görüntüleri elde ettiğimiz röntgen, BT, MR ve US aygıtları fotoğraf makinesinin karşılıklarıdır. Fotoğraf çekiminde saptanan, ışığın yansıma farklılıkları idi. Röntgende ve BT’de x-ışınlarının vücudu geçerken tutulma farklılıkları, MR’ de hidrojen çekirdeklerinin miktarındaki ve radyofrekans enerjisini geri verme süresindeki farklılıklar, US’de ise sesin doku yüzeylerinden yansıma farklılıkları saptanır.
Fotoğrafta dedektör fotoğraf filmi idi,röntgende röntgen filmidir. Röntgen görüntüsü vücudu geçen x-ışınlarının filme doğrudan etkisiyle ortaya çıkar (analog görüntü); ancak bu şekilde görüntü elde etmek için çok fazla x-ışını gerekeceğinden pratikte üzerine x-ışını düştüğünde ışık yayan ekranlar kullanılır. Dijital röntgende ve BT’de ise bu farklılıklar dedektörlerle saptanır ve dijitalize edilir.Görüntüler dijitalize edilen bu değerlerden oluşturulur (dijital görüntüler). MR’de de görüntüler dijitaldir. US’ de ise yankılanan sesin genlik (amplitüd) farklılıkları doğrudan kaydedilir. Bu US görüntüleri de analogdur, ancak günümüzdeki ileri teknolojili aygıtlarda veriler dijital olarak işlenir.
X-ışını ve radyofrekans (RF) elektromanyetik radyasyon spektrumu içerisinde yer alır
(Şekil 2). Transvers dalga formundadırlar; enerjileri frekansları ile doğru, dalga boyları ile ters orantılıdır. Ultrasonografide kullanılan ses ise mekanik bir enerji türüdür, longitudinal dalga formunda sıkışma ve gevşeme periyotları şeklinde yayılır. X-ışınları iyonizan ışınlardır, geçtikleri ortamda iyon çiftleri oluştururlar; dolayısıyla zararlıdır. Radyofrekansın ve yüksek frekanslı sesin, radyolojide kullanıldığı sınırlarda, zararlı etkileri yoktur.


Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 4165
favori
like
share