Nisan 1932 yılında doğan Karakoç’un şiir merakı küçük yaşlardan gelmektedir. Şiire merakının bir sebebi de ailesinde dedesi, babası ve kardeşlerinin şair olmasıdır. İlk yazdığı şiirleri 2 kitap olacak hacimde iken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazdıklarını 1964 yılında ”Hasana Mektuplar" ismi altında kitap haline getirdi. 1958 yılında bulunduğu kasabada belediye mesul muhasibi olarak memuriyete girdi ve 1981 Mart ayında emekli oldu.

Şiirlerinde esas unsur olarak insanı ele alan şair, şiirleri yüzünden otuza yakın mahkemeye verildi fakat hepsinden beraat etti. 1985 yılından beri gazetecilik yapan Karakoç, bir ara politikaya girdi ve ayrıldı.


Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1093
favori
like
share
Gül_yarasi Tarih: 02.03.2010 21:34






7 Nisan 1932 tarihinde Kahramanmaraş ili Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü(Cela) köyünde dünyaya geldi. Küçük yaşlarda şiire merak sardı. Bu aileden gelme bir merak diyebiliriz. Çünkü dedesi babası ve kardeşleri de şairdirler.

İlk yazdığı şiirleri 2 kitap oIacak hacimde iken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazdıklarını 'Hasana Mektuplar' ismi altında 1964 yılında 10.000 adet bastırdı. FEDAİ yayınları arasında çıkan bu eser kısa zamanda tükendi ve 2. baskısını yine 10.000 adet bastırdı.

1958 yılında buIunduğu kasabada belediye mesul muhasibi olarak memuriyete girdi.1981 yılı Mart ayında emekli oldu.

Serdengeçti Töre-Devlet Ocak Yeni Düşünce YeniseyAlperen yayınları oIarak şimdiye kadar 12 şiir kitabı bir tane de makalelerinden derlenen nesir kitabı çıktı.

1985 yılından beri gazetecilik yapmaktadır. Bir ara politikaya girdi ve ayrıldı. Niçin girip niçin ayrıldığını bir röportajda şöyle cevaplandırdı:
'Allah rızası için girmiştim Allah rızası için ayrıldım'

30 yılı aşkın bir zaman içinde kitapları baskı üstüne baskı yenilemektedir. Bilhassa VUR EMRI adlı kitap günümüz şairlerinin hiç birisine nasip olmayan kabulü görmüştür.

KENDİ DİLİNDEN KENDİ TARİFİ
'Ebedî kudretin tek sahibinden alınan emir üzerine 1932 yılında dünyaya gelmişim. Çocukluğum şöyle-böyle geçti. Kıt imkânlara kıtlık yıllarına rağmen hâlâ o günleri özlerim. Birçok kimseye o yılları anlatsam 'Özlenecek neresi var? ' diyebilirler amma ben hep çocukluk yıllarımı sevdim. Şiir yazmaya küçük yaşlarda başladım. Zaten bizim oralarda her genç şiir yazar. Bu tutku başka bir meşgalenin veya işin olmayışından kaynaklanıyor gibime geliyor. Ben de avareydim boşluğumu şiirle doldurmaya çalıstım.
Benimle şiire başlayanlar yalnızlıktan yardımsızlıktan dökülüp gittiler.
Bana gelince:
Sağolsunlar iktidarların ve muhalefetin irikıyım politikacıları ihtilal cuntacıları 'bilimsel' cüppeliler entellektüel züppeler millî soyguncular sosyete parazitleri sermaye sülükleri zulüm-işkence makineleri adalet katleden hukukçular dalkavuklar üçkağıtçılar v.s. hep bana yardımcı oldular. Şiir malzememi veren onlar öfkemi bileyen onlar oldular. Yardımlarını inkâr etmiyorum fakat teşekkür de etmiyorum.
Dinsizlerin değil din düşmanlarının yani İslâm düşmanlarının da az yardımı olmadı. Bir bakıma dinî duygularımın kuvvetlenmesine vesile oldular.
En uygun zamanda yaşadığıma inanıyorum. Yardımcılarım (!) var oldukları sürece yazmaya devam edeceğim. Allah (cc) kısmet ederse...'

Evli ve 3 çocuk babasıdır.1984 Ekim ayından bu yana Ankara'da ikamet ediyor. Şu anda hiç bir siyasi kuruluş hiçbir mesleki dernek üyesi değildir. Hakkın yanında olanları sözleriyle desteklese de şahısları övmek beğenmeyince sövmek gibi basitliği kabul etmemektedir.

Yemini var yazabildiği müddetçe yazacak. Kim bilir nereye ve ne zamana kadar...

Abdurrahim Karakoç şahsiyet abidesi bir yiğitbir bilge bir alperen olarak hayatımıza giren en tatlı en güzel şairlerimizden birisidir. İşte o güzel o yiğit dostun şiir kitaplarını 'Alperen Yayınları' olarak yayınlamaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz. Alperen
ESERLERİ
Şiir kitapları: Hasan'a Mektuplar (1965) El Kulakta (1969) Vur Emri (1973) Kan Yazısı (1978) Suları Islatamadım(1983) Beşinci Mevsim(1985) Dosta Doğru Akıl Karaya Vurdu(1994) Yasaklı Rüyalar(2000) Gökçekimi(2000) Gerdanlık-I(2000) Gerdanlık-II(2002) Gerdanlık-III(2005) Parmak İzi(2002)
Düşünce Yazıları Çobandan Mektuplar(Deneme)
AYIŞIĞI Tarih: 30.12.2008 13:33
mükemmel bir insan çok sağlam bir kalemi ve mütiş bir ulubu var abi..en sevdiğim şairdir..tam bir anadolu insanı
ADALI Tarih: 30.12.2008 13:23
Beni tamamladığın için çok sağol Ayışığı.Üstadın şiirlerinde herkes kendinden bir şeyler buluyor değilmi.Mükemmel bir insan değilmi.Türkler ermenileri ve kürtleri öldürdü demediği için kimse nobel ödülü vermedi ona,Ama anadolu insanı üstün insan ödülüne layık gördü.
AYIŞIĞI Tarih: 27.12.2008 20:55
CAN KURBAN

Bizim kapı dost kapısı

Girene canımız kurban

Selam: muhabbet tapusu

Verene canımız kurban

Nefisten soyunduk tül tül

Gitti beden, kaldı gönül

Özümüz bağ, sözümüz gül

Derene canımız kurban

Uzadıkça hasret demi

Şefkat atı çiğner gem’i

Yaramıza sabır em’i

Sürene canımız kurban

Hayat kilim, çile nakış

Dokuyoruz iniş, yokuş

Marifet manaya bakış

Görene canımız kurban

Kin marazdır, sevgi sanat

Yürekte kaynar her saat

Kimsesizlere kol, kanat

Gerene canımız KURBAN!

işte Anadolu insanının dosta bakışı..üstadın en sevdiğim mükemmel bir şiiridir
ADALI Tarih: 27.12.2008 18:20
SELAM
Selam Azrail’e, doğan bebeğe

Selam tadlı sona, acı gerçeğe

İmana, irfana, zindana selam

Selam umut, sabır ve geleceğe

DUA

Senin ak alnından, gök gözlerinden

Önce dallar, sonra yapraklar öpsün

Eğilsin yıldızlar, tutsun elinden

Gecelerden sonra şafaklar öpsün

AŞK diyorlar en mukaddes hayale,

Ve sen de düşesin bu sonsuz hale...

Hazdan dudakların olsun bir lale,

Güller, karanfiller, zambaklar öpsün

Sende kemal bulmuş renk, şekil biçim

Yaşamanın özsuyusun bir içim

Olanca suların sağlığı için

Seni her gün göller, ırmaklar öpsün

Kumral saçlarında nisan yağmuru

Yazın, ak yüzünden gölgenin moru

Ağzından en serin, hem de en duru

Kayalardan akan kaynaklar öpsün

Çimenler okşasın ayaklarını

Çiçekler koklasın parmaklarını

Ben öpmeden önce yanaklarını

Varsın teller, tüller, duvaklar öpsün

Kıskançlık çakılı kazıktır serde

Bölünsün bu rüya en tatlı yerde

Seni canlı kullar öpmesinler de

Kefenler sarılsın, topraklar öpsün…



SAATİ YOK EREMİ YOK

Aşktan yana söz duyunca

Ben hep seni düşünürüm

Uçsuz hayaller boyunca

Ben hep seni düşünürüm

Yıldızlar kayar yüceden

Renkler sıyrılır geceden

Yüreğim sızlar inceden

Ben hep seni düşünürüm

Aklın ucu değer hiçe

Yol ararım içten içe

Kainat uyur sessizce

Ben hep seni düşünürüm

Korkunun bittiği yerde

Haz duyarım perde perde

Bir mezar görsem bir yerde

Ben hep seni düşünürüm

Zaman zaman sonsuza akar

Meyve dökülür, dal kalkar

Çiçeklere bakar bakar

Ben hep seni düşünürüm

Rüzgar eser ilden il’e

Sağlıkta bitmez bu çile

"Var" dan öte, "Yok" ta bile

Ben hep seni düşünürüm

BİR GÜZEL ÜLKÜDÜR GÖNÜL VERDİĞİM

Yüreklerde kök bağlayıp yaşayan,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Ezelden ebede müjde taşıyan,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Yesi'deki kutsal AŞKIN mayası,

Malazgirt'te Alparslan'ın rüyası

Söğütteki has kilimin boyası,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Yunuslayın "Et-kemiğe bürünen",

Selim ruhta Yavuz Serdar görünen

Şems misali cümle kirden arınan,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Bedenlerde Koç Köroğlu yüreği,

Debreştikce yakın eyler ırağı

İman kalesinin bayrak direği,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Dedem Korkut töresi ile töreli,

Edep, ahlak, sevgi, saygı sıralı

Kırk yıl önce.... aklım erdi ereli,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Her kapıda bir hesaba girmeyen,

İnancından zerre taviz vermeyen

Dost alnına kara leke sürmeyen,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Mazlumun yoldaşıi, zalimin hasmı,

Kendine put yapmaz heykeli, resmi

Hak'tır, Adalettir, Rahmettir ismi,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Bu ülkü candadır, sokakta yatmaz.

Güneştir.. bir doğdu, bir daha batmaz

Menfaat uğruna kimseyi satmaz,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Şiddeti, kavgası kanı olmayan,

İçinde öfkesi, kini olmayan

Sonsuza uzanan, sonu olmayan,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Bedirden Bizansa akıp gelen o,

Küfür setlerini yıkıp gelen o

İlahi kaynaktan akıp gelen o,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Sinan'da estetik, Itri'de ahenk,

Sebillerde hayat, kubbelerde renk

Mevlana'da ilim, Barbaros'ta cenk,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Nizam-ı Alem'dir Hak'kın sözü bu,

Söylediğim cümle sözün özü bu

Tek damlada umman eyler bizi bu,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Ülkü demek makam, mevki, taç değil,

Ülkü demek totem, sembol, haç değil

Kul icadi kof ilkeler hiç değil,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Şehitlerin kanları ile ıslanan,

Destan olup maveradan seslenen

Atıf'larla Said'lerle beslenen,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Türk'e ihsan olmuş 'Kavmi Necip'lik,

Boş hayaldir bu şerefe rakiplik

Hayatlar gergeftir, ameller iplik,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Ne yazdımsa inanç, ahlak, örf ile,

Postaladım gönül denen zarf ile

Anlatılmaz 29 harf ile,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim



SULARI ISLATAMADIM

Savaştayım elli yıldır

Ömrüm geçti boşalt doldur

Anlamadım, bu ne haldir

Bir gün silah çatamadım

Suları ıslatamadım

Ekin ektim başak yılan

Kuşandığım kuşak yılan

Yorgan akrep, döşek yılan

Bir gün rahat yatamadım

Suları ıslatamadım

Ne payem oldu, ne sayem

En doğruya varmak gayem

Düşüncemdir tek sermayem

Alan yoktur, satamadım

Suları ıslatamadım

Yolum yokuş, izim ayrı

Dilim yağsız, sözüm ayrı

Bedenimden özüm ayrı

Biri bire katamadım

Suları ıslatamadım

Talipli yoktur sevgiye

Anlamadım, neden? Niye?

Canlar gücenmesin diye

Can attım, gül atamadım

Suları ıslatamadım

BULDUKTAN SONRA ARAMA

Omuzumda sevda yükü

Yollarda seni aradım

Beste beste, türkü türkü

Tellerde Seni aradım

Girdim yeşilden sarıya

Sordum ölüye, diriye

Çiçeği verdim arıya

Ballarda Seni aradım

Aşk yalımı girdi cana

Gönlüm döndü gülistana

Gece gündüz yana yana

Küllerde Seni aradım

Yorulup demedim, yeter

Hasretin gözümde tüter

Keremden, Mecnundan beter

Çöllerde Seni aradım

Bahçem çiçek, bağım gazel

Birleşir ebedle, ezel

Ayırmadım çirkin, güzel

Kullarda Seni aradım

Ulaşmak için rahmete

Katlandım binbir zahmete

Karışıp söze, sohbete

Dillerde Seni aradım...



CAN KURBAN

Bizim kapı dost kapısı

Girene canımız kurban

Selam: muhabbet tapusu

Verene canımız kurban

Nefisten soyunduk tül tül

Gitti beden, kaldı gönül

Özümüz bağ, sözümüz gül

Derene canımız kurban

Uzadıkça hasret demi

Şefkat atı çiğner gem’i

Yaramıza sabır em’i

Sürene canımız kurban

Hayat kilim, çile nakış

Dokuyoruz iniş, yokuş

Marifet manaya bakış

Görene canımız kurban

Kin marazdır, sevgi sanat

Yürekte kaynar her saat

Kimsesizlere kol, kanat

Gerene canımız KURBAN!



SULARIN HİKAYESİ

Belemişler kaplara, uyutmuşlar suları

Ve sermişler iplere, kurutmuşlar suları...

Dalmışlar eğlencenin fikirsiz oyununa

Ya toprakta, ya gökte unutmuşlar suları...



BEBEĞE ÇAĞRI

Soyguncu soysun da, vurguncu vursun

Sen ana karnında boşa uyursun

Doksan günde çık gel dokuz ay dursun.

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek.

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek.

Üç kağıtçı düzen geçip gitmeden

Her ocakta üçbeş baykuş ötmeden

Çabuk "devlet malı deniz" bitmeden

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek.

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek.

Makam armağandır, koltuk hediye

Muhkem ilamlar var "rüşvet ye" diye

Ne diye beklersin söyle ne diye.

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek.

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek.

Göz kırpınca sıfırı çok sayılar

Zirveye tırmandı topal ayılar

Yağcı yeğen arar, haydut dayılar

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek.

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek.

Artık banka soymak basit eğlence

Günde kırkbin hiçtir "yurtsever gence" !

Dünyaya duhul et, gel biran önce

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek.

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek.

Tez çık, haram süt bul, beleş kundak bul

Yalancılık mübah, yüzsüzlük makbul

Hukuksal açıdan bir olanak bul

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek.

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek.

Adi ekranlarda iğrenç yüzü gör

Halkı tiksindiren bir kof dizi gör

Önce onları gör, sonra bizi gör.

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek.

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek.



BOŞA GELİP BOŞA GİDENLER

Dünya çirkef, düzen bozuk

Geldiğin neye yarar ki?

Sonu ağlamaktır, yazık

Güldüğün neye yarar ki?

Geleceksin, gideceksin

Tükenecek, biteceksin

Akibet kaybedeceksin

Bulduğun neye yarar ki?

Ha ahiret, ha burası

Bir nefeslik yol arası

Miras kalacak mirası

Böldüğün neye yarar ki?

Mal alırsın, mülk alırsın

Saat, çizme, kürk alırsın

Birgün çır_çıplak kalırsın

Aldığın neye yarar ki?

Hesabın, kitabın derin

Çoktur icadın, eserin

Yoksa Rabbından haberin

Bildiğin neye yarar ki?

Hani nerde şükür, sabır?

İman taklit, amel cıbır

Haram kefen, nursuz kabir

Öldüğün neye yarar ki?

İNSANLAR

Kimisi tavandan tabana çıkar

Çukurdan zirveye düşer kimisi

Kimisi konuşup yürüyen ölü

Yıllarca mezarda yaşar kimisi

Kimisi buz tutar yanan fırında

Çile tufanında piser kimisi

Kimisi on yılda on adım atamaz

Gözsüz ayaksız koşar kimisi

Kimisi durgun göl, munis bir ırmak

Şişenin içinde coşar kimisi

Kimi tevazunun mahviyetinde

Gururdan, kibirden şişer kimisi!



SUÇ OLSA DA

Ne diyorsa İslam dini

Uyacağız suç olsa da

Gerçeği örten kefeni

Yırtacağız suç olsa da.

Alnımız ak, yüzümüz ak

İslam olan olmaz korkak

Batıla batıl Hakka Hak

Diyeceğiz suç olsa da.

Çiçeklenir sevda serde

Cihad, düğün olur merde

Nur-u Kuranı her yerde

Yayacağız suç olsa da

Baba, Ana, Bacı, Kardaş

Ehl-i küfre açtık savaş

İslamın yoluna can baş

Koyacağız suç olsa da.

Cihad bize bayram düğün

Ta doğuştan haşre değin

Her an zikrullah gömleğin

Giyeceğiz suç olsa da.

Mana doldurmuş içleri

Gam mı maddenin suçları

Dine taş atan hiçleri

Sustururuz suç olsa da.

HASAN'A MEKTUP

Çok oku, çok düşün, çok şeyler anla,

Aha bu mektubu alınca Hasan.

Manalar iplikten incedir amma,

Kelimeler biraz kalınca Hasan.

Gene ağzımızı açmıyor bıçak,

Huzur size ömür..... Dert salkım saçak.

Oyuna kalkıyor yüzlerce köçek,

Batıdan bir hava çalınca Hasan.

Kök saldı bahçede ayrık otları,

Yemler pay edildi, sattık atları.

Biz kovalım derken baştan bitleri,

Sülükler yapıştı, kulunca Hasan.

Süt dolu güğümü çalarız taşa,

Kutsal görevimiz "Sağol çok yaşa !"

Mülkte hakikati aramak boşa,

Tüm suçlular güçlü olunca Hasan.

Derisini yüzdük demokrasinin,

İşi iştir imtiyazlı asinin.

Hakikatte vahşi, sözde "vasinin"

Dörtnala gidilir yolunca Hasan.

Canım Hürriyeti koydunsa ara,

Ekmek yalınayak kaçtı dağlara.

Çevremize küsmüş kardeşlik var ya,

Haber ver, izini bulunca Hasan.

Soysuzlar taş atar mukaddesata

Karşı duramazsak bizdedir hata.

Tahammül teşviktir, böyle hayata,

Öl..İnsan küçülmez ölünce Hasan.



FETVA

Türküler var başı belden aşağı

Çalmıyan radyonun pili cennetlik.

Kafir meyve inmez daldan aşağı

Yoksulun yaktığı çalı cennetlik.

Boşunadır dünyamıza geldiği

Aha yaşadığı aha öldüğü...

Korkak müslümanın namaz kıldığı

Camiyi taşlayan deli cennetlik.

Kara günde çözülmesin, kuşağın,

Kara toprak olsun uyku döşeğin.

Cihadda yük çeken uyuz eşeğin

Semeri cennetlik çulu cennetlik.

Tez vururlar harpte önde gideni,

Kaçanlar kurtarır canı bedeni.

Şimdilik kördüğüm kalsın nedeni,

Diri b... yedi, ölü cennetlik.

Bana ne'yi akıllılık sananın,

Başı var da, beyni yoktur. İnanın.

Beş on sene cehennemde yananın,

Dumanı cennetlik, külü cennetlik.

"Karışma boşver"'i eylemiş sanat,

"Karışma boşver"'i eylemiş sanat,

"Dava gereksiz" der, "herşey menfaat"

Böyle bir babayı vurursa evlat,

Tüfeği cennetlik, eli cennetlik.

Sevabı, günahı ayırmış Rabbim,

Ölçüdür gözlerim, tartıdır aklım.

Yalana riyaya, dayanmaz sabrım,

Haksıza sövenin dili cennetlik.

HAYAT VE YORUM

Birgün umut, birgün hülya tükenir

Birgün uyku, birgün rüya tükenir

Her saat dünyaya sarılmak ne ki

Birgün mecal, birgün dünya tükenir

KARA HABER

Ellerin yurdunda çiçek açarken

Bizim ile kar geliyor kardeşim.

Bu hududu kimler çizmiş gönlüme?

Dar geliyor, dar geliyor gardaşım.

Güzel olmuş sıra sıra söğütler,

Dağ ardında unutulmuş şehitler.

Hürriyete seymen giden yiğitler,

İki gidip bir geliyor gardaşım.

Üç aylık bebekler tutldu taşa,

Düşmanlar geriden eyler temaşa.

Yaratan böylesin vermesin başa,

Zor geliyor, zor geliyor gardaşım.



RAPOR

Nere bassan bataklığa batarsın,

Fikir dinsiz, merak deli, dünya cılk.

Bozulmuş insanlar, Allah kurtarsın,

Mide dinsiz, yürek deli, kafa cılk.

Kart öküzler bağlanalı batıya,

Cıvıklık bulaştı, birçok katıya.

Ne temele güven, ne de çatıya.

Duvar dinsiz, direk deli, oda cılk.

İmanda nasipsiz, dinde fakirler.

Akşam köşesinde küfür okurlar.

Zaman tezgah olmuş, günah dokurlar.

Usta dinsiz, çırak deli, kalfa cılk.

At huysuz çıkarsa binilmez kardaş.

Denecek çok söz var denilmez kardaş.

Açlıktan ölsekte yenilmez kardaş.

Hoşaf dinsiz, börek deli, çorba cılk.

Çektiğimiz çile hesaba gelmez.

Ay geçer, yıl geçer, yüzümüz gülmez.

Toprakta bereket olurmu ? olmaz.

Kazma dinsiz, kürek deli, çapa cılk.

Kovuldu ülkeden ar, namus, haya.

Asrileştik güya, uyduk modaya.

Beden açık, yüzde yedi kat boya.

Surat dinsiz, tarak deli, ayna cılk.

TAMAM MI ?

Unutma tez geçer zulmün ezası

Sabretmeyi bileceksin. Tamam mı?

Yiğitde ar değil bahtın kazası

Hakka teslim olacaksın tamam mı?

Geri dönmek yoktur güneş doğmadan

Rahmet nuru karanlığı boğmadan

Hakikat yolunda boyun eğmeden

Gerekirse öleceksin. Tamam mı?

Yenilir mi inanmışın imanı?

Böyle bir gerçeğin olmaz gümanı

İnşaallah başlarsa hesap zamanı

Haklarından geleceksin. Tamam mı?

Yolumuz her zaman Allah yoludur,

Bu yoldaki ölüm oğul balıdır.

Hak, haklının en mukaddes malıdır.

Vermezlerse alacaksın, Tamam mı?

Çevirmez ahını allah öksüzün...

Pek basittir devrilmesi köksüzün

Her kim olsa haksızlığı haksızın

Suratına çalacaksın, tamam mı?

Uyuşukluk şifa bulmaz illettir.

Korkaklık en adi, en pis zillettir

Adalet ne güzel, ne hoş nimettir.

Hep doğruyu bulacaksın, tamam mı?

Yalana hayır da, gerçeğe evet...

Mücadele şarttır, kalsan da tek fert.

Bir de ötesi var buranın elbet;

Nasıl olsa güleceksin, Tamam mı?



HAK YOL İSLAM YAZACAĞIZ

Kör dünyanın göbeğine

Hak yol İSLAM yazacağız.

Kuşların göz bebeğine

Hak yol İSLAM yazacağız.

Yola, ağaca, pınara

Esen yele, yağan kara

Yağmur yüklü bulutlara

Koç burcuna, yay burcuna

Bebeklerin avucuna

Minarelerin ucuna

Bucak bucak, köşe köşe

Kara taşa, kor ateşe

Yıldıza, aya, güneşe

Askerlerin miğferine

Kağnıların tekerine

Budanın tunç heykeline

Hak yol İSLAM yazacağız.

Her kapının eşiğine

Her sofranın kaşığına

Balaların beşiğine

Hak yol İSLAM yazacağız.

Herkes duyacak, bilecek

Saklanmaz gayri bu gerçek

Yaprak yaprak, çiçek çiçek

Hak yol İSLAM yazacağız

İREM BAĞI

İrem bağında bir gül dalı olsaydım

Bülbülü davet edip ruhuma kondursaydım

Ağlaşsaydık bülbül ile sabahlara dek

Bekleseydik o yeri ölene dek

Yağmur damlası da ben olsam İrem’de

Çiçekleri sulasam o güzel bahçelerde

Çise olsam yaprakların üzerinde

Arasam sevdiğimi dünyanın her yerinde

Taşısam İrem’i dünya üzerine

Su olsam dökülsem çiçeğinin üzerine

Boşversem dünyadaki herşeye

Mecnun gibi bakmasam başka şeye

Birşey olmak istiyorum sevdiğim için

Taş toprak gerekirse kuru bir çim

Ayaklar altında kalmayada razıyım

Yapılsam bu uğurda kıyım kıyım

Her şey bana vız gelir İrem bağı

Sırtıma vururum gerekirse şu dağı

Onun için herşeyi göze alırım ben

Bazen uçurtma olur dallarda kalırım ben

Anladınmı beni ne demek istiyorum

Ya ona kavuşmak, ya ölmek istiyorum!

MİHRİBAN 1

Sarı saçlarını deli gönlüme

Bağlamışım çözülmüyor Mihriban

Ayrılıktan zor belleme ölümü

Görmeyince sevilmiyor Mihriban

Yar deyince kalem elden düşüyor

Gözlerim doluyor aklım şaşıyor

Lambada titreyen alev üşüyor

AŞK kağıda yazılmıyor Mihriban

Tabiblerde ilaç yoktur yarama

AŞK deyince ötesini arama

Her nesnenin bir bitimi var ama

AŞK'a hudut çizilmiyor Mihriban SEVDİĞİM!



MİHRİBAN 2

" Unutmak kolay mı ?" deme

Unutursun Mihriban'ım

Oğlun, kızın olsun hele

Unutursun Mihriban'ım

Zaman erir kelep kelep

Meyva dalında durmaz hep

Unutturur bir çok sebep

Unutursun Mihriban'ım

Yıllar sineye yaslanır

Hatıraların paslanır

Bu deli gönlün uslanır

Unutursun Mihriban'ım

Süt emerdin gündüz-gece

Unuttun ya büyüyünce

Ha iste tıpkı öylece

Unutursun Mihriban'ım

Gün geçer, azalır sevgi

Değişir her şeyin rengi

Bugün değil, yarın belki

Unutursun Mihriban'ım

Düzen böyle bu gemide

Eskiler yiter yenide

Beni değil, sen seni de

Unutursun Mihriban'ım

ÖLÜM

Ölüm, bizi çağıran, sessizliğin sesidir

Dünyadaki koşunun mezarda bitmesidir..




Abdurrahim KARAKOÇ
FreddyKrueger Tarih: 27.12.2008 14:35
[COLOR="#c0ccf4"]IçerikLer FarkLı oLduqu Için KonuLar BirLe$tiriLdi...