Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 3751
favori
like
share
Terakkiperver Tarih: 30.10.2010 11:29
Başörtüsü yasak! peki ya takva örtüsü?

Allah’ın tesettür emrini yerine getirenlerin yaşadığı mağduriyetler ve haksızlıklar hâlâ devam ederken bu yasakta kaderin de bir hissesi bulunduğunu unutmamak lâzım. Bu konuda küllî bir şekilde sık sık tövbe-i istiğfar etmek hatalarımızı gözden geçirmek gerekir.

Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik.(A'RAF SURESİ;26)

Bu âyet-i kerîme bize tesettürde ehemmiyetle uygulanması gereken unsurun “takva örtüsü” olduğunu bildiriyor. Bu örtü kadın-erkek herkes için geçerlidir. Zaten takva örtüsüne bürünen dış tesettürü de lâyıkıyla yerine getirir.

Bu arada “takva örtüsü” dediğimiz farzları yerine getirmek günahlardan kaçınmaktır. Biraz daha açarsak;

Allah’ın emirlerine itaat ve men ettiklerinden kaçınmak harama yaklaşmamak takva örtüsüdür.

Edep ve hayâ takva örtüsüdür.

Birbirlerine yabancı olan kadın ve erkeklerin gereksiz sohbetler etmekten kaçınması takva örtüsüdür.

Erkeklerin yabancı hanımlara bakmaması bir takva örtüsüdür.

Hanımların yabancı erkeklerle şakalaşmak gülmek sesini güzelleştirmek için tabiî olmayan çabalar sarf etmek gibi tutumlar sergilemesi iffetli bir Müslüman hanıma yakışmayacak hâl ve davranışlardandır. Bunu yapan bir de tesettürlü bayan ise hem kendine hem dâvâsına hem de tesettürlü hemcinslerine daha geniş dairede İslâmiyete büyük zararlar vermiş olacaktır. Yani tesettür; salih amel iffet ve takva ile birleştiği takdirde gerçek mânâsına kavuşmuş olacaktır.

Erkekler için de aynı kaide söz konusudur. Bilhassa iş hayatında yabancı hanımlarla karşılaşmak ve bir arada bulunmak mecburiyetinde kalan erkeklerin eşlerine göstermediği nezaketi yabancı hanımlara karşı göstermesi farklı bir tavır ve ses tonuyla esprilerle dikkat çekmeye çalışması “takva örtüsü”ne zıt davranışlardır. Her Müslüman iffet zineti ile süslense takva örtüsü ile örtünse toplumsal birçok problemin önüne geçilmiş olur.

Başörtüsü yasağını sürdürenlerin sesi her geçen gün daha cılız çıkmasına rağmen tam mânâsıyla yasağa son verilemiyor. Bunun yanında yasak mağdurlarının da seslerinin cılızlaştığını ve hatta hiç böyle bir sorun yokmuş gibi hayatını sürdürenlerin varlığını da biliyoruz. Bütün bunlarda aklımızın ermediği hikmetler vardır elbet.

Hukukî olarak hak arama mücadelelerinin devam etmesi yanında bir başka ve en önemli çözüm; münafık ellerce yasaklanması imkânsız olan “takva örtüsü” ile örtünmektir. Buna kimse itiraz edemez ve “yasak” diyemez.
uslandım Tarih: 15.06.2008 14:17
bence baş ortüsünü siyasete karıştırıyorlar deyip ortalığı böyle karıştırmaya çalışıyorlar ve ne yazıkki başarıyorlar.allah ın emri nasıl siyasete karıştırılabilirki.bu topraklar müslümanlığın yaşandığı topraklar.bakınız osmanlı imparatorlugu.birde haber proğramları "atatürkün eşi takıyormuydu, takmıyormuydu "dite saçma sapan konularla karışıklık yaratıyorlar.insanlar ve düşünceleri çeşit çeşit.kişi baş örtüsünü allahın emrine uymak için takar.kimisi tamamen inançsızdır inkar eder,kimisi dogru olduğunu bili
r ama yapmaz,kimisi yine doğru olduğunu bilir ama hala inkar etmeye çalışır.yani dini kendilerine uydurmaya çalışıyorlar ne yazık ki! neden bu başını kapatanlara bu kadar takıyorlarki .kişinin kendi isteği kime ne?
leotombak Tarih: 13.06.2008 15:27
Allah razı olsun arkadaşım. bu mesele, bu zulüm hiç bıkmadan dillendirilmeli. şuna inanıyorum ki; her dönemde firavunlar olacak ama, her firavunu boğacak bir deniz de her zaman olacak inşallah
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 10:13
Allah razı olsun
Çetin Tarih: 17.06.2006 18:01
BU BAŞORTÜ MESELESİNİ O KADAR BÜYÜTTÜLERKİ.MİLLET ÇIPLAK GEZİYOR TELEVİZYONLAR HER TÜRLÜ SAÇMA SAPAN PROĞRAM YAPIYOR.AMA NEDENSE ÜLEKEMİZDE DÜNYA PROMLEM VARKEN DÖNÜYORLAR DOLAŞIYORLAR BAŞÖRTÜYE TAKIYORLAR.BİR GÜN HERKES DOĞRU BULACAK AMA OGÜN ONLAR İÇİN ÇOK GEÇ OLACAK ALLAH BİZLERİ DOĞRU YOLDAN AYIRMASIN.
trakya_kartal Tarih: 07.06.2006 00:47
TEŞEKKÜRLER PAYLAŞIM İÇİNNNNNN
leotombak Tarih: 24.05.2006 00:30
Gece ne kadar karanlık olursa yıldızları da o kadar parlak olur. Bu yıldızlar şartlar ne kadar ağır olursa olsun aydınlık saçmaya devam edeceklerdir. Selametle.
leotombak Tarih: 24.05.2006 00:28
Başörtüsü ve kadınlık onuru

Bütün delillerin her zaman aleyhinde olduğunu biliyor ve eğiyor başını. Hakkında okunan bütün iddianamelerin hazin celselerinde bir gelincik çiçeği teslimiyetiyle bükük boynu ve nemli gözü. Gökkubbenin altındaki en muhteşem meta' görülmesinin ardındaki sır da bu zaten...

Bütün zamanlar içerisinde ve bütün coğrafyalarda, iradesi hiç kendi eline verilmeyen, verilmek istenmeyendir o... Tarih koridorlarında onu alan da, satan da hep başkasıdır ve asla kimsecikler onun da bir onuru olduğunu kabul etmek istemezler...

Nicole yahut Janette... İster Fransız, ister Alman... Diana veya Teressa... Ha Norveç'te, ha Belçika'da... Avrupa'nın her yanında başörtüsünü tartışan insanlar, isimlerini taşıdıkları ulu kadınların tarih içindeki rolleriyle örtülerini birlikte göz önüne getirselerdi acaba başörtüsünü sorgulamak isterler miydi?!.. Acaba belli ideolojiler ve siyasî çıkarlar adına, gereksiz paranoyalar ve tarihle inatlaşma adına, tıpkı ortaçağlarda esir alır satar tüccarlar gibi, efendilerin(!) kadınlar yerine karar vermesini tercih ederler miydi, ve eğer öyle ise, Azize Beatrice'in, yahut Jean D'arc'ın onuru çiğnenmiş olmaz mıydı?!.. Adı Eva olmuş ya ki Havva; Mary veya Meryem, Sarah veya Sara ne fark eder?!.. Hatice, Ayşe, Fatma veya Emine de olsa hatta!.. Kadınlık bir erdem iken, isimler etiketten öte nedir ki!..

Galiba gözlerimizi yıkamalı, önce kadını bir isim olarak görmekten kendimizi kurtarmalıyız. O zaman, vaktiyle şerefin doğduğu kutsal düşüncelerden ululuğun hilali de yükselmeye başlar belki. Belki de kadının onurunu teslim etmek, kültürler arası yakınlık ve dostluğu getirir kendiliğinden. Keyfiliklerle çatışmak yerine toleransla zenginleştirilmiş sevgiler kuşatır insanlık adamızı.

Bir kadın, yalnızca kadınca var olmak ve yalnızca başını örtmek istediği için başörtüsü kullanmak isterse bu tercihi yüzünden kim onu kınayabilir ve kim onun vicdanına girip bunu siyasî bir amaçla yaptığını söyleyebilir?!.. Belki de bunu anlamanın tek yolu, kadından o örtüyü satın almaktır. Eğer inancıyla barışık yaşıyorsa ve bu yüzden başını örtmüşse, dünyanın bütün varlığını ayaklarına dökseniz, acaba başındaki örtüyü alabilir misiniz bir kadının?!.. Çünkü ona göre başındaki şey, yalnızca bir bez parçası değil, asaletin rengarenk mücevherlerine, onurun top top incilerine, erdemin sandık sandık hazinelerine bedel bir şeydir. Başörtüsünü bedeninden bir uzuv gibi görmeye başlayan bir kadın, siz sanır mısınız ki dünyanın sonuna ve zamanın bitişine dek onun kendisinden koparılıp alınmasına razı olacaktır!?. Kadına çok ama çok uzun mücadelelerden sonra kadın kimliğini teslim eden köhne dünya, ona ancak iradesini iade ettiği zaman modernleşmiş olacaktır. Ta ki kötü niyetli siyasetçiler, karanlık hedefleri gözleyen sahtekarlar elinde köleler gibi alınıp satılmasınlar!..

Kimse itiraf etmek istemese de, maalesef Türkiye'mizde yüz binlerce genç kızımız, yıllardır küskün, kırgın, ezik ve çizilmiş bir yürekle yaşamakta. Ve o yüreklerde hep yeşeren ama bir türlü büyüyemeyen umutlar var; siyasilerin icraatlarına vabeste umutlar!..

Ve şimdi Avrupa parlamentoları başörtüsünün ilk ve orta dereceli okullarda yasaklanmasını tartışıyor. Yasaklanmasını isteyenler, öğrencilerin yaş ortalamaları nedeniyle dinî telkinlere açık olduklarını, köktendincilerin bunu istismar edebileceklerini düşünüyorlar. Yasağa karşı olanlar ise özgürlük yanlısı söylemleri dile getiriyor ve insanların istedikleri biçimde yaşayabileceklerini vurguluyorlar. Her iki taraf da, üniversitelerde başörtüsünü yasaklamayı bilime karşı işlenmiş bir cinayet ve yobazlık olarak düşünüyor, reşit olduktan sonra da bu konuda herhangi bir baskının asla kabul edilemeyeceğini, bunun kadınlık onuruna halel getireceğini dile getiriyorlar. Öte yandan Arap dünyasının önde gelenleri bu konularda demeçler veriyor, belki de tesettürün ne olduğunu anlatmaya çalışıyor, hatta bazan kavak da deviriyorlar. Tartışmalar böylece sürüp giderken Almanya'da, belki de bu konuda tarihin ileride başlık yapacağı en doğru söz telaffuz edildi. Onurlu bir ağızdan çıkmış onurlu bir sözdü bu ve sahibi Almanya Cumhurbaşkanı Johannes Rau idi... Welt am Sonntag (WamS) gazetesine verdiği mülakatta başörtüsü yasağının kadın onurunu çiğnemek anlamına geleceğini ve buna müsaade etmemek gerektiğini açıkça ifade ediyordu. Sanırız Sayın Rau yalnızca bu sözüyle bile, sancılı bir büyüme sürecinden geçmekte olan AB'nin yolundaki taşları temizlemiş olmaktadır.

* * *

Şüphesiz, sözlerin en güzeli, kalplerin menfaatine olandır. Kadına yalnızca bedensel değil, düşünsel ve duygusal özgürlüğünü de vermek anlamına alınabilecek bu sözler, başörtüsü konusunda modern dünyanın duyduğu ve duyabileceği en ibretlik sözlerdir, ve yazık ki bizim ağızlarımızdan çık(a)mamıştır.

Selam ve övgü kuşlarımı senin yıldızlı gecelerine uçurdum ey doğru sözlü adam, iyi dilek ve dua kanatlarımı bu gece senden yana çırptım...

Ve sen, ey bütün gönüllerden sürgün başörtüsü!.. Ne deyim; baş üzre yerin var
(iskender pala'nın yazısından alıntı) Selametle.
sevdamızagüle Tarih: 22.05.2006 20:39
başörtümüzün siyasi bir sembol değil Allah ın emri olduğunu anlayacakları güne kadar yasaklara karşı direnmeye devam edeceğiz.inşallah o gün çok uzakta değildir.Allah yardımcımız olsun.