Kadının Özgürleşme Mücadelesi (FEMİNİZM)
İnsanlar arası ilişkiyi ve çelişkiyi belirleyen üretim ilişkisidir. Eğer Üretim ilişkisi değişirse çelişkinin boyutunun da değişeceği mutlaktır. Buradan yola çıkarak, özel mülkiyetin toplumsal mülkiyete dönüşmesi ile topluma ait çelişkilerde değişip-dönüşecektir. Ulusal çelişki, köy-kent çelişkisi ve Kadın-erkek çelişkisi de değişecektir. Toplumları incelediğimizde tarihin hep ileriye evirilmesi nedeniyle gelecek toplumun sosyalist toplum olacağı bilimsel bir tespittir. Ne var ki bu sürenin olgunlaşması ve kısalması mücadele ile olanaklıdır. Bu mücadelede tüm ezilenlerin ortak tavrı, ortak savaşımı sayesinde nihai hedefe yani sosyalizme ulaşabilir. Bu savaşım içerisinde çeşitli
şekillenmeler yaşam kazanmıştır hedefe ulaşana dek süreceği muhakkaktır. Bu evrilme süreci içerisinde kadının sınıfsal konumu itibari ile çeşitli mücadele biçimleri açığa çıkmıştır. Bunlardan en önemli olanı Feminizm Hareketidir.
Feminizm, sosyoloji, politik akım ve etik alanlarından oluşur, temeli ya da temel endişesi daha çok kadın özgürlüğüne dayanmaktadır. Anaerkil toplumdan ataerkil topluma kadar yaşamış olduğu ezilmişliğin karşısında durur. Bazı versiyonları geçmiş ve şimdiki toplumsal ilişkilere karşı eleştireldir. Her ne kadar içi boşaltılmaya çalışılsa da feminizm kadının özgürleşmesi sürecindeki en önemli akımlardan biridir.Feminist teori toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin doğasını anlamayı amaçlar ve toplumsal cinsiyet politikaları, iktidar ilişkileri ve cinsellik üzerine odaklaşır. Feminist hareket, sınıfsal baskının kadın-erkek üzerindeki yaptırımının karşısında duran, aynı zamanda kurtuluşun kadın-erkek elele olacağını öne süren bir temele sahiptir. Kökleri antik çağ Yunan Pitagorasçılığına dayanmaktadır… Feminizm hareketinin başlangıcı kapitalizmin geliştiği dönemlere denk gelmektedir, Fransız devrimi dönemlerinde yaşam kazanmıştır. Gelişen kapitalizmin işgücüne ihtiyaç duyduğu kadın, evinden çıkıp toplumsal üretimde yer almaya başlamasıyla birlikte, binlerce yıllık ezilmişliğe, aşağılanmaya, toplum içindeki eşitsizliğe kitlesel bir şekilde başkaldırmaya başlar. İstekler oldukça açık ve nettir;
*Evliliğin kurulması, biçimlendirilmesi ve sona erdirilmesinde eşit hak.
*Kadın ve erkeğin çocuklar üzerinde eşit söz hakkı.
*Her iki cins için bir tek cinsel ahlak.
*Kadının kendi mülkiyeti, geliri ve kazancı üzerinde özgürce kullanma hakkı.
*Kadının meslek öğrenimi ve mesleki çalışma özgürlüğünün garantilenmesi.
*Toplumsal yaşamın tüm alanlarında kadına erkekle eşit hareket ve çalışma özgürlüğü-hakkı…
Kadın paranın saltanatında diğer mülkiyetler gibi bir mülkiyettir, bundandır ki talepler her ne kadar haklı ve meşru da olsa dikkate alınmamıştır. Gelişen olaylar ortak bir tavrın gelişme sürecini hızlandırarak, bir üst aşamaya evrilmesine neden olmuştur. Bu evrilme, tüm çelişkilerin başı olan emek-sermaye çelişkisinin çözümü ile kurtuluşun mutlak olduğunu gün yüzüne çıkarmıştır. Kadın ve erkeğin daha çok insanlaştığı bir toplumun gelişme sürecinde, kadın tarihsel süreç içerisinde birçok alanda sınıfsal tavrınıgeliştirerek ‘biz varız’ demenin pratiğini sergilemiştir;
* 5 Ekim 1789 Fransa’da ekmek ayaklanması küçük bir kız tarafından davul çalarak başlatıldı. Sayıları artan büyük bir kadın kalabalığını peşinden sürükledi.
* 21-22 1789 Ekim Fransa’da Versailles’teki ekmek ayaklanmasının başını kadınlar çekiyor.
* 25 Şubat 1793′de işçiler dükkânları bastı. Aralarında çok sayıda kadın vardı. Özellikle de sabun fiyatlarından şikâyet eden çamaşırcı kadınlar.Talepleri dükkân sahiplerinin yiyecek maddelerini kendilerinin saptadığı fiyatlardan satılmasıydı.
* 15 Eylül 1845 Çalışma haftasının 6 güne, çalışma gününün 10 saate indirme talebiyle Batı Pensilvanya’daki iplik fabrikasında çalışan 1500 kadın işçi greve çıktı. Grev 1 ay sonra yenildi.
* 14- 15 Temmuz 1848 Amerika’da feminizm bir hareket olarak ilk toplantısını yaptı.
* 1864 Uluslararası İşçi Birliği (I. Enternasyonal) kuruldu. Genel Konsey kadınların da üyeliğe kabul edilmesini onayladı.
* 1866 Amerika’da, Ulusal emek birliği kuruldu. Eşit ücret ödenmesi ve kadınların lider konuma gelmesini ortaya atan ilk örgütlenmeydi.
* 10 Nisan 1871 Paris Komünü’nde “halkın davasını savunurken öldürülen bütün yurttaşların meşru ya da gayrimeşru çocuklarına aylık bağlanmasını kararlaştırdı.
* 1874 de Krengel Mskaya fabrikasında kadınlar aktif rol oynadılar.
* 1889 Londra da May ve Briant için çalışan 700 kibritçi kadın işçi niteliksiz işçiler arasında sendikalaşmayı başlatan bir kıvılcım oldu.
* 1888–1889 yıllarında sendikalara binlerce kadın katıldı.
* 1895 de Clara Zetkin SPD’nin ulusal sekreterliğine seçildi.
* 1 Mayıs1900′de İngiltere’de oy hakkı için Lancashire’de dilekçe kampanyası başlatıldı.
* 18 Mart 1901′de 29 bin 359 kadının imzası bulunan dilekçe Avam kamarasına verildi.
* 1905’de Rusya’da; Moskova, Petersburg, Minsk, Yamta, Saratov, Vilna ve Odessa’da ilk kez kadın hakları mitingleri düzenlendi.
* 1906’da Londra’da ilk oy hakkı gösterisi yapıldı.
* 1907’de Stuttgart’ta 15 ülkeden 59 kadının katıldığı ilk sosyalist kadınlar uluslararası kongresi toplandı.
* 1908’de Almanya’nın tümünde kadınların siyasi partilere üye olmasını kabul edildi.
* 15 Temmuz 1908′de Londra’daki oy hakkı gösterisine 20 bin kişi katıldı.
* 19 Temmuz 1908′de İngiltere’de Manchester Heaton Park’ta 150 bin kişilik bir gösteri yapıldı.
* Aralık 1908′de Birinci Tüm Rusya Kadın Kongresi toplandı.
* 21 Haziran 1909′da Londra’da 500 bin kişinin katıldığı oy hakkı için gösteri yapıldı.
* 1910’da Kopenhag’da İkinci Uluslararası Sosyalist Kadınlar Kongresi toplandı. Bu kongrede Clara Zetkin 8 Mart’ın Uluslararası Kadınlar günü olarak benimsenmesini önerdi.
* 1911 yazında İngiltere’de 21 fabrikasında 15 bin örgütsüz kadın işçi greve gitti. 18 fabrikada örgütlenme hakkını kazandılar.
* 1913 yazında Rusya’da, Palia tekstil fabrikasında çoğu kadın 2000 işçi, ücret artışı, ücretli hamilelik izni, çamaşırhane gibi taleplerle greve çıktılar.
* 1913’de Moskova’da Grisov fabrikasında fabrika yönetiminin cinsiyetçi tutumunun değişmesi, küfürün yasaklanması ve kadınlara kibar davranılması için grev yaptılar.
* 1913’de Rusya’da ilk defa kadınlar günü kutlandı.
* Mart 1915′de Clara Zetkin ve Rosa Lüksemburg Bern’de savaşa karşı Uluslararası Kadın Konferansını düzenledi.
* 1917’de Ekim Devrimi Petrograt’lı kadın işçiler tarafından başlatıldı.
* 1918 - İngiltere’de 21 yaşına basan her erkek, 30 yaşına basan her kadın oy hakkı kazandı.
* 1920 Moskova’da Birinci Uluslararası Kadın Komünistler Konferansı yapıldı.
* 1928’de İngiltere’de kadınlar da erkekler gibi 21 yaşında oy hakkı elde ettiler.
* 5 Aralık 1930 Anayasa değişikliği ile kadınlara yerel ve genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı tanındı.
* 1962 İngiltere’de 200 bin kadını temsil eden 19 sendika işverenle eşit ücret sözleşmesi yaptı.
* 1969 İngiltere’de kadın sendikacıların desteklediği eşit ücret gösterisi düzenlendi.
* 1968–78 yılları arasında birçok alanda kadınların ücretleri 3 kat ile 7 kat arasında artış gösterdi.
* 1970’de Londra’da gece temizlik işçileri sendika için mücadele ettiler.
* 6 Mart 1971′de İngiltere’de Uluslararası kadınlar günü kutlandı. Talepleri, eşit ücret, eğitim ve iş olanağı, serbest doğum kontrolü, kürtaj ve 24 saat kreşti.
* 1972’de İngiltere’de Chiswick’te, dayak yiyen kadınlar için ilk sığınma evi kuruldu.
* 1972’de İngiltere’de Goodman’da çalışan kadınlar eşit ücret için grev
yaptılar.
* 1973’de İngiltere’de çoğu kadın yüzbinlerce hastane işçisi ilk ulusal grevlerini yaptılar.
* 1973’de İngiltere’de çorap fabrikasında çalışan Asyalı kadınlar ırk ayrımına karşı gösteri yaptılar.
* 1973 Amerika’da kürtaj yasallaştı.
* 1974 İngiltere’de ilk lezbiyen feministler konferansı 300 kişiyle toplandı.
* 1975’de İngiltere’de eşit ücret için Heywood’da kadınlar 11 hafta grev yaptı.
* 1975 İngiltere’de Haziran’ında kürtaj düzenleme yasasında yapılacak
değişikliğe karşı Ulusal kürtaj kampanyası kapsamında 40 bin kadın ve erkek
gösteri yaptı.
* 31 Ekim 1979′da İngiltere’de 80 bin civarında kadın ve erkek TUC’un da desteğiyle kürtajı sınırlayan yasa tasarısını protesto yürüyüşü düzenledi.
* 1981’de Amerika’da kürtajı cinayetle bir tutan yasa tasarısı kabul edildi.
* 27 Mayıs 1983 Türkiye’de kürtaj yasallaştı ancak evli kadınlar kürtaj olabilmek için kocalarından izin almak zorundaydılar.
* 17 Mayıs 1987 İstanbul’da 2 binden fazla kadın, dayağa karşı kampanya kapsamında bir yürüyüş düzenledi.
Tüm bu tarihsel süreç içerisinde burjuvazi elbette boş durmadı, bu hareketin içini boşaltmak, sekteye uğratmak için türlü türlü politikalar üretmeye başladı.
Feminizmi erkek düşmanlığı olarak gösteren burjuvazi kendi oyunu içerisinde çürümeye yüz tuttu. İnsanın insanla ilişkileri arasına ‘nakit’likten başka bir şey sokmayan burjuvazi, insan ilişkilerini acımasızca kopardı. İnsanın öz kültürüne karşı kendi yoz politikalarını dayatan egemen sınıflar gelişen bu sürecin kaçınılmaz olduğunun bilincinde olarak daha aleni biçimde saldırmaya devam etmektedir. Ancak egemen sınıflarında bildiği gibi, nihai kurtuluş, tüm mülkiyetin topluma devredilmesi ile bireyin mülkiyetsiz bırakılması ile yani
komünist toplumla olacağı kesindir. Ne var ki sosyalist toplum bu geçiş aşamasını ezilenlerin hâkimiyetinde olacağı ve kendini bile ortadan kaldıran, bu nedenle kendini tarihten kaldırana kadar devrimci kalacak tek sınıf olan proletaryanın diktatörlüğü ile olacaktır. Demekki sosyalizm öncesi var olan tüm çelişkilerin (kadın-erkek çelişkisi de dahil) çözümü en baş, en hakim çelişkinin çözümü ile sonuç bulacaktır. Yazının başında da belirttiğimiz gibi bu çelişki emek-sermaye çelişkisidir. Yineliyoruz, kadın paranın saltanatında diğer
mülkiyetler gibi mülkiyettir. Yani para ve onun uşakları kadının emeğini baskı ve sömürü altına almıştır. Tüm bu baskının karşısında sarsılmaz devrimci kişilikleriİle önümüzde ışık olan Clara Zetkin’leri, Rosa Luxemburg’ları, Kolontay’ları Meral Yakar’ları, Barbara Anna Kistler’i ve daha nicelerini unutmamak gerekir.
Bu sarsılmaz mücadelenin mihenk taşlarıdır onlar, dünde, bugünde ve yarında var olacaklar, bedenlerimizi kaybetmemiz düşüncelerimizin sonsuz ve sarsılmaz olduğu gerçeğini yok etmez. Onlar da biliyorlardı ki bu mücadele kadın-erkek olmadan asla sonuca erişemeyecektir. Demokratik, yaşanılası bir toplum için sonuna kadar sürecek olan bu savaş kuşkusuz ki nihai sonucuna erişecektir. Kadınlar da, kadın olmadan önce insan olarak görülmenin mücadelesinin karşılığını elbette alacaklar. Bu sosyal gerçekler kadını özgürleştirecek aynı zamanda yeniden geriye dönülmemesi için kadının baskı altına alınmasını yasaklayacaktır. Emeğin
sömürülmediği sosyalist toplumda kendisi de emek sayılan kadın da sömürülmeyecektir. Gerek sosyalist tolumda herkese geçiş noktası olan komünist toplumda emeğin özgürleşmesi temelinde özgürleşen kadın sorumsuz kadın anlamına gelmemektedir. Kadın-erkek toplumsal sorumlulukları gereği daha çok insanlaşacak ve insana yaraşır bir yaşama kavuşmuş olacaklardır. Artık kadın babanın,
kocanın, patronun, ağanın ya da diğer erkeklerin malı olmaktan çıkacak kendi bedeninin ve emeğinin üzerinde (diğer bireyler gibi) karar sahibi kendisi olacaktır. Bu insanlaşma olgusudur. Sevginin para ile alınıp satıldığı, cinsel ve dinsel sömürünün mülkiyet ilişkisi ile ilintili olduğu sömürü toplumlarının aksine sosyalizm de sevgi emek üzerine kurulacak ve insana ait olan en doğal seyrine kavuşacaktır. Paranın değil emeğin saygı gördüğü bir yaşamda emeğe dayalı sevgi, insanın hakiki mutluluğunu sağlayacaktır. Tüm bu kazanımların
gerek Feminizm mücadelesi gerekse bir bütünsel halk yığınlarının mücadelesi ile
gerçekleşeceği muhakkaktır…
**
“Sosyalist işçi partisinin görevi, kadın sorununun çözümü için örgütlenmeyi ve politik-ekonomik eğitimi, yeni üretim ilişkileri sonucu faaliyetleri en geniş ve en temelden dönüşen kadın kesimlerinde başlatmaktır: Sanayideki kadın işçilerin örgütlenmesi. Sınaî kadın işçilerin örgütlenmesi ve eğitimi, yalnızca kadının durumunu düzeltmek için en önemli adım olmakla kalmaz, genel olarak işçi
hareketinin daha hızlı ve daha güçlü ilerlemesi için de önemli bir faktör oluşturur. Dolayısıyla var olan toplumsal koşuların daha hızlı dönümü üzerinde etkisi büyüktür.”
Clara Zetkin
“İşçilerin devletinin cinsler arasında yeni bir ilişki biçimine gereksinmesi vardır. Annenin kendi çocuklarına olan dar ve kıskanç sevgisi proletarya ailesinin bütün çocuklarını kucaklayacak kadar genişlemek zorundadır. Kadının hizmetçiliğe dayanan çözülemez evlilik yerine işçi devletinin iki üyesinin karşılıklı sevgi ve saygıyla güçlenmiş, haklarda ve özgürlüklerde eşit iki üyesinin özgür birliğinin yükseldiğini göreceğiz. Müstakil ve bencil ailenin yerine, büyük evrensel, içindeki işçilerin her şeyden önce ve yoldaş olacakları bir işçi ailesi yükselecek. Yarının komünist toplumunda kadın ve erkek ilişkileri böyle olacak. Bu yeni ilişki, insanlığa, eşlerin gerçek toplumsal eşitliğince sağlanacak, özgür aşkın bütün mutluluklarını sağlayacaktır, bu mutluluklar kapitalist rejimin ticari toplumunca asla bilinmezler.”
Aleksandra Kollantay
“İşçi kadının siyasal haklara ihtiyacı var, çünkü toplumda ekonomik bir işleve sahiptir, erkek işçi gibi sermaye için ömür tüketir, devleti ayakta tutar, devlet tarafından sağılır ve ezilir. Erkek işçi ile aynı çıkarlara sahiptir ve bu çıkarlar için kavgada silahlara ihtiyaç duyar. Siyasi talepleri, sömürülenleri ve sömüren sınıfı birbirinden ayıran uçurumun derinliğinde kök salmıştır, kadın ve erkeğin karşısında değil, emek ve sermaye karşıtlığında.”
Rosa Lüksemburg
Kadınlar Göğün Yarısıdır!
Kaynaklar:
*Marks-Engels-Lenin — Kadın ve Aile
*Clara Zetkin
*[url]http://www.geocities.com/sekizmart/sosyalizm/kronoloji.html[/url] (kadının özgürleşme kronolojisi)
*vikipedia.org Feminizm
Gizem PEKCAN

2007/04 | Felsefe |

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 602
favori
like
share