Rükun Nedir - Allah(cc) a giden yol


Allah'a giden bu yolun rükunları, kalbi masivadan yani Allah'tan başka herşeyden temizlemektir. Bu yolun dört tane rüknu vardır.

1-) Bu Rükunlardan birincisi Vird (günlük ders) dir; bir günde en az beş bin defa 'Allah' lafza-i celalini kalben söylemektir.
Allahu Zülcelal bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
'Allah'ı zikretmek elbette (İbadetlerin) en büyüğüdür.' (Ankebut;45)
Allahu Zülcelal başka bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
'Öz akıl sahipleri onlardır ki, Allah'ı ayakta, otururken ve yanları üzerine uzanırken zikrederler.' (Al-i İmran;191)
Allahu Zülcelal başka bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
'Dikkat edin! Kalbler ancak Allah'ı zikretmekle huzur ve sukûnete kavuşur.' (Ra'd;28)

Hz. Peygamber (a.s.v) da bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Kişiyi Allahu Teala'nın gazabından en çok koruyan amel, onun Allahu Teala'yı zikretmesidir.' (Taberani)
Zikir kalbin cilasıdır. Nitekim, İmam-ı Şa'rani (k.s) Ali el-Mersefi (k.s)'den şöyle nakletmiştir; insanın kalbinin temizlenmesi için zikirden daha üstün bir şey yoktur. Çünkü zikreden kimsenin kalbinin temizlenmesi, cila ve kalayla bakırın temizlenmesi gibidir. Başka ibadetle kalbin temizlenmesi de sabunla bir tabağı temizlemek gibidir. Kalay ve cilanın temizliği nerede? Sabunun temizliği nerede? Pasın giderilmesi sabun ile çok uzun bir zaman alır, ama kalay olursa hemen anında pas giderilir.

Muaz bin Cebel (r.a);
'Cennet ehli, sadece dünyada iken zikirsiz geçirdikleri zamana üzülürler.' Demiştir. Ve yine denilmiştir ki; insanlar susamış olarak ölürler. Allahu Teala'yı zikredenler ise, ölürken susamışlık azabını çekmezler.
Hasan-ı Basri (rh.a) şöyle demiştir;
'Zikir iki çeşittir. Bir çeşidi, oturduğu yerde Allahu Teala'nın ismini anmaktır. İkincisi, günahlar karşısında O'nu hatırlayıp kendini uzak tutmaktır. En üstün zikir bu ikinci zikirdir.'

Ebu derda (r.a)'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte hz. Peygamber (a.s.v);
'Size amellerinizin en hayırlısını, Allah katında en temiz olanını, derecelerinizi en fazla yükselteni ve sizin için altın ve gümüş infak etmekten, düşmanlarınızla muharebe meydanında karşılaşıp boyunlarınızı vurmanızdan ve onlarında sizin boyunlarınızı vurmasından daha hayırlı amelleri haber vereyim mi?' buyurdu. Ashab-ı Kiram;
'Evet haber ver.' dediler. Hz. Peygamber (a.s.v);
'Allah'ı zikretmektir.' Buyurdu.
Bildirildiğine göre Hz. Musa (a.s) Allahu Zülcelal'e;
'Ya Rabbi! Senin sevdiklerini, sevmediklerinden nasıl ayırd edeceğim?'diye sordu. Allahu Zülcelal;
'Ey Musa! Ben sevdiklerime iki alamet bağışlarım.' buyurdu. Hz. Musa (a.s);
'Ya Rabbi! Bu alametler nedir?' deyince Allahu Zülcelal şöyle buyurdu;
'Ey Musa! Birinci alamet olarak ona beni zikretmeyi ilham ederim de böylece göklerde ve yeryüzünde onu anarım. İkinci alamet olarak da onu haramlardan ve gazabımdan uzak tutarım ki, azabıma ve belama çarpılmasın. Buna karşılık nefret ettiğim kula da iki alamet veririm..' Hz. Musa (a.s);
'Ya Rabbi! O alametler nedir?' diye sorunca, Allahu Zülcelal şöyle buyurdu;
'Ey Musa! Nefret ettiğim kula birinci alamet olarak beni zikretmeyi unuttururum. İkinci alamet olarak da onu nefsinin arzuları ile başbaşa bırakırım ki, haramlarıma düşerek gazabıma uğrasında azabıma ve belalarıma çarpılsın.'

Hz. Peygamber (a.s.v) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Herşeyi temizleyen, her kiri gideren bir şey vardır. Kalbleri tamizleyen şey de Allah'ı zikretmektir. Allah'ın azabından kurtaracak en tesirli amel zikirdir.' (Beyhaki)
Bir hadis-i Kudside Allahu Zülcelal şöyle buyurmuştur;
'Ben, kulumun hakkımdaki zannına göreyim. Kulum beni andığında, onunla beraber olurum. O beni içinden anarsa bende onu onlardan daha hayırlı bir toplum içerisinde anarım. O bana bir karış yaklaşırsa, bende ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşırsa, bende ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse bende ona koşarak gelirim.' (Buhari, Müslim, Tirmizi)
Hz. Peygamber (a.s.v) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Allah'ı zikreden ve zikretmeyenin farkı ölü ile diri arasındaki fark gibidir.' (Buhari, Müslim)
Hz. Peygamber (a.s.v) başka bir Hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Size Allah'ı çok zikretmenizi emrediyorum. Peşine düşman düşen kimse, nasıl bir kaleye sığınarak ondan kurtulursa, kul da şeytandan ancak Allah'ın zikri ile kurtulur.'; (Tirmizi, Hakim)

Bu ayet ve hadislerden anlaşılacağı gibi, Allahu Zülcelal'in zikri insan için herşeyden daha hayırlıdır. Dünyalık kazancımıza hiçbir zararı olmayan Allah'ın zikri ile insan daima meşgul olabilir. Boş olmadığı zaman, ticareti veya herhangi bir işi ile uğraşıyorken de kalben Allah'ın zikrini yapabilir. Yürürken diliyle salevat ve istiğfar getirebilir.
Allah'ın zikri büyük olmaz mı? Bizim onu zikretmemiz bellidir. O'nun bizi zikretmesi ise dar günlerde bize yardım etmesi, bize dünyada iken taat nasip etmesi, günahtan muhafaza olabilmemiz için kuvvet nasip etmesi ve bizim için ne kadar faydalı olan şey varsa onu bize nasip etmesidir. Kabirde de münker ve nekir melekleri bize soru sordukları zaman onların şaşıracağı biçimde başarıyla cevap vermemizdir. Haşır meydanında insanların kitapları ellerine verilirken, kitabımızın sağ elimize verilmesine, keskin bir kılıcın ağzı gibi olan sırat köprüsünden geçmemize, onun altında yanan ateşten muhafaza olmamıza ve ahirette bize sorulacak bütün sorulara Allahu Zülcelal'in yardımcı olmasıdır.
Allah'ın zikri ile bu gibi menfaatler kazanılıp, onun yardımına nail olunurken, O'nun zikrini yapmamak akibetimizin kötü olacağına alamettir. Yeryüzünde bu menfaatten daha büyük bir menfaat yoktur. Ölüm, sekerat, haşr, sırad gibi korkunç olaylar karşısında, daha dünyada iken Allahu Zülcelal’in zikrini yaptığımız zaman o bize yardımcı olacaktır.
Hülasa olarak O'nun bizi zikretmesi demek, darda kaldığımız ölüm, sekerat, haşir ve sırad gibi zamanlarda bize yardım etmesidir. Allahu Zülcelal'in yardımına kavuşmak için O'nun zikrini yapmamız lazımdır. Allahu Zülcelal kudret ve azamet sahibidir. Bunun için O'nun zikri de büyüktür. Bundan dolayı titizlikle bunun üzerinde durmamız, buna devam etmemiz ve Allah'ın zikrinden kendimizi mahrum etmememiz lazımdır.
Velhasıl Allahu Zülcelal kalbimize muttali olduğu zaman, kalbimizi çoğunlukla kendi zikri ile meşgul gördüğü zaman bize yardımcı olacaktır.
Mümin olan kimse kendilerine verilen görevleri imkanları ölçüsünde yerine getirebilmek için çaba sarfetmelidir. Onun için İbrahim Dusuki (k.s);
'Bir kimse günlük dersi olan vazifesini terkettiği zaman o gün onun üzerinde Allahu Zülcelal'in rahmeti, Hz. Peygamber (a.s.v)'in şefaatı, evliyaların himmet ve imdadı muhakkak kesilir.' demiştir.
Allahu Zülcelal kendi zatının hakkı ile ve Hz. Peygamber (a.s.v)'in hürmetine, bu çok büyük hayır olan zikrinden bizi mahrum etmesin. Kendisini zikretmemiz için bize kuvvet versin ve zikriyle kendi rızasını ve muhabbetini kazanmayı bize nasip etsin İnşaallahu Teala...

2-) Allah'a giden yolun Rükunlarından ikincisi ilmiyle amel eden eden Alim'in Rabıtasıdır;
(Geniş bilgi için Âdab kitabına bakınız)

3-) Allah'a giden yolun Rükunlarından üçüncüsü İmsaktan güneş doğuncaya kadar ki vakti zikirle değerlendirmektir;
Hz. Peygamber (a.s.v) bir Hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Kim sabah namazını cemaatle kılar, sonra güneş doğuncaya kadar oturarak Allah'ı zikreder, sonra iki rekat namaz (işrak namazı) kılarsa ona tam bir hac ve bir umre sevabı verilir.'(Enes bin Malik)
Nasıl ki Allahu Zülcelal bazı mekanları bazı mekanların üstüne efdal kılmıştır. Bunun yanında bazı zamanları da, bazı zamanların üstüne efdal kılmıştır. Sabah namazından zikretmekte diğer zamanların üzerine böyle efdaldir. Kişi sabah namazından sonra, gireceği güne ibadet ederek, zikirle başlarsa temiz bir nefis ile güne girecek ve selametle o günden çıkacaktır. Çünkü bu amel, zikri Allahu Zülcelal ile huzurlu olmasını sağlayacaktır. Allahu Zülcelal ile huzurlu olunca da bu onu ibadet yapmaya teşvik edecektir. Böylece hem sevap kazanacak, hem o günü ibadetle geçirecek, hem de günahtan muhafaza olacaktır.

4-) Allah'a giden yolun rükunlarından dördüncüsü Teheccüd namazıdır;
Allahu Zülcelal bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
'Gecenin bir bölümünde de sana mahsus fazla bir namaz olarak uykudan kalk, Kur'an ile teheccüd kıl. Umulur ki, Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır.' (İsra;79)
Hz. Peygamber (a.s.v) Ebu Hurayre (r.a)'ye; 'Ey Ebu Hureyre! Yaşarken, kabirdeyken ve kıyamet gününde Allah'ın rahmetini istiyorsan gece kalkarak namaz kıl. Evinin, yıldızların, ayın aydınlattığı gibi olmasını istiyorsan gece kalk ve namaz kıl.' Buyurmuştur.
Buradaki yıldızlardan maksad şudur. Nasıl insanlar gökyüzüne baktıklarında yıldızları görüyorlar, aynı şekilde melekler de yeryüzüne baktıkları zaman teheccüd namazına kalkan kimselerin evini de bir yıldız gibi parlak görmektedirler.

alıntı

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 502
favori
like
share