İman eden bir insan Allah'ın Kuran ile insanlara bildirdiği gerçeklere gönülden inanmış, tüm hayatını bu gerçekler doğrultusunda yaşamaya karar vermiş demektir. Allah'tan başka bir güç olmadığına, kaderin, hesap gününün, cennetin ve cehennemin hak olduğuna, dünya hayatının bir imtihan yeri olduğuna ve her insanın Kuran ahlakını en mükemmel şekilde yaşamakla sorumlu olduğuna kesin kanaat getirmiştir. Bu imanı sonucunda bir insan, tüm hayatı boyunca artık Kuran ile bildirilen tüm bu gerçeklerin şuurunda olarak bir yaşam sürer. Her anını bu bilgiler ışığında, Allah'ın en razı olacağı ahlakı göstererek geçirir.

Ancak yine de insanın, ‘nasıl olsa ben tüm bu gerçekleri biliyorum, tüm bunlara gönülden inanıyorum’ diyerek, bu konular üzerinde derinlemesine düşünmeyi bir kenara bırakmaması gerekir. İnsanın sabah uykudan uyandığı andan itibaren, gün boyunca hemen her saat, her dakika aklından tüm imanı gerçekleri tekrar tekrar geçirmesi ona çok daha üstün bir ahlak mükemmelliği kazandırır.

Allah'a olan sevgisini, Allah korkusunu, herşeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu bilmesinden kaynaklanan tevekkülünü, kendisinin ise Allah'ın yarattığı ve O’nun hakimiyeti altında hareket eden aciz ve muhtaç bir varlık ve yalnızca Allah'ın yarattığı bir görüntüden ibaret olduğunu hemen her dakika yeniden düşünmelidir. Dünya hayatının çok kısa olup çok hızla tükendiğini, insanın hızla yaşlanmaya doğru sürüklendiğini, genç yaşlı demeden ölümün insan için an meselesi olduğunu, her olayın insanın denenmesi için yaratıldığını, asıl olarak Allah'ın rızasını, ve sonsuza dek Rabbimiz'in sevgisini kazanabilmeyi, ahireti, Müslümanlarla orada sonsuz bir beraberlik içinde yaşamayı hedeflediğini kendine sık sık hatırlatmalıdır.

Müslümanları neden sevdiğini, Allah'ın "Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever." (Saff Suresi, 4) ayetiyle hatırlattığı gibi, tüm Müslümanların, adeta tek bir vücut gibi birbirlerinin parçası; en yakın dostları ve velisi olduğunu düşünmesi çok önemlidir.

Tüm bu gerçekleri bilmek ve bunlara inanmak kadar, bunları sık sık yeniden düşünmek, derinleştirmek ya da zikretmek de Müslümanın hem önemli bir sorumluluğu hem de kendisini daha güzel bir ahlaka ulaştıracak çok önemli bir vesiledir.

"... Rabbini çokça zikret ve akşam sabah O'nu tesbih et..." (Al-i İmran Suresi, 41)

"Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret..." (Araf Suresi, 205)

"... Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur" (Ra'd Suresi, 28)

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 402
favori
like
share
Asiyan Tarih: 26.07.2008 10:36
teşekkürler paylaşım için