GiRESUN YÖRESEL AĞZI

Cografi bakımdan Kuzeydogu Anadolu, bölgesel bakımdan ise Dogu Karadeniz olarak adlandırılan bölge, tarihi süreçte çesitli kültürlerin etkisi altında kalmıstır. Objektif dil ve kültür çalısmalarının yetersiz olması, bölgenin beslendigi dil ve kültür kaynakları konusunda yeterince aydınlanmaya imkan vermemistir.

Mahalli kelimeler; yörede konusuldugu halde Türkiye Türkçesi’nde bulunmayan veya bulundugu halde farklı anlam ifade eden kelimelerdir. Trabzon ve Rize yöresinden yapılmıs ve yayınlanmıs olan derleme ve sözlük çalısmaları ile Rize’nin Çayeli ilçesindeki kisisel bulgular arastırma için esas alınmaktadır..

Kudret Emiroglu’nun Trabzon-Maçka mahalli kelimeleri üzerinde yaptıgı arastırmada, Türkiye Türkçesi’nden farklılasan mahalli kelimelerin %33,9 ile en büyük oranının yine Türkçe kaynaklı oldugu tespit edilmistir. 6kinci en büyük oran ise %25,6 ile kaynagı bilinmeyen kelimelerdir. Ayrıca, %9,6 Arapça, %7,1 de Farsça kökenli kelimenin Dogu Karadeniz mahalli kelimeleri arasında yer aldıgı tespit edilmistir. Buna karsılık %16,8 gibi bir oranda da Rumca kaynaklı kelimeler oldugu görüsüne varılmıstır.1

Batı Trakya Türkleri ile istanbul Rumları müstesna olmak üzere, bütün Müslüman Türklerin Türkiye’ye, bütün Rumların da Yunanistan’a göçmesi esasına dayalı 1924 tarihli nüfus mübadelesi öncesinde, yörede önemli bir Rumca konusan nüfus oldugu dikkatlerden kaçmamalıdır. Bu nedenle, yüzyıllar boyu bir arada yasamanın getirdigi kültürel etkilesim sonucu, bir kısım Rumca kelimelerin yörede varlıgını devam ettirmesi de gayet dogaldır. Kaynagı bilinmeyen kelimeler, tarihte kaydedilen ve günümüze kadar ulasmayan, ancak o tarihte kendilerine ait dilleri olan çesitli Karadeniz halklarının kalıntısı olmalıdır.

M.Ö.401 yılında Perslere karsı yapılan savasta yenilen ordunun içinde bulunan Ksenofon, “onbinlerin dönüsü” adıyla tarihe geçen olayda, Dogu Anadolu’dan Trabzon’a gelislerini ve Ordu’ya kadar olan seyahatlerini anlatmakta ve buralardaki halklar hakkında bilgi vermektedir. Ona göre bu tarihlerde yörede; Skythenler (iskitler), Makronlar, Kolkhlar, Driller, Mossynoikler, Khalybler ve Tibarenler yasamaktadır. Ayrıca, Ksenofon’un görmedigi Trabzon’un dogu tarafında, bu tarihlerde Moskhiler ve Heptakomentler adlı iki halkın daha var oldugu tarihe geçmistir.

Helenler, tarihi olarak bugünkü Yunanistan’ın bulundugu cografyada yasayan ve anavatanı bu bölge olan bir halktır. Ancak, M.Ö.8. yüzyılda ticaret amacıyla Karadeniz’e geldikleri, buralarda ticaret kolonileri kurdukları ve Karadeniz balıklarını tuzlayarak ülkelerine gönderdikleri bilinmektedir.

Tarihsel yerlesim alanı Karadeniz olmayan, ticari amaçla sehir merkezlerinde koloniler kuran ve dogal olarak iç kesimlere yerlesmeyen Helenler’in, bölgeye ilk ilgi duydukları tarihlerde (M.Ö.8 yüzyıl) Karadeniz’in kuzeyinde Kımmerler hakimdi. M.Ö.8.yüzyılın sonlarına dogru Orta Asya’dan gelen iskitler’in baskısı ile Kımmerler’in Dogu Anadolu’ya ve Karadeniz’e dogru aktıkları ve buralardaki Helen kolonilerini yok ettikleri belirtilmektedir.



Dogu Karadeniz’de, ticaret amacıyla kurulan kolonilerden sonra, ilk yerlesik Helen varlıgı, 1204′te Latinlerin (Katolik Hıristiyanlar) istanbul’u isgal etmeleri sonucu, istanbul’dan kaçan Alexios Komnenos’un Trabzon’a yerlesmesi ile ortaya çıkmıstır. Bu yerlesme, Komnenosların akrabası olan Gürcistan Kraliçesi’nin, çogu Kıpçak Türkü olan ordusuyla verdigi destek sayesinde olmustur.Trabzon’un fethinden önce ve sonra, Dogu Karadeniz, gelen Çepni, Akkoyunlu gibi Oguz-Türkmen boyları ile Türklestirilmistir. Doç.Metin Karaörs, Dogu Karadeniz’in Türklesme biçimini tek cümle ile özetlemistir. Buna göre; “Kuzeydogu Anadolu bölgesinin halkı, Güney Azerbaycan’dan gelen OGUZ Türkleri ile Kafkasya üzerinden gelen KIPÇAK Türkleri’nin karısmasından … meydana gelmistir.”

Kafkasya ve Dogu Karadeniz’in, daha sonraki yıllarda da basta Peçenek, Kuman ve Kıpçak Türkleri olmak üzere, çesitli Türk kavimlerinin gelip yerlestikleri bir yöre oldugu unutulmamalıdır. Bir baska önemli nokta, yörede yasayan akrabaların, hemen hepsinin atadan-dededen anlatılarak gelen bir göç hikâyesine sahip oldukları; kiminin Erzurum’dan, kiminin Bosna’dan, kiminin Bagdat’tan, kiminin Kars’tan gelip yöreye yerlestikleri yönünde atalarından nakil bilgilere malik bulundukları bilinmektedir. Yakın tarihlere atfedilen göç hikâyeleri bakımından, yörenin tamamında aynı özelligin var oldugu görülmektedir.

Gologlu’nun tespitini dogru sayarsak, M.S.I. yüzyıldan itibaren Güney Kafkasya’da yasanan 19 asır gibi büyük zaman diliminin, muhtemel bir kültürel kaynasma etkisi olacagı açıktır. Muhtemelen bu kaynasma etkisiyle, Lazca diyalekti, bugün Gürcüce, Megrelce ve Svanca ile birlikte Güney Kafkasya dil grubunun bir üyesi olarak kabul edilmektedir. Bu durumda, ister M.Ö.I. yüzyılda göç eden kitle isterse sonradan kabileler halinde çesitli yörelerden göçen kitleler bakımından degerlendirilmis olsun, Lazca’nın Gürcüce-Megrelce kaynaklı kelimelerinin büyük oranda sonradan ögrenilmis oldugu sonucuna varılabilmektedir.Her bir yerlesim biriminde, kullanılan Türkçe kelime grupları ve bunların söylenisinde kullanılan sive bakımından farklılıklar tespit etmek mümkündür. Bunun bir sebebi de, yörenin özellikle batı taraflarına yönelik göçlerin çok eski tarihlere dayanmaması ve homojenlesme için yeterince bir arada yasanmamıs olmasıdır. Bu yüzden, mahalli kelimelerin bir kısmı bazı yörelerde mevcut iken, bazı yörelerde bilinmemekte, buna karsılık bu yörelerimizde de baska Türk kökenli mahalli kelimeler bulunmaktadır.

MAHALLi KELiMELER

Dogu Karadeniz yöremizde kullanılan mahalli kelimelerin, Türk Dünyası lehçeleri ile özdesligi tespit edilebilen bazıları, alfabetik sıraya göre asagıda sıralanmıstır.

Aba

Aba kelimesi, abla, büyük kız kardes anlamında yörede kullanılmaktadır. Eski Uygur Türkçesi’nde aynı anlamda “apa” seklinde, Divan-i Lügati’t Türk ve baska bazı eski Türkçe kaynaklarda; “ana”, “ebe” ve “nine” anlamlarında “apa” ve “aba” biçiminde mevcuttur.

Abıca

Trabzon Besikdüzü tarafında “abla, büyük kıza kardes” anlamında kullanılmaktadır. Amca kelimesinin “apa ecesi” tamlamasından meydana geldigi arastırmalarla ortaya konulmustur. Trabzon agzındaki bu kelime için de “apa ecesi” yapısını düsünmek mümkündür. Üstelik “ece” bir kadın unvanı oldugundan, bu yapının eski Türkçe’den kalan bir yapı oldugu anlasılmaktadır.

Abramak

Yörede “abramak” veya “avramak” seklinde kullanılan bu kelime,; becermek, hakkından gelmek, korumak, idare etmek ve yetmek gibi anlamlara sahiptir. Türk Dilinin Etimolojik Sözlügü’nde “basarmak”, Trabzon-Maçka Etimolojik Sözlügü’nde” yetismek, büyümek” anlamında yer almaktadır.

Açan / haçan

Yörede “ne zaman ki”, “…dıgı vakit” anlamında haçan ve açan kelimelerine rastlanmaktadır. Bütün eski Türkçe kaynaklarda “kaçan” seklinde; “ne zaman”, “vakta ki”, “ne zaman ki”, “her ne zaman”, “nasıl”, “ne suretle” gibi anlamlarda yer almaktadır.

Agır ayaklı

Yörede “yükli” ve “iki canlı” tabirleri ile birlikte gebe (hamile) anlamında kullanılmaktadır. Daha çok, dogurması yakın olan gebeler için kullanılır. Baskurt Türkçesi’nde; “avır ayaklı” ve “avırlı”, Kazak Türkçesi’nde; “ayagı avır”, Tatar Türkçesi’nde; “avırlı” olarak yer almaktadır.

Ag / agmak

Yörede “yükselmek” anlamında “ag” ve “agmak” kelimelerine rastlanmaktadır. Eski Uygur Sözlügü’nde (Caferoglu), “yükselmek”, “kalkmak”, “yukarıya çıkmak” anlamlarında, Divan-i Lügati’t Türk’te “yükselmek” anlamında, Yeni tarama Sözlügü’nde “çıkmak”, “yükselmek” anlamında yeralmaktadır.

Aga / aka

Yörede “aga” ve “aka” olarak kullanılan kelime, agabey, büyük erkek kardes anlamındadır. Bütün eski Türkçe kaynaklarda “aga” ve “aka” agabey, büyük erkek kardes, bazen de “baba”, “ata” , “efendi”, “büyük” ve “amir” anlamlarında yer asmaktadır.



Agı / agu / avu

Agı, agu veya avu seklinde yahut “agulamak”, “avulamak” seklinde kullanılan kelime zehirlenmek anlamındadır. Baldıran bitkisine de “agu otu” denilmektedir. Bütün eski Türkçe kaynaklarda “agu”, “agu” yahut “agı” olarak zehir anlamında mevcuttur.

Agnamak

Hayvanların toprakta yatıp yuvarlanmasına yörede “agnamak” denilmektedir. Eski Uygur dilinde agınamak/agnamak; arkası üstü yere sürtünmek, debelenmek, kıvranmak seklinde yer almaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te hayvanların yerde yatıp debelenmesi, kekemelesmek ve dili tutulmak anlamlarında, diger kaynaklarda da debelenmek, yatıp yuvarlanmak anlamında yer almaktadır.

Aguz

Yeni dogum yapan hayvanların ilk günlerinde sagılan yapıskan süte yörede aguz denilmektedir. Divan-i Lügati’t Türk’te “aguz” memeli hayvanların dogurdugu zaman verdigi ilk süt, Yeni Tarama Sözlügü’nde doguran hayvanın ilk sütü olarak yer almaktadır.

Al

“Al” kelimesi, Trabzon yöresinde “hile” anlamında kullanılmaktadır. Eski Uygur ve taramasözlüklerinde “hile” ve “aldatma” seklinde yer almaktadır.

Apartmak

Yörede; çalmak, asırmak, alıp kaçmak, habersiz götürmek, gizlice almak gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “abıtmak” gizlemek, saklamak, örtülmek anlamlarında, Yeni Tarama Sözlügü’nde “aparmak” seklinde ve götürmek, alıp götürmek anlamlarında yer almaktadır.

Argaç

Dokumalarda çözgü üzerine enliligine atılan ip anlamında yörede kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “arıs arkag” dokumanın yanlamasına atılan ipleri anlamında, Yeni Tarama Sözlügü’nde “argaç” ve “argaç” olarak, dokumacılıkta bezin enine atılan iplik, atkı anlamında yer almaktadır.

Arık

Arık kelimesi zayıf anlamında, arıklama da zayıflama anlamında yörede kullanılır. Bu kelime, Baskurt, Kazak, Kırgız, Özbek ve Tatar dillerinde aynı sekilde “arık” olarak yeralırken, Türkmen dilinde “arrık” ve Uygur dilinde de “oruk” seklinde yer almaktadır.

Ayakyolu

Yörede tuvalet anlamında kullanılan bu kelime, Baskurt ve Tatar Türkçeleri’nde aynı sekilde “ayak yulı” olarak mevcuttur.

Basmak

Basmak, Trabzon yöresinde “ayakkabı” anlamında kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’de “basmak” ayakkabı anlamında, Türk Dilinin Etimolojik Sözlügü ve Yeni tarama Sözlügü’nde”basmak/pasmak” seklinde ve ayakkabı anlamında yer almaktadır.

Batır

Yigit, kahraman, cesur anlamında yörede kullanılmaktadır. Eski Türk Yazıtları’nda “batur” seklinde ve kahraman anlamında, Yeni Tarama Sözlügü’nde “batur” olarak ve yigit, kahraman, cesuranlamında, baska bazı kaynaklarda ise “bagatır” olarak ve yine “yigit” anlamında yer almaktadır.

Bildur

Dogu Karadeniz’de “geçen sene” anlamında kullanılır.25 Genelde “bildur sene” seklinde kullanılısına rastlanır. Yörenin bazı bölümlerinde “bıldır” yahut “buldur” olarak da görülür, ancak genel kullanım “bildur” seklindedir.Lazca konusan yörede, “bildir” olarak kullanılmaktadır.Azeri ve Türkmen lehçelerinde “bildir”, Baskurt, Kazak, Kırgız ve Tatar Türkçelerinde “bıltır”, Uygur Türkçesi’nde ise “bultur” olarak kullanılır.

Bogirdak / bagirdak

Çocugun düsmemesi için besige veya salıncaga baglanan enli kusak anlamında yörede kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “bagırdak” seklinde ve kadın gögüslügü anlamında, Yeni Tarama Sözlügü’nde “bagırdak” olarak ve besik bagı anlamında yer almıstır.

Boran

Fırtınaya yörede “boran”, siddetli kar yagısına da “kar boran” denir. Baskurtça’da fırtına için “ıjgır buran”, Kazak, Kırgız, Özbek ve Uygur lehçelerinde “boran”, Tatarca’da “kar buranı”, Türkmence’de de “tupan” denilmektedir.29

Bölme

Yörede eski ahsap evlerin odaları için yaygın olarak kullanılan bir sözcüktür. Bazen “bulme” ve iyidere tarafından “burme” seklinde kullanımı da görülmüstür.

Bulak

Bulak, yörede çesme anlamında kullanılmaktadır. Eski Uygur Türkçesi Sözlügü ve Yeni Tarama Sözlügü’nde “bulak” seklinde ve kaynak, pınar, çesme anlamlarında yer almaktadır.

Cibgir

Yörede yaramazlık yapan çocuklar için “cibgir” yahut “cipkir” kelimesi kullanılmaktadır.

Çagana

Yöre derelerinde ve denizde yasayan “yengeç”e verilen isimdir. Azerbaycan’da yengeçe “harcang”, Kırgıs lehçesinde “su çayanı”, Kazak lehçesinde ise “suv sayanı” denilmektedir. “Çagana” kelimesi “çayan” kelimesinden geliyor olmalıdır.

Çal

Yörede “ala renk” anlamında kullanılmaktadır. Ayrıca, tam olarak bir renkten olmayıp ona benzeyen renk için; “yesile çalıyor”, “sarıya çalar” gibi tabirler kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “çal” alaca, kır anlamında, diger kaynak sözlükler de ise gri yahut beyaz anlamında yer almaktadır.

Çaput

Çaput kelimesi yörede eski bez parçası anlamında kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “çapgut”, eski bez parçası anlamında, Yeni Tarama Sözlügü’nde “çapıt” paçavra, çaput anlamında yer almaktadır.

Çaruk

“Çaruk” yahut “çarık”, yörede hayvan derisinden yapılan ilkel ayakkabı olarak kullanılmıstır. Yöredeki atma türkülerden “çarık” kelimesinin kullanımına örnek:

“Atma türki atarum,

Yüreguni yakarum

Eski çaruklarumi,

Bogazuna takarum.

Divan-i Lügati’t Türk’te bu ifadenin tam da Dogu Karadeniz sivesi ile “çaruk” olarak yer alması ilginçtir.

Çasıt

Yörede “çasıt” ve “çasot”, casus, “çasıtlamak” casusluk yapmak anlamında kullanılmaktadır. Özellikle “kız ile erkek arasında haberci” anlamında da kullanılır. Yeni Tarama Sözlügü’nde “çasıt” casus anlamında, eski Uygur Türkçesi Sözlügü’nde “çasıt” iftira, leke anlamında yer almaktadır.

Çaynik

Çaydanlık kelimesi, yöresel kullanımda kısalarak çaynik halini almıstır. Azeri Türkçesi kelimeyi aynı sekilde “çaynik” olarak kullanırken, Baskurt’ça “seynük”, Kazakça “saynek”, Tatarca “çeynik”, Kırgızca, Özbekçe, Türkmence ve Uygurca ise “çaynek” olarak kullanmıstır.Lazca konusan yöremizde; “çarniki”, “çanigi”44 ve “çayniki”45 olarak ve çaydanlık anlamında mevcuttur

Çaynik kelimesinin yörede kullanılısına “Kara Resit’in Destanı”ndan örnek:

“Su Kar Resit’ten söhreti, sanı,

Adam yapar aman veremez canı,

Yol üstünde kurmus bir kahvehanı,

Çaynıklar kaynıyor semaverinden.

Çiçili

Yörede solucana bu mahalli isim verilmektedir. Tatar Türkçesi’nde solucan için “çilu” denilmektedir ki birbirine çok yakın iki söyleyis sözkonusu olmaktadır. Lazca’da yılan yavrusu için “çiçila” kelimesi kullanılmaktadır48 ve bu iki ifadenin aynı kaynaga dayandıgı anlasılmaktadır.

Çin

“Öz”, “katıksız” anlamında Trabzon Vakfıkebir taraflarında kullanılan bir kelimedir. “Çin” kelimesi Kıpçak Türkçesi’nde “hakikat”, gerçek” anlamında yer almaktadır.49 Ayrıca, Divan-i Lügati’t Türk’te “çing” olarak ve “dogru, gerçek, sahih” anlamında, diger eski Türkçe kaynaklarında da “dogru, gerçek ve halis” gibi anlamlarda yer almaktadır.

Çise

Hafifçe yagan ince yagmur anlamında yörede “çise” kelimesi kullanılmaktadır. Bu kelime, Kıpçak Türkçesi’nin bir kalıntısı olarak “ciy, ince yagmur” anlamında tespit edilmektedir.

Çıt

Trabzon yöresinde “basörtüsü” anlamında kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “çit” olarak ve “üzeri alacalı Çin ipeklisi” anlamında, Yeni tarama Sözlügü’nde “çit” olarak “bir çesit yerli kumas,yazma, yemeni, basma” anlamlarında yer almaktadır.

Çivit

Çekirdek ve özellikle de kabak çekirdegi anlamında yörede “çivit” kelimesi kullanılmaktadır. Türkmen Türkçesinde çekirdek için “çigit” kelimesi, Azeri dilinde çeyirdek”, Baskurt dilinde”yimis”, Uygur dilinde ise “çikildek” kelimeleri kullanılmaktadır.

Çöpür

Yünün kirli ve çöplü yerleri yahut keçi kılı anlamında yörede kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “çübür” olarak ve keçi kılı anlamında, Yeni Tarama Sözlügü’nde “çöpür” olarak ve yine keçi kılı anlamında yer almaktadır.

Dalda

Dalda”, yagmur, günes ve rüzgârın etkileyemedigi gizli, kuytu yer, kenar, saklanacak yer, agaç, bina gölgesi ve gölge anlamında yörede kullanılmaktadır. Türkçe’ye Mogolca’dan geçen bu kelimeye tarihi metinlerden Çagatayca’da rastlanmaktadır. Yeni tarama Sözlügü’nde “dulda” (dalda),saye, himaye anlamında yer almaktadır.

Degmek

Meyvenin olgunlasması anlamında yörede kullanılmaktadır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 4339
favori
like
share
Pedaliza Tarih: 07.08.2008 16:46
O paçi ne durursun,

Durur da düsünürsün.

Çok derinden düsünma,

Akluni itirursun.


ouyy kurban olurum ben diline şivesine sözüne


marab sağol ya harika bir paylaşım olmuş