Bir varmis bir yokmus, ulu ulu daglar pek yokusmus. Bu ulu daglardaki çamlar dört mevsim mis kokar, arilara bal döker, ariciklara yuva olurmus. Ìste bu ulu daglarin koynundan, yamaçlarin arasindan bir çay dogarmis. Süzüle kivrila yol asar, yesil ovalardan geçer yavuklusu bildigi körfeze ulasirmis. Bu buz gibi sularinda baliklar oynasir, adini aldigi çiçegi bagrinda yasatirmis. Nilüfermis bu çayin adi, sanki peri padisahinin kizi. Ulu daglar karlariyla kan verirmis ona, o da can verirmis yesil ovaya. Ìsin dogrusu bu Nilüfer cansuyu olmus ovanin, kusun, otun, insanin. Bir bereket bir bereket ovada, baliklar kurbagalar oynasir sularinda, gelincikler açarmis kiyilarinda. Nilüfer çiçegi gibi nazli, suyu pek tatli bu çay gün gelmis haykirmis:

"Vay nedir bu basima gelenler, ne oldu benim berak sularim, çamur oldu kollarim, baliklarim öldü, kurbagalarim ses vermiyor, suyumdan içen hastalanip inliyor, günler geçiyor acilarim dinmiyor. Ovanin can vereniydim can alani oldum, duymadilar çigliklarimi, zehirli çamurlarla doldum. Ben haykirdikça edin bana yardim, yine de aldirmadilar, atilar pisliklerini. Her gelen günde yaklastim ölüme bir adim."

Ìste gelinlik kiz Nilüfer böyle yakinmis. Çevresindeki köylülere bakinmis, ilgsizliklerine iyicesine bas kaldirmis. Sonunda dayanamamis gelmis dile:

"Ey insanoglu yetmedimi çektigim çile, gönlün düstü düseli paraya pula aldirmiyorsun bendeki yaraya. Bak iste ölüyorum, batak oldum çürüyorum, yeter artik, arit beni iyilestir yarami. Düsündükçe geçmisteki anilarimi, seni anlamakta zorlaniyorum. Bugünümü gördükçe can Çekisip darlaniyorum."

Sonunda Nilüferden ekmek yediginin farkinda olan üç bes köylü:

"Biz ne yapiyoruz? Kendimizi atese atiyoruz, akmazsa ovamizin can suyu, iste bu kendimize kazdigimiz bir kuyu. Bir düstükmü içine çikamayiz, biz bu gidisle hepte açikliktayiz. Kalmayacak ne ot, ne ocak, ne hayvan, ne tarla, ne nacak. Ama yinede kendimizi biz kurtarabiliriz ancak" diyerek vermisler el ele, gelmisler Nilüfer`e:

"Bagisla bizi özen göstermedik sana, anladik ki sen yoksan bizler de hazirlanmaliyiz son yolculuga. Bundan böyle en birinci görevimiz sularini aritmak, seni baliklarinla bulusturmak olacak."

Bu sözlere dayanamamis kirgin Nilüfer, bagislamis onlari ardindan da demiski:

"Aritin beni zehirlerden, uyarin çevreme gelenleri, sakinin Nilüferi yoksa kirleten öder bedelini."

Sakinmazsaniz onu geleceginiz karanliga gider derken; insanoglu almis dersini. Bundan böyle yapmamis Nilüfer`in dediginin tersini. Sakinmis onu çöpten, kirden, zehirden. Aritmis sularini sanki damitmis, hasta kollarina can katmis. Yesermis ova, kokular da yokmus. Yeniden bolluk bereket akmis ovaya. Nilüfer`in baliklari oltalardan düsmüs tavaya. Nilüfer yine ulu ulu daglardan kivrila süzüle kosuyormus yavuklusu körfeze.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 506
favori
like
share
Sylar Tarih: 10.12.2008 18:03
Konu bu bölüme daha uygun.
ADALI Tarih: 10.12.2008 16:20
?