Orta Amerika’dan Amazon’un alçak bölgelerine kadar uzanan tropik ormanlarda ortaya çıkarılan bir bulgu bilim adamlarını şaşkına çevirdi. Çünkü ağaç dallarında yürüyen karıncaların bir kısmı, tıpkı tropik ormanlardaki ağaçların yemişlerine benzeyen kırmızı renkteydi. Karıncalar bu görünümleri ile kuşların hedefi haline gelerek kolaylıkla avlanacaklardı. Onları bu renge bürüyen sebep neydi?

Alemlerin Rabbi Yüce Allah, canlıların nesillerini devam ettirmeleri için onlara çok çeşitli yöntemler ilham etmiştir. Bu yöntemler içinde belki de en dikkat çekici olanlarından biri Nematod parazitlerininkidir. Çünkü bu canlılar çoğalmak için bir başka canlının vücudunu yani karıncaları kullanırlar. Bu parazitin karıncanın vücuduna yerleşmesi ile başlayan süreç mükemmel ve ilgi çekici detaylarla devam eden bir gelişmeyi beraberinde getirir.



Nematod Parazitlerinin Yaşam Döngüsü

Nematod parazitlerinin bilim adamlarını şaşkına çeviren üstün akıl örnekleriyle dolu yaşam döngüsü Orta Amerika’dan Amazon’un alçak bölgelerine kadar uzanan tropik ormanların çatısı altında gerçekleşir.

Araştırmacılar bazı karıncaların karınlarının kırmızı olduğunu fark etmişlerdir. İlk başta bunun başka bir karınca türü olduğunu düşünmüş ve onları laboratuvarda incelemeye almışlardır. Ancak bu karıncaları incelediklerinde farklı bir tür olmadıklarını; kırmızı rengin, karınlarında taşıdıkları Nematod yumurtalarından kaynaklandığını anlamışlardır. Nematodlar bu yöntemle kendilerini karıncalardan kuşlara taşımanın çok eşsiz bir yolunu bulmuşlardır.

Peki, Nemadotlar bunu nasıl başarırlar ve bu yöntemi kusursuz yapan detaylar nelerdir?

Biyologların bulgularına göre Nematodlar, karınlarında yaşadıkları karıncaları kuşları cezbeden kırmızı tropik meyvelerin rengine ve şekline dönüştürürler.

Karıncaların görünümünün yanı sıra davranışlarındaki çarpıcı değişiklik de kuşların onları meyve sanıp yemelerine neden olur. Karıncaların davranışlarındaki en temel değişiklik yavaş hareket etmeye başlamalarıdır. Bu hem kuşlar tarafından kolay bir av olabilecek hale gelmelerine hem de yavaş hareket ettikleri için onları hareketsiz duran meyveler sanmalarına neden olur.

Karıncanın davranışlarındaki diğer önemli değişiklik ise diğer karıncalara kendisine hastalık bulaştığını göstermek için kırmızı olan kısmı alarm duruşu olarak havaya kaldırmasıdır. Karınca bu görüntüsü ile dal üzerinde duran olgunlaşmış kırmızı bir meyveye daha çok benzeyerek kuşlar için cazip bir av haline gelir. Karıncanın bu davranışının dikkat çekici diğer bir yönü ise gösterdiği fedakarlık örneğidir. Karınca kendisine hastalık bulaştığını bu yöntemle diğer karıncalara haber vererek onları tehlikeye karşı uyarmaktadır.

Karıncaların sert olan ve sert olduğu için kuşlar tarafından tercih edilmeyen siyah kabukları vardır. Ancak parazitin bulaşmasıyla kırmızıya dönüşen karınları yumuşar ve kuşların bunları avlamaları kolaylaşır.

Sonuçta parazit, bu karıncayı avlayan kuşlara geçer. Nematod parazitinin yumurtaları, kuşların atıklarıyla daha geniş bir alana yayılmış olur. Bu atıklardaki tohum ve böcek parçalarını toplayan karıncalar ise bilmeden bu parazitin larvalarını toplar ve yuvalarında atıklarda bulunan larvaları yediklerinde parazit onlara bulaşır. Bundan sonra larvaların karıncanın karnına uzanan yolculuğu ve yaşam döngüsü tekrar başlar.

Sonuç:

Nematod gibi küçük bir canlı, vücudunda yaşadığı karıncaların iç yapısını ve davranışlarını bir kuşu ikna edebilecek kadar etkili şekilde yönetmektedir. Bu şekilde kuşun vücuduna geçişine imkan oluşturmakta ve karıncayı parlak kırmızı renge çevirerek tropik ormandaki bir tür kiraza benzetmektedir. Bütün bunlar elbette aklı olmayan bir canlının kendi kendine başarabileceği detaylar değildir. Şüphesiz ince hesaplar gerektiren bu detaylar bir kez daha Yüce Allah'ın muhteşem sanatına işaret etmektedir. Rabbimiz, bütün bu işlemleri gerçekleştiren paraziti yarattığı gibi, ona karıncanın karnına yerleşmesini, etrafındaki meyvelerin renklerini öğrenmesini, karıncayı bu renge dönüştürmesini ve karıncanın kuşlar tarafından meyve zannedilmesini sağlayan davranışlar sergilemesini de ilham etmektedir. İşte bu örnekte işaret edildiği gibi karşımızdaki tüm detaylar birbirleriyle kusursuz bir uyum içinde var edilmiştir. Bu dengede milyonlarca yıldır hiçbir bozulma olmamaktadır. Yüce Allah Kuran'da şöyle buyurmaktadır:

"Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır." (Bakara Suresi, 164)

"Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır. " (Casiye Suresi, 4)

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2135
favori
like
share