Küçük renkli taş, cam ve ahşap parçaların birleşmesiyle oluşan mozaik binlerce yıllık geçmişiyle duygu ve düşüncelerin ifadesi oldu. Sabırla birleşen parçalar mekanlara yeni boyutlar katıyor.Değişik renkteki farklı parçaların yan yana getirilmesi ile oluşturulan düzenleme tekniğine ve ortaya çıkan esere kısaca mozaik deniyor.

Küçük parçalar kendi başlarına bir anlam ifade etmezken, belirli sıralarla dizildiklerinde ortaya bir sanat eseri çıkıyor. Taş, cam, seramik, hatta ahşap parçaları mozaik yapılırken kullanılan malzemeler arasında. Bu nedenle mozaik bir zenginliği ifade ediyor. Mozaik sanatını, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü'nden Doç. Dr. Gül Özturanlı sizin için anlattı.

Aslında bir yüzey kaplama sanatı olan mozaik, antik çağlardan beri mimaride sık olarak kullanılıyor. Tapınak, ev ve villalarda hatta yollarda, yere, duvara ve tabana uygulanan mozaik sanatı yapıldığı dönemin görkemini, yaşantısını ve kültürünü günümüze taşıyor. Çünkü bir mozaik eserin ömrü teorik olarak sonsuzdur.

Antik dönemden günümüze ulaşan mozaiğin ilk kullanıldığı yerler Mezopotamya ve Anadolu'dur. Milattan önce 3 binli yıllarda Sümer kenti Uruk’da İnanna Tapınağı'nda ilk mozaiğin kullanıldığı kabul ediliyor. Tapınağın taş parçalarının ya da küçük çakıl taşları ve deniz kabuklarının dizilmesi ile oluşturulan mozaik kaplaması Mısır, Girit, Frig ve Urartu uygarlıklarına örnek olmuş. Milattan önce 2. yüzyılda mozaik, Yunanistan ve Anadolu'da büyük bir gelişme gösterir. Roma döneminde ise işlenmemiş çakıl ve taşların yerini küçük kesilmiş taş küpler alır. Teknik geliştikçe küçük boyutlarda kesilmiş taş parçalarının kullanımı yaygınlaştı ve detaylarda incelikler yakalandı. Evlerin yanı sıra kamu binalarında, saraylarda da çok sayıda döşeme mozaik yapılmış. Bizans dönemiyle birlikte mozaikler yerde değil duvarlarda kullanılmaya başlanmış. Bununla birlikte teknik alanda da gelişme yaşanmış ve cam küplerin yanı sıra cam ve altın varak uygulaması da bu dönemde başlamış.

Mozaik sanatının ilk örneklerinde genelde geometrik desenler görülürken, Roma döneminde mitolojik öyküler, avcılık ve bitki desenleri kullanılmaya başlandı. Bizans döneminde ise figüratif anlatım öne çıkar ve dini yapılarda Hristiyanlıkla ilgili mozaikler görülür. Bu dönemin en parlak örnekleri Ravenna ve İstanbul'da Ayasofya'da bulunur.10-12. yüzyıl arasında altın çağını yaşayan duvar mozaiklerinde 14. yüzyıldan itibaren manzara örnekleri yansır. Bizans etkisiyle İslam mimarisinde yer alan mozaiklerde mermer dışında, çini mozaiği tekniği gelişmiş, renkli seramik parçalarla desenler oluşturulmuştur.

Modernizm’in hüküm sürdüğü 20. yüzyılda ise mozaik, yapılardaki geleneksel kullanımın dışına çıktı. Soyut desenler ve parlak çizgilerle modern mozaik sanatı mimari elemanlarda, dış cephe kaplamalarında, heykellere, oturma birimlerinde, bacalarda, kolon kaplamalarında, çeşmelerde, meydan-alan düzenlemelerinde estetik yönüyle kullanılıyor. İspanyol sanatçı Antoni Gaudi, yapıların iç ve dış yüzeylerinde seramik malzemeyi mozaik yöntemiyle çok sık kullanmış ve büyük başarı sağlamıştı. Sanatçının 14 yılda tamamladığı ve geniş bir alana kurulu olan Güell Park, bugün bile Barselona'yı gezenlerin görmeden dönmedikleri önemli bir yer. Kuş ve kadın figürlerini sıklıkla kullanan ressam ve heykeltraş Miro da seramik malzeme ile mozaik çalışmalarına imza atmıştır. Türk sanatçılar arasında ise Bedri Rahmi Eyüpoğlu mozaik çalışmaları ile öne çıkmıştır. Türkiye'nin en önemli ve dünyaca ünlü mozaik koleksiyonlarının başında Antakya Müzesi gelir. Son yıllarda Zeugma'dan çıkarılan mozaikler de geniş bir koleksiyon oluşmuştur.

RENKLİ TAŞLAR, CAM ve AHŞAP SABIRLA BİRLEŞİYOR

Mozaik, farklı türde küçük parçaların yanyana dizilmesi ve harç içine gömülmesi ile elde edilen bir düzleme tekniğidir. Taş, seramik, ahşabın yanı sıra kumaş, kağıt ve renkli cam parçaları da mozaik tekniğinde kullanılır. Bu bağlamda mozaikler kullanılan malzemeye göre sınıflandırılabilir. Konusuna göre figüratifler, geometrik düzenlemeler, mitolojik konular, doğa görüntüleri gibi sınıflara ayrılabilir. Antik dönemde mozaikler, küçük parçaların dizilimlerine göre de bir takım Latince isimler alıyordu. Günümüzde bu tür sınıflandırmalar kalmadı, mozaik aktif olarak kullanılan malzeme ile özdeşleşiyor.

Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü'nden Doç. Dr. Gül Özturanlı mozaiği parçadan bütüne sanatı olarak tanımlıyor. Özturanlı: “Mozaik küçük birimlerin yan yana getirilip bir bağlayıcı malzemelerin yapıştırılmasıyla oluşmuş yüzey düzenleme sanatıdır. Bu birimler Antik dönemden günümüze kadar geldiği gibi taş olabiliyor, seramik, cam, ahşap gibi çok çeşitli bir malzeme yelpazesi var. Klasik anlamda mozaik deyince herkesin aklına taş gelir. Ama, cam ve seramik de çok yaygın, böyle olunca da üniversitede seramiğin içine de mozaik dersini aldık” diyor.

Doğada bulunan dayanıklı tüm taşlar mozaikte kullanılabileceğini söyleyen Özturan, doğal taşların nasıl mozaik şeklini aldığını şöyle açıklıyor: “Mozaiğin başlıca malzemeleri dayanıklı renkli doğal taşlar ve mermerdir. Bu parçalar taş işleme gibi, tabakalar halinde kesiliyor, daha sonra 5-10 santimlik çubuklar haline getiriliyor. Daha sonra tek tek pens ve kerpeten gibi aletler yardımıyla bunlar kırılıyor. Kenarları çekiçle düzeltiliyor. Ayrıca günümüzde çok sistemli birimler halinde istediğiniz renkte istediğiniz malzemeden mozaik parçalar üreten firmalar var. Orijinal mozaiklerde kullanılacak desen çizilir. Altına çimento harcından yüzey hazırlanır ve küçük birimler bunun üzerine gömülür. Eğer büyük bir alanda çalışılıyorsa, harcın donmaması için çalışılacak alan kadar harç hazırlanır. Günümüzde bu da kolaylaştı, plastik telalar satılıyor. Izgara şeklinde bantlar satılıyor, onun üzerine beyaz tutkalla yapıştırıyorsunuz deseni ondan sonra harcın içine gömüyorsunuz. Özellikle havuz mozaiklerinde böyledir. Önce tabaka halinde rulo masada çalışılır, sonra hazırlanan harç sıvanın içine gömülür. Küçük boyutlu bir çalışma ise eğer, suya dayanıklı alt malzemeler, su konturplağı, eternit gibi malzemelerin üzerine beyaz tutkal sürülür, bununla birimler yüzeye yapıştırılır. Yapıştırmadan sonra aralarda boşluklar kalır. Fayans yapıştırma harcı denilen derz dolgusu yüzeyin üzerinden geçilir ve aradaki boşlukların dolması sağlanır. Kuruduktan sonra ise yüzey temizlenir.

Mozaik teorik olarak sonsuz ömre sahiptir. Kötü yapıştırmalarda yüzeyden kopmalar olabilir. Rutubet olursa yüzeydeki sıva kalkar ve mimariden ayrılmaya başlar. Dolayısıyla mimaride, rutubet olmaması için alta katranlı bir tabaka sürülür, onun üzerine harç yapılır. Yani nem mozaiği en zorlayan etkendir. Zemin mozaiklerinde ise darbelerle birlikte aşınma yaşanabilir”

ATIK MALZEMELERDEN MOZAİK ESERİ

Küçük parçaların daha büyük bir parçaya dönüşmesi sürecinde oluşan mozaik için Özturanlı 'sabır sanatı' diyor. Ona göre: “Mozaik eşittir sabır sanatı da denebilir. Çünkü her küçük birim tek tek yerine yerleştirilerek bir başka şeyi oluşturur. Bir fırçayla boyamaya benzemiyor. Milim milim ilerliyorsunuz. Net lekesel alanlar olmayıp tonlamalar varsa hakikaten çok ciddi sabır gerektiriyor.” “Mozaik bana göre çok renkli bir anlatım” diyen Özturanlı, mozaik ile elde edilen ışık-gölge oyunlarının yüzeye yeni boyutlar kattığını söyleyerek kullanım avantajını da ekliyor: “Mozaik tonlamalara çok elverişli. Bir masa üstünde mozaik ile sağlanan tonlama bir resim ile de sağlanır ama resmi masa üstünde kullanamazsınız.

Mozaik birçok sanatın aksine yüksek maliyetli bir sanat değil, hatta artık malzemelerin tekrar değerlendirildiği bir sanat. Özturanlı doğa dostu bu özelliği şöyle açıklıyor: “Mermer ve renkli taş için, taş ve mermer üreten firmaların küçük parçalardan attıkları bölümlerden yararlanılır. Aynı şekilde seramik parçalar için ise defolu ürünlerin kırıklarından yararlanılır. Ünlü mozaik sanatçısı Gaudi bunu ülke ekonomisine katkı diyerek özel bir program olarak ele aldı. Seramik firmalarının defolu ürünlerini alıp, tüm kentte bunu mozaik olarak kullandı. Cam firmalarının defolu ürünleri ise vitray için kullanılabilir. Mozaik bir yerde, atık malzemelerinin tekrar kullanıldığı, değerlendirildiği bir sanattır.

DÜNYANIN EN ZENGİN MOZAİK KÜLTÜRÜ TÜRKİYE’DE AMA...

Mozaik koleksiyonu konusunda Türkiye tarihsel bir birikime sahip. Özturanlı'nın verdiği bilgiye göre Türkiye dünyanın en zengin mozaik kültürüne sahip ülke. Ancak bu konuda İtalya mozaik ülkesi olarak bilinirken, Türkiye sadece Zeugma ile anılıyor. Özturanlı bu konuda da şunları söylüyor: “Türkiye mozaik konusunda İtalya ile başbaşa gidiyor. Ancak orası daha iyi biliniyor. Halbuki Türkiye'de Antakya Müzesi dünyanın en zengin mozaiğine sahip. Ayrıca, Ayosofya, Zeugma, Efes Antik Kenti, Demre de önemli mozaik zenginliğine sahip.. Antik döneme ait en zengin kültür ülkemizdedir. Buna karşın günümüzde ise mozaik çok canlı yaşatılamıyor. Ravenna İtalya'nın antik dönem mozaik şehridir ama bugün o şehirde en az 150 tane sanat üretimi yapan çağdaş mozaik atölyesi barındırıyor, her seviye için mozaik okulları var. Türkiye'de olmayan budur. Türkiye bunu başaramıyor, çok zengin birikimi var ama günümüze taşıyamıyor. Buna karşın Bedri Rahmi, Ferruh Başağa, Devrim Erbil, Mustafa Pilevneli gibi sanatçılarımız mozaikte önemli eserler vermiştir.”

Kaynak:hasseyahatdergisi.com

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1020
favori
like
share
SU-PERISI Tarih: 24.08.2008 11:48
Paylaşımın için teşekkürler Nerqishcigim,yapması zevkli olur.