“On alamet görülmeden kıyamet kopmayacaktır;…Biri doğuda, biri batıda, bir diğeri de Arap Yarımadası’nda meydana gelecek yere batma hadisesi…” (Müslim, Fiten,39)

Tüm kainatın, canlı ve cansız tüm varlıkların mutlaka bir sonu olduğu Kuran ayetlerinde bildirilmektedir. Bu son günü, ama aynı zamanda ahiretteki sonsuz hayatın da bir başlangıcı olacaktır. O gün, Kuran ayetlerinde haber verildiği üzere, “İnsanların, alemlerin Rabbi için kalkacağı” gündür. (Mutaffifin Suresi, 6). Kıyamet gününde, canlılarla birlikte tüm evren de yok olacak ve bu yok oluş, şimdiye kadar hiçbiryerde görülmemiş olaylar sonucunda gerçekleşecektir. Rabbimiz Mearic Suresi’nde şöyle buyurmaktadır:

“Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün;
Dağlar da (etrafa uçuşmuş) rengarenk yün gibi olacak.
(Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormaz.
Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister;
Kendi eşini ve kardeşini,
Ve onu barındıran aşiretini de;
Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa.
Hayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir. (Mearic Suresi,8-15)

Kıyamet, Allah’ın yüce kudretinin insanların tümü tarafından idrak edildiği, inkarcılar için dehşet, korku ve acı dolu bir gündür. Rabbimiz Kuran ayetlerinde bu günün hızla yaklaştığını Lokman Suresi, 34 ve insanların hiç beklemedikleri bir anda, aniden geleceğini (Nahl Suresi, 77 ve Araf Suresi, 187)

bildirilmektedir. Bir diğer ayette ise Rabbimiz Kıyamet saatinin öncesinde bazı işaretlerin belireceğini haber vermiştir.

Artık onlar, kıyamet-saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir. Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp-düşünmeleri onlara neyi sağlar? (Muhammed Suresi,18)

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) kıyamet öncesinde gerçekleşecek bu alametleri bizlere hadis-I şeriflerinde detaylı olarak tasvir etmiştir. Kıyamet alametlerinin ortaya çıkacağı bu devir “Ahir zaman”dır. Ahir Zamanın ilk döneminde dünya maddi ve manevi sorunlarla doludur; bunun ardından gelecek ikinci devrede ise Allah Hz. Mehdi’yi vesile kılarak insanları yozlaşmadan, savaşlardan adaletsizliklerden kurtaracaktır. Altınçağ olarak da adlandırılan bu dönemde savaşlar ve çatışmalar son bulacak, dünya bolluk, bereket ve adaletle dolacak, İslam ahlakı tüm dünyaya yayılacak ve yaygın olarak yaşanacaktır. Altınçağ'ın sona ermesinin ardından dünya çok hızlı bir çöküş içine girecek ve ardından kıyamet saati gelecektir. Ancak belirtmek gerekir ki, her konuda olduğu gibi kıyamet hakkında da Rabbimiz’in bize öğrettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur. Kesin olarak gerçekleşecek olan kıyametin vaktini sadece Allah bilmektedir:

De ki: "Bilmiyorum, size vadedilen (kıyamet ve azab) yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koymuştur?" O, gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.) (Cin Suresi, 25-26)

Kıyamet Alametleri Birbiri Ardına Gerçekleşiyor

Ahir zaman hadisleri incelendiğinde çok olağanüstü bir durumla karşılaşılır. Peygamberimiz (sav)'in günümüzden yüzyıllar önce ayrıntılarıyla açıkladığı işaretler, “içinde bulunduğumuz çağda” yeryüzünün hemen her köşesinde, birbiri ardınca ve tam olarak hadislerde belirtildiği biçimde yaşanmaktadır. Dünyanın dört bir yanında yaygın katliamların, savaşların, çatışmaların gerçekleşmesi, fitnelerin çoğalması, haramların helal sayılması, ahlaki dejenerasyonun büyük bir hız kazanması, Allah’ın açıkça inkar edilmesi, Kuran ahlakının terk edilmesi, Müslümanların çok şiddetli zorluklarla karşılaşmaları, masum insanların sebepsiz yere öldürülmeleri, fakirliğin ve açlığın yaygınlaşması, sahte din adamlarının ortaya çıkması, büyüye ve fala rağbet edilmesi, sahtekarlığın, rüşvetin, zinanın artması, sahte mesihlerin ortaya çıkması gibi daha birçok alamet içinde bulunduğumuz ahir zamanda tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar büyük bir yaygınlık göstermektedir. (Daha detaylı bilgi için Bkz. Hz. İsa’nın Geliş Alametleri, Harun Yahya, Araştırma Yayıncılık)

Hadislerde bildirilen bu ahir zaman alametlerinin bir bölümü İslam tarihinin farklı dönemlerinde, dünyanın farklı bölümlerinde, az ya da çok görülmüştür. Ancak böyle bir durum o dönemin ahir zaman olduğunu göstermez.

Çünkü bir devrin ahir zaman olarak nitelendirilmesi için, Peygamber Efendimiz (sav)’in haber verdiği alametlerin tümünün aynı çağda, birbirlerini izleyerek gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum hadislerde şöyle ifade edilmiştir:

KIYAMET ALAMETLERİ BİRBİRİNİ TAKİBEN MEYDANA GELİR. BİR DİZİDEKİ BONCUKLARIN ART ARDA KOPMASI GİBİ. (Ramuz-El Ehadis, 277/6; Camiü's-Sagir, 3/167)

ALAMETLER, AĞI KOPARILIP KAÇAN BALIKLARIN BİRBİRİNİ KOVALADIĞI GİBİ KOVALAR. (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, İmam Şarani, s. 478)

Örneğin hadislerde haber verilen alametlerden biri Ramazan Ayı’nda Ay ve Güneş tutulmalarının gerçekleşmesidir:

RAMAZAN'IN BİRİNCİ GECESİNDEAY, ORTASINDA GÜNEŞ TUTULACAKTIR. (Kıyamet Alametleri, s. 199)

Gerçekten de 1981 ve 1982 yıllarının Ramazan Ayı içinde hem Güneş hem de Ay tutulmaları birbiri ardına gerçekleşmiştir. Hiç şüphesiz Güneş ve Ay tutulmalarının gerçekleşmesi son derece doğal ve çok sık rastlanan bir durumdur. Ancak önemli olan bu tutulmaların Ramazan Ayı'nda ve 15'er gün arayla gerçekleşmesi, bu durumun iki yıl arka arkaya tekrar etmesidir. Üstelik bu tutulmaların, yukarıda bazılarını belirttiğimiz diğer alametlerle aynı dönemde gerçekleşmesi, rivayetlerdeki işaretlerin bu tutulmalar olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir. Bir diğer olağanüstülük ise Peygamber Efendimiz (sav)'in bu Ay ve Güneş tutulmalarının hemen ardından bir kuyruklu yıldızın ortaya çıkacağını haber vermesidir:

O YILDIZIN DOĞMASI, GÜNEŞ VE AY TUTULMASINDAN SONRA OLACAKTIR.

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)
Hadislerde belirtildiği gibi, 1986 yılında (Hicri 1406'da) yani 14. yüzyıl başlarında "Halley" kuyruklu yıldızı Dünyamız'ın yakınından geçmiştir. 1981 ve 1982 (Hicri 1401-1402) yıllarında meydana gelen Ay ve Güneş tutulmaları olayından sonra ortaya çıkmıştır. Bu yıldızın doğuşunun da diğer çıkış alametleri ile aynı zamanda meydana gelmesi ve tam Peygamber Efendimiz (sav)'in haber verdiği şekilde gerçekleşmesi bu olayların rivayetlerdeki alametler olabileceğine işaret etmektedir.

Ahir zaman alametlerini incelerken dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli husus ise, söz konusu alametin büyüklüğü, şiddeti ve meydana getirdiği etkidir. Örneğin Peygamber Efendimiz (sav) depremlerin çoğalmasını bir kıyamet alameti olarak haber vermiştir. Hiç şüphesiz tarihin her döneminde çeşitli büyüklüklerde depremler gerçekleşmiştir. Ancak içinde bulunduğumuz ahir zamanda dünyanın dört bir yanında depremlerin sayısı ve şiddeti çok büyük bir artış göstermiştir. ABD Jeolojik Araştırma Kurumu (USGS)'nin raporlarına göre 1556-1975 arasındaki yaklaşık 400 yılda meydana gelen 5.0 ve daha büyük şiddetteki depremlerin sayısı sadece 110'dur. Aynı kurumun açıklamasına göre, 1980-2003 yılları arasında sadece 23 sene içinde meydana gelen 6.5 ve daha büyük şiddetteki depremlerin sayısı ise 1685'tir. Bu bilgi Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in verdiği haberi teyit etmekte, ahir zaman alametlerinin tarihin diğer dönemlerinde meydana gelen benzerlerinden çok daha olağanüstü özellikler taşıdığını göstermektedir. Peygamber Efendimiz (sav) bu alametlerin dışında da birçok kıyamet alameti haber vermiştir. İslam alimleri bu alametlerin bazılarını küçük alametler, bazılarını ise büyük alametler olarak nitelendirirler. Peygamberimiz (sav)'in on büyük kıyamet alametini haber verdiği bir hadisi şöyledir:

"On alamet zuhur etmedikçe kıyamet kopmayacaktır: doğuda bir yer batması, BATIDA BİR YER BATMASI, Arap Yarımadası'nda bir yer batması, duman, Deccal, İsa b. Meryem, Dabbetü'l-Arz, Ye'cuc ve Me'cuc, Güneş'in battığı yerden doğması ve Aden toprağının sonundan (Yemen'den) bir ateş çıkarak insanları haşrolacakları yere sürmesi. "

(Müslim, Fiten, 39, 40,128, 129; Ebû Dâvûd Melâhim, 12;
Tirmizi, Fiten, 21; İbn Mâce, Fiten, 25, 28).
Bu yazımızda, Peygamber Efendimiz (sav)'in haber verdiği “DOĞUDA, BATIDA VE ARAP YARIMADASI'NDA ÜÇ YERE BATIŞ” alametlerini, son zamanlarda yaşanan bazı önemli gelişmeler ışığında inceleyeceğiz.
(Diğer kıyamet alametleri hakkında detaylı bilgi için Bkz: Kıyamet Alametleri, Hz. İsa'nın Geliş Alametleri, Deccal'in Ayini Terör, Ahirzaman ve Dabbetü'l Arz, Harun Yahya, Araştırma Yayıncılık)

DOĞUDAKİ YERE BATIŞ:
ENDONEZYA'DAKİ BÜYÜK TSUNAMİ FELAKETİ

Peygamber Efendimiz (sav)’in haber verdiği kıyamet alametlerinden bir tanesi, “doğu tarafında gerçekleşecek olan yere batma” hadisesidir.
Bu alametin büyük bir kara parçasının ya da insan topluluğunun ortadan kalkması, yeryüzünden yok olması anlamına gelmesi muhtemeldir. (En doğrusunu Allah bilir) 2004 yılının son ayında Güney Asya’da gerçekleşen büyük tsunami felaketi bu alametle çok büyük benzerlikler göstermektedir. Dolayısıyla Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği “doğudaki yere batış” alameti, bu büyük tsunami felaketine işaret ediyor olabilir. (Hiç şüphesiz en doğrusunu Rabbimiz bilir.)

Tarih boyunca Asya’da, Uzakdoğu’da çeşitli felaketler, depremler ve kasırgalar yaşanmıştır. Bu felaketlerde çok büyük yıkımlar gerçekleşmiş, çok yüksek sayılarda insan hayatını kaybetmiştir. Ancak 26 Aralık 2004 tarihinde Güney Asya’da gerçekleşen ve 225 binin üzerinde kişinin ölümüyle sonuçlanan tsunami bu felaketlerin en büyüğü olmuştur. Bu büyük felaket sırasında, yeraltındaki büyük levhaların hareketi sonucu oluşan 1000 kilometrekarelik kırılmalar ve kıtaların yer değiştirmesinin yarattığı büyük enerji, okyanuslarda meydana gelen çok büyük enerjiyle birleşip, Güney Asya ülkelerinden Endonezya, Sri Lanka, Hindistan, Malezya, Tayland, Bangladeş, Myanmar, Maldiv Adaları ve Seyşel Adaları'nı hatta 5 bin km uzaklıktaki bir Afrika ülkesi olan Somali sahillerini dahi vurmuştur.

Kıyamet alametlerinin birbiri ardına gerçekleştiği ahir zamanda meydana gelen bu tsunami felaketi, çok geniş bir alanı etkilemiş, şehirlerin deniz sularının altında kalıp yok olmasına, dünya haritasının değişmesine neden olmuştur. İşte bu nedenle de “doğudaki yere batış” ifadesi ile Güney Asya’da gerçekleşmiş olan bu felakete işaret ediliyor olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)
KIYAMET ALAMETLERİ BİRBİRİNİ TAKİBEN MEYDANA GELİR. BİR DİZİDEKİ BONCUKLARIN ART ARDA KOPMASI GİBİ. (Ramuz –El Ehadis, 277/6; Camiü’s Sagir, 3/167)

RAMAZAN'IN BİRİNCİ GECESİ AY, ORTASINDA GÜNEŞ TUTULACAKTIR.
(Kıyamet Alametleri, s. 199)

BATIDAKİ YERE BATIŞ:
ABD'DEKİ "KATRİNA FELAKETİ"

Geçtiğimiz ay ABD’nin Meksika Körfezi’nde yaşanan Katrina Kasırgası’nın meydana getirdiği büyük yıkım, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in haber verdiği bir diğer kıyamet alametini, “Batıdaki Yere Batış”ı akıllara getirmektedir.

Peygamberimiz (sav)’in ahir zamanda gerçekleşeceğini bildirdiği bu “yere batışın”, tarihteki benzerlerinden çok daha büyük, çok daha etkili olması gerekmektedir. Nitekim Katrina Kasırgası da geçmişteki benzerlerinden çok daha büyük bir yıkım meydana getirmiştir. Tarih boyunca Avrupa ve Amerika kıtalarında çok büyük felaketler gerçekleşmiştir. Depremler, yanardağ patlamaları, kasırgalar, terör saldırıları binlerce insanın hayatını yitirmesine neden olmuştur. Ancak bu felaketlerin hiçbiri Katrina felaketinin meydana getirdiği gibi bir yıkım meydana getirmemiş, milyonlarca insanın göç etmesine, on binlerce kişinin hayatını kaybetmesine, üç büyük eyaletin tahrip olmasına, şehirlerin sular altında kalıp yok olmasına neden olmamıştır. Katrina Kasırgası bu yönüyle diğer felaketlerden ayrılmakta, ABD tarihinin en büyük yıkımlarının başlarında yer almaktadır. Bu nedenle Katrina felaketi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in haber verdiği üç batıştan biri olabilir. En doğrusunu Allah bilir.

Katrina Felaketi’nin Boyutları

Katrina felaketi yaklaşık bir aydan bu yana gazetelerde, televizyonlarda yoğun olarak ele alınmaktadır. Ancak bu haberlerde felaketin, gerek ABD gerekse dünya üzerindeki çok yönlü etkisi gerektiği gibi vurgulanmamaktadır. Felaketin gerçek boyutları insanlardan gizlenmekte, yaşanan yıkım kamuoyuna hafifletilerek yansıtılmaktadır. Oysa Katrina Felaketi, on binden fazla insanın hayatını kaybetmesine, 3 büyük eyaletin neredeyse tamamında (Alabama, Lousiana, Mississippi) yaşamın imkansız hale gelmesine, ABD’nin en önemli şehirlerinden birinin tamamen boşaltılmasına, ABD tarihinin en büyük havadan kurtarma operasyonunun gerçekleştirilmesine, milyonlarca kişinin evini ve işini kaybetmesine, 100 milyar dolardan fazla maddi zararın oluşmasına sebep olmuş çok büyük bir yıkımdır. Bu boyutta bir insani felaketin, Amerika topraklarında İç Savaş'tan bu yana yaşanmadığı çeşitli yazarlar tarafından dile getirilmiştir. Bazı devlet yetkilileri tarafından Hiroşima ile ve Endonezya’daki Tsunami felaketiyle kıyaslanan, etkisinin uzun yıllar boyunca devam edeceği tahmin edilen bu felaket, Peygamber Efendimiz (sav)’in de hadis-i şerifinde haber verdiği gibi büyük bir bölgenin suyun altına batmasıyla sonuçlanmıştır.
Katrina felaketinin oluşturduğu yıkım kısaca şu şekilde özetlenebilir:
- Katrina ismi verilen bu kasırga Saffir-Simpson ölçeğine göre en şiddetli kasırgayı simgeleyen 5. kategori olarak sınıflandırıldı, yer yer 4. kategoriye düştü. ABD'de kasırgalar kayda geçmeye başladığından beri, sadece üç kasırga bu kategoriye ulaşmıştır. Ancak o kasırgaların hiçbiri Katrina kasırgası kadar büyük bir yıkım gerçekleştirmemiştir.

- Felaketin ardından henüz ölü sayısı tam olarak kesinleşmedi, ancak sayının on binleri aşabileceği yetkililer tarafından dile getirildi. Maddi hasarın ise 100 milyar doların üzerinde olacağı tahmin ediliyor. Ancak uzun vadeli zararlar (toprak, deniz, canlı hayatı ve iklim üzerindeki etkiler) bu hesabın dışında tutuluyor.

- Katrina Kasırgası 29 Ağustos Pazartesi günü Meksika Körfezi'nden Amerika kıtasına girdi ve üç eyaleti etkiledi. Louisiana, Mississippi ve Alabama neredeyse yaşanamaz hale geldi. Kasırganın hızı saatte 260 km’ye kadar çıktı. Etkilenen ve 'milli felaket' ilan edilen bölge Türkiye'nin yaklaşık 3/1'i büyüklüğünde.

- Kasırga ilk önce Florida eyaletini etkisi altına aldı. Bu eyalette 13 kişi hayatını yitirdi ve kasırga çok büyük maddi kayba neden oldu. Daha sonra Louisiana eyaletine yöneldi. Louisiana, Alabama ve Mississippi kıyılarına çok büyük hasar verdi. Özellikle kıyı bölgelerindeki binalar harap oldu. Bu üç eyalette on binden fazla kişinin hayatını yitirdiği tahmin ediliyor. Louisiana eyaletinin en büyük şehri olan New Orleans’ın yüzde 80’i sular altında kaldı.

- Mississippi eyaletinin Biloxi ve Gulfport şehirleri yer yer 9 metreye yükselen suyun altında kaldı. Bu bölgedeki evlerin yüzde 90’ı tamamen yıkıldı. Deniz kenarına kurulan oteller, eğlence merkezleri tamamen harap oldu. Bu durum Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in haber verdiği bir diğer kıyamet alametini daha akıllara getirmektedir. Bu hadis şu şekildedir:

"İnsanlara ölüm gelip evler mezar olduğu zaman halin nice olur." (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir zaman Alametleri, s. 392, no. 726)

- Katrina kasırgasının ardından yaklaşık 5 milyon kişi elektriksiz kaldı. Oluşan büyük tahribat nedeniyle elektriğin şehir geneline verilmesinin daha aylar sürebileceği açıklandı.

- Amerika, Meksika Körfezi'nden petrol ihtiyacının yüzde 25'ini elde ediyordu. Bugün, bu alanın toplam 1.5 milyon varil/gün üretim kapasitesinin yüzde 91'i kullanılamıyor. Çıkmakta olan doğalgazın yüzde 83'ü durdu. Deniz petrol platformlarından 561 tanesi (toplamı 650 civarında) helikopterlerle zamanında boşaltılabildi. 20 platform ya battı ya sürüklendi, bir tanesi yanmaya devam ediyor. Terk edilenlerde ne arıza olduğu şu an bilinemiyor. Oluşan deniz kirliliği ise felaketin bir başka yönü. Mississippi Nehri kıyısındaki sekiz rafineri terk edildi. Çalışır durumda olanlar da kapatıldı. Çünkü Meksika Körfezi'nden ana karaya petrol getiren boru hattı koptu. Bu bölgedeki petrol üretiminin neredeyse tamamen durması Amerikan ekonomisini çok olumsuz yönde etkilerken, tüm dünya ekonomisinde de kalıcı zararlar oluşturacağı tahmin ediliyor.

- Yüz binlerce bina yaşanamayacak duruma geldi, yüz binlercesinde ise çok büyük maddi zarar söz konusu.

- Kayıp sayısı yaklaşık 35.000 olarak hesaplanıyor. Bölgede 300 binden fazla çocuğun evsiz kaldığı tahmin ediliyor.

- Elektrik kesintisi, telefon hatlarının, cep telefonlarının ve internetin çalışmaması iş hayatını tamamen durdurdu. Tüm sektörlerde 1 milyona yakın işin kaybolduğu hesap ediliyor.

- Bölgede eğitim kurumları kapatıldı. Çok fazla sayıda okul kullanılamayacak durumda, diğerlerindeyse çok büyük maddi hasar söz konusu.
- Yerel gazete ve televizyonlar merkezlerini terk edip, yayınlarını internet siteleri üzerinden sürdürmek zorunda kaldılar.

- Sel sularının altında kalan şehirlerde salgın hastalıkların baş göstermesinin an meselesi olduğu ifade ediliyor. Sokakları dolduran cesetler, suya karışan toksik maddeler, fabrikalardan sulara karışan kimyevi atık maddeler, çöpler, petrol atıkları, pislikler su altındaki şehirler için çok büyük bir tehlike oluşturuyor. ABD ordusu Batı Nil virüsü taşıyıcısı olan ve durgun su göletlerinde hızla çoğalan sivrisineklere karşı askeri uçaklarla ilaçlama yapmayı planlıyor.

New Orleans Şehrinin Yere Batışı

Katrina Kasırgası birçok şehirde çok büyük tahribat oluştururken, New Orleans’ı yaşanamayacak hale getirdi. ABD’nin turizm ve kültür merkezlerinden biri olarak kabul edilen New Orleans’ın yüzde 80’i sular altında kaldı. Bazı yerlerde suyun yüksekliği 6 metreyi aştı. Dolayısıyla New Orleans suların altına gömülerek, adeta ortadan kalktı. Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği “Doğudaki yere batma” alameti Endonezya’da yaşanan tsunami felaketine bir işaret olabileceği gibi, “Batıdaki yere batma” hadisesi de New Orleans şehrinin ortadan kalkışına bir işaret olabilir. Hiç şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.

New Orleans Pontchartrain Gölü, Mississippi Nehri ve Meksika Körfezi’yle çevrelenmiş bir şehirdir. Şehir, deniz seviyesinin yaklaşık 2 metre aşağısında kurulmuştur. Ancak şehrin bazı yerleri deniz seviyesinin 6 metre kadar aşağısındadır ve olabilecek sellere karşı pompalar, kanallar ve bentlerle korunmaktadır. Bu bent sistemi dünyanın en pahalı selden koruma sistemlerinden biri olarak kabul edilmektedir ve 1800’li yıllardan itibaren aşama aşama inşa edilmiş, düzenli olarak da güçlendirilmiştir. Ancak şehrin etrafını yaklaşık 560 kilometre boyunca dolaşan bent, 3. seviyedeki fırtınalara göre tasarlanmıştır. Katrina gibi 5. seviyedeki (bazı günler 4. seviyede) bir kasırgaya dayanıklı değildir. Bu nedenle de Katrina kasırgası şehrin en önemli iki bentini tahrip etmiş, bunun üzerine göl, deniz ve nehir suları şehrin yüzde 80’ini doldurmuştur. Pontchartrain Gölü kıyıları ise tamamen su altına gömülmüştür.

Kasırganın ardından bu bentlerin tamir edilmesi ve daha sonra da şehri dolduran suların pompalanması planlanmaktadır. Ancak 148 pompadan sadece çok azı çalışmakta, bu nedenle de şehiri dolduran suyun boşaltılmasının aylar alacağı tahmin edilmektedir. Önemli bir sorun ise kenti temizlemekle görevli pompalar sellerin altında kaldığı için, kenti kaplayan metrelerce yüksekliğindeki suların atılabileceği bir yerin bulunmamasıdır. Bir diğer problem de ceset ve atıklar nedeniyle çok yüksek oranda kirlilik gözlenen suların Mississipi Nehri ve Pontchartrain nehrine pompalanmasının canlı hayatı üzerinde oluşturacağı ve önümüzdeki yıllarda daha da büyüyeceği tahmin edilen olumsuz etkidir. ABD balıkçılık sektörünün ana limanlarından sayılan bölgede atık suyun göle, nehire ve denize boşaltılması denizlerdeki hayata çok büyük zarar verecektir. Ancak yetkililer bunun dışında bir alternatif olmadığını ve pompalamanın planlandığı şekilde gerçekleştirileceğini belirtmektedirler.

Bu felaket, New Orleans’ın 1718 yılında kuruluşundan bu yana gerçekleşmiş en büyük felakettir. Şehirde bugüne kadar birçok fırtına ve kasırga felaketi yaşanmıştır. Ancak yaklaşık olarak her 14 yılda bir doğrudan kasırgayla karşılaşan şehir bu boyutlardaki bir yıkımla tarihi boyunca karşılaşmamıştır. New Orleans felaketinin sonuçları kısaca şu şekilde özetlenebilir:
- New Orleans’ı kasırga öncesi 1 milyon kişi terk etmişti. Şehirde kalan on binlerce insan ise Superdome Stadyumu ve Sergi Sarayı'na sığındı. Bunun dışındaki kişiler ise yüksek yerlerde kendilerini sulardan korumaya çalıştılar. Yüksek binaların çatılarına ve üst katlarına sığınıp mahsur kalan binlerce kişi günlerce yardım gelmesini bekledi. Bu kişilerin arasında açlık, susuzluk ve çeşitli rahatsızlıklar nedeniyle birçok kişi hayatını yitirdi. Yağmalama, cinayet, saldırı ve tecavüz olayları da ölü sayısını artırdı. Sığınılacak en güvenli yer olarak nitelendirilen Superdome Stadyumu'nun tavanının bir kısmı çökünce, burası da sığınanlar için güvenli bir yer olmaktan çıktı.

- Superdome Stadyumu’na şehri terk edemeyen 9000 kişi ve 550 güvenlik görevlisi yerleştirildi. Bu sayı kasırganın çok şiddetlenmesinin ardından, 1 Eylül tarihinde yaklaşık 60.000’e çıktı. Elektriğin, havalandırmanın, suyun olmadığı stadyumda on binlerce insan çok zor şartlar altında hayatını devam ettirmeye çalıştı. Şehirdeki tahliye işlemlerinin hız kazanmasıyla New Orleans “Hayalet şehir” ifadeleriyle anılmaya başlandı.

- Yağmalama, tecavüz, saldırı, intihar, hırsızlık, uyuşturucu satışı gibi olayların çok büyük bir hız kazanması şehri ve aynı zamanda da toplu olarak sığınılan binaları büyük bir kaosa sürükledi.

- New Orleans’taki evlerin yüzde 80’i kullanılamaz durumda.
- 10 binlerce kişi yiyecek ve su ihtiyacını karşılayamıyor. Kentte temiz su ve gıda bulunamıyor.
- Ağaçları ve elekrik hatlarını yerle bir eden güçlü rüzgarlar nedeniyle bir milyon kişi elektriksiz kaldı. Elektrik kesintisi nedeniyle hastanelerdeki kritik durumdaki hastaların birer birer öldüğü bildiriliyor.
- Sel suları New Orleans’ın bazı mezarlıklarında tabutları topraktan sökerek dışarı çıkardı. Televizyonlarda New Orleans’ı kaplayan sularda yüzen tabutlara yer verildi.

New Orleans'ın 1718 yılındaki kuruluşundan bu yana şehirde birçok fırtına ve kasırga felaketi yaşanmıştır. Ancak yaklaşık olarak her 14 yılda bir doğrudan kasırgayla karşılaşan şehir bu boyutlardaki bir yıkımla tarihi boyunca hiç karşılaşmamıştır.

New Orleans şehrinin neredeyse tamamen ortadan kaybolması Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in haber verdiği bir diğer ahir zaman alametiyle çok büyük benzerlikler taşımaktadır. Hadiste şu şekilde bildirilmektedir:

BÜYÜK ŞEHİRLER DÜN SANKİ YOKMUŞ GİBİ HELAK OLACAKTIR.

(Kitab-ül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 38)

Gerçekten de bir şehir suların altında kalıp ortadan kalkmış, yaşanamayacak hale gelmiştir.

Nitekim içinde bulunduğumuz günlerde ABD’de gündemde olan tartışmalardan biri “Yaşanan büyük tahribatın ardından New Orleans’ı tamamen terk edip, şehri başka bir yere kurma” ihtimalidir.

"Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. (Kıyamet) Saatin(in) emri de yalnızca (süratli) göz açıp kapama gibidir veya daha yakındır. Şüphesiz, Allah herşeye güç yetirendir." (Nahl Suresi, 77)

"ÇÖLE BATAN ORDU"ÜÇÜNCÜ BATMA OLABİLİR Mİ?

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in hadisi şeriflerinde, batıdaki ve doğudaki yere batışların dışında, “Arap Yarımadası'ndaki üçünçü bir batışa” daha dikkat çekilmektedir.

Arap Yarımadası'nda gerçekleşecek olan bu yere batma, Peygamber Efendimiz (sav)’in bir diğer hadisiyle büyük benzerlik göstermektedir. Hadis şu şekildedir:
BİR ORDU SAVAŞ İÇİN GELİR, ÇÖLE GİRDİĞİNDE BAŞ VE SONUNDAKİLERİ BATAR, ORTADAKİLER DE KURTULMAZ. (Hanbel, Tirmizi, İbni Mace, Ebu Davud'dan; Geleceğin Tarihi 4, s.30)

2003 yılında gerçekleşen Irak Savaşı sırasında Irak ordusunun büyük bir kısmının neredeyse birden bire ortadan yok olması savaşın en dikkat çekici olaylarından biriydi. Birçok gazete ve televizyonda, Cumhuriyet Muhafızları olarak bilinen yaklaşık 60.000 kişilik ordunun ve Fedailer olarak bilinen yaklaşık 15.000 Iraklı askerin kaybolması haber olarak yer aldı. Yukarıdaki hadislerde bu konuya dikkat çekilmesi, ahir zaman alametlerinden biri olan "bir ordunun batması" olayının gerçekleşmiş olabileceğini göstermektedir. Nitekim ilerleyen günlerde de savaş uçaklarının bir kısmının çöl kumları altına gömülmüş olarak bulunması, hadiste bahsedilen çölde bir ordunun batması olayının Irak ordusu ile ilgili olma ihtimalini güçlendirmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.) Bu hadisi Peygamber Efendimiz (sav)’in “Arap Yarımadasındaki yere batma” hadisiyle birlikte düşündüğümüzde, yaşanan olay Irak Savaşı sırasında gerçekleşen bu olağanüstü duruma işaret ediyor olabilir. (En doğrusunu Allah bilir)

BİR ORDU SAVAŞ İÇİN GELİR, ÇÖLE GİRDİĞİNDE BAŞ VE SONUNDAKİLERİ BATAR ORTADAKİLER DE KURTULAMAZ. (Hanbel, Tirmizi, İbni Mace, Ebu Davud’dan; Geleceğin tarihi 4,s.30)

KIYAMET ALAMETLERİ ÜZERİNDE DÜŞÜNMENİN ÖNEMİ

Dünya üzerinde insanların çok büyük bir bölümü kıyamet saatinin dehşetinden az veya çok haberdardır. Buna rağmen, insanların bir kısmı böylesine hayati bir konu üzerinde düşünmek veya konuşmak istemez. Kıyamet saati geldiğinde yaşanacak korkuyu akıllarına getirmemek için yoğun bir çaba sarf ederler. Gazetede okudukları bir afet haberinin veya bir felaketi gösteren bir filmin kendilerine kıyameti hatırlatmasına dahi tahammül edemezler. Bu günün mutlaka karşılaşılacak olan büyük bir gerçek olduğunu düşünmekten kaçınırlar.
Katrina Felaketi’nin ardından da aynı şeyler yaşanmıştır. İnsanlar genellikle bu büyük felaketi olduğundan daha küçük göstermeye çalışmış, yaşanan büyük felaket insanlara tarafsız bir şekilde aktarılmamış, insanlar bu büyük yıkıma yönelik ilgilerini kısa sürede yitirmişlerdir. Yüzbinlerce insanın yaşadığı büyük dehşeti insanlar gerektiği gibi öğrenememişlerdir.

Oysa tüm bu felaketler Rabbimiz’den bir hatırlatma, uyarıdır. Bu afetler üzerinde vicdanlarının sesini dinleyerek, samimi bir şekilde düşünen insanlar dünya hayatının geçiciliğini kolaylıkla fark edecek ve Allah’a yönelip döneceklerdir. İslam ahlakını yaşamak için hala geç kalmadıklarını anlayacak, kıyamet saatinin kopacağı gerçeğini görmezden gelen insanlar gibi olmayacaklardır. Kıyamet saati ile ilgili olarak kuşkuya kapılan, şüpheye düşen inkarcılar hakkında Rabbimiz şu şekilde buyurmaktadır:

"Gerçekten Allah'ın vaadi haktır, kıyamet-saatinde hiçbir kuşku yoktur." denildiği zaman siz: "kıyamet-saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zanda (ve tahmin) bulunup zannediyoruz; biz kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz." demiştiniz. (Casiye Suresi, 32)

Bir kısım insanlar da kıyamet saatini bütünüyle inkar ederler:

Hayır, onlar kıyamet-saatini yalanladılar; Biz kıyamet-saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık. (Furkan Suresi, 11)

Kıyamet hakkında kendini kandıran tüm bu insanlar büyük bir hata yapmaktadırlar. Çünkü Allah ayetlerinde, kıyamet saatinin yakın olduğunu ve bu konuda hiçbir şüpheye yer olmadığını haber vermektedir:

Biz gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakileri hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o kıyamet-saati de yaklaşarak-gelmektedir... (Hicr Suresi, 85)

Daha önce de belirttiğimiz gibi, ahir zaman alametlerinin günümüzden 1400 yıl önce eksiksiz olarak tasvir edilmiş olması ve birbirini izleyerek gerçekleşmesi son derece önemli bir konudur. Bu durum, 14 asır önce ahir zamanda meydana gelecek ortamı detaylı tarif ederken Peygamberimiz (sav)'in bu döneme dikkat çektiğini anlamamız için kesin bir delildir. Ahir zamanla ilgili haberler sanki zamanımızın eksiksiz bir tablosunu çizmektedir. Elbette bu, derin düşünülmesi gereken son derece mucizevi bir olaydır.

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 437
favori
like
share