Müslüman Kadının Şer'i Giysisi
Soru

Kadınların kısa elbiseler giymelerinin hükmü nedir? Bu helal midir yoksa haram mı? Sizden konuyla ilgili açıklamalar bekliyoruz. Kadının giymesi gereken şer'i kıyafet biçimini en açık şekliyle çizmenizi sizden bekliyoruz. 133

Cevap

Aslına bakılırsa islam toplumunda bu tür soruların sorulması oldukça üzücü bir şey. Çünkü İslamın bu konudaki hükmü açık ve bellidir. Yapılması gereken şüpheli konularda soruların sorulmasıdır. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur. "Helal bellidir, haram da bellidir. İkisi arasında şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan birçokları şüpheli olanları bilmezler." 134
Bazı alimler güzel bir örnek vererek şöyle diyorlar: "Kedi helali haramdan bilir. Sen ona bir parça et verdiğinde o rahat rahat onu yer. Eti önünden birden kapıp aldığında o da saldırır. Çünkü etin kendisinden haksız yere alındığını bilir. Bu fıtraten bilinir."
Bir hayvanın durumu bundan ibaretken insanlar hakkında neler diyebiliriz?
Helal olan konular belli haram olan konular bellidir. Bunların yanı sıra bir de şüpheli şeyler vardır.
Şüpheli konular hakkında soruların gelmesi doğaldır. Ancak çağımızda ne yazık ki, açıkça belli olan konular şüpheli konuma düşmüştür. Bir çok kimse de haram olduğu bilinen şeyleri genelde sorar dururlar. Aslında bu tür soruların sorulmaması gerekir. Yukardaki soruyu yönelten değerli kardeşimizin sorduğu kısa elbise de bu soru türlerinden biridir.
Açık bir elbisenin giyilmesinin haram olduğu hakkında kesinlikle şüphe yoktur. Bu konuda şüphe duyulmamalıdır. Özellikle de kadın, kendisine yabancı bir erkeğin karşısına çıkma gibi durumla karşı karşıya kaldığı bir ortamda. Evet bazı kadınlar bunu yapıyorlar ama onların yapması ne hüccet ne de teşri olabilir. Şu da var ki, sadece kadınların ve kızların bulunduğu okul içindeki bayan hocalar bazı zinetlerini gösterebilirler. Ama erkek ve kadınların bir arada bulunduğu caddelerde aynı şeyi yapmaları caiz değildir. Bir kadının başka bir kadına göstermesi caiz olan yerler sınırlı ve bellidir. Tabii bugünkü gibi değil.
Bugün bir kadın aşırı derecede açık elbiseler giyebilmektedir. Bunlar ahlak dışı, din ve imanla alakası olmayan çağın ürettiği şeylerdir. Yahudiler tarafından imal edilmiş ürünlerdir. Yahudiler dünyayı bir çıkmazın içerisine sürüklemek ve her türlü ahlak değerlerini yıkmak niyetindedirler. Böylece insanlığı kendi kontrollerine alabilecekler.Onlar şehevi duyguları depreştirme peşindedirler. İnsanların boyunlarına hükmetme niyetindedirler. Bu düşünce, siyonist düşüncenin ürünüdür.
Evet onlar insanların akıl ve fikirleriyle oynamaktadırlar. Her yıl hatta her sene moda adı altında ürünler sergilemekteler. Kimi elbiseleri diz kapak üzerinde kimilerini diz kapak altından kimilerini kol kısa kimilerini kolu uzun belden açık şekilde yaparak aldatmacaya kaçıyorlar. Dindar müslüman bir kadının bunlara hiç bir önem vermemesi gerekir. Özellikle de dışarıya çıktığında.
Kadının üzerine düşen şey, Allah'ın kendisine emrettiklerini yapmaktır. Bu emir Kur'an'da bildirilmiştir.
"Mü'min kadınlara da söyle; gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar. Süslerini kendiliğinden görünen kısmı müstesna, açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Süslerini kocaları veya babaları veya kayınperdeleri, veya oğulları veya kocalarının oğulları, veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları, veya kız kardeşlerinin oğulları veya müslüman kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçiler ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler." 135
Kadının süsünü kendiliğinden görünen yerleri hariç yabancı erkeklere göstermemeleri gerekir. Bütün müfessirlerin dedikleri gibi 'Kendiliğinden görünen yerler’ iki el ve yüzlerdir. Bu bizim asrımız için en uygun ve en yerinde bir görüştür.
Açık saçık şekliyle kadının sokaklara çıkmasına gelince bunu ne din ne ahlak ve ne de mantık kabul eder.
Allah Teala kadının giyimini belirlemiştir. Peygamber (s.a.v) de onun nasıl giymesi gerektiğini belirtmiştir. Bu mevzuyu "İslamda Helal ve Haram”adlı kitapta ele aldım. Size orada yazdıklarımı burada da nakletmek istiyorum.
"Kadının cismani güzelliklerini yabancı bir erkekden gizleyen şey, giysisinin islami ölçülere uygun olmasıdır. İslamın giysi konusundaki ölçüsü aşağıda açıklayacağımız şu vasıflarda kendisini bulmuştur. 136

Birincisi:

Kadının, Kur’an'ın "...kendiliğinden görünen yerleri hariç" ayetiyle istisna ettiği yerleri hariç tüm bedenini örtmesidir. Bu ayetin tefsirinde en tercihli görüş daha önce de belirttiğimiz gibi iki el ve yüzdür. 137

İkincisi:

Elbise şeffaf olmamalıdır. Altındaki şey seçilmemelidir. Peygamber (s.a.v) cehennem ehlinden olan kadınlardan bahsederken şunları söylüyor. "Cehennem ehlinden olan kadınlar, açık giyinen hak ve itaatten sapıp başkalarınıda bu yola teşvik eden kadınlardır. Onlar cennete giremezler. Onun kokusunu da alamazlar."138 Onların giydikleri elbiseler örtünme vazifesi görmezler. Giydikleri ince ve şeffaf olduğundan altlarındaki şeyler de gözükmektedir. Beni Temin’den bir grup kadın Hz. Aişe'nin yanına geldiler. Üzerlerinde de şeffaf ve ince elbiseler vardı. Hz. Aişe onlara şöyle dedi. "Şayet sizler mü'minseniz. Bu (giydikleriniz) mü'minlerin elbiseleri değildir." Üzerinde şeffaf ve ince bir baş örtüsü bulunan bir gelin Hz. Aişe'nin yanına girdiğinde Hz. Aişe şöyle söyledi. "Bunu giyen bir kadın nur suresine inanmaz."139 Ya Hz. Aişe günümüzde cam kadar şeffaf elbiseleri giyen kadınları görseydi ne derdi acaba? 140

Üçüncüsü:

Şeffaf ve ince olmasa da kadının güzelliklerini belirtmeyecek ve cisminin şeklini göstermeyecek elbiseler olması gerekir. Bugün medeniyetin bizlere sunduğu elbiseler şeffaf olmasa da kadının tüm cisimlerini ortaya çıkaracak ve güzelliklerini teşhir edecek niteliktedir. Bu elbiseler, bedenin her noktasını iç güdüleri harekete geçirecek bir şekilde hazırlanmıştır. Tabiki bu hem tehlikeli hem de yasaklanmış bir şeydir. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu tür elbiseler yahudilerin ve laiklerin imal ettikleri giysilerdir.
Bu tür giysiler hadiste bildirilen 'Açık giyimli kadınlar' türünden kadınların giydikleri elbiselerdendir. Onlar hadisteki tehdidin kapsamına gireceklerdir. Bu tür elbiseler, ince ve şeffaf elbiselerden daha kötü ve fitneye daha çabuk düşüren elbiselerdir. 141

Dördüncüsü:

Kadınların giydikleri elbiselerin erkeklerin giydikleri elbiselere benzememesi. Bilindiği gibi erkeklerin giydikleri elbiseyle kadınların giydikleri elbiseler arasında fark vardır. Hangi elbise erkeğe ve hangisi kadına aittir bu ayırt edilebilecek birşeydir. Kadın erkeğin giydiği elbiseleri kesinlikle giyemez. Bu, ona haramdır. Peygamber (sav) kendini erkeklere benzeten kadınlarla, kadınlara benzeten erkekleri lanetlemektedir. Çünkü bu durum fıtrata aykırıdır. Allah Teala erkekle kadını yaratmış ve onları birbirinden bir takım özelliklerle ayırmıştır. Her ikisinin hayattaki vazifesini ayrı ayrı belirlemiştir. Bu ayrım boşu boşuna yapıla gelmiş birşey değildir. Bir hikmeti vardır. Bizlerin de bu hikmete muhalif olarak hareket etmemiz kesinlikle doğru değildir. Erkek kendini kadına benzettiğinde erkeksel özelliklerini yitirir. Aslında onun kadın olması kesinlikle mümkün değildir. Kendini erkeğe benzeten kadın ise asla erkek olamaz.
Her iki cinsin de yapması gereken şey, Allah'ın kendi fıtratları için belirlediği sınırlarda durmaktır.
Bu, bir gerekliliktir. Giyim şer'i ölçülere göre olmalıdır. İnsan, şer'i ölçüleri düşünüp ona göre hareket etme gücünü kendinde bulduğunda rahatladığını görecektir. Ne yazık ki bugünkü kadınlar, 'Moda' diye adlandırılan bu yeni aldatmacalara kanmaktadırlar. Erkekler de aynı şekilde bu aldatmacanın kucağına sürüklenmektedirler. Erkekler gittikçe otoriterliklerini kaybediyor zayıfladıkça zayıflıyor ve hiç bir görüş ifade edemeyecek konumlara düşüyorlar. Bir zamanlar kadınlara karşı üstünlük statüleri varken bugün durum değişti şimdi herşey tersine döndü. Bu; çağın getirdiği bir şer ve fitnedir. Erkeğin hanımına sözünü geçirtememesi. Hatta kızına dahi birşey söyleyememesi. Ona edep ve haya anlayışını veremeyişi erkeğin dininin zayıflığından, ölüm gerçeğine olan inancının zaaflığından ve iman zaafiyetindendir.
Erkeğin tekrar eski konumuna yani erkekliğine dönmesi gerekir. İman olmazsa erkeklik nerede? İman gerekir.
Aramızda müslüman erkeklerle müslüman kadınların bulunması ve devamlı artan saldırılar karşısında önünde dimdik duran inançlı insanların bulunması Allah Teala'nın fazl-ı keremindendir. Evet bu insanlar giyimlerinde ve kuşamlarında islamın edeplerini yerine getiriyorlar. Dinlerine azami ölçüde sahip çıkıyorlar.
Allah Teala'dan bu tür insanları artırmasını ve toplumumuzda saliha kadınları yaygınlaştırmasını temenni ediyorum. 142

133 Prof . Dr. Yusuf El- Kardavi Çağdaş Meselelere Fetvalar, Tahir Yayıncılık, İstanbul, 1994: 2/104.
134 Buhari ve Müslim.
135 Nur: 24/ 31.
136 Prof . Dr. Yusuf El- Kardavi Çağdaş Meselelere Fetvalar, Tahir Yayıncılık, İstanbul, 1994: 2/104-106.
137 Prof . Dr. Yusuf El- Kardavi Çağdaş Meselelere Fetvalar, Tahir Yayıncılık, İstanbul, 1994: 2/107.
138 Müslim Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir.
139 Kurtubi tefsiri.
140 Prof . Dr. Yusuf El- Kardavi Çağdaş Meselelere Fetvalar, Tahir Yayıncılık, İstanbul, 1994: 2/107.
141 Prof . Dr. Yusuf El- Kardavi Çağdaş Meselelere Fetvalar, Tahir Yayıncılık, İstanbul, 1994: 2/107-108.
142 Prof . Dr. Yusuf El- Kardavi Çağdaş Meselelere Fetvalar, Tahir Yayıncılık, İstanbul, 1994: 2/108-109.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1008
favori
like
share
Terakkiperver Tarih: 09.09.2008 02:02
Örtünme adeti

Kadınların örtünmelerindeki aşırılıklar islamın çeşitli devirlerinde ve değişik devirlerde ortaya çıktığı bilinen yaygın bir adetti. Bu da, insanların ihtiyaten ve kendilerine göre fesada aralanacak kapıların kapatılması olarak ortaya çıkardıkları ve taklidi olarak uygulana gelen bir örfdü. İslamın emri doğrultusunda ortaya çıkmış bir şey değildi.
İslam alimlerinin; kadınların, mescitlerde elleri ve yüzleri açık olarak -Erkeklerin ardında saf tutmak suretiyle- namaz kılabilecekleri, ve ilim meclislerine gelebilecekleri hususlarında icmaları vardır.
İslam tarihinden bilindiği gibi kadınlar erkeklerle birlikte cihat ve savaş alanlarına yürüyen bir gölge ve yardımcı olarak bulunuyorlardı. Savaşlarda müslaman erkeklerin yaralarını sarıyorlar, ve onlara su yardımı için koşuşturuyorlardı. Rivayet edildiğine göre sahabe hanımları, 'Yermuk’savaş alanında erkeklere yardımcı olmuşlardır.
Hacda ve umrede ihramlı olan kadınların tavaf, sa'y,” arefede vakfe, cem ve diğer menasıklar sırasında yüzlerinin açık olacağı hususunda islam alimleri ittifak etmişlerdir. Hatta cumhur ulema, ihramlı olan kadına yüzünü kapatmasını haram görmüşlerdir. Buna delil olarak da Buharı ve diğer hadis kitaplarında geçen şu hadisi getirmişlerdir. "İhramlı kadın yüzünü örtmesin eline eldiven geçirmesin."
Hanbeli imamlardan İbn Akil'in, bugün fesat ortamında kadının ihramlı iken yüzünü açması mı daha evladır yoksa kapatması mı? şeklindeki soruya karşılık verdiği fetva, katı sayılabilecek fetvalardandır.
Ben şöyle cevap vermek istiyorum: Kadının yüzünü açması onun ihramının karakteristik bir özelliğidir. Şer'an sabit olmuş bir hükmü, sonradan çıkma (fesatın yaygınlaşması gibi) olaylarla yürürlükten kaldırmak caiz değildir. Çünkü böyle yapmak hadiseler sebebiyle şer'i hükümleri neshetmek (kaldırmak) olur. Bu da şer'i hükümeri sebepsiz olarak kaldırmaya kadar gidebilir. Şeriatın kadının yüzünü açmasını ve erkeğe de yüzünü çevirmesini emretmesinde şaşılacak bir şey yoktur. Böyle emretmesinin sebebi, onlar için en büyük bir imtihandır. Bu şuna benzer, ihram anında av hayvanlarının yakalanmaya müsait oldukları halde avlanmalarının yasak edilmesi gibi. İbn Kayyım ‘Bedai-i 'Fevâid' adlı eserinde bu görüşü nakletmiştir.
Bu görüş, hicap hakkında şeriatin görüşünü en özlü biçimde anlatmaktadır.
En iyisini bilen Allah'tır.

Prof . Dr. Yusuf El- Kardavi Çağdaş Meselelere Fetvalar, Tahir Yayıncılık, İstanbul, 1994: 2/99-100.