o sahane popo sallamasiyla küt diye hayatimiza giriverdi. mesele popo olunca, güzel sesi derhal arka planda kaldi. gerçi seçtigi parçalarin tarzi da biraz sesini gizliyordu ya olsun. iyi dansediyordu ya, derhal shakira'yla kiyaslandi. on shakira'ya bedel oldugu filan söylendi. peki sart miydi bir ‘‘yabanci’’yla ya da türk'le, ille de asena'yla kiyaslamak? o nezihe kalkan. yani nez... kendisi gibi.


disk'e bagli maden-is sendikasindan bir baba ile her zaman kot giyen ve makyaj yapmayan, yani zamanin ‘‘baci’’larindan pedagog bir annenin kizi olarak 1979 türkiyesi'ne dogdu. dogumundan kisa bir süre sonra 12 eylül oldugu için, daha türkiye'ye dair anilari bellegine yerlestiremeden londra'ya uçtu. adi nezihe kalkan. bugün türkiye'de meshur oldugu ismi ise ingiltere yillarindaki küçük arkadaslarindan kaynaklaniyor: bu ismi bastan sona söyleyemeyen arkadaslari ona kisaca nez diyorlar.


bugünkü nez'in yaptiklari ise o zamanlardan belli. iki kültür arasinda kendini biraz sikismis hisseden küçük kiz, yari ingilizce, yari türkçe hikayeler uydurup kendi kendine oyunlar kuruyor. londra'ya ziyaretlerine gelen anneannesi, babaannesi daha bavullarini açamadan onun bir sahneye dönüstürdügü yatagi üzerindeki sovlarini izlemek zorunda kaliyorlar.
ama küçük nez ayni zamanda londra meydanlarinda yapilan nelson mandela'ya özgürlük yürüyüslerinin önde gidenlerinden. siyaset seven türkler'in saatler süren toplantilarinda, ünlü mültecilerin mesela melike demirag'in çocuklariyla oynayip yorulduktan sonra, yanyana iki sandalyeyi yatak yapip uyuyor. nelson mandela'nin kim oldugunu, melike demirag'in türkiye'de sahiden mi ünlü oldugunu çok sonralari ögreniyor.
kisiligi orada sekillense de genleri ingilizler'e çok yakin olmasini engelliyor. daha çok orada yasayan farkli kökenlerdeki çocuklarla iyi iliskiler kuruyor. hint asillilar, irlandalilar, iskoçlar kendini daha yakin hissettigi arkadaslari oluyor. aksanlarini öyle güzel kopyaliyor ki, bir seferinde irlandali hocasi kendisiyle alay ettigini düsünüp kiziyor ona. koridorda kosan, tuvalette bagira bagira sarki söyleyen, matematikten nefret edip ögretmenini çileden çikaran nez sekiz yasindayken, yani ingiltere'de bir müzikalde basrol oynadigi yil annesi ve babasi ayriliyor.
ortaokulu ingiltere'de babasinin yaninda bitirdikten sonra türkiye'ye annesinin yanina geliyor ve istanbul bahçelievler adnan menderes anadolu lisesi'ni bitiriyor. lakabi o zaman ‘‘deli kiz’’, çünkü bos derste o güçlü sesiyle i will always love you'yu söyledigi için yan siniftaki ögretmen tarafindan susturuldugu çok olmus.
ve yeniden baba yani, ingiltere yillari... canteburry güzel sanatlar okulu'nda psiko-drama egitimi almaya basliyor, ama bitmesine bir yil kala hayalleri onu birakmiyor: ‘‘ben sarki söyleyecegim, bir an önce sahneye çikmali, hayata atilmaliyim’’ derken kendini türkiye'de buluyor.
pek çok cingil seslendiriyor; mesela hürriyet'in elinizde tuttugunuz ekinin reklaminda ‘‘haaaftasoonuuu’’ diyen o. ama refah partisi'nin ‘‘gel habule gel habule bu yana, oyumuz senden yana’’sini söyleyen de... bir dönem serdar ortaç ve isin karaca'nin arkasinda vokal yapan nez'in harem grubuyla çalismaya baslamasi da biraz ‘‘deli kiz’’ligindan kaynaklaniyor. parkorman'da harem'in konseri öncesi, prova yapiliyor. nez de bir arkadasinin pesine takilmis orada. bir ara bakiyor ki mikrofon kendisine çok yakin. kaptigi gibi harem'in prova parçalari üzerine vokal yapmaya basliyor. herkes saskin bakarken menajer akilli davraniyor ve nez'e ‘‘bunu aksam da yapabilir misin?’’ diye soruyor. o günden sonra harem'le birlikte. en çok da çiragan q club'da. ama ünlenmesi, harem'den ayrilip kendi grubunu, turkish delight'i kurmasindan sonra.
ufak tefek koca popoluyum
baligim. yükselenimse yengeç. bol duygu. duygu yogunlugu insanda kötü bir sey olabilir mi? oluyor!
aslinda babam daha farkli bir is yapmami istemisti. annemin ikinci esi mimar mehmet yazici ki ben ona baba diyorum, en büyük destekçim. kendime güvenmemi, sesimi ve kendimi gelistirmemi, cesaretimi, hepsini ona borçluyum.
annemi hep makyajsiz, spor kiyafetli haliyle hatirliyorum. ben de ayni onun gibiyim. her seyin fazla abartilisinin güzel olmadigina inaniyorum.
alti tekno üstü turkish
‘ yaptigim müzik, tekno, newage altyapilarin üzerine türk perküsyonlari ve onun üzerine ingilizce vokal. bazen yunanca, bazen hint, çok az fransiz esintileri oluyor. dansim ise sadece içimden gelen. step, tap, modern caz egitimi aldim ama bunun egitimini almadim.’’
turkish delight sekiz kisiden olusuyor. perküsyonda bülent, harun, can, özgür var. müslüm kanun çaliyor. zurna ve dudugu ise yasar. tekno altyapiyi veren ise dj kaan. sarkilarin erotik oldugu iddia edilen ama siradan ask sözcüklerinden ibaret olan ingilizce sözleri nez'e ait. nez'in aslinda caza çok yatkin, güçlü bir girtlagi var; ama rap tarzi kisa cümlelerle sarkiyi tamamladigi için bu ses pek ortaya çikmiyor. evet, çarsamba ve cumartesi aksamlari istanbul çiragan q club'da, albüm hazirliklarina da baslamis, gümbür gümbür geliyor nez. en büyük hedefi ise yurtdisina açilmak ve ödülle dönmek.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 336
favori
like
share