Allah (cc) Hz. Peygamber’e hitaben: “Allah’tan bir rahmet ve yumuşak davrandın. Şayet sen kaba ve katı kalpli olsaydın hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi (Kur’an: 3/ 159)” buyurdu...

--------------------------------------------------------------------------------



Kutlu Kitap’ta pek çok ayette rahmet ve merhamet kelimeleri sıkça kullanılır ve Allah’ın en büyük merhamet sahibi olduğuna dikkat çekilir. Nitekim açık biçimde “Merhamet edenlerin en merhametlisi olan Allah (Kur’an: 23/109) ifadesi Kur’an’da bunun için kullanılmıştır. Bununla da yetinilmemiş günah işleyen kullara hitap edilirken bile¸ Allah’ın rahmetinden ümit kesilmemesi tavsiye olunmuştur. Bunu takip eden cümlede konuya “Allah¸ bütün günahları bağışlar. Çünkü o¸ çok bağışlayan ve çok merhamet edendir (Kur’an: 39/ 53)” şeklinde açıklık getirilmiştir.

Tabii bu noktada Allah’ın merhametinin hatırlatılması günah işlemeye teşvik için değil¸ günahtan kaçınmak¸ günahkârlara tövbe kapısını aralamak içindir. Nitekim Üstad Sezai Karakoç’un şu mısraları bunu pek güzel anlatır:

“Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili”

Hazreti Peygamberin verdiği şu örnek ise Allah’ın yarattıklarına merhametini göstermesi açısından çok çarpıcıdır:

Bir keresinde Resulullah (s.a.v)’a esirler getirilir. Bu esirlerden bir kadın deli divane bir halde kaybettiği çocuğunu aramaktadır. Sonunda kadın çocuğunu bulur ve onu sıkı sıkıya göğsüne bastırır¸ çocuğunu emzirmeye başlar. Bu manzarayı sahabeyle birlikte seyreden ve hislenen Hz. Peygamber sahabeye şu soruyu yöneltir:

— Bu kadının çocuğunu ateşe atacağına ihtimal verir misiniz?

— Hayır¸ vallahi atamaz!

Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

—İşte Allah kullarına¸ bu kadının yavrusuna olan şefkatinden¸ merhametinden daha merhametlidir.”

Hatta bu noktada yine Hz. Peygamber’in Allah’ın rahmetini göstermesi açısından. “Allah rahmetini yüz parçaya ayırdı¸ bunun doksan dokuzunu kendi katında tuttu ve bir parçasını yeryüzüne indirdi…” şeklindeki buyrukları¸ izahları çok düşündürücüdür…

O nedenle Şairin:

“Eli boş gidilmez gidilen yere¸
Rabbim ben boş gelmedim¸ ben suç getirdim¸
Dağların taşların çekemeyeceği yükü¸
İki kat sırtımda pek güç getirdim…”

Diyerek Allah’ın af ve merhametine sığınması yerinde bir davranıştır. Çünkü esirgeyen O¸ koruyan O¸ kollayan O¸ rızk veren O’dur…

Allah Rahim’dir¸ Rahman’dır.
Merhamet sahibi olan Allah¸ insanların da merhametli¸ müşfik olmasını ister. Nitekim öncü¸ müjdeci¸ uyarıcı ve hatırlatıcı olarak gönderdiği önderlerden de insanlara merhametle davranmalarını istemiştir. Merhametin¸ yumuşak davranmanın insanlar üzerinde etkili olduğunu belirtir. O nedenle Hz. Peygamber’e hitaben: “Allah’tan bir rahmet ve yumuşak davrandın. Şayet sen kaba ve katı kalpli olsaydın hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi (Kur’an: 3/ 159)” ayetiyle aynı zamanda kitle psikolojisinin temelleri de ortaya konulmuştur.

Rahmet Peygamberi olmak ayrıcalıktır. Allah¸ Hz. Peygamber’e “Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik” derken bu gerçeğe en uç boyutta dikkat çekilmiştir. Rahmet Peygamberi de “İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez” buyurarak bu algılamanın hangi boyutta idrak edildiğini bütünüyle ortaya koymuştur.

Yalnızca Hz. Peygamber’in yaşamından şu örnek dahi onun bu noktada ne kadar merhametli ve müşfik olduğunu ortaya koyar:

Sevgili Peygamberimiz kızı Zeynep’in vefat ettiği sırada gördüğü manzaraya dayanamayıp sicim gibi gözyaşı döker. Bunu gören sahabeler şaşa kalır ve şaşkınlıklarını gizlemeden Hz. Peygamber’e şu soruyu yöneltirler:

— Siz de mi ağlıyorsunuz yâ Resulullah?

Hz. Peygamber:

— Bu bir rahmettir. Allah onu kullarının kalblerine koymuştur. Allah¸ ancak merhametli olan kullarına rahmet eder” buyurmuştur. Bununla da yetinmeyen Hz. Peygamber: “Merhamet edenlere¸ Allah da merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki¸ göktekiler de size merhamet etsin!” şeklinde merhametin nasıl olması gerektiğini ve kazanımının ne olduğunu hülasa etmiştir.

Bu evrensel buyrukları serdeden Sevgili Peygamberimiz¸ örnek tavır ve davranışlarıyla kendisi de merhametin en büyük sembolü olmuştur. O yaşamı süresince hiçbir kadına ve çocuğa ellerini kaldırmamış¸ onlara biteviye sevgi ve merhametle muamele etmiştir. Belki bu nokta da biz de şu mısraı serdedersek anlamlı bir betimleme de bulunmuş oluruz:

“En çok yakışandır merhamet bize…”

Merhamet¸ Yunus Emre’nin diliyle “Yaratılmışları severiz/ Yaratandan ötürü” mısrasıyla anlamını bulmuştur. Bu sebeple merhamet acımaktır¸ üzülmektir¸ sevgidir¸ özveridir¸ yardımlaşmadır¸ korumadır¸ kollamadır…

Merhamet¸ metafizik bir donanımla Hakk’ın rızası için yaratılmışlara uhuvvet ve muhabbet beslemektir. Yoktan da vardan da ötede olan Allah’ın sevgisiyle donanıp onun sevgili elçisinin yolunda iz sürmektir… Hakikat üleştiricisi olmak¸ kuru gönülleri aşk ateşiyle harmanlamaktır…

O yüzden katı kalplilikten uzaklaşıp rahmet deryalarında kulaç atmalı ve şairin şu mısralarını asla hatırdan çıkarmamalıyız:

“Merhamet görmeli¸ yüz görmeli insanlardan;
Yoksa¸ insanlığı bilmem nasıl anlar insan?”

İnsan olmanın ön koşuludur¸ merhamet…






Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 339
favori
like
share
talha50 Tarih: 14.09.2008 04:47
ALLAH razi olsun kardes elerine saglik
O yüzden katı kalplilikten uzaklaşıp rahmet deryalarında kulaç atmalı ve şairin şu mısralarını asla hatırdan çıkarmamalıyız: