Kimileri onu çok sevdi yerlere göklere sığdıramadı. Kimileri hiç beğenmedi, yerden yere vurdu. 2007 yazının başında duyurusu yapıldığından beri çok şey duyduk iPhone hakkında. Ne kadar çok duyduysakta o kadar çok kafamız karıştı aslında. Çünkü söylenenler birbiri ile öyle çelişiyorduki hangisine inanmalıydık.

* Kimi çok pahalı dedi, kimi çok ucuz
* Kimi büyük buluş dedi, kimi çalıntı fikir
* Kimi teknoloji devrimi dedi dedi, kimi eski teknoloji
* Kimi dizayn harikası dedi, kimi hilkat garibesi
* Kimi Apple işte yapmış dedi, kimi Apple işte, yapmış (!)

ve bu liste her geçen gün uzadıkça uzadı. Ama uzayan bu liste milyonlarca iPhone satılmasını engellemedi. Hatta daha çok satılmasına katkısı bile oldu belki. iPhone satış rekorları kırarken de insanlar konuşmaya devam ettiler. Herkes kendi bilgisi veya bilgisizliği çerçevesinde birşeyler söylemekten geri kalmadı. Şimde bende bir iPhone kullanıcısı olarak bu konuda konuşma hakkımı (!) kullanıp sizlerle kendi fikirlerimi paylaşmak istiyorum.

İçindekiler:

* İlk temas
* Nasıl temin edilir?
* Unlocking “iPhone’u kırmak”
* Teknik Özellikler
* Uygulamalar
* Kullanım
* Genel Değerlendirme
* İletişim cihazı
* Artıları ve Eksileri

İlk temas

iPhone ile yaklaşık 9-10 ay kadar önce tanıştım ilk kez. Tanıştım derken Apple’ın veya diğer internet siteleri üzerinden resimlerine bakmayı ve hakkında yazılar okumayı kastetmiyorum. Bizzat iPhone ile el sıkışmaktan (eline alıp kurcalamaktan) bahsediyorum. Bir şans eseri ilk modellerden (4GB) biri büyüklerimizden biri tarafından ABD den getirilmişti.

Açıkçası lansmanı sonrasında bende çok bir etki bırakmamıştı iPhone. Adamın birinin avucunda duran o malum resmiyle, kocaman, cici-bici arabirimli, geniş ekranlı, telefon özelliği olan şık görünümlü bir iPod dan daha öte birşey değil diye düşünmüştüm ilk görüşümde. Hatta uzunca bir sürede böyle gitti. Ta ki onu elime alıp bu pda-telefon arası cihazı bizzat kurcalayana kadar.



Dokunmanın bu kadar keyifli olabildiği, iletişim kurmak için kullanılan bir cihazın sizinle iletişim kurduğunu hissetmek harika bir duyguydu. Hiç birşey yapmadan sadece menülerinde gezmek bile başlı başına bir keyifti. Mac OS X’ den alışık olduğumuz, Safari ile internette gezmek (o zaman flash desteği olmadığını farketmemiştim), Mail ile e-postalara ulaşmak, iki parmak hareketi ile web sayfalarını veya e-postaları zoom-in / zoom-out etmek inanılmaz birşeydi. Hele o telefonun yönüne göre yatay-dikey olarak kendini ayarlaması yokmu? Sırf bu özelliği için bile almak istedim bu telefonu.


Şimdi işin hikaye kısmını geçip teknoloji kısmına gelirsek eğer iPhone kesinlikle pek çok üst seviye telefondan çok daha iyi özelliklere sahip bir iletişim aracı. Onu telefon değilde bir iletişim aracı olarak isimlendirmem aslında sadece laf olsun diye değil. Steve Jobs tarafından lansmanda slogan olarak kullanılan “interneti avucunuza getiriyoruz” sözünün - en azından benim açımdan - ne kadar doğru olduğunu ilerde açıklayacağım. *(iletişim cihazı)

Nasıl temin edilir?

ABD’de AT&T servis planı (24 ay boyunca Aylık: 59.99, 79.99, 99.99, 119.99) ile satılan iPhone Almanya ve İngilterede T-Mobile, Fransa’da ise Orange tarafından satışa sunuluyor. Avrupa’da İstenirse servis planı ile istenirse de sadece cihaz olarak satın alınabiliyor.

Avurpa’da servis plansız sadece cihaz olarak satılabilmesinin gerekçesi ise enteresan. Vodafone tarafından Almanya’da açılan haksız rekabet davası sonucunda mahkeme Apple‘ı buna zorladı. Avrupa birliği gümrük vs. yasaları gereği Almanyada satılması demek aslında tüm Avrupa’da satılması demek.

Bu yazıyı yazarken Avrupa servis plan ile alım fiyatı (8 GB) 399 Euro sadece cihaz fiyatı ise 999 Euro idi. ABD AT&T planlı fiyatları ise (8GB) 399 USD (16GB) 499 USD idi. ABD de sadece cihaz olarak satılmıyor. Apple‘ın pek tasvip etmediğim fiyat stratejisi gereği Avrupada fiyatlar otomatik olarak EURO ya dönüyor ve pariteden kaynaklanan %40 civarında bir artış otomatikman fiyata ekleniyor.

Servis planı ile almak demek seçeceğiniz bir plan üzerinden 24 ay boyunca sabit ücret ödemek demek. AT&T nin en ucuz tarifesi ve 8 GB lık modelini göz önüne alırsak yaklaşık 1800 USD civarında bir fiyata geliyor iPhone. Ancak ABD için düşünüldüğünde ortalama bir telefon kullanıcısı için bu telefon ücretleri aylık olarak zaten öyle veya böyle ödeniyor. Yani iki sene için 1800 USD ödemek çok da fahiş bir fiyat sayılmaz. Avrupa için de bu rakamları EURO olarak düşünebiliriz. Onlar için de benzer bir tablo geçerli. Avrupa’da 24 ay için 1800 EURO fahiş bir fiyat değil. Ancak sadece cihaz olarak düşündüğümüzde Avrupa için geçerli olan 999 EURO luk fiyatı biraz yüksek.

Türkiye’ye gelince, ne yazık ki bizim ülkemizde iPhone legal olarak satılmıyor. Ya kendiniz dışarıdan bu fiyatlara (399-499 USD + vergi) alarak (servis plansız) getirteceksiniz ya da bu işin ticaretini yapan kişilerden (750-1000 YTL civarında) satın alacaksınız. Ülkemize telefon sokmakla ilgili yasa ve prosedürlere buradan girmiyorum ancak kendiniz getirmeye niyetlenirseniz bunları da inceleyin mutlaka.

Unlocking “iPhone’u kırmak”



Aman ha! Sakın siz iPhone’unuza bunu yapmayın :) Bu arada narin görüntüsüne rağmen bu hale getirebildiğiniz bir iPhone‘un hala çalışıyor olması da onun ne kadar sağlam olduğununda kanıtı.

Sizin de anladığınız gibi burada kırmaktan kasttetiğimiz cihazın yazılımını tüm hatlar ile çalışır hale getirmek için uygulanan prosedür. Aslında kırmaktan ziyade “kilidini açmak” desek daha doğru olacaktır.

Eğer iPhone bu işi yapan birilerinden aldıysanız onlar zaten bu işi sizin için halletmiş olurlar yada ufak bir ücret karşılığında halledeceklerdir. Ama ben her işimi kendim yaparım diyorsanız “kırma” işlemlerini de kendiniz halledebilirsiniz. Biraz bilgisayar bilgisi, biraz ingilizce, biraz internet araştırması, bolca kahve ve sabır ile bu işin üstesinden gelmeniz mümkün.**

Teknik Özellikler

Genel


İşletim Sistemi


Mac OS X v10.4.8

İşlemci


400 MHz

Veri yolu


100 MHz

Hafıza (Ram)


128 MB

Rom


128 MB

Boyut


Ağırlık


135 g (pil ile birlikte)

Boyutlar


115 x 61 x 11.6 mm

Ekran


Tip


Grafik

Renk


16 Milyon Renk

Boyut


320 x 480 piksel




- Çoklu dokunmatik ekran

- Hareket sensörü ile otomatik ekran döndürme

- Yakınlık sensörü ile otomatik ekran aç/kapa

Hafıza


Paylaşımlı Hafıza


4/8/16 GB




- Aramada fotoğraf gösterme

Zil sesleri


Polifonik


Var




- MP3

- 3.5 mm kulaklık çıkışı

Bağlantılar


GPRS


Var, EDGE

Wlan


802.11 b/g

USB


Var, 2.0

Bluetooth


Var

Browser


Var, HTML (Safari)

E-posta


Var




Anlık Mesajlaşma (instant messenger)

GSM900 / GSM1800 / GSM1900 / GSM850

3G desteği yok

Özellikleri


Titreşim


Var

SMS


Gönderme / Alma

MMS


Gönderme / Alma

Kamera


Var, 2 MP, 1600×1200 piksel, video

GPS


Yok

Yüklenebilir Oyunlar


Var

Saat


Var

Alarm


Var

Hesap Makinesi


Var

Yapılacak iş listesi


Var

Sesli Arama


Var

Sesli Mesaj


Var

Ahizesiz konuşma


Var




- Google Haritaları

- Widget (programcık) desteği

- iPod ses/video oynatıcı

- PIM takvim

- Fotoğraf tarayıcı/düzenleyici

Standart Pil


Tip


Li-Ion

Konuşma / Bekleme


8 saat / 250 saat

Yukarıdaki tabloda GPS ve 3G olmadığı dikkatinizi çekmiştir. GPS konusunda harici cihazları bluetooth ile kullanabiliyorsunuz. Ayrıca ABD için LocateMe gibi GSM şebekesi ve kablosuz ağlar üzerinden yerinizi saptayarak Google Map üzerinde gösteren yazılım çözümleri var. Türkiyede bu yazılımların çok başarılı çalıştığını söyleyemem. 3G konusuna gelince ülkemizde 3 seneyi aşkın zamandır 3G cihazlar satılıyor pek çoğu eskiyip kullanımdan kalktı bile ama hala 3G şebekesi gelmedi. Keza geldiğinde de fiyatların nasıl olacağını tahmin edebiliyoruz. Dolayısı ile bence 3G şu dönemde çok elzem bir özellik değil. Ben mutlaka isterim, sürekli yurtdışı seyahat ediyorum diyorsanız o zaman ya iki telefon taşıyacaksınız ya da iPhone kullanmak için yeni modelinin çıkmasını bekleyeceksiniz.

Benim için bu teknik özellikler içinde en önemli olanı Mac OS X işletim sistemi. 400 Mhz lik işlemci üzerinde çalışan sistem hiç takılma olmadan gayet akıcı bir şekilde çalışıyor. 8/16 GB lık disk desteği ile birlikte bu cihaz beklentilerin çok ötesinde işler yapmaya aday.

Apple tarafından SDK (yazılım geliştirme kiti) henüz açılmadan evvel Mac OS X işletim sisteminin gücünü ve güzelliğini kullanan pek çok iPhone yazılımı / oyunu piyasada dolaşmaya başlamıştı bile. Geçen ay yayınlanan SDK sonrasında neler çıkacağını ise hep birlikte buradan takip edeceğiz. Çoklu dokunmatik ekran ile oynanabilecek oyunları düşündükçe benim içimi şimdiden bir heyecan kaplıyor :) Umarım yeni oyunların gelmesi fazla uzun sürmez.

Uygulamalar

iphone-onden-gorunus.gif iPhone ile birlikte ihtiyaç duyacağınız pek çok şey hazır olarak geliyor. Olmayanları da kendiniz kurabiliyorsunuz. Mac kullananlar arabirimlere aşina hissederken kullanmayanlarda hızlı bir şekilde aşina olacaklardır. Çünkü hepsi çok ergonomik olarak tasarlanmışlar.

iPhone ile birlikte gelen uygulamalar şunlar;

Mail: Mac OS X de kullandığımız Mail programının aynısı. IMAP ve POP3 desteği var. Kendi e-postanızı manuel olarak ayarlamnız gerekirken, Gmail, Yahoo, .mac ve AOL eposta ayarlarınızı sadece mail adresi ve şifre girerek yapabiliyorsunuz.

iPOD: Alışık olduğumuzdan çok farklı bir iPod var karşımızda. iPhone‘un tüm özelliklerini kullanacak şekilde düzenlenmiş bu yeni arabirim ile iPod kullanmak çok daha keyifli

iTunes: Henüz ülkemizde iTunes store olmadığı için pek kullanmadığımız bir uygulama. Internet üzerinden müzik, video, film, dizi satın alabildiğiniz veya film kiralayabildiğiniz bir uygulama

Safari: Cebinizdeki gerçek internet. Mobil cihazlar üzerindeki hiç bir tarayıcı bu kadar başarılı değil. Web sayfalarını sanki bilgisayardan geziyormuş kadar rahat açıp kullanabilirsiniz. Dikey ve yatay kullanım, büyütüp-küçültme (zoom-in / zoom-out), google da kolay arama yapma gibi pek çok özelliği birlikte getiriyor Safari. Bir tek önemli eksiği var o da flash desteğinin olmaması. Umarız kısa zamanda bu eksikde giderilir ve cebimizde kusursuz bir tarayıcıya sahip oluruz.

YouTube: Apple Safari’deki flash desteği eksikliği yüzünden youtube videolarını izlemekten mahrum kalmamızı engellemek için bir ara program koymuş iPhone‘a. Bu programı kullanarak youtube üzerinden videolara ulaşılabiliyor. Yalnız buradan erişilen videolar tüm youtube videoları değil. Sadece mobil cihazlar için dönüştürülmüş olanlar. Giderek bu videoların sayısı artıyor ancak beklentimiz tabiki en kısa zamanda Safari üzerinden tüm videoları izleyebilmek.

Calendar: Adı üzerinde takvim. Ama sıradan bir takvim değil tabiki. Mac kullanıcıları için iCAL ile senkronize edebildiğiniz tüm ihtiyaçları karşılayan bir takvim. Denemesini yapmadım ama Windows kullanıcılarının da Outlook ile senkronize edebildiklerini sanıyorum.

Widgets: Yine Mac kullanıcılarının Dashboard dan alışık oldukları faydalı programcıklar konmuş buraya. Weather (hava durumu), Calculator (hesap makinesi), Notes (not defteri), Stocks (borsa takibi)

Maps: Google’ın başarılı haritaları ve uydu fotoğrafları ile konumunuzu cebinizden takip edebilirsiniz. LocateMe gibi uygulamalar kablosuz ve GSM ağlarını kullanarak haritada yerinizi bulmanıza yardımcı oluyor.

Photos: iPhone kamerası ile çektiğiniz resimleri görüntülediğiniz program. Resimleri duvar kağıdı olarak döşeme, e-posta ile gönderme veya kişilere atayarak aramalarda görünmesini sağlama işlemlerini bu proram ile yapabilirsiniz. Ayrıca çektiğiniz resimleri silmenize veya slide-show olarak izelemenizede olanak sağlıyor.

Clock: Saat ile ilgili uygulamalar. World Clock ile dünya üzerindeki şehirlerin yerel saatlerini takip edebilirsiniz. Alarm ile çeşitli periyotlarda birden fazla alarm kurabilirsiniz. Stopwatch ile kronometre kullanabilirsiniz. Timer ile belli bir süreye ayarlı alarm kurun.

SMS: Sms text ile yazılı mesaj gönderebilirsiniz. Bu uygulama yine Mac kullanıcılarının alışık olduğu iChat arabirimine çok benzer bir arabirim ile geliyor. Görünüm olarak çok hoş olmasına rağmen işlevsel olarak çok önemli bir eksikliği var. Gelen mesajları tek tek silmenize izin vermiyor. Mesajı gönderen kişiye ait mesajların tümünü (sizin ona gönderdikleriniz de dahil) silebiliyorsunuz. 3. Parti yazılımlardan biri olan SMSD bu sorunu çözüyor. kullanmanızı tavsiye ederim.

Settings: iPhone ile ilgili bütün ayarlar buradan yapılıyor. Cihaz hakkındaki bilgiler (müzik / video / fotoğraf sayısı, disk kapasitesi, versiyon, seri numarası, model, wi-fi / bluetooth adresi, IMEI) buradan görülebiliyor. Ayrıca cihaz uçuş moduna da buradan geçiriliyor.

Installer: Bu uygulama “kırılmış” iPhone lar ile birlikte geliyor. Binlerce (ve sürekli sayısı artan) ücretsiz iPhone uygulamasını kullanmanıza imkan tanıyor. Yalnız dikkat edilmesi gereken nokta bu uygulamaların iPhone ‘unuza zarar vermeyeceğinin bir garantisi yok. Yüklediğiniz bir uygulama sonrasında iPhone kullanılmaz hale gelebilir. Tabi burada bahsettiğim yazılımsal bir kullanılamama. Büyük olasılıkla iTunes üzerinden restore (geri yükleme) işlemi yaparak ve sonra “unlocking - kırma” işlemini tekrarlayarak (veya bilen birilerine yaptırarak) telefonunuzu yeniden kullanılabilir hale getirebilirsiniz.



Kullanım

Akıcı. Baştan çıkaran. Bağımlılık yaratıcı.

Apple sloganı gibi oldu belki biraz ama iPhone‘u kullanmak diyince ilk aklıma gelenler bunlar işte.

2000 senesinde Almanya’da Cebit fuarında gezerken Motorolanın standında beni çok etkileyen bir prototip telefon görmüştüm. Nokia 9500 boyutlarında ve ön yüzü tamamen ekran olan bir telefon düşünün. Çevre ile tamamen iletişim içinde olan bu cihaz tam bir kişisel dijital yardımcı olarak dizayn edilmiş bir telefondu. Çevre ile tamamen iletişim içinde derken kastettiğim, öğlen saati geldiğinde çevrenizde hangi restoranlar bulunduğunu menüleri ve fiyatları, doluluk durumu ve hatta varsa restoranın size özel mesajına kadar önünüze getiriyor. Arabanızla seyahat ederken bir GPS gibi size yolu tarif ediyor. 24 dizisinde olduğu gibi ofisteki bilgileri kendi üzerine ve kendi üzerindeki bilgiler ofise kolayca senkronize ediyor. Görüntülü konferans görüşme yapabiliyor. Markette yaptığnız alışverişi banka hesabınızdan otomatik ödüyor. Evinizin otomasyonunu yönetiyor vs. vs. Terliklerinizi getirmek dışında herşeyi yapabiliyor uzun lafın kısası :)

Peki bunu neden mi anlattım şimdi? Şu yüzden; Bu prototipin yapabildiklerini görünce, “Vay be! Ne zaman böyle cihazları gerçekten kullanmaya başlarız kimbilir?” dediğimi unutmuyorum. Özellikle de cihazı parmaklarıyla (iki / üç parmak) kullanıyor olmaları çok ilgimi çekmişti. Demo video olarak seyrettirildiği için cihaz kurcalamak gibi bir şansımda yoktu. Bu gördüklerim güzel bir hatıra olarak anılarımda kaldı öylece.

Ve geçen sene iPhone çıkıverdi bir anda. Pek çok kişinin - en azından benim - hayal ettiği bu teknolojiyi avuçlarımıza bırakıverdi. iPhone‘u elinize aldığınız anda sıcaklığını hissetmeye başlıyorsunuz. Hatları çok yumuşak ve avucunuza tam olarak oturuyor. Üzerinde toplam 5 adet düğme var ancak normal günlük kullanımda sadece ikisini - hatta birini, yani öndeki menü tuşunu - kullanıyorsunuz. Geri kalan herşeyi ekrana parmaklarınız ile dokunarak yapabiliyorsunuz. iPhone dokunuşlarınıza öyle kusursuz cevap veriyorki bu dokunuşlar kısa zamanda bir alışkanlık haline geliyor. Program açmak, yazı yazmak, iPod kullanmak, Safari ile surf yapmak, SMS ve e-posta yazmak keyifle yaptığınız işler haline geliyor.



iPhone üzerinde e-posta ve sms yazma işini ekranda açılan klavye üzerinden yapıyorsunuz. İlk etapta biraz yavaş yazsanızda dert etmeyin çünkü kısa zamanda alışıp hızlıca yazmaya başlıyorsunuz. İşin güzel tarafı parmaklarınızın ne kadar ufak yada büyük olduğunun da hiç önemi yok. Apple mühendisleri klavye konusunda harika bir çalışma çıkarmışlar. Hatalı dokunuş yapmanız neredeyse imkansız. Ayrıca üzerine bastığınızda harflerin büyümeside iyi düşünülmüş bir özellik. Özellikle **** şeklinde görünen şifreleri girerken.



Çektiğiniz resimleri iPhone üzerinde görüntülemekte çok kolay. Sadece cihazı sağa-sola yatırarak yatay ve dikey görünümler arasında geçiş yapılabilyor. Resimleri büyütüp küçültmekte iki parmağınızı açıp kapamak kadar kolay. Aynı şekilde e-posta mesajları veya web sayfalarıda okunabiliyor.

Düğmeler; yukarda söz ettiğim gibi iPhone üzerinde toplam 5 adet düğme var. Bunların üçü cihazın sol yanında, biri üst tarafında ve biride ön yüzün alt tarafında.

Sol tarafta en üstteki tuşun işlevi telefonu sessiz moda geçirmek ve normal moda geri almak. Bu düğmeyi kullanılarak iPhone sessiz moda aldındığında arama gelirse, ekran ışığı yanıp sönüyor ve sadece titreşim aktif oluyor. Açıkcası bunu neden yazılım üzerinden halletmeyip bir düğme koyduklarını anlayamadım. Sessiz moda hızlı bir şekilde geçirmek için ideal bir yol ancak bazen farkında olmadan bu düğmeye bastığınızda gelen aramaları duyamamak gibi bir problem ile karşılaşılabiliyor.

Sol tarafta sessiz mod düğmesinin altında iki düğme daha bulunuyor. Bu düğmelerin görevi ses seviyesini kontrol etmek. iPhone üzerinde ses ile ilgili herşeyi bu düğmeler ile kontrol ediyorsunuz. iPod ses açma-kapama, görüşme esnasında ses açma-kapama, zil sesi seviyesini açma-kapama gibi.


Üst tarafta bulunan düğme cihazı açma kapama işlemlerini gerçekleştiriyor. Kısa süre bastığınızda ekran koruma moduna girerek kararıyor. Uzun süre basıldığında ise cihazı kapamak için ekranın üst tarafında bir onay kutucuğu çıkıyor. (parmağınızı üzerine getirip sağa kaydırısanız iPhone kapanıyor)



Ön yüzdeki menü düğmesi en çok kullanılan düğmedir. Bu düğme iki aşamalı olarak çalışmaktadır. Tek basma ve çift basma şeklinde. Tek basmak programlardan çıkış ve bekleme modundayken telefonu açmak için kullanılıyor. Çift basma ise ayarlardan ne seçtiğinize bağlı olarak değişyor. Ana menü, favori telefon listesi ve iPod seçenekleriniz. Varsayılan olarak müzik çalarken çift basma yapıldığında iPod menüsünün açılması ayarlı geliyor.



Genel Değerlendirme

iPhone hedef kitlesi çok geniş bir iletişim cihazı. Gençlerden üst düzey yöneticilere kadar herkese hitap ediyor. Bu sebeple iPhone’u herkes için genel olarak değerlendirmek yanlış olur. Tek tek her potansiyel kullanıcı türü için değerlendirmeye ise kimsenin vakti yetmez sanırım. O yüzden ben bu değerlendirmeyi iki kategori altında yapmayı doğru buldum; Profeyonel ihtiyaçlar ve Eğlence.



Profesyoneller için iPhone;

Profesyonellerin akıllı telefondan beklentisi nedir? E-postalarına hızlı ve okunabilir bir şekilde ulaşmak, adres defterlerini bilgisayarları ile senkronize tutmak, Ajanda ve randevularını yanlarında taşımak, word, excell, powerpoint gibi dökümanları okumak ve gerektiğinde internette bilgisayara ihtiyaç duymadan surf edebilmek.

iPhone bu isteklerin tümünü hatta Mac kullanıcısı için fazlasını destekliyor.

E-posta: Mail programı ile IMAP ve POP3 e-postalara kolayca erişmek mümkün. Bu program ile e-posta okumak ve yazmak diğer mobil cihazlara göre çok daha kolay.

Adres defteri: Contacts programı ile Apple Addressbook veya Outlook üzerinde tutulan kontak bilgileri kolayca iPhone üzerine aktarılabiliyor ve sürekli senkronize edilebiliyor.

Takvim: Calendar programı ile Apple iCal veya Outlook üzerinde tutulan takvim bilgileri kolayca iPhone üzerine aktarılabiliyor ve sürekli senkronize edilebiliyor.

Ofis dökümanları: MS office dökümanları iPhone üzerinde sorunsuzca okunabiliyor.

Web erişimi: iPhone da Safari ile internette gezmek bilgisayarda gezmekten farksız. Yanlız bu Flash kullanmayan siteler için geçerli

Eğlence için iPhone;

Eğlence için iPhone almayı düşünenlerin beklentilerini tanımlamak çok zor olacaktır. O yüzden iPhone tarafından sunulan eğlence olanaklarını listelemek daha doğru gözüküyor.

iPod: Başlı başına bir eğlence merkezi. Müzik dinlemek, video izlemek mümkün.

iTunes: Bilgisayara ihtiyaç duymadan internet üzerinden müzik, film veya dizi almak mümkün.

Oyun: installer ile kurabileceğiniz onlarca oyun geliyor. SDK ‘nın açılmasıyla birlikte pek çok paralı oyununda geleceğini biliyoruz artık. EA “Sims” “Fifa08″ gibi oyunları iPhone üzerinde çalıştırmak için gerekli çalışmalarına başladı bile. Ayrıca, PS1, Nintendo Gameboy, Sega Genesis, NES için emülatör yazılımları Installer yazılımı ile yüklenebiliyor. Emülatörler sayesinde bu platformlara ait oyunları iPhone üzerinden oynayabiliyorsunuz.

İletişim cihazı

Tüm bunların dışında iPhone Unix/Linux sistem yöneticileri için rüya gibi bir cihaz. Mac OS X işletim sistemi sayesinde cebinizde bir bilgisayar ile geziyorsunuz. Her türlü sistem yönetim işlemini bu şekilde kolaylıkla yapmak mümkün oluyor. Bu konuyu başka bir yazıda ayrıntılı yazmayı düşünüyorum.



Tüm bu okuduklarınız ışığında iPhone ‘un isteklerinizi karşılayıp karşılmadığına karar vermek size kalıyor. Son olarak yazının küçük bir özeti olması açısından artı ve eksilerinide maddeler halinde ekliyorum. iPhone ile keyifli günler dilerim ;)



Artıları

* Yüksek depolama kapasitesi
* Çoklu dokunmatik ekran
* Kolay kullanım sağlayan arabirim
* Bol miktarda bedava uygulama (”kırılmış - unlock edilmiş” cihazlarda)
* iPod özelliği
* Mac ve PC ile sorunsuz senkronizasyon
* Uygun fiyatı



Eksileri

* GPS özelliğinin bulunmaması
* 3G desteği bulunmaması (Türkiye için çok elzem değil)
* Tek el ile rahat kullanılamaması
* Safari de flash desteği bulunmaması
* MMS alınamaması
* Bluetooth üzerinden senkronize olamaması
* Dial-up modem olarak kullanılamaması
* SMS mesajlarının tek tek silinememesi (SMSD yazılımı ile çözülebiliyor)
* Sessiz mod düğmesine kazara basılabilmesi

** Not: Fırsat bulduğumda buradan iPhone’u “kırmak” için gerekli prosedürleri de yazmayı düşünüyorum.
Bir Yorum

1. Burcu Topcu Yorum:
7 Nisan 2008 16:00 de yazıldı.

Harika bir yazı olmuş çok detaylı,çok anlaşılır ve uzun olmasına ragmen keyifle okunabilecek türden.
Elinize, dilinize saglık ben bir arkadasımdan rica ettim hong kong dan orjinal bulabilirse getirecek 8gb yeterli olur diye düşünüyorum çok sıkı bir telefon kullanıcısı degilim ancak cep telefonumu degiştirmeyi düşünüyordum alalede bi cep tel almak yerine bunu tercih ediyorum.Kırılması ile ilgili yazınızı da dört gözle bekliyorum…Kolay gelsin

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 4781
favori
like
share
elvinO Tarih: 16.11.2008 15:57
Ben de hala kararsizim.
Uygulamalari cok guzel ama teknik ozellikleri yeterli degil ayni fiyattaki diger telefonlarla karsilastirildiginda.
erdogan Tarih: 24.10.2008 11:03
tesekurler
E-MaSTeR Tarih: 13.09.2008 16:45
PayLaşım iCin TeşekkürLer...