Irakın bulunduğu Mezopotamya bölgesi dünyanın ilk önemli yerleşim merkezlerinden biridir. M.Ö. 7. yüzyıla kadar Sümer-Akad, Babil ve Asurların elinde kalmış, bu tarihte ise Perslerin eline geçmiştir. Bölgede İslamiyetten önceki Araplar da Main, Sebai ve Himyeri devletlerini kurdular.

İslamiyetin doğuşu ve hızla gelişmesi ile birlikte Müslümanlar uzun süre bölgeye hakim oldular. Müslümanların dördüncü halifesi Hazret-i Alinin kabri Neceftedir. Oğlu Hazret-i Hüseyin de burada Kerbelada şehid olmuştur. İmam-ı Azam Ebu Hanife,Ahmed bin Hanbel, Abdülkadir Geylani gibi büyük alim ve veliler Bağdat ve Kufede yetişmişler, insanlığa ilim ve hikmet yaymışlardır. Bu üç zatın türbesi halenBağdattadır.

Bağdat 762den itibaren yeni baştan imar edilerek Abbasilerin yani, İslam dünyasının başşehri oldu ve dünyanın en önemli kültür merkezlerinden biri haline geldi. Bilhassa 786-809 seneleri arasında halifelik yapan Harunürreşid ve oğlu Memun zamanında Irak dünyanın en parlak ilim ve kültür merkezi oldu. Ancak 1258de Iraka giren Moğol hükümdarı Hülagü, şehirleri yakıp yıkmış, binlerce Müslümanı öldürmüştür.

Daha sonraki tarihlerde de eski günleri bulamayan Irak, sırasıyla Celayirliler, Timuroğulları, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safevilerin hakimiyeti altında kaldı. 1515te Kuzey Irakın Osmanlı topraklarına katılmasını takiben Kanuni Sultan Süleyman Han 1534te ülkenin tamamını fethetti. Irak, Osmanlı hakimiyetinde kaldığı yaklaşık beş asırlık süre zarfında en parlak dönemlerini yaşadı.

Kıymetli alimler İstanbula götürülerek, çalışmaları için her türlü imkan temin edildi. Osmanlı Sultanı Dördüncü Murad Han zamanında Bağdat ikinci defa fethedildi. Bu fetihte padişah bizzat harbe iştirak etmiş, kale kapısı yıkılırken elindeki gürzle o da yardım etmişti. Kalenin fethinden sonra Şiilerin yıktığı İmam-ı Azam türbesini yeniden inşa ettirdi.

Iraka göz koyan İngilizler, Birinci Dünya Savaşı sırasında 20 Kasım 1914te Basraya girdiler. Ancak 29 Mayıs 1916da Irak ve Osmanlı Kuvvetleri Selman Pak meydan savaşında İngilizleri yenerek tamamını esir ettiler. Birinci Dünya Savaşından sonra Osmanlılar bölgeden çekildiklerinden Iraklılar yalnız ve zayıf kaldılar. Bunu farkeden İngiltere 1918de ordularını Musula soktu.

1920de yapılan son Roma Konferansında da Irakın İngiliz mandası altına girmesi kararlaştırıldı. 1930da İngiltere Iraka sözde bağımsızlık tanıdı. 1933te de Faysalın oğlu Gazi, kral oldu. Irakİkinci Dünya Savaşına girmedi. Ancak bütün İngiliz sömürgeleri gibi savaştan etkilendi.

14 Temmuz 1958de Irak ordusu, 22 yaşındaki Kral İkinci Faysalın da öldürüldüğü kanlı bir darbe ile yönetime el koyarak cumhuriyeti ilan etti. Ancak darbeci Abdülkerim Kasım tam bir diktatör olduğundan, Iraka İngilizlerden fazla bir hürriyet vermedi. Bunun üzerine Sosyalist Arap Baas Partisi aynı senenin 8 Şubatında yönetimi ele geçirdi. 18 Kasım 1963te işe Arif Kardeşler, karşı darbe ile başa geçti.

Beş sene sonra 30 Temmuz 1968de de Baas Partisi yeni bir darbe yaparak ikinci defa yönetimi ele geçirdi. Saddam Hüseyinin başkanlığındaki Devrim Komuta Konseyi ve Sosyalist Arap Baas Partisi bugün de işbaşındadır. 22 Eylül 1980de başlayan Irak-İran savaşı ülkede yüzbinlerce insan kaybına, milyarlarca dolarlık zarara huzurun, barışın ve düzeninin bozulmasına yol açtı. Sekiz sene gibi uzun bir savaş sonunda, 20 Ağustos 1988de ateşkes imzalandı.

1990 ortalarında Irak orduları Kuveyte girerek burayı işgal etti. Bunun üzerine başlayan Körfez Krizi petrol fiatlarının artmasına ve ekonomik dalgalanmalara sebep oldu. ABD-Suudi Arabistanın güvenliğini sağlamak için 500.000 asker, birçok Avrupa devleti de Basra Körfezine donanma gönderdi.

Iraka, Kuveyti boşaltmak için verilen sürenin bittiği 16 Ocak 1991 günü, Müttefik güçler askeri harekata başladı. Bir ay zarfında Irak mağlub olarak Kuveytten çekilmek mecburiyetinde kaldı. Ateşkes antlaşması imzalanarak barış görüşmelerine başlandı. Amerika Irakın kuzey sınırındaki kürtleri korumak için askeri birlik bulundurmaktadır.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 435
favori
like
share