Hasan Rıza - Şehid - (1857-1912)




İstanbul-Üsküdar’da doğdu. Çok küçük yaşından itibaren resim yapmaya başladı. Üstün resim kabiliyeti, tahsilini devam ettirdiği Askeri Rüştiye (Ortaokul) ve İdadi’de (Lise) hocaları tarafından daima takdir edilip desteklendi. Hatıralarında, çocukken eline geçirdiği kömür parçalarıyla duvarlara resim yaptığını, bu yüzden ailesini kızdırdığını, kendisini bildiğinden beri resim yapmayı çok sevdiğini anlatmaktadır.

Bahriye Mektebi’ne girdi. Burada güzel resim yapması ve kendini bu sanata vermesi nedeniyle sınıf arkadaşları arasında “Ressam Hasan Rıza” diye anıldı.

Askeri Lisenin son sınıfında iken 1877-1878 Rus harbinin başlamasıyla okuldan gönüllü olarak ayrılan gençlere katıldı ve er olarak, Rus hududunda bir alaya sevkedildi. Savaşı yakından takip edip, resimlendirmekle görevli bir İtalyan gazete ressamının, şanslı bir tesadüf eseri olarak muhafızlığına tayin edildi.

Türlü yönleriyle savaşın seyrini ve hakiki savaş sahnelerini büyük bir ustalıkla çizip, tespit eden bu İtalyan ressamın çalışmaları genç Hasan Dıza’yı derinden etkiledi. Bir gün resim yapmakta olan yaşlı ressamın yüzünü inceleyerek, kurşun kalem ile portresini yapıp kendisine gösterdi. İtalyan ressam, Hasan Rıza’nın yaptığı resmi görünce hayretler içinde kaldı. Çünkü deseni çizen rütbe taşımayan, er olarak cepheye gönüllü gelmiş gençti.

Savaşın sonunda Hasan Rıza tahsiline devam ettiği Heybeliada Bahriye Mektebi’ne döndü. Aynı Ada’da oturmakta olan İtalyan ressam ile dostluğunu devam ettirdi. Her hafta kendisini ziyaret ederek, yaptığı desenleri gösterip bilgisini artırmakta ve devamlı resim çalışmakta idi.

Bahriye Mektebi, Harbiye son sınıfta iken, Sultan Abdülhamit’in Sultaniye yatının kamaralarının bozulan resimleri, iç tezyinatını elden geçirerek yenilemekle görevlendirildi ve bu işi zevkle, büyük bir maharetle tamamladı. Kendisini çok takdir eden devrin Bahriye Nazırı tarafından mükafat olarak daha Harbiye’den mezun olmadan, subaylığa nasb edildi. Subay çıkmasına birkaç ay varken yapılan bu ayrıcalık ile vakitsiz terfi, arkadaşları arasında kıskanç davranışlara ve dışlamaya sebep oldu. Haysiyetine olan düşkünlüğü bu tür tutumlara dayanmaya müsait değildi. Nitekim hemen o yıl nişan ve rütbeye değer vermeyerek Bahriye’den ayrıldı.

Artık kendisini tamamen resim san’atına vermişti. Cephede tanışıp dost olduğu, arkadaşlarını devam ettirdiği İtalyan ressamın teşvik ve yardımlarıyla, İtalya’ya gitti. Napoli, Roma ve Floransa’da ünlü sanatkarların atölyelerinde 10 sene çalışıp, sanatını geliştirdi. Ardından medeniyet ve san’atın beşiği olan Mısır’a geçerek 2 sene boyunca çok iyi davranarak rütbesinin tekrar kendisine verileceğini ve buna aracı olacağını bilirdi. Pek çok vaadlerde bulundu. Ancak o bütün vaad ve teklifleri geri çevirerek, çok sevdiği resim san’atı ile baş başa kalmayı tercih etti.

Edirne’de aynı zamanda San’at Mektebi Müdürlüğü yapan Hasan Rıza burada pek çok öğrenci yetiştirdi. Balkan Harbi sırasında, Edirne’de şehrin düşmesi üzerine, Karaağaç’taki atölyesinde bulunan ve yıllarını vererek meydana getirdiği değerli san’at eserlerini kurtarmak için hastane’den ayrılıp atölyesine giderken yolda şehit edildi. Atölyesi tahrip edildi. Eserleri parçalandı, yağmalandı. Tabloların bir kısmı Sofya’ya kaçırıldı ve daha sonra Avrupa müzelerine gönderildi. Bulgarların eline geçen resimlerin Viyana müzelerinde yer alması, o sırada, Sofya da esir bulan ressam Mehmet Sami (Yetik) in gayretleriyle gerçekleşti.

Eserlerinden kurtarılabilenler Edirneli sanatseverler tarafından İstanbul’a getirilmiş ancak pek çoğunun akıbiyeti meçhul kalmıştır.

“Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a girişi”, “Fatih Sultan Mehmet’in Haliç’e gemilerle inişi” Sultan Mehmet II nin Portresi” “Kaptan-ı Derya Hızır Hayrettin (Barbaros) Paşa7nın portresi “ adlı tarama tekniğiyle yapılmış tabloları halen İstanbul Deniz Müzesinde sergilenmektedir.

Hasan Rıza’nın eserlerinden kuvvetli bir anatomi bilgisi görülür. Portre türünde çok üstün olduğu gibi, figür ve kompozisyonda da usta bir sanatkardır. Renk anlayışı kendine has olarak ona belli bir yer kazandırmıştır. Karakalem, çini, pastel, yağlı boya tekniğinde çok başaralı resimler yapmıştır. Konusu tarihimizden alınan kahramanlık tablolarında resmettiği şahısların arasında kendine de birlikte resmettiği bilinmektedir. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a girişini tasvir ettiği, yağlı boya tekniğiyle yapmış olduğu tarihi tabloda, Fatih Sultan Mehmet’in kıratı yanındaki yeniçeri muhafız ressamın kendisidir. Tarihi olayları aksettiren tablolarında, sahip olduğu örnek milli ruhu daima hissettirmiştir.

Edirne’nin düşmesi ile ilgili “Fatih Sultan Mehmet’in Edirne’den Toplarla İstanbul’a Hareketi’ni tasvir eden resim Hasan Rıza tarafından deseni çizilip yeni bir asker ressam olan Teğmen İhsan Bey tarafından boyanın bu resim bugün Deniz Müzesindedir.

Hasan Rıza’nın eserleri : İstanbul Askeri Müze’de Deniz Müzesi’nde Resim ve Heykel Müzesi’nde Resmi ve Özel müesseselerle yerli ve yabancı şahısların özel koleksiyonlarında ve yurt dışında Viyana Müzesi’nde bulunmaktadır.






































Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 636
favori
like
share
DİDEM Tarih: 14.09.2008 21:00
paylaşımların için teşekkürler
MiSS-FENER Tarih: 13.09.2008 18:39
Emeğinize Sağlık..
SU-PERISI Tarih: 13.09.2008 17:48
paylaşımların için teşekkürler