Meslek Tanıtımı: Ayakkabıcılık Sektörü

Bu alan, tamamı ile lastik veya plastik ham maddeden yapılanlar hariç olmak üzere, terlik, botlar, çocuk ayakkabıları, kadın ayakkabıları, erkek ayakkabıları ve spor ayakkabıları gibi her türlü ayakkabının üretimini kapsamaktadır. Ayakkabıcılık alanı; deri, tekstil, metal, plastik gibi birçok alanla ilişkilidir. Bu alanlarla yapılan alışverişler her iki tarafa da iş olanağı ve kazanç sağlamaktadır. Ayakkabı üreten işletmeler üretim teknolojileri açısından; tamamen makineleşmiş işletmeler, yarı makineleşmiş işletmeler ve el aletleriyle üretim yapan işletmeler olarak üç grupta sınıflandırılabilir. Yakın tarihe kadar ayakkabı üretimi küçük atölyelerde babadan oğula geçen bir el sanatı olarak ve usta çırak ilişkisi içerisinde varlığını sürdürmüştür. Ülkemizdeki ayakkabıcılık sektörü, diğer sanayi dallarında olduğu gibi son 25 yılda teknolojik açıdan hızla gelişmiştir. İşletmeler üretimde kullandıkları makinelerin sayısını arttırmış ve üretim koşullarını iyileştirmiştir. Günümüzde, eski yöntemlerle üretim yapan atölyeler varlığını sürdürmektedir. Öte yandan, makineleşmiş ve yarı makineleşmiş üretim yapan işletmelerin sayısı da hızla artmaktadır. Teknolojinin hızla ilerlediği bu dönemde meslekî eğitimin önemi de artmıştır. Artık, yeni sistemleri kullanmayan, makinelerin dilinden anlamayan elemanların iş olanakları kısıtlıdır. Alandaki olumlu gelişmeler ayakkabıcılık ile ilgili mesleklerin gelecekte daha iyi koşullara kavuşacağının göstergesidir. Ayakkabı sanayisi iç ve dış ticaret hacmi ile birçok kişiye iş imkânı sağlayan bir alandır. Bu alan, mevcut kapasitesi ile ülkemiz ihtiyacını tamamıyla karşılayabilecek ve ihracat yapabilecek düzeydedir. Ülkemizde ayakkabıcılık alanında çok büyük bir potansiyel bulunmaktadır. Ancak; İspanya, Portekiz gibi Avrupa'daki üreticilerle rekabet edebilecek kapasiteye sahip olmasına rağmen sektörün ihracatı mevcut üretim potansiyeline göre oldukça yetersizdir. Ayakkabıcılık alanı esas olarak İstanbul, İzmir, Konya, Adana, Gaziantep, Bursa olmak üzere altı ilde yoğunlaşmıştır. Pilot bölgeler ise Gaziantep, İzmir ve İstanbul'dur. Adana, Konya ve Bursa ise ayakkabı üretimi açısından hızla gelişen ve büyümeye yatkın illerimizdir. Alanın altında yer alan başlıca meslekler, tasarım ve şablon kesimciliği ile ayakkabı montajcılığıdır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1948
favori
like
share
Garip07 Tarih: 17.09.2008 15:07
AYAKKABI VE AYAKKABICILIK. Çoğu ayakkabı, "taban" adı verilen ve kullanıldıkça yıpranan kalın bir alt parça ve "saya" adı verilen, ayağı saran daha ince bir üst parça*dan oluşan bir ana modele göre yapılır. Ne var ki, ayakkabılar tropikal iklimden soğuk iklime kadar değişen çeşitli iklimlerde yaşa*yan insanlar için ve üstelik modaya uygun olarak yapıldığından, çağlar boyunca çok çeşitli ayakkabılar üretilmiştir. Günümüzde daha çok kadın ayakkabıları her yıl değişik modellerde yapılmaktadır. Erkek ayakkabıla*rı, geçmiş yüzyıllarda kadın ayakkabıları kadar çok çeşitlilik göstermesine karşın, bugün pek değişmemektedir.
Eskiçağlarda çoğu insan, tabanı deriden ya da tahtadan sandallar giyerdi. Eski Mısırlı*ların mezarlarında bu tür sandallar bulun*muştur. Eski Yunanlılar banyoda ayakkabı, avlanırken de uzun çizme giyerlerdi. Girit'te*ki Minos uygarlığı ve Roma dönemlerinde bu tür ayakkabı ve çizmeler kullanılmıştır.
Ortaçağda ayakkabıların burnu sivriydi, ama ayağı sarması için yumuşak deri ya da kumaştan yapıldığından rahattı. Potinler ya da baldırlara kadar çıkan çizmeler yolculuk sırasında giyilirdi. 14. yüzyıl sonlarına doğru çok uzun burunlu gülünç ayakkabılar giyi*liyordu; bunlarla yürümek öylesine zordu ki ayakkabının burnunu bir zincirle diz kemeri*ne bağlamak gerekiyordu.
15. ve 16. yüzyıllarda sivri burunlu ayakka*bının yerini ördek gagası biçimli geniş burun*lu ayakkabılar aldı. Bu tür ayakkabılar İngil*tere Kralı VIII. Henry'nin resimlerinde görü*lür. Deri, bez ya da kadifeden yapılan bu ayakkabılar bazen 15 cm genişliğinde olurdu ve astarının gözükmesi için yırtmaçlı yapılırdı. Kraliçe Elizabeth döneminde ayakkabıların burunları kare biçimliydi ve kurdeleden yapıl*ma bir sürü fiyonkla süslenirdi. Ayakkabılara yüksek mantar topuklar daha sonraları eklen-






Eski Mısırlılar'dan yakın zamanlara kadar değişik ayakkabı örnekleri.
di. Ayakkabıyı korumak amacıyla giyilen mantar topuklu şosonlar 1575'te moda oldu. Tahta tabanlı ayakkabılar da kötü havalarda ya da çok yağışlı bölgelerde giyiliyordu. İngil*tere'nin kuzey kesimindeki birçok kişinin 20. yüzyılın başlarına kadar giydikleri bu tür tahta ayakkabıları (sabo), Hollandalı çiftçiler günümüzde de giyerler.
17. yüzyılın başlarında yüksek topuklu
uzun çizmeler, ayakkabıların yerini aldı ve
evde bile giyilmeye başlandı. Sonraları, dan-
telli çorapların gözükmesi için çizmelerin üst
kenarları dışa doğru kıvrıldı. 1660'tan sonra
modası geçen çizmenin yerini siyah, üzeri
bağcıklı ya da tokalı, kalkık kare burunlu ayak-
kabılar aldı. Erkek ayakkabılarının modasını
izleyen kadın ayakkabıları, 17. yüzyıldan baş-
layarak, sivri burun ve yüksek topuklarıyla
özgün bir biçim aldı. Bu sıralarda ortaya
çıkan kapalı burunlu, topuklu, arkalıksız ter-
likler günümüzde de evlerde giyilmektedir.
1720'lere kadar giyilen kare burunlu ayak*kabıların yerini, bu tarihten sonra yuvarlak burunlu ayakkabılar aldı. Üstte geniş kıvrım*ları bulunmayan uzun çizmeler 1770'lerde moda oldu. Bu sıralarda kırsal kesimde, bacakların diz altındaki bölümünü korumak için bez ve deri gibi malzemelerden yapılma tozluklar giyiliyordu; oysa kentlerde oturan*lar tozluğu 1790'larda giymeye başladılar.
yüzyılda kadın ayakkabıları saten ya da brokardan yapılıyordu ve toka, kurdele ya da fiyonklarla süsleniyordu. Yüzyılın başında Fransa Kralı XIV. Louis'in adından ötürü "Louis topuğu" adı verilen ve aşağıya doğru incelen yüksek topuklu ayakkabılar giyiliyor*du. 1790'da ise yüksek topuk tümüyle ortadan kalktı. Sokaklar ve yollar öylesine çamurlu ve kötü yapılmıştı ki insanlar evden dışarıya çıkarken şosonlarını giymek zorunda kalıyor*lardı.
yüzyılda erkekler genellikle düğmeli, bağcıklı ya da yanları esnek çizmeler giyiyor*lardı. Kadın ayakkabıları ise saten ya da kadifeden yapılıyordu ve topuksuzdu. 1860'lann yarım çizmeleri de çoğu zaman beyaz ipekten yapılıyordu; bağcıksız olan bu çizmelerin yanları esnekti. On yıl sonra yüksek topuklar geri geldi ve çizmeler yanlan düğmeli olarak yapılmaya başlandı. Ayakka-

AYAKKABİ VE AYAKKABICILIK 219
bılarda ve çizmelerde hâlâ bez kullanılıyordu, ama ayakkabıların burunları bazen deriden yapılıyordu.
19. yüzyılda kadınlar fabrikalarda ve büro*larda çalışmaya, ayrıca yürüyüş yapmak ve bisiklete binmek gibi spor ve açıkhava etkin*liklerinde bulunmaya başlayınca daha sağlam ayakkabılar yapıldı. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı I. Dünya Savaşı (1914-18) sırasın*da ortaya çıktı. Günümüzde de ayakkabı yapımı modadaki değişikliklerden etkilen*mektedir.
Türkler'de Ayakkabı ve Ayakkabıcılık
Orta Asya Türkleri geçimlerini büyük ölçüde hayvancılıktan sağladıkları için deriden ve yünden giyim eşyaları yapmakta ustaydılar; en yaygın ayakkabı türü ise çizme ve çarıktı. Çizme ata binenler için çok elverişliydi. Çiz*menin dize kadar uzananı yanında, ayak
Topkapı Sarayı Müzesi



bileğinin üstüne kadar çıkan, "yarım çizme" diye adlandırılan çeşitleri vardı. Deri çizme*nin yanı sıra, yünden yapılan keçe çizme de yaygın olarak giyilirdi. Kırmızı çizme hüküm*darlık simgesiydi. Çiftçilikle uğraşanlar, ham deriden yaptıkları çarıkları giyerlerdi. Çarığa benzeyen, burnu kalkık bir ayakkabının Ana*dolu'nun eski halkı Hititler'ce de kullanıldığı bilinmektedir.
Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ordu*nun, yönetici sınıfların ve kentli halkın gerek*sinimlerini karşılamak üzere zamanla ayakka*bı çeşitleri çoğaldı ve ayakkabıcılık çok geliş*ti. 16.-18. yüzyıllarda başta İstanbul olmak üzere Edirne ve Bursa'da üretilen ayakkabı*lar, çeşitleri, dayanıklı oluşları ve güzellik*leriyle ünlüydü.
Osmanlı toplumunda ayakkabının türü ve biçimi, onu giyenlerin toplumsal konumunu ve mesleğini de gösterirdi. Ev içinde giyilen hafif ayakkabı ve terliklerin yüzleri atlas ve kadife gibi kumaşlardan yapılır, sırmayla işle*nirdi. Dışarda giyilen deri ayakkabı ve çizme*lere de değişik yöntemlerle çeşitli süsler yapılırdı. Topkapı Sarayı Müzesi'nde, ince bir zevkle ve hünerle işlenmiş deri ayakkabı ve çizmeler bulunmaktadır. Kışlık ayakkabıların içi, onları giyecek kişinin toplumdaki yerine ve zenginliğine göre değerli kürklerle kapla*nırdı. Osmanlı dönemindeki ayakkabılar, ya*pıldıkları malzemeye, biçimlerine ve kullanıl*dıkları yere göre değişik adlar almıştır. Baş*mak, cimcime, çapula, çizme, yarım çizme, çedik, çedik pabuç, edik, fotin, galoş, mest, kalçın, kundura, merkûb, nalın, sandal, ter*lik, tomak, yemeni başlıca ayakkabı çeşitleriy*di. Osmanlı döneminde, son zamanlara ka*dar, genellikle alçak ökçeli ya da ökçesiz, yumuşak deriden yapılan rahat ayakkabılar giyilirdi. Dışarda giyilen ayakkabılardan bazı*ları mest-ayakkabı gibi iki parçadan oluşurdu. Ayağa giyilen mestin üzerine onu yağmur ve çamurdan korumak amacıyla, önceleri ayak*kabı, sonraları da lastik giyildi. Şoson ya da galoş denen lastik ayakkabının içine geçirile*rek giyilen mestler, özellikle namazlarını ca*milerde kılanlarca kullanılırdı.
Osmanlılar'da ayakkabıcı esnafının, kökü Ahilik'e dayanan (bak. ahilik) bir loncası vardı. Üretilen ayakkabıların niteliğini lonca denetlerdi. Kötü mal üreten herkesin önün*de açıklanır ve gereken cezaya çarptırılırdı. Ayakkabı satıcıları için kullanılan kavaf söz*cüğü, giderek yapımcıları da kapsadı. Kavaf*lar da çizmeci, yemenici, nalıncı, terlikçi ve pabuççu gibi adlar alırlardı.
19. yüzyıl sonlarına kadar Türkiye'de ayak*kabı yapımı tümüyle el emeğine dayanıyordu. Beykoz'daki deri fabrikasına 1884'te ayakka*bı yapım bölümü eklendi. 1912'de geliştirilen bu bölüm I. Dünya Savaşı'nda ordunun ge*reksinimlerini büyük ölçüde karşıladı. Cum*huriyet döneminde 1933'te Sümerbank'a devredilen Beykoz Deri ve Kundura Fabrika*sında ve başka özel fabrikalarda makineli üretim yapılmaktadır. 1980 sanayi sayımına göre ayakkabı üreten 80 büyük, 8.000 kadar da küçük işyeri bulunmaktadır.


Günümüzde Ayakkabıcılık
Günümüzde ayakkabılar büyük bir çoğunluk*la makinelerle yapılmaktadır. Elle çalışan bir ayakkabıcı günde yaklaşık bir çift ayakkabı üretebilirken, makineyle çalışan bir işçi günde 40 ya da 50 çift üretebilir.
Ayakkabı yapmak için, önce sol ve sağ ayak modelleri, sonra da bunların tahta kalıp*ları yapılır. Ayakkabı yapımı genellikle sekiz aşamada gerçekleşir. Hayvan derisi, kumaş ya da yapay deriden, ayakkabının sayası ve astarı uygun biçimde kesilir. Sayayı oluşturan parçalar ile astar birbirine dikilir. Ayrıca ayakkabının burnuna sertlik veren parça ile topuğa konulan yumuşak parça da dikilir. Bağcık delikleri bu aşamada açılır ve ayakka*bının iç yüzeyine numara ve model kabartma*ları yapılır. İç ve dış taban parçaları ile topuklar hazırlanır. Bunlar genellikle kösele, kauçuk, bunların bileşimi ya da öteki yapay malzemelerden yapılır. Topuklar tahta da olabilir. Parçaların eklenmesiyle oluşan saya, kalıbın üzerine gerilir; iç tabana dikilir ya da çivilerle tutturularak kalıplanır. Saya ve iç taban, kalıcı biçimini alıncaya kadar kalıpta tutulur. Tabanlama aşamasında dış taban sayayla birleştirilir. Bu işlem dikerek, yapıştı*rarak, çivileyerek ya da bunlardan birkaçı birden uygulanarak yapılabilir. 1953'te gelişti*rilen bir işlemle kauçuk, polivinil klorür (PVC) ve poliüretan tabanlar kalıp-baskı yöntemiyle biçimlendirilir ve ayakkabının üst bölümüne tek bir işlemde yapıştırılır. Topuk*lama aşamasında topuk ayakkabının tabanıy*la birleştirilir ve son biçimini alır. Bitirme, cilalama, ayakkabıyı kalıptan çıkarma, topuk ve taban yastıklarının yerleştirilmesi işlemle*rini içerir. En son biçimini verme sırasında bağcıklar, fiyonklar ve tokalar takılır.