Bin yıl önce, ilk üniversitelerin ortaya çıkmasıyla birlikte, akademik bir unvan olarak kullanılmıştır. Günümüzde, doktora sahibi olan kişilere verilmekle birlikte, genellikle Tıp Doktoru anlamında kullanılır ve kişilerin adlarından önce gelen Dr. kısaltmasıyla belirtilir. Bizde hekim olarak anılan bu meslek grubunun tarihi çok daha eskilere dayanır. İbni Sina modern tıbbın babası olarak bilinir ve Avrupa'da Avicenna adıyla ders kitaplarında okutulur. İslam dinine göre de tüm peygamberlerin hekimlik uygulamaları yaptığı bilinir. Özellikle Muhammed'in rahatsızlanan insanlar için Allah'dan gelen ilhamla yaptığı tedaviler tıbbı nebevi (peygamber tıbbı) olarak bilinir ve hadis kitaplarında önemli bir yer tutar.

Doktor unvanı, ilk olarak Avrupa'da ortaya çıkmış ve zamanla Amerika'ya ve diğer Avrupa sömürgelerine de yayılmıştır. Dünya üzerinde doktor kelimesini Türkçe'deki dizilişi ve anlamıyla yazan 15 kadar daha ülke bulunmaktadır. Örneğin Macaristan, İsveç, Danimarka, Yugoslavya, Türki Devletler vs.

Türkiye'de doktorlar 6 yıllık üniversite eğitimi görürler ve mezun olduklarında pratisyen hekim olurlar, reçete yazma ve hastanelerde çalışma iznine sahip olurlar. Belirli bir alanda uzmanlaşmak isteyenler, yılda iki defa yapılan (Nisan ve Eylül aylarında) Tıpta Uzmanlık Sınavı'na (TUS) girerler. Bu sınavı başaran (sınava girenlerin yaklaşık %5-10'u) hekimler branşlarına göre 4 ila 6 yıl arasında ihtisas eğitimi görerek uzman hekim olurlar. Ayrıca Tıp Fakültesi dışında Diş Hekimliği Fakültesi mezunları da "Diş Doktoru", "Diş Hekimi" veya "Diş Tabibi" olarak adlandırılmaktadır, diş hekimlerinin uzmanlık alanı, mesleki sıfatları ile bütünleşmiş durumdadır.

Pratisyen Hekimlik , Dünyada Tıp disiplinleri arasında ayrı bir uzmanlık alanıdır. 1. basamak hekimliğinin uzmanlıkalanı "pratisyen hekimlik" dir. Dünyada pek çok ülkede tıp fakültesini bitiren hekimler meslek örgütleri tarafından en az yarısı sahada olmak üzere bir eğitime tabi tutularak "pratisyen hekim" unvanını almaktadırlar. Türkiyede yasal boşluklar nedeniyle bu eğitimi, verebilecek tek kurum olan Türk Tabipleri Birliği Genel Pratisyenlik Enstitüsü (TTB-GPE) rudimanter bırakılmıştır. Türkiye'de şu anda 'genel tababet' olarak adlandırılan pratisyen hekimlik için mezuniyet sonrası bir eğitim bulunmamaktadır. Tüm dünyada bu eğitimi alan doktorlar hastayı ilk gören ve tüm sağlık sorunlarını yakından takip eden aile hekimliği uygulamalarının bel kemiğidirler. Böylece küçük sağlık sorunları mahallede halledilmiş olacağından hem hastanın işi çabuk hallolmuş olur hem de daha karmaşık sorunlar için hastaneye sevk edilenlerin hastanelerdeki bekleme süresi azalmış olur.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 482
favori
like
share
bugulu-gözler Tarih: 17.09.2008 15:34
türkiyede doktor olmak zor zanaattır. her babayiğidin de harcı değildir. henüz doktorluğa adım atmamış bir öğrenci olarak yaşananları gözleme fırsatı buluyorum ve gördüklerim hiç de hoşuma gitmiyor. her türlü pisliğin her an kapınızı çalması an meselesidir. siz sadece görevinizi yapmaya ve insanlara bi yararım dokunsun diye çabalamaya çalışırken sizin hasta ve yardıma muhtaç olarak gördüğünüz insanlar ortaya attıkları asılsız iddialarla canınızı sıkmaya adeta and içmiş gibiler...

türkiyede doktorluk yapmaya çalışırken bir sürü yolsuzlukla karşılaşırsınız. hükümetin yolsuzluklara mücadele ettiğini soylemesi ise ortalıkta dönen bir dolu pislikten sadece su yüzünde olan ve herkesin görebildiği olaylara müdahele etmekle sınırlı bir durumdan ibarettir.

ilaç firmaları adeta doktorlarla pazarlık etmekte, kendi ilacını sattırmak için hekimleri satın almaya uğraşmaktadır. bazıları buna boyun eğip peynir ekmek gibi reçeteye dörder beşer ilaçları döktürürken bunu reddedip insan olmaya gayret eden doktorlarımız her gün değişik olaylarla karşılaşmaktadırlar. yasa dışı bir şekilde başkasının karnesine ilaç yazdırmaya çalışmak da bunlardan biridir.

şimdi bu şekilde bir olaya karşı yapması gerekeni yapıp karneyi reddeden doktora neler yapılabileceğini anlatmaya çalışacağım. olay tamamen gerçektir ve doktor olmak isteyen benim gibi birisini daha mesleğe adım atmadan meslekten ve insanlardan soğutmuştur. şöyle ki;

akşam üzeri nöbetçi olan doktorun odasının kapısı çalınır. kapı açıldıktan sonra doktora başkasının karnesine ilaç yazdırma talebinde bulunulur. elbette hekim yalnızca karne sahibinin bu hakka sahip oluduğunu ve bunu yapamayacığını soyleyerek insan yerine koyduğu şahısların bu talebini reddeder. çünkü daha önce bu yüzden haksız bir iddia ile soruşturma geçirmiş ve bundan da alnının akıyla çıkmıştır. buraya kadar herşey olması gerektiği gibidir. bundan sonra duruma çok içerleyen bu şahıslar(!)* gece saat 2 gibi kapıya bu sefer polisle birlikte dayanırlar. iddiada bulundukları olay nöbetçi doktorun ateşli çocuğa müdahele etmediği ve alkollü olduğu yönündedir. hatta doktorun nefesinin alkol koktuğu ve bundan rahatsızlık duyulduğu da belirtilir. söylenenler karşısında şaşkınlığa uğrayan hekime hiçbir yazılı belge olmadan alkol testi yapılır, gerekli tutanaklar tutulur ve görevli doktor sadece yapması gerekeni yaptığı için bu durumlara düşmüştür. bundan sonra sabah savcılıktan gelen özür telefonları elbetteki morali düzeltmeye yetmez ve doktor bütün yaptıklarına lanet ederek nöbetinden evine döner. bu iş sonuçta onun mesleğidir ve bundan sonra bu görevi daha bir keyifsiz ve isteksiz devam ettirmesi yine ondan yardım bekleyenler yüzünden gerçekleşmiştir.

ben şunu anlıyorum ki; türkiyede doktor olmayı istemek ve bu görevi sürdürmeyi başarmak büyük bir özveri, sabır ve mücadele gücünü gerektiriyor. ancak yıllar boyu bu pisliklerle uğraşmak hiç kimsenin zorunluluğu değildir, ayrıca acımasızlık ve insafsızlıktır.

bütün yaşananlara, dönen oyunlara, hastane ihalelerinde yapılan yolsuzluklara acaba nasıl dur diyebileceğiz? önümüzdeki birkaç yüzyıl içerisinde bunu başarabilme olasılığımız var mıdır? sürekli bu gibi sorularla uğraşmak zorunda kalacak mıyız?

başka bir önemli nokta da memlekette bu durumu görüp de yurtdışını tercih edenleri yani beyin göçünü engelleyebilecek miyiz?

işte türkiyede doktor olmak bütün bunlara göğüs germeyi gerektirmektedir. doktor* da insandır ve insan olduğu unutulmamalıdır...