Eski çağlarda insanlar temel gereksinimlerinden biri olan giyinme ihtiyacını karşılamak için hayvan derilerini kullanmıştır. Bu nedenle dericilik dünyanın en köklü alanlarından birisidir.
Deri ilkel çağlarda örtünme amaçlı kullanılırken daha sonra savaşlarda kın, üzengi ve sadak olarak stratejik önem taşıyan bir malzeme olmuştur. Türklerin dericiliğe başlamaları bazı kaynaklara göre 600 yıl, bazı kaynaklara göre ise 2000 yıl öncesine dayanmaktadır. Başlangıç tarihi konusunda bazı değişik görüşler bulunsa da Türklerin İstanbul’da dericilik yapmaları, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesinden hemen sonra başlamıştır. 15. yüzyıldan bu yana Türkler tarafından yapılan dericilik, 20. yüzyılın ikinci yarısında Türkiye’nin önemli sektörlerinden biri hâline gelmiştir. Değişen ihtiyaçlar doğrultusunda, farklı cins ve renkte deri üretimi artmış deri sanayisi gelişmiştir.




Günümüzde işlenmiş deriler; giysi, ayakkabı, çanta, cüzdan, kemer gibi eşyaların yapımında kullanılmaktadır. Deri, eldiven ve askeri ekipman üretiminde de tercih edilen bir malzemedir. Mobilya sektörü ve çeşitli süs eşyalarında aksesuar olarak işlenmiş deri kullanımı yaygınlaşmıştır. Dericilik, özellikle 1950’li yıllardan sonra Türkiye’nin önemli sektörlerinden biri hâline gelmiştir. Deri sanayii ihracat potansiyeli açısından Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biridir. Türk deri sektörü sahip olduğu tecrübe ve üretim kapasitesi ile dünyanın en gelişmiş deri sanayisi olmayı başarmıştır. İmalat sanayisinin toplam üretimi içinde %10’un üzerinde bir paya sahip olan Türk deri sanayii, toplam istihdamda %1,52’lik payı ile tüm sanayi sektörleri arasında 10. sırada yer almaktadır. Kayıtlı ihracat açısından ise toplam ihracatın %3’ünü oluşturan deri sektörü tekstilden sonra en fazla döviz kazandıran sektördür. Diğer ülkelere bakıldığında da deri ve deri ürünleri sanayisinin dünyadaki imalât sanayisi içinde ve toplam ihracatta önemli bir paya sahip olduğu görülmektedir. Ülkemizde giysilik deride İzmir-Menemen, İstanbul-Tuzla ve Uşak birinci derecede öneme sahip illerdir. Ayakkabılık deri işleyen işletmeler ise özellikle Tuzla, daha sonra da Bursa, Bolu, Gerede ve Çorlu’da yoğunlaşmaktadır. Bor, Antakya ve Kula ise diğer önemli deri işleme merkezleridir. Dericilik alanının gelişmesiyle endüstriyel kimyasallar ve makineler üretim sürecine girmiştir. Bu sayede toplu üretim kolaylaşmış ve deri işlemeciliği bir endüstri hâline gelmiştir. Deri işleme kullanım amacına uygun şekilde değişik hayvan derilerinin çeşitli yöntemler kullanılarak sepilenmesi işlemidir. Ham deri, gıda sektörünün yan ürünlerinden biridir. Et ihtiyacı için kesilen hayvanların derisi çeşitli işlemlerden geçirilerek kullanıma uygun hâle getirilir. Bu işlemlerin ilk basamağında derinin üst tabakası, kıl ve yünler deriden uzaklaştırılır. Daha sonra derinin korunması için tabaklama sürecine geçilir. Tabaklama için yağlar, mineral tuz ve yağ kombinasyonları, bitkisel tanenler kullanılır. Tabaklama sonrasında ise deri yağlanır ve kurutulur. Son aşamada deri parlatılır veya kimyasallar yardımıyla istenilen duruma getirilir. Deri işleme tesisleri tabakhanelerde toplu olarak faaliyet göstermektedir. Ancak, yüksek kapasiteye sahip bazı tesisler tek başına faaliyette bulunmaktadır. Ayakkabı, deri giyim ve saraciye eşyaları sanayilerinde de toplu olarak üretim yapan tesislere rastlanır; ama bu durum deri işleme alanındaki kadar yaygın değildir. Deri ve deri ürünleri sanayisinde 1970'li yılların ortalarına kadar ekonomik açıdan gelişmiş ülkeler ön sıralarda yer almıştır. Ancak, bu ülkeler çevre kirliliği ve iş gücü maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle kaynaklarını getirisi daha fazla olan ürünlere yöneltmiştir. Bu gelişmenin etkisiyle, dünya deri sanayisinde gelişmekte olan ülkeler ön plana çıkmaya başlamıştır. Bu süreçte Türkiye de önemli atılımlar gerçekleştirmiştir.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 425
favori
like
share