Korku, üzülmek, sevinmek, kızmak gibi doğal bir duygudur. Korku bireyin bulunduğu ortama, duruma göre ortaya çıkan, aslında kendini korumaya yönelik bir tepkidir. Günlük hayatta yaşanılan olaylar ve bilişsel becerilerinin gelişmesi ile bu olayların farklı değerlendirilmesi, yeni durumlar, bilinmeyenler karşısında korku ortaya çıkabilir. Bunu atlatmak, korku ile baş etmek ise kişinin gelişimde, büyümesinde bir adım daha ileri gitmesi anlamına gelir.

Korku dış ya da iç etkenler ile tetiklenebilir. Şiddetli bir fırtına korkuya neden olan bir dış etkenken, düşünceler, hayaller ise korkuyu tetikleyen içsel etkenlerdir.

Korku ile baş etmekte kullandığımız en önemli duygu güven duygusudur. Bazen anne-babamıza, bazen yanımızdaki arkadaşımıza, bazen bahçedeki köpeğimize ama en çok da kendimize güvendiğimizde korku uzaklaşır.

Çocukluk korkuları genellikle kısa süreli ve geçicidir. Farklı yaş gruplarında farklı korkular öne çıkar. Doğumdan 2 yaşa kadar geçen dönemde bebekler yüksek ve ani sesler karşısında tedirgin olurlar. Ayrıca anne-babadan ayrı kalmaktan, yabancı kişilerden korkabilirler. 2 yaş sonrasında kazanılan bilişsel becerilerin etkisiyle korku yaratan durumlar da değişir. Okul öncesi dönemde çocuklar karanlıktan, yalnız kalmaktan, masallarda-çizgi filmlerde karşılarına çıkan cadı ve benzeri hayal ürünü kavramlardan korkabilirler.

Karanlıktan korkmak daha çok okul öncesi dönem ile ortaya çıkar. Çünkü karanlık ve gece hayal dünyasının, gizli yerlere saklanmış düşüncelerin ortaya çıkmasına yardımcı olur. Gün içinde pek çok şey yaşayan, farklı uyaranlar ve heyecanlar deneyimler çocuk, gece olup ortalık sakinleşince, hareket bitince düşünceleri ile baş başa kalır. Aynı zamanda gece ve karanlık insanlık tarihinin başından beri kötü, uğursuz, tehlikeli olan ile özdeşleştirilmiştir. Çocuklarda büyürken bu eşleştirmeyi farkında olmadan öğrenirler aslında. Karanlık ile ilgili en korkutucu olan şey duyularımızın etrafı görmek ve kontrol etmek için yeterli olmamasıdır. Gecenin karanlığında gündüz rahatlıkta kıyafetlerimizi aldığımız dolap gece olunca bir canavarı saklandığı gizli bir yere dönüşür. Karanlık bilinç altındaki düşünceleri, fantezileri, hayalleri tetikler. Çocuklar güvende hissetmek için bilmek, görmek, dokunmak kontrol etmek isterler, karanlık buna engel olur.

Çocukluk korkuları söz konusu olduğunda ebeveynleri zorlu bir sınav bekler. Korku karşısında nasıl tepki vereceklerinden emin olamayabilirler. Kimi korkuları yok sayarak, kimi korku ile alay ederek, kimi çok uzun ve mantıklı açıklamalar yaparak çocuğun korkularını yenmesine yardımcı olmaya çalışır. Bazen de çocuğun korkuları aslında anne-babanın kendi korkularından kaynaklanır ya da beslenir işte bu durumda çocuğa yardımcı olmak zorlaşacaktır. Örneğin evde yalnız kalmaktan korkan bir ebeveynin çocuğuna yanlık kalmaktan korkmaması konusunda yardımcı olması, güven vermesi çok da kolay değildir.

Korkular ile baş etmede anne-babanın rolü:
Korku yaratan durumda başetmeyi öğrenmek çocuğun psikososyal gelişiminde önemli bir role sahiptir. Güven ve kendi kendine yetebilme duygusun temelleri korkuyla başedebilme becerisi sayesinde oluşur.

Çocuğun korkularıyla baş etmesinde yardımcı olabilmenin ilk ve en önemli adımı korku hakkında çocuğun kendini ifade etmesine fırsat vermek ve anne-baba olarak gerçekten onu dinlemektir.

Çocuğun korkuları karşısında anne-babanın tepkileri çocuğun tutumlarını belirler. Anne-babanın korku yaratan durum karşısında sakin kalıp, çocuklarına güven vermeleri sonucunda çocukta korkuyla başetmeyi öğrenir.

Korku anında anne-babanın ilk önce çocuğun yaşadığı duyguyu anlaması önemlidir. “Ne var canım korkacak bak odandasın” demek yerine onu neyin korkuttuğunu anlatmasına izin vermek sonra da onu sakinleştirmek ve güven vermek önemlidir. “Annen ve baban burada yanında sana bir şey olmasına izin vermezler.” İlk korku anı geçtikten sonra çocuğu rahatlatacak, dikkatini korku yaratan olaydan uzaklaştıracak yaklaşımlar denenebilir. “Gel seninle pazar günü gittiğimiz piknikte neler yapacağımızı konuşalım.” ya da odanın, koridorun ışığını açık bırakarak karanlığın etkisi azaltılabilir.

Anne-baba çocuk sakinleşip, tekrar uyumaya hazır olana kadar yanında kalabilir ama çocuğun anne-baba ile birlikte yatmasına izin vermek çocuğa korkularla tek başına baş edemeyeceği ve gerçekten korkulacak birşey olduğu mesajını verecektir.

Çocukluk korkuları dönemseldir. Ancak uzun süreli ve günlük hayatını olumsuz etkileyen korkular söz konusu olduğunda ailenin bir uzmana danışması önemlidir.

Karanlık Korkusu ile ilgili birkaç öneri:
• Karanlığı korkutucu olandan eğlenceli olana çevirmek için evde ışıkları kapatıp, fener ışığı ile çeşitli oyunlar (gölge oyunu, müziğe göre fener açıp kapatmak gibi) düzenleyebilirsiniz. Karanlık ile eğlence kavramının eşleştirebilirseniz, karanlık o kadar da korkutucu olmayacaktır.

• Karanlık ile ilgili korkutucu olan şeylerin resmini yapmak, korkuyu kağıt üzerinde somutlaştırmak, korku ile baş etmeyi kolaylaştırabilir. Sonrasında resimdeki korkutucu olan şeyleri daha komik daha eğlenceli hale getirecek değişiklikler yapmak ta bazı çocukların korkularını yenmelerine yardımcı olacaktır.

• Masallar çocukların korkuları baş etmeyi öğrenmelerinde etkili bir araş olabilirler. Kahramanın zorluklar ile nasıl baş ettiğini, sonunda tüm sorunların üstesinden gelebildiğini görmek çocukların hayal dünyalarında korku ile baş etmelerinde yardımcı olacaktır.

• Çocuğun odasında bir gece lambası bulundurmak, ya da gece karanlıkta parlayan çıkartmalar ile tavan ve duvarları süslemek karanlığın ürkütücülüğünü azaltacaktır.

Korku ilginç bir duygudur, hem çekinmeyi hem de üstüne gitmeyi, merakı, heyecanı içinde barındırır, korkunun altında yatan duyguyu anlamaya çalışmakta çocuğunuza nasıl destek olacağınızı keşfetmenizde yardımcı olabilir.



Ece Akın Bakanay
Uzman Psikolojik Danışman

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 966
favori
like
share