Tesekkür ederim Levis-501.:4::4::4:

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 13159
favori
like
share
LEVIS-501 Tarih: 28.12.2012 11:26
Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helâl kılındı. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının.

Kur'ân-ı Kerim » 5 / MÂİDE - 96
M.Kutsi Çil Tarih: 08.12.2008 23:12
Çocukluğumuzda denizden çıkarır,tenekelerin üzerinde pişirir yerdik de,babam "Oğlum yeme haramdır" derdi.Aradan yıllar geçti,bir doktorun yazısında,midyenin denizin bütün pisliklerini temizlediğini,dolayısıyla mikrop yuvası olduğunu ve yenilmemesi gerektiğini okudum.
AnadoluArslani Tarih: 24.09.2008 18:07
Tesekkür ederim Levis-501.
abuzer27 Tarih: 24.09.2008 13:31
KONU SEÇİMİ ÇOK GÜZEL EMEĞİNİZE SAĞLIK
LEVIS-501 Tarih: 24.09.2008 08:15
Hac 30- İşte böyle; kim Allah'ın haram kıldıklarını (gözetip hükümlerini) yüceltirse, Rabbinin katında kendisi için hayırlıdır. Size (haklarında yasaklar) okunanlar dışındaki hayvanlar helal kılındı. Öyleyse iğrenç bir pislik olan putlardan kaçının, yalan söz söylemekten de kaçının.


Nahl 115- O, size ancak ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan) ı haram kıldı. Fakat kim mecbur kalırsa, saldırmamak ve sınırı taşmamak üzere (yiyebilir) . Çünkü gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

En-am 145- De ki: "Bana vahyolunanlar içinde, yiyen bir kimsenin yiyeceği (şeyler) için, ölü eti, dökülen kan, domuz eti -ki bu gerçekten murdardır- ya da Allah'tan başkası adına kesilmiş bir fısk dışında, haram kılınmış bir şey bulmuyorum. Kim kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa, -saldırmamak ve haddi aşmamak şartıyla- (bu sayılanlardan ölmeyecek kadar yiyebilir) . Şüphesiz senin Rabbin bağışlayandır, esirgeyendir.


Maide 3- Ölü eti, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilen, boğulmuş, vurulmuş, yüksek bir yerden düşmüş, boynuzlanmış, yırtıcı hayvan tarafından yenmiş, -(henüz canlıyken yetişip) kestikleriniz hariç,- dikili taşlar üzerine boğazlanan (hayvanlar) , ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar fısktır (günahla yoldan sapmadır.) Bugün küfre sapanlar, sizin dininizden (dininizi yıkmaktan) umut kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın, Ben'den korkun.) Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslâm'ı seçip-beğendim. Kim 'şiddetli bir açlıkta kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa' -günaha eğilim göstermeksizin- (bu haram saydıklarımızdan yetecek kadar yiyebilir.) Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir.






----------------


“Taze et yemeniz için denizi sizin hizmetinize veren Allah’tır”1 mealindeki âyet-i kerime ile “Denizde avlanmak ve onları yemek size helâl kılındı ki; hem size hem de yolcu olanlarınıza faydalı olsun”2 mealindeki âyet, denizlerin birer ilâhî nimet deposu olduğunu ve onlardan insanların faydalanabileceğini ifade etmektedir.

Âyet-i kerimelerde, Cenab-ı Hak belirli bir kısmını haramlaştırmadan ve başka hayvanlar gibi boğazlanma şartını koşmadan, bütün deniz hayvanlarının helâl olduğunu bildirmekte, kullarına kolaylığı ve genişliği temin etmektedir. Hattâ mümkün mertebe hayvana eziyet vermekten kaçınılması kaydıyla, onları yakalamak için insana herşeyi kullanabilme müsaadesini vermektedir.

Bilindiği gibi, yaşadıkları yerler bakımından hayvanlar kara ve deniz hayvanları olmak üzere ikiye ayrılır. Karada yaşayan hayvanların hangilerinin yenip yenmeyeceği fıkıh kitaplarında belirtilmiş, ayrılmıştır. Denizde yaşayan hayvanların hangilerinin yenilmesinin helâl, hangilerinin haram olduğu hususunda ise mezhepler arasında farklı görüşler mevcuttur.

Yukarıda meallerini verdiğimiz âyet-i kerimeden hareket eden Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezhebi âlemlerine göre, deniz hayvanlarının, yani suyun içinden başka bir yerde yaşayamayan hayvanların hepsi, nerede bulunursa bulunsun, ister balık şeklinde olsun, isterse başka cins ve şekide bulunsun, helâldir, yenebilir. Yine aynı mezheplere göre, bu hayvanların isimlerinin farklı olması, diri veya ölü olması; yakalayanların Müslüman veya gayrimüslim olması hükmü değiştirmez.

Mâlikî mezhebi hiçbir deniz hayvanını istisna kılmazken, Hanbelî mezhebi yılan balığını habis saydığı için; Şâfiî mezhebi de kurbağa, yengeç ve timsah gibi hem denizde, hem de karada yaşayabilen hayvanların etinin yenilmesini haram olarak vasıflandırmaktadır.

Hanefî mezhebine göre ise, balık sûretinde olmayan deniz hayvanlarının etlerini yemek haramdır. Buna göre, daima suda yaşayan, suda barınan hayvanlardan her çeşit balık eti yenebilir. Kalkan balığı, sazan balığı, yunus balığı, yılan balığı bu kabildendir. Fakat, diğer su hayvanları caiz değildir. Midye, istiridye, istakoz ve yengeç gibi hayvanların yenilmesi helâl olarak kabul edilmemektedir, haram sayılmaktadır.3

Bu esaslara göre, midye, istiridye gibi deniz hayvanları Şâfiî, Mâlikî ve Hanbeli mezheplerine göre yenebilirken, Hanefî mezhebine göre yenilmemektedir. Hanefî mezhebinin haram saymasının sebebi, bu çeşit hayvanları gerek görünüş, gerekse yenen kısımları itibariyle hoş olmaması, çirkin ve pis sayılmasıdır.

1. Nahl Sûresi, 14.
2. Mâide Sûresi, 96.
3. el-Mezâhibu’l-Erbaa, 2: 5.
Mehmed Paksu Helal – Haram



-----------


İslam alimleri, deniz ürünlerinden balık türlerinin yenmesinin helal olduğu konusunda görüş birliği içerisindedirler. Balık türlerinin dışındaki deniz ürünleri konusunda ise bazı içtihat farklılıkları ortaya çıkmıştır. Buna göre, midye, kalamar, yengeç, karides gibi ürünlerin yenmesi Hanefi Mezhebine göre caiz değil, diğer üç mezhebe göre caizdir.
Bu konuda ortaya çıkan içtihat farklılığının sebebini anlayabilmek için, İslam dininin konuya ilişkin temel yaklaşımını bilmek gerekmektedir.

Kur'an-ı Kerim'de genel olarak denizden elde edilen yiyeceklerin helal olduğu bildirilmiştir (el-Maide,5/96; el-Fatır, 35/12); Hz. Peygamber (s.a.v.) de deniz hakkında: "Onun suyu temiz, içinde ölen(meytesi) helaldir" (Ebu Davud, Taharat 41) buyurmuştur.
Dinimizin iki temel kaynağı Kur'an ve Sünnette deniz ürünleri ile ilgili olarak en başta bu deliller yer almaktadır. Bunun yanında Kur'an-ı Kerim'de ve Hz. Peygamber'in hadislerinde yenmesi helal ve haram olan etler ile ilgili bazı açıklamalar yer almıştır.

Bu açıklamalar bir bütün olarak göz önüne alındığında, her şeyden önce etleri yenebilecek hayvanlarla ilgili bir liste verme yönüne gidilmediği, sadece belli ilke ve ölçüler getirmekle yetinildiği görülür.
Belirttiğimiz gibi Kur'an-ı Kerim'de yenmesi helal olan etler ayrı ayrı belirtilmeksizin insanlara Allah'ın nimetleri hatırlatılmış ve Müslümana yaraşan şeylerin yenmesinin gerekliliğine vurgu yapılmıştır. Bunun için "İyi ve temiz şeylerin helal kılındığı( bk. Bakara, 2/172; Maide, 5/4; A'raf, 7/32) belirtilerek en çok yenmesi mutat olan koyun, deve ve sığır gibi türlere (behimetü'l-en'âm) işaret edilmiştir.(Maide, 5/1).
Kur'an'da yiyecekler konusunda haramlıkla ilgili açıklamaların ortak noktası ise, insanın tabiatı itibariyle "tayyibât" (iyi ve temiz) görülemeyecek nitelikteki "habâis" (temiz görülmeyen ve iğrenilen) şeylerin yenmemesi gereğidir. Burada geçen "habais"ten olma vasfı insan için zararlı olabilecek şeyleri içine aldığı gibi tabiatı gereği insanın iğrendiği tüm hayvanları da kapsayabilir. İslam alimleri yılan, fare, kaplumbağa, köstebek, kirpi, solucan, sinek gibi hayvanların bu gruba girdiğini ifade etmektedirler. İşte Hanefi mezhebi, midye, kalamar, yengeç, istakoz, ahtapot vb. deniz ürünlerini bu kategoride değerlendirdiği için bu hayvanların etlerinin yenilmesini caiz görmemektedir.

Diğer taraftan sağlığa zararlı maddelerin alınmaması da İslâm'ın genel ilkelerinin (bk. Bakara 2/195) gereklerindendir.
Bu konudaki somut yasaklar, bazı ayetlerde (Maide, 5/3) on madde halinde sayılmış ise de bunların bir kısmı aynı grup içinde düşünülerek tamamının Bakara suresi 173. âyetinde yer alan dört ana maddede toplanması mümkündür. Bunlar da; kendiliğinden veya dini usulde boğazlanmaksızın ölmüş hayvan (meyte), akıtılmış kan, domuz ve Allah'tan başkası adına kesilen hayvanlardır.
Bütün İslam bilginleri, Allah'ın; dinî hüküm ve kaideleri, kullarının maslahatı için koyduğunda ittifak etmişlerdir. Bu maslahat ya faydalı olanı elde etmek (celb-ı menfaat) yahut da zararlı olanı gidermek (def-ı mazarrat) içindir.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI




---------------

Yukarıda farklı kaynaklardan sana yardımcı olacak bilgiler yer almaktadır. Yazıları okuyup kendi inancın doğrultusunda karar vermek senin bileceğin şeydir. Harama helal, helale ise haram demek insanı küfre götürür. bu nedenle ben sana şunu yap yada bunu yapma gibi öğüt veremicem.

Ben kendim karides yiyiyorum. Midye hiç denemedim denemek gibi bir niyetimde yok. Ama bu midye haram diye düşündüğüm için değildir. Malum birileri işkembe çorbası içer birileri içmez. Yani sevseydim midye yerdim.

Aslında daha geçen hafta Ülke TV de beğendiğim bir islam profesörüne bu soru yöneltildi ve oda bu konuda Kur'an-ı Kerim'de belirtildiği üzre yenebileceği konusunda görüş bildirmişti. radım ama röportajı bulamadım malesef. Eğer sonradan elime geçerse eklerim.