MARDUK VE DÜNYANIN YOK OLUS SENARYOLARI



[COLOR="deepskyblue"]Marduk, 36 milyar km. uzaklıkta olup, 3660 yılda bir dönerek dünyaya yakın geçiş yaptığı iddia edilen gaz gezegen. İsmini Babil tanrılarının kralı Marduk'tan alır.

Sümer yazıtlarında bu gezegene Geçiş Gezegeni anlamına gelen Nibiru denir. Babil astronomları ise ona, güçlü tanrıları Marduk'un adını verdi. Mısır belgelerinde Milyonlarca Yılın Gezegeni diye geçiyor. Gezegenin neden olduğu en büyük felaketin 13.000 yıl önceki Nuh Tufanı ve Atlantis'in batışı olduğu iddia edilir. Bilimsel dayanakları olmayan rivayetlere göre, son yörünge geçişini, MÖ 1649'da yapan gök cismi, Thera yanardağının patlamasını da içeren bir dizi doğal âfete neden olmuş, Mısır’dan Çıkış mitlerine esin kaynağı oluşturmuş, yakındoğu başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde siyasi ve sosyal dengeleri altüst etmiştir.

Maya kozmolojisine göre içinde bulunduğumuz çağın, yani Beşinci Güneş'in bitiş tarihi olan 2012 yılının baş kahramanı yine bu gizemli gök cismidir. Mayaların takvimine göre Marduk'un dünyaya yaklaşma tarihi kesin. Binlerce yıl önce Meksika'da Mısır piramitlerine benzeyen dev anıtlar inşa edebilen Maya kavminin bu takvimi nasıl bir bilgiyle hazırladığı tam olarak bilinmiyor. Aynı tarihlerdeki Sümer, Akat ve Babil belgelerinde de aynı dev gezegenden ya da gök cisminden sembolik olarak söz ediliyor. Hititler ve Asurlar Marduk'u kil tabletlere resmetmişlerdir. Bu tabletler şu anda İstanbul'daki müzelerdedir.

Bilim çevreleri tarafından son yıllarda Güneş Sistemindeki 9. gezegen olduğu belirlenmiş ve belirli aralıklarla Dünya'ya çok yaklaştığı tespit edilmiştir. Sümerler tarafından Nibiru olarak adlandırılan gezegenin, bugüne kadar sadece 1983 yılında IRAS kızılötesi teleskopu sayesinde görülebildiği iddia edilmektedir.[kaynak belirtilmeli] Marduk şuan için sadece güney kutup noktasından izlenebilmektedir ve NASA Marduk'u (Nilburu)izlemek için güney kutbuna bir gözlem evi yaptırmıştır.

[COLOR="deepskyblue"]İddiaya göre Marduk 2009 yılında dünyada görünmeye başlayacak ve 2011 yılında tüm insanlar tarafından çıplak gözle görülebilecektir. 21 aralık 2012 de dünya ve güneş arasından geçişi başlayacaktır.Güneşin yanında ay büyüklüğünde parlak kırmızı bir yıldız olarak gözükecektir.Depremler,tsunamiler gibi birçok felaket nilburunun çekim etkisi sayesinde artacak,kutuplar değişecek ve dünya çapında Mega depremler,Mega tsunamiler oluşacaktır.Şu anda bile nilburunun yaklaşması sonucu doğal afetler artmıştır.

[COLOR="deepskyblue"]Kutup değişiminden dolayı dünya nüfusunun 2/3 si yok olacak,kalanların 2/3 si ise hastalıktan ve açlıktan ölecektir.Bu da dünya nüfusunun neredeyse %90 ı demektir.Marduk un etkileri 1 temmuz 2014 yılından itibaren kalkacak ve dünyadan uzaklaşacaktır.

[COLOR="deepskyblue"]DÜNYANIN YOK OLUS SENARYOLARI

"Üçüncü Dünya Savasinin hangi silahlarla olacagini bilmiyorum ama dördüncüsünün tas ve sopalarla olacagini söyleyebilirim"
Albert Einstein

Einstein bu sözleri söylerken Üçüncü Dünya Savasi'nin nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlarla savasilacagini ve sonuçta insanligin büyük ölçüde yok olacagini kastetmisti. Bu arada simdiki teknoloji de yok olacak ve kalan tek tük insan hizla tas devrine dönecekti. Bu düsünce Soguk Savas'in getirdigi hizli silahlanma döneminde hayli revaçta olmustu. Nitekim Hollywood senaristlerinden kurgubilim yazarlarina kadar pek çok kisi yirminci yüzyilin ikinci yarisinda bu tezi isledi; aralarinda hasilat rekoru kiranlar da oldu.
Karamsar düsünceli kisilerin her zaman oldugunu, dünyanin sonu senaryolarinin her çagda üretildigini söylemek ve dolayisiyla bu gibi senaryolari göz önüne almamak mümkündür. Öte yanda dünyadaki nükleer silah stokunun kullanilmasi halinde, gerek ilk sokun ve gerekse kalinti radyasyonun etkisiyle dünyamizin yasanir bir yer olmaktan çikacagi da dogrudur. Özetle, isin olur ya da olmazini bir yana biraksak bile, böyle bir olasiligin var oldugunu inkar edemeyiz.

MAYALARA GÖRE

Maalesef Ispanyol isgalcilerin ve onlari izleyen misyoner rahiplerin hirsi sonucunda elimizde Mayalara ait fazla bilgi kalmamis. Kalanlardan bir tanesi KisMayalar'in kutsal kitabi olan Popol Vuh...26 Ve bu kitapta su satirlar var: "Yine bir asagilanma, yikim ve tahrip geliyor... Gökyüzünden reçine yagmuru geldi. Adina 'Yüzlerin Oyucusu' denen (yaratik) geldi; o gözleri oydu. Sonra 'Birden Kanatan' geldi; o da kafalari kopardi."
Mayalarca korkutucu isimler takilan yaratiklar hem Sümer efsanelerindeki Ninurta ve Erra'yi, hem de St. John'un Apokalips'indeki yok edici melekleri hatirlatiyor. Bire bir baglanti olmasa bile motif ayni!
Mayalarin bundan önce dört çag geçtigine ve simdi yasadigimiz çagin MÖ 13 Agustos 3114 yilinda basladigina inandiklarini görmüstük. Her bir çagin 5126 yil sürdügünü kabul etmis ve buna göre yaptiklari projeksiyonda simdiki çagin 22 Aralik 2012 günü büyük felaketlerle sona erecegini söylemislerdi.
Popol Vutida baslangiçta yerle gögün ayrilmasinin gerçeklestigi yaziyor. Bu Eski Misir'da Su'nun Geb ile Nut'u, yani yeryüzü ile gökyüzünü ayirmasini hatirlatiyor.

Sonra yaradilis asamasi geliyor ama bu belirli bir sirada oluyor:Madenler, bitkiler, hayvanlar ve nihayet insan... Bu motifi de Rozikrusyenlerin Misir baglantili evrim üçgeninde görüyoruz .

Bir diger benzerligi "piktograf yazi örneklerinde görüyoruz. MS 1500'lerdeki bir Aztek örnegi ile Misir krallarindan Narmer'in tas tabletindeki örnek sasirtici ölçüde benzer. Bati yarimküresinde yazi gelismemisti. Genelde resimli anlatim yöntemi kullanilirdi. Ayni yöntemi Sümer ve Misir'daki ilk yazi örneklerinde görüyoruz. Ne var ki, Sümerlerde çivi yazisina, oradan da alfabeye, Misirlilarda ise hiyeroglife dönüs evrimini görüyoruz. Bu evrim Amerika'da olmamis ama baslangiçta ayni biçimde bir çikis noktasi var gibi görünüyor. Burada karsimiza bazi sorular çikiyor:
- Amerika kitasi ile Ortadogu'da gelisen uygarliklar arasinda bir
temas var miydi?
- Her ikisinin de ortak bir atasi mi vardi?
Nitekim dünyanin her iki yaninda gelisen efsanelerde de ciddi benzerlikler var. Simdi son 20.000 yillik süre içinde bulabildigimiz tarih benzerliklerine bakalim.
Kayitlarinin neredeyse tamami yok edilen bir uygarliktan kalan tek tük esere bakarak bir kronoloji çikarmak zordur. Bu konuda baslica referans noktasi Azteklerden kalan "takvim tasi"dir.

Gerek bu tas ve gerekse Nahuatl metinleri gibi diger bazi kalintilardan genel hatlariyla söyle bir kronoloji çikiyor:
Birinci Günes 4008 yil (Tufanla bitti)
Ikinci Günes 4010 yil (Rüzgarla bitti)
Üçüncü Günes 4081 yil (Depremlerle bitti)
Dördüncü Günes Halen devam ediyor.


Bu çaglarin süreleri Codex VaticanoLatino 3738 sayili dokümandan alinmistir. Buna göre MÖ 16.000'lere kadar geri gidiyoruz. Ancak burada bir sorun çikiyor. Bazi arastirmacilara göre dört degil, bes çag var ve biz halen besinci çagin içindeyiz. Elimizdeki bilgiler bunu kesinlestirecek düzeyde degil! Bizzat Maya ve Aztek tabletlerinde bazi terslikler var, özellikle Dördüncü Çag'da...
MÖ 11.000'lerde oldugu bilimsel çevrelerce de kabul edilen tufani bir ankraj noktasi olarak kullanir ve Birinci Çag'in sularla sona erdigini yazan Popol Vuh'u dogru kabul edersek, verilen sürelere göre Dördüncü Çag'da olmamiz gerekir. Ancak söz konusu süreler bizi söyle bir kronolojiye götürüyor:
1. Çag MÖ 15.608 11.600
2. Çag MÖ 11.6007.590
3. Çag MÖ 7.590 3.509
4. Çag MÖ 3.509
Ne var ki Mayalar simdiki çagin baslangici için MÖ 12 Agustos 3114 gibi çok kesin bir tarih veriyorlar. Arada 395 yillik bir fark var. Mayalar'in takvim konusunda ne kadar hassas olduklarini hatirlarsak böyle bir yanlislik yapmis olmalari söz konusu olamaz.


Bu durumda yaklasik 4000 yillik üç çagdan sonra her nedense yalnizca 395 yil süren kisa bir dördüncü çag oldugunu kabul edebiliriz. Bu ihtimali güçlendiren baska bir kaynak var; Maneto'nun kronolojisinde Eski Misir'da Menes'in ilk hanedani baslatmasindan önçeki 350 yillik "kargasa dönemi"... Benzer bir dönem Amerika'da da yasanmis olabilir.


Simdi bu tarihlere biraz daha ayrintili bakalim.
Birinci Çag'in baslangici MÖ 15.608; öte yandan son Buz Çagi'nin bitisi ve erimenin baslamasi MÖ 17.000'lerde kabul ediliyor. Ancak Hapgood'un "normal disi etken" düsüncesini ve bu etken için verdigi yaklasik MÖ 16.500 yili tarihini hatirlarsak. Mayalarin baslangici ile buzullarin çözülmesi arasinda bir baglanti çikar.
Öte yandan Mayalar çaglarin Venüs'ün gökyüzünde görünmesiyle basladigini söylüyorlar. Venüs'ün Günes sistemine bir gezegen olarak sonradan geldigini Velikovsky de söylemisti .
Ayni sekilde ilk çagi sona erdiren tufan da dogru zaman dilimine (MÖ 11.600) oturmaktadir.
Dördüncü Çag'in ya da Kargasa Dönemi'nin baslangici Sümer uy garliginin baslamasina, simdiki, yani Besinci Çag'in baslangici ise ayni kargasa döneminden sonra Misir'daki ilk hanedana denk gelmektedir.
Bunlar dünyada tufan öncesi ileri bir uygarligin oldugu ve çesitli felaketlerle sona erdikten sonra kalan tek tük bilge kisilerin yeni bir uygarligi tekrar baslattigi tezini destekler gibi görünüyor.
Bunun baska bir isaretini Peru'da Titikaka Gölü kenarinda bulunan çok eski yazilarin Paskalya Adasi'nda ve Hititler'deki yazi stiline çok benzemesinde görüyoruz .


Dogu ile Bati arasinda uzak geçmiste bazi baglantilar oldugunun bir baska kaniti daha var:
Incil'de, Joshua 10 bölümünde Israilliler Amurriler'Ie savasirken Günes'in durdugu ve gündüzün yaklasik bir gün devam ettigi yazili. Öte yandan dünyanin öbür tarafinda And Daglan yerlileri arasinda gecenin uzadigi ve Günes'in yaklasik 20 saat geç dogduguna dair de bir efsane var!


Burada önemli olan olayin gerçek olup olmadigi degil, dünyanin iki
yaninda birbirini tamamlayan, paralel efsanelerin gelismesi...
Peki bu tarih ve sürelerin simgesel degerleri var mi?
Mayalar karmasik takvim sistemleri içinde bazi anahtar sayilari
kullanmislar. Bu sayilarin en ilginç olani 1.366.560 gün...
Bu sayi pek çok dogal siklusu birlestiriyor. Söyle ki:
1.366.560 = 5256 tzolkin yili (5256x260)
3744 Günes yili (3744x365) 2340 Venüs siklusu (2340x584) 1752 Mars periyodu (1752x780) 72 "Aztek" Yüzyili (72x18980)
Aritmetik islemlerle böyle bir ortak sayi bulmak zor degil ama Maurice Cotterell 1.366.560 rakaminin çok farkli bir anlam tasidigini öne sürmüs. Adrian Gilbert'le birlikte yazdiklari The Mayan Prophecies adli kitapta felaket teorilerini açiklamaya çalisan yepyeni bir tez getiriyorlar.


Cotterell astrolojinin bilimsel yönleriyle ilgilenen bir bilgisayar mühendisiydi. Belli burçlarda dogan kisilerin belli mesleklere sahip olmasi ilgisini çekmisti. Isik yillariyla ölçülen uzakliklarda olan takim yildizlarinin dünyada dogan bebekleri etkilemesi mümkün müydü? Yoksa etkin olan baska bir faktör mü vardi?
Burçlarin degismesi aslinda Günes'in önünde dogdugu takim yildizin degismesiydi. Günes daha yakindi, yaydigi isinlar Dünya'ya enerji yüklüyordu. Astrologlar genelde etkinin arka fondaki burçtan kaynaklandigini kabul ediyorlardi ama Cotterell Günes'in manyetik alaninin dogan bebekleri etkileyebilecegini
düsündü ve bu alani, özellikle Günes lekelerini incelemeye basladi.
Bilimsel çevreler Günes lekelerinin yaklasik 11.1 yillik bir siklus içinde tekrarladigini kabul ediyorlardi. Cotterell arastirmalari sonucu bu siklusun 11.5 yil civarinda oldugunu buldu.


Günes lekelerinin nedeni kitlenin plazma (süper sicak gaz) yapisi nedeniyle kendi çevresinde dönerken "ekvator" bölümünün daha hizli, "kutuplar"in ise daha yavas dönmesidir.35 Çünkü manyetik alan çizgileri bükülür, burulur ve bukle yapar. Bazen bu bukleler yüzeyin disina tasar ve Günes lekelerini olusturur .Cotterell 11.5 yildan baska yaklasik 187 yil süren bir üst siklus bul du. Günes lekeleri 187 yilda bir baslangiç noktasina geri dönüyordu.Öte yanda Günes'in manyetik alani 18.139 yilda bir yön degistirip tersine dönüyordu!Bu süre içinde bes ara dönem vardi; ikisi 20x187 ve üçü 19x187 yil sürüyordu.
Bu noktada Cotterell uzun ara dönemin, yani 20x187 yilin, 1.366.040 gün oldugunu gördü. Bu sayi Mayalar'in 1.366.560 günlük anahtar sayisina çok yakindi. Acaba Mayalar su veya bu sekilde Günes'teki lekelerin tekerrürünü bulmuslar miydi?
Bu asamada Cotterell tekrar biyolojiye döndü ve Günes lekelerindeki yogunlasma ve manyetik alanin yön degistirmesinin dünyadaki canlilar üzerindeki etkilerine bakti. Gerçekten de bu dönemlerde üreme hizi çok düsüyordu. Cotterell bu kez dünyadaki felaketlerle Günes lekeleri arasinda baglanti olup olmadigini inceledi ve bazi iliskiler gördü.
Mayalar'in büyük çag için yaklasik 18.500 yil hesapladiklarini görmüstük. Bu sayi Günes'in manyetik alaninin yön degistirme periyodu olan 18.139 yila çok yakin ve daha da önemlisi, Mayalar'in çagimizin sonu olarak öngördükleri 2012 yili Günes'teki manyetik alanin yön degistirmesine denk geliyor. Öngördükleri felaket ya da degisim acaba bu nedenle mi?





Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1688
favori
like
share