Artemis Tapınağı Efes (Ephesos)




Hellen dünyasının en büyük yapısı, Antik Çağın tamamı mermerden inşa edilmiş anıtsal ölçüdeki ilk mimarlık eseridir. Her ne kadar bugün Artemisionun yerinde bazı temel kalıntılarından başka birşey kalmamışsa da, kazılar sırasında ele geçen parçaların yardımıyla bu çok önemli eserin bir rekonstüksiyonunu çizmek olanağı doğmuştur.

İon kolonizasyonu öncesinde Artemis Tapınağının yeri, yörenin sakinlerince tapınılan Anadolunun ana tanrıçası Kybeleye ait kutsal bir alandır. İngiliz arkeologlarınca yürütülen kazılarda Arkaik Artemisionun altında üç yapı evresinin varlığı saptanmıştır.

Arkaik öncesi Artemision:

Uzun bir süredir Prof. Dr. Anton Bammer tarafından yapılan kazılar Artemision ile ilgili önemli bilgileri ortaya koymuştur. Ephesosdaki peripterosdan (Artemison) daha önce bir yapı kalıntısına rastlanılmamıştır. Sütun sıraları ve alt yapının bölümlere ayrılarak genişletildiğini gösteren Yakın Doğudan karşılaştırma yapabileceğimiz bir örnek bulunmamaktadır. Kıta Yunanistanında Lefkandide ön cephesi sütun bölmeli, muhtemelen bir heroon olabilecek bir örnek bulunmaktadır. Bu yapı M.Ö. 9. yüzyıla tarihlenmektedir. M.Ö. 8. yüzyıla tarihlenen Naxos, Ireadaki tapınak peripteros planlıdır. Peripterosda dikkat çekecek bir husus mimari biçimidir.

Ephesosdaki peripteros cephesinde dört sütun, yanlarda sekiz sütunlu bir koridor bulunmaktadır. Cella içinde altı sütun korunmuştur. Stratigrafik incelemelere göre hem iç sütunlar, hem de peristasis cellanın iç kısmı ile aynı taban üzerinde bulunmaktadır. Bu nedenle aynı zamana ait olmaları gerekmektedir.

Artemisionun kuzey tarafında bulunan dikdörtgen basis (kaide), olasılıkla kült heykelinin yer aldığı kısımdır. Burada muhtemelen xoanon durmaktadır. Aslında sunak ateşinin yine aynı yerde bulunma olasılığı vardır.

M.Ö. 6. yüzyıldan sonra sunak ve kült heykelinin kaidesi Artemisionun batısında yer almıştır.

Tapınak alanının daha alt kodlarında yapılan kazıları sırasında kemikler, ayı ve aslanlara ait kafatası parçaları, birkaç insan kemiği parçası ele geçmiştir. Bu durumda insan elinin çok derinlere kadar uzandığı anlaşılmaktadır. Veriler yardımıyla bu noktadaki yerleşimin mevcudiyetini kabul edebiliriz.

Maalesef tapınağın yapımına ait pek az şey bilinmektedir. Çatı, sütun başlıkları, taban girişleri hakkında hiçbir yorum yapılamamaktadır. Fakat, sütun kaideleri ele geçmiştir. Bunlar çok basit ve düz bir biçim göstermektedir. Bazılarında torus, plinthos gibi basitleştirilmiş öğelere rastlanmaktadır. Yeşil, yumuşak şist taşından yapılan malzeme güzel bir etki (dekoratif) yaratmaktadır. Sütunlar ahşaptan ve duvar işçiliği sarı tonlu kireç taşından yapılmıştır ve çevrenin karakterine uyum göstermektedir. Tapınak açık avlusu ve baldahini ile geç büyük İon tapınaklarından bir önceki evreyi göstermektedir.

Bu özellikleri ve elde edilen arkeolojik veriler, Ephesos peripterosunun (Artemision) M.Ö. 8. yüzyıla ait olduğunu göstermektedir.

İlk yapı (A evresi) bir sunak, ikinci ve üçüncü yapılar (B ve C evreleri) birer naiskosdan oluşmaktadır. Tapınağın altında bulunmuş olan, (bugün İstanbul ve Efes Arkeoloji müzelerinde korunmaktadırlar) güzel fildişi ve altın sanat eserlerinin en eskileri M.Ö. 7. yüzyılın başlarına tarihlendirildiklerine göre ilk Hellen yapısı, A evresine ait olan sunak, yaklaşık olarak M.Ö. 700 yıllarında inşa edilmiş olmalıdır. Arkaik Artemisyondan önceki naiskos, yani C evresine ait kült yapısı 14,63 x 28,20 m. ölçüsündeki bir alanı kaplıyor ve bu yapıyı bir temenos duvarı çeviriyordu. Wilhelm Alzingere göre bu tapınak Tiran Pythagoras zamanında yani, M.Ö. 6. yüzyılın başında inşa edilmiş olmalıdır.

Arkaik Artemision:

İon dünyasının altın çağı M.Ö. 6. yüzyılın ikinci dörtlüğünde en üst düzeyine erişmiştir. Bu nedenle küçük boyutlu en erken tapınak kent için yetersiz kalıyordu. Bu arada M.Ö. 570 tarihlerinde ya da biraz daha önce Samosda Rhoikos ve Theodoros adlı iki mimarın yönetiminde eski küçük Heraionun yerine stylobat ölçüleri 52,5x105 m. olan büyük bir tapınağın yapımına başlanmıştır. Efesliler rakip kentin arkasında kalamazlardı. Hemen çok büyük ve görkemli bir tapınak inşa etmeleri için Giritten Knossoslu Khersiphron ile oğlu Metagenesi çağırdılar. Ayrıca, Sisamdan mimar Theodoros da getirtilmiştir.

Artemision Tapınağı, Samosdaki Hera Tapınağı gibi bataklık bir alan üzerine oturtulmak zorunda idi. Bunun yanında Artemision birçok bakımdan Heraiona benzemektedir. Bununla beraber çok daha güzel ve olgun bir sanat eseri yaratılmıştır. Giritli mimarların esinlendikleri Mısır, Assur ve Hitit mimarlığı ve heykeltraşlığı konusunda çok bilgili oldukları anlaşılmaktadır. Artemisionun stylobat ölçüleri 55,10x115,14 m.dir. Dipteros planı uygulanmıştır. Bu sayede iki sutun sırası ile çevrilmesi, tapınağı uzun bir yapı olmaktan kurtarıyor, yani ona genişlik kazandırıyordu.

Bunun yanı sıra İoniali mimarların Mısır ve Urartuda moda olan sütunlu tapınaklardan esinlenmeleri de olasıdır. Plinius, bu tapınağın 220x425 ayak ölçülerinde ve 127 sütunlu olduğundan bahsetmektedir. Bu bilgiye göre tapınağın rekonstrüksiyonu için birçok öneriler ileri sürülmüştür. İlk olumlu öneriyi H.Drerup ortaya koymuş, sonradan G. Gruben ile W. Alzinger aynı plan üzerinde küçük değişiklikler yaparak yeni birer öneri getirmişlerdir. Drerup arkada üç önde dört sütun sırası, Gruben önde üç arkada iki, Alzinger ise her iki yönde de üçer sütun sırası olduğunu ileri sürmektedir.

Hellenistik yapı, Pliniusun da belirttiği gibi eski plana kesin olarak uyduğundan, opisthodomoslu öneriler söz konusu olamaz; çünkü İon Sanatında opisthodomos mimar Pytheosdan önce yoktur. Drerupun önerisi, Pliniusun 127 sütun sayısına uygun olduğu kabul edilebilir gibi görünüyorsa da iki yönden yeterli değildir. Plinius, tapınağın önünde 36 adet kabartmalı sutunun bulunduğunu söyler. Drerupun planı buna uymamaktadır. Ayrıca, aynı planda öne bir dördüncü sıranın eklenmesi ile naos ince uzunluğunu yani, Arkaik özelliğini kaybetmektedir Alzinger kendi planında cella içinde Artemis heykelinin üzerinde dört sutunla desteklene bir naiskosun bulunduğunu düşünmekte ve böylece hem 127 sutun elde etmekte hem de önde 36 adet kabartmalı sutun için yer kazanmaktadır.

Plinius, yeni Artemisionu herhalde görmüştü. Bununla beraber Hellenistik yapı Arkaik tapınağın temelleri üzerine inşa edildiği için onun bu gözlemleri aynı zamanda Arkaik yapı içinde geçerlidir. İki tapınak arasındaki tek ayrım Arkaik yapının alçak basamaklı bir krepis üzerine inşaa edilmişken yeni Artemisionun 13 basamklı bir podium üzerine yapılmış olması ve önünde (batı kısmında) merdivenli bir girişin bulunmasıdır. Bu düşünceler kesin bir şekilde Pliniusun verdiği bilgilere dayanmaktadır. Eğer biz Pliniusun verdiği sutun sayısının doğru olmadığını düşünürsek yeni Artemisionun bir takım değişiklikler gösterdiğini kabul etmeliyiz.

Arkaik Artemisionun yapımı sırasında naiskos ve onu çeviren temenos yeni yapının içinde kaldı ve böylece Artemis heykeli önceki kült heykelinin yerine dikildi. Cellanın arkası yani adyton kapalıdır. Opistodomosu bulunmaz. Pronaos uzun tutulmuştur.

Plan olarak Samos örneğinin büyük etkisi altında kalan Artemision birçok bakımdan yenilikler ve gelişim görtermektedir. Örneğin sutun kaideleri en altta bir plinthos ile başlar, bunu üç torus ve iki trochilosdan oluşan bir spira izler ve geniş bir torusla sona erer. Bu kaide III. ve IV. Heraiondaki örneklerle karşılaştırıldığında, çok daha tektonik ve kullanışlı olduğundan İon sanatının standart bir mimarlık öğesi haline gelmiş ve iki yüzyıl süre ile kullanılmıştır. Sutunların yüksekliğinin 19 m. olduğu kabul edilmektedir. Oluklar değişik sayıdadır ve 40, 44 ve 48 yivi olan sütun gövdeleri vardır. Pliniusa göre tapınakta 36 columnae caelatae yani, kabartmalı sutun bulunmaktadır. Bunlardan bazıları parçalar halinde ele geçmiş olup, bir tanesinde görülen Kral Kroisos sunmuştur yazıtı, Herodotosun bu konuda bahsettiklerini doğrulamıştır. Kabartmalı sutunların Asur ve Hitit sanatı etkisinde yapıldığı düşünülmektedir.

Arkaik Artemisionda sutun başlığı volütleri kanonik bir şekil almıştır. Arkaik tapınağın üst yapısının üç fascialı (bölümlü) bir arşitrav, altı ve üstü birer İon kymationu ile bezenmiş bir diş sırası ve bunun üzerinde yer alan bir korniş ile simadan oluştuğu kabul edilmektedir. Diş sırası parçası bulunmamış, buna karşılık 28 cm. yüksekliğindeki İon kymationunun varlığı saptanmıştır. Simanın ele geçmiş olan parçaları da 28 cm. yüksekliğindedir ve aslan başlı çörtenlerin yanında savaşçılar ve savaş arabaları sahneleri ile bezenmiştir. Sikkeler üzerindeki tasvirlerden, ikinci Artemisionun çatısının semerdam şeklinde alınlı olduğunu görmekteyiz. Ancak Arkaik Artemisionun ne şekilde örtülü olduğu konusunda bizi aydınlatacak hiçbir parça bulunmamıştır. Muhtemelen çatı ahşap malzeme ile yapılmıştır.

Son yıllarda yapılan kazılar, tapınağın tarihlendirilmesi ve burada kültün başlama zamanı bakımından önemli sonuçlar ortaya koymaktadır. Tapınağın temelleri arasından Miken Dönemine ait bronz çifte balta ve pişmiş toprak kadın başının bulunması burada en azından Miken Döneminden beri bir yerleşimin varlığını ortaya koymuştur. Yine tapınağın temel taşları arasından, M.Ö. 8. yüzyıla tarihlenen bronz hayvan figürleri ile M.Ö. 7. yüzyıla tarihlenen altın tanrıça heykelciği, plastik kadın başlı iğne, M.Ö. 7. veya 6. yüzyıla tarihlenen altın takılar, fayans figürinler, fildişi insan ve hayvan figürinleri ve M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen alabastronar Artemisionda Miken Döneminden itibaren kesintisiz süregelen bir tapınımın varlığını ortaya koymaktadır.

Yeni Artemision:

Herostratos adlı bir şöhret düşkünü Büyük İskenderin doğduğu yılda M.Ö. 356da tapınağı ateşe vermiştir. Ahşap çatı kısmı böylece yanmıştır. İskender M.Ö. 334 yılında Perslerin üzerine yürümeden önce Artemisionun yıkıntısının ortasında kurban sunmuş ve tapınağı tekrar inşa ettirmek istediğini belirtmiştir. Strabona göre Ephesoslular, onun bu önerisine övgü dolu sözlerle karşı çıkmışlar; bir tanrının tapınağını inşa ettirmek bir tanrıya yakışmazdı. Bunun üzerine Ephesos halkı Artemisionun yeniden eski plana göre inşaasına karar vermiştir. Yeni yapının eskisine göre en önemli ayrıcalıklarından biri 2,68 m. yüksekliğinde 13 basamaklı bir podium üzerinde yer almasıdır. Tabanının bataklık oluşu böyle yüksek bir kaidenin yapılmasını zorunlu kılmıştır.

Bu konuda mimar herhalde Pytheosun Maussoleion yapısından etkilenmiş olmalıdır. Ayrıca yeni Artemisionda bir opithodomosun bulunduğunu varsayarsak, bu eleman da Pytheosun etkisini ortaya koyacaktır. Sutunların ölçü ve oranları da Prienedeki Athena Tapınağının sütunlarına uymaktadır. Plinius yeni Artemisiondaki sutunların 60 ayak, 17,65 m. boyunda olduğunu belirtmektedir ki bu, sütun alt çapının 9,6 katı idi. Böylece bunlar Arkaik Artemisionun sütunlarından daha dolgun ve daha basıktırlar.

Her ne kadar sutun kaideleri Arkaik örneklerinin kopyaları iseler de yeni columna caelataların üzerindeki kabartmaların stili Klasik dönem sanatındaki en son eğilimleri göstermektedir. Tapınağın üst yapısı Arkaik Dönem yapısındakinin bir benzeridir. Ancak yeni tapınağın simasında aslan başlı çörtenler dışında, figürlü kabartmaların yerine sadece anthemion bezemeleri görülmektedir. Paralar üzerindeki tasvirlerden anlaşıldığına göre, yeni Artemisionun dar yüzlerinde birer alınlığı vardı ve yapı semerdam şeklinde örtülü idi. Alınlıklar üzerinde ortada birer büyük kapı ile iki yanda büyük birer pencere görülmektedir. Bu boşluklar alınlığın yükünü hafiletmek amacı ile açılmışlardır. Yapı, M.Ö. 3. yüzyılın ilk yarısında tamamlanmış durumda idi ve görkemli sütun sıraları etkileyici bir görünüm vermekte idi.

1965 yılında Artemisionda yapılan çalışmalar sunağın varlığını ortaya koymuştur. Sunak plan itibariyle at nalı şeklindedir. Sunağın çevresinde birçok su kanalı bulunmaktadır. Kazılar sırasında 33 cm. yüksekliğinde bir korniş parçası ele geçmiştir. Bu parça yardımı ile 1901 yılında Efes tiyatrosunun yanındaki caddenin mermer kaldırımları arasında bulunan ve halen Viyana Müzesinde korunan Berlin-Lansdown-Sciarra tipindeki Amazon kabartmasının Artemisionun sunağına ait olduğu anlaşılmıştır. A. Bammer, tiyatroda ve İsa Bey Camiinde kullanılmış olan meander motifi ile bezenmiş mermer firizlerin de sunağa ait olduğunu saptamıştır. Bununla birlikte burada yapılan kazılardan bir at heykelinin gövdesi ile daha birçok heykel parçaları da ele geçmiştir. Böylece, sunağın kabartma ve heykellerle süslenmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 955
favori
like
share