Dred Scott Davası Tarihteki İlginç Olaylar




ABD Yüksek Mahkemesi Dred Scott Davasındaki Kararını Açıklar
1857, Washington D.C.

Missouri Anlaşması, bir köle eyaleti olarak kabul edilmek üzere Missouri'nin başvurmasıyla ortaya çıkan politik fikir ayrılıklarını gidermek için Kongre'nin uğraştığı bir girişimdi. Kongre'nin önemli adamları kölelik sorununun Birleşik Devletleri en baştan ayırmasına izin vermek istemiyordu.

Bu anlaşmanın birkaç sonucu oldu; Missouri'ye istediği verildi ve başvurusu kabul edildi. Maine içişlerini istediği gibi düzenleyebilecek özgür bir eyalet olarak kabul edildi. Birleşik Devletler'de özgür eyaletler ve köle eyaletleri arasında ise dengeyi sağlayacak bir takım kurallar getirildi. Ancak Dred Scott gibi birinin ortaya çıkacağını hiç düşünmemişlerdi.

Scott, John Emerson adında bir ordu cerrahının kölesiydi. Emerson görevi dolayısıyla Missouri'deki evinden ayrılıp birkaç yıllığına Illionis ve Minnessota'da çalışmaya giderken yanında kölesi de vardı.

Emerson 1846'da öldükten sonra Scott'ın muhtemelen kölelik karşıtı olan beyaz arkadaşları ona Emerson'dan özgürlüğünü istemek için mahkemeye başvurması yolunda akıl verdi. Çünkü Emerson kölesiyle beraber özgür eyaletlerde yaşıyordu. Scott bu tavsiyeyi değerlendirdi ancak ilk başta davayı kaybetti. Fakat 1850'de Saint Louis'deki temyiz mahkemesinde davayı kazandı. Ancak karar tekrar temyiz edildi ve 1852'de Scott köleliğe geri döndü.

Şunu belirtmekte yarar var: Artık önemli olan Scott'ın özgürlüğü değildi, çünkü John Sanford adında bir kölelik karşıtı, onu Emerson'dan satın almıştı ve Scott için başka planları vardı. Sanford bu davayı bir emsal oluşturması için kullanmak istiyordu. Kendisi özgür bir eyalet olan New York'ta yaşıyordu ve bu tür davalar orada federal devleti ilgilendiriyordu. Yani Yüksek Mahkemeye kadar gidebilecek bir davaydı bu. Artık Scott'ın davası tüm Amerika'yı savaşın eşiğine getirecek kadar önemli politik bir olay haline gelmişti.

Kölelik karşıtlarının amacı, kölelerin özgürlüklerini kazanmayı daha kolay hale getirerek köle sahiplerini ortadan kaldırmaktı. Yüksek Mahkeme'nin köleliği anayasaya tamamen aykırı bulmasını umuyorlardı.

Köle sahipleri de planlarını yapmıştı. Bir kölenin kişinin malı olup olmadığı meselesini bir kenara bırakıp bu davanın tamamen Missouri eyaletini ilgilendirdiğini savunuyorlardı. Missouri mahkemesi zaten Scott'ın aleyhine bir karar çıkarmıştı. Bu davanın herhangi bir yerde tekrarı ise Missouri eyaletinin haklarını ihlal etmek anlamına gelecekti.

Bazı kölelik karşıtı gruplar (Ohio'dan John McLean, Massachusetts'den Benjamin R. Curtis) davanın federal mahkemede görülmesi için baskı yaptılar. İddiaları Scott'ın Missouri Anlaşması'na göre serbest bırakılması gerektiğiydi. Bu anlaşmaya göre federal mahkeme eyalet mahkemelerinden üstündü. Dava, kölelik karşıtlarının istediği gibi federal mahkemede görüldü ama pek hoşlarına gitmeyecek bir karar alındı.

İkiye karşı yedi oyla mahkeme Scott'ın aleyhine karar verdi.

Mahkeme ayrıca, köle ya da özgür, hiçbir zencinin Amerikan vatandaşı olmadığı yargısına vardı. Sonuç olarak davalarının federal mahkemede görülmesi mümkün değildi. Dahası, mahkeme Kongre'nin herhangi bir bölgede köleliği yasaklama yetkisine sahip olmaması gerektiğine karar verdi. Çünkü anayasa halkın özgürlüğünü, malını korumak için yapılmıştı ve köleler de tabii ki maldı. Bu, Birleşik Devletler'in kölelikle ilgili aldığı olumlu kararların tam tersine bir tutumdu.

Kölelik karşıtları, kaş yapalım derken göz çıkartmıştı.

Köle sahipleri bu davada zafer kazanmış olsalar da uzun vadede zararlı çıktılar. Mahkemenin kararı Demokratik Parti'yi ve köleliğe karşı oy veren Cumhuriyetçileri tam olarak ayırmıştı ve bu konudaki fikirler halkın gözünde tam olarak oturdu. Belki de bu yüzden 1860'da seçimlerde kölelik karşıtı Cumhuriyetçi Abraham Lincoln başkan olarak seçilmişti. Bu seçim birçok tarihçi tarafından İç Savaş'ın nedeni olarak kabul edilir.

Sonunda Dred Scott davası esas hedefine ulaşamadı. Kölelik karşıtları köle haklarıyla ilgili önemli bir davayı kaybetmiş oldular ve hatta giriştikleri politik savaşta bir adım gerilediler. Kölelik yanlılarının zaferi ise kısa süre sonra kaybedecekleri bir savaşa neden olabilecek sahte bir zaferdi. Bu işten tek karlı çıkan Scott'tı. Yüksek Mahkeme'nin kararından sonra Scott'ın sahibi ona söz verdiği gibi özgürlüğünü bağışladı.

Artık altmış küsur yaşına gelmiş olan Dred Scott ise sonraki yıl öldü.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 328
favori
like
share
Piranha_TR Tarih: 21.06.2009 23:07
Fulton ve Napolyon

Fulton ve Napolyon Tarihteki İlginç Olaylar




Fulton ve Napolyon
1800, Fransa

Fransa, Amerikan devrimi sırasında Birleşik Devletlerin tek müttefikiydi. Fransızlar kendi devrimini yaparken ise iyi niyetlerini bildirdiler. Napolyon bariz bir diktatör haline gelmeden önce, Birleşik Devletler yeni rejimi tanıyan birkaç devletten biriydi. Bu Lousiana'nın satın alınmasını getirdi ve 1812 Savaşı'na yardım etmek isteyen Amerikalıların Fransa'ya akışına yol açtı.

Napolyon artık Fransa'nın lideri olmuştu. Napolyon uyanık bir adamdı. Bugün bile hala kullandığımız birçok şeyi o yaratmıştır. Mesela teneke konserve kutuları ordunun yiyeceklerini saklamak üzere en iyi icadın arandığı bir yarışma sonucu ortaya çıkmıştır. Ama öyle bir icat var ki, reddetmeseydi her şey farklı olabilir ve İngilizler onu yakalamadan hüküm sürebilirdi.

Robert Fulton adındaki bir Amerikalı, Fransız ve Amerikan devrimlerinin ideallerini gerçekleştirmesi için Napolyon'a yardımcı olabilecek fikirlerle doluydu. Genç mucit bir denizaltı tasarlamış ve bunu deneme fırsatı da bulmuştu. Bu makine üç kişilik mürettebatıyla suyun yaklaşık 10 metre altında gidebiliyordu. Yelkenler ve direklerle normal bir gemi gibi düşman gemisine yaklaşıp, birden kaybolan bu gemi su altından düşman gemisine bir torpido fırlatabiliyordu.

1800'de Robert Fulton, Paris'e gitti ve sonunda Napolyon'un dikkatini çekmeyi başardı. Bu zor bir işti çünkü Birinci Konsül hem orduyu, hem de Fransız hükümetini yönetiyordu. Fulton prototip bir denizaltı hazırlayacak kadar çok para harcamıştı. Napolyon'a bunu Rouen limanında gösterme şansı buldu.

General bundan pek etkilenmedi. O zamanlar Fransa'nın İngiltere kadar büyük bir filosu ve daha da fazla gemiye sahip olabilecek gücü vardı. Ulusunun paralarını yeni bir icada harcamak için mantıklı bir neden bulamıyordu. Zaten donanma da askeri güçler arasında ikinci derece öneme sahipti.

Napolyon'un icadını reddetmesi Fulton'ı sadece o an için hayal kırıklığına uğrattı. Başka bir fikri daha vardı. Robert Livingston'un maddi ve manevi desteğiyle 1802'de Seine nehrinde saatte 3 mil hızla giden buharlı bir gemi yapmayı başardı. Bu düşük bir hızdı çünkü yelkenliler iyi bir rüzgarda saatte 7-10 mil arası bir hızla gidebiliyordu. Nehir üzerinde giden herhangi bir geminin ise rüzgara karşı sürekli ilerlemesi gerekebileceğinden yavaşlaması doğaldı. Ama önemli bir ayrıntı vardı ki, Fulton'ın gemisi rüzgardan etkilenmiyor ve yönünü kaybetmeden ilerleyebiliyordu.

O sırada Napolyon, pek göremediği barış zamanlarından birinin tadını çıkarıyordu. Bu arada daha profesyonel bir ordu oluşturma İşine yoğunlaşmıştı. Fulton'ın Napolyon'la görüşme ricaları reddedildi. Napolyon rüzgara karşı ilerleyebilecek gemi prototipini asla göremedi. Belki de bu yüzden aklına hiç böyle bir şey gelmemişti.

Birkaç yıl sonra Fransızların "Büyük Ordu"su, İspanyol ve Fransız filolarının gelip onları almasını beklemeye başladı. İngiliz kıyılarına çıkartma yapmaya hazırlanıyorlardı. Ancak Fransız ve İspanyol donanmaları İngilizler tarafından kıstırılmış bir şekilde limanlarda demirliydi. Belki de Fransız İmparatoru önü kesilmiş limanlara bakarken, şu Amerikalı hayalperestin su altı gemilerini hatırlayıp, Kraliyet gemilerini onlarla defedebilir miydik acaba, diye düşünmüş olabilir.

Napolyon'un Fransız bütçesinin büyük kısmını harcadığı İngiltere işgali projesinde sorun zamanlamaydı. Askerleri taşıyacak olan gemilerin uygun rüzgara ve sakin bir denize gereksinimi vardı. Ayrıca Kraliyet donanmasını da atlatmaları gerekiyordu. Bunun için de Fransızların Manş Denizi'ni en az iki gün kontrol edebilmeleri gerekiyordu. 1815'e gelindiğinde Fulton'ın buharlı gemileri saatte 5 milin üzerinde bir hızla Raritan, Potomac ve Missisipi nehirlerinde yüzüyordu.

Bu gemiler çok daha fazla maddi imkanlara sahip Fransa'nın elinde gelişseydi, kötü bir rüzgar nedeniyle Kraliyet donanmasının hareket edemeyeceği bir zamanda, ki bu sık sık olurdu, muhtemelen Fransızlar rüzgara karşı hareket edebilen buharlı gemileriyle Manş'ı geçebilirdi. Çıkartma yapılınca da İngiliz ordusunun karada kalmış olan kısmı iyice hırpalanabilirdi. Ancak Fransa-İspanya ittifakının donanması başarısız oldu. Manş'ın kıyılarında bir yıldan fazla bekleyen ordu da gitti Avusturya'yı işgal etti.

Sonraki on yılda İngiltere imparatora karşı her tür direnişi parasal olarak destekleyecekti. İngilizler ve Fransızlar 1805'te, İber Yarımadasında, Mısır'da, Akdeniz adalarında ve Fransa topraklarında savaştıktan sonra, Napolyon İngiltere'ye bir ordu çıkarabilseydi Avrupa'nın hakimi olurdu diye spekülasyon yapmak zor olmazdı. Eğer buharlı gemileri olsaydı, böyle bir çıkartmayı da yapması mümkündü. Bu yeni icada bir şans vermek Napolyon'un büyük planını uygulamaktan daha mantıklıydı. Bu plan, başarısızlığıyla tüm tarihi değiştirdi.