Paradoks, görünüşte doğru olan bir ifadenin bir çelişki yaratması veya sezgiye karşı gelmesidir.
Örnek ‘’Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir’’ Bu bir Sokrates paradoksudur.
İsterseniz bir hikaye ile pekiştirelim.
HANGİSİ DAHA UĞURSUZ?
Dervişin biri büyük bir köşkün önünden geçerken köşkün av meraklısı ama, çok zalim beyi yardımcıları ile birlikte ava gitmek üzere evden çıkmaktadır. Derviş ile selamlaşırlar. Ancak, ne hikmetse o gün hiç av yapmadan dönerler. Bey çok sinirlenir.
-‘’Sabah ava giderken karşılaştığımız o dervişi bulun çabuk. Onun yüzünden av yapamadım. Uğursuzu getirin bana’’
Yardımcıları hemen dervişi bulup beyin huzuruna çıkarırlar. Bey kükrer;
-‘’Bre uğursuz adam. Senin yüzünden elimiz boş geldik. Hiçbir şey vuramadık. Tez vurun kellesini’’
Derviş, beye şöyle der.
-‘’Beyim sabah selamlaşmıştık. Siz hiçbir şey vuramadınız. Ben ise kellemi kaybediyorum. Siz söyleyin şimdi. Hangimiz daha uğursuzuz?’’
Güncel hayatımızda ‘’Nasıl oluyor da’’ diyebileceğimiz o kadar çok paradoks (Çelişki) ile karşı karşıyayız ki nedenlerini bir türlü çözemiyoruz. İşte bazıları…
Çok çalışıyorum, ama geçinemiyorum. Kazanıyorum, ama yetmiyor. Hiçbir şeyim eksik değil, ama mutlu değilim. Gece gündüz sınava hazırlandım, ama ÖSS’ye giremedim. Saçımı süpürge ettim, ama kıymetimi bilmiyorlar. Annemi ve babamı seviyorum, ama beni anlamıyorlar. Çok az yemek yiyorum, ama yine de kilo alıyorum. Vs. vs.
Bunlar bireysel paradokslarımız. Bir de toplumsal paradokslarımız var. İşte bazıları…
Teknolojiyi artırdık, değerlerimizi yitirdik. Bilgimiz artıyor, bilgeliğimiz azalıyor. Büyük işler yapıyoruz, iyi işler yapamıyoruz. Çok konuşuyoruz, az dinliyoruz. Uzayı keşfettik, benliğimizi kaybettik. Az gülüyoruz, çok kızıyoruz. Aya ayak bastık, komşumuzun kapısını çalmıyoruz. İletişim artıyor, ilişkiler azalıyor. Çevremiz genişledi, dostlarımız azaldı. Ahkam kesiyoruz, çare olmuyoruz. Az okuyoruz, çok TV izliyoruz. Paylaşım diyoruz, bencil davranıyoruz. Büyük adamlar yarattık, karakterleri küçülttük. Eğitim alıyoruz, yobazlık artıyor. Dürüstlüğü savunuyoruz, ihanetler artıyor. Önce insan diyoruz, vefasızlık artıyor. Tıp ilerledi, hastalıklar arttı. Sorumlu devlet adamı diyoruz, rüşvet kol geziyor. Tasarruf diyoruz, borcumuz artıyor. Doğa diyoruz, ormanları yakıyoruz. Barış diyoruz, nükleer silah üretiyoruz. Doğru konuşalım derken, yalan söylüyoruz. Elhamdülillah diyoruz, Allah ile aldatıyoruz.
Hep bu paradokslarla mı yaşayacağız. Biz neden böyleyiz? İsterseniz beraber cevap arayalım…
Bence sevgiyi, sevmeyi unuttuk. Çünkü sevgi değer vermesini, karşındakinin yaşam hakkını, varolmayı, birlikteliği, paylaşmayı, sevinçleri, eşitliği, fedakarlığı, sadakati, haksızlığı, adaleti kabul etmek demektir. Sevgi bir yaptırımdır. Ancak seviyorsak bunları yapabiliriz. Biz ise sevgi ve sevmek yerine nefret etmeyi öğrendik. Nefret ve kötülük birbirini tetikler. Nefret ederken kötülüğü, kötülük ederken nefreti geliştirdik.
Sevgiyi bedenimizden kovduk ve yerine nefreti koyduk. Birbirimizden nefret ediyoruz, nefretle yaşıyoruz, nefretle çalışıyoruz, nefretle dövüşüyoruz, nefretle öldürüyoruz, nefretle yok ediyoruz.
Sevgisiz ve nefret eden bireyler ve bu bireylerin oluşturduğu bir toplum olarak paranın peşine düştük. Paranın her şey olduğu ve çıkarlar üzerine kurulu bir dünya yarattık. Para için meslek ediniyoruz, para için çalışıyoruz, para için aldatıyoruz, para için didişiyoruz, para için savaşıyoruz, para için öldürüyoruz.
Para, üstün olmak ve nefret etmek yaşam biçimimiz oldu. Hayatımız da ihanetlerle, aldatmalarla, yalanlarla, kötülüklerle, savaşlarla, dünyayı talan etmekle, birbirimizi boğazlamakla geçiyor.
Sevginiz yoksa hiçbir şeyiniz yok demektir. Sevmiyorsanız, sevilmiyorsanız daha çok paranız olsa, daha üstün olsanız, daha çok mülkünüz olsa ne olur?
Sevginiz yoksa iyi olmazsınız.
Sevginiz yoksa insan olamazsınız.
Sevgisiz bir dünya felaket demektir.
Sevgi, geleceğimizin garantisidir.
Mahşerin insan eliyle olmasını istemiyorsanız sevgiyi öğrenin, sevmeyi öğretin.
İnanın ki başka bir şey yapmanıza gerek kalmayacaktır...

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 697
favori
like
share
ADALI Tarih: 10.12.2008 15:43
:121:
CADIKIZ Tarih: 19.10.2008 15:46
Bu konu YASAM HIKAYELERINE alinsa cok iyi olur:3: