Kimya Tarihi
Bundan aşağı yukarı 250 yıl önce, 1754'te, yayınlanmış olan Fransızların ünlü d'Alambert Ansiklopedisinde kimyacılar ve kimya şöyle tanımlanmıştır : "Kimyacılar; kendilerine özgü dilleri, kanunları ve birtakım gizlilikleri olan, uğraştıkları mesleğin topluma bir yararı olmayan, toplum içinde münzevi (yalnız başına kalmayı seven) bir hayat süren, toplum içinde küçük bir gruptur". İşte bundan 250 yıl önce kimya ve kimyacılar bu şekilde tanımlanmıştır. Kimyada henüz bilgilerin tam oluşmadığı, kimya sanayin henüz kurulmadığı bir dönemde, hele El-kimyacıların başka ****llerden kimya reaksiyonları yardımıyla ****llerin kralı olarak nitelendirilen altını, filozof taşını, insanlara sonsuz ömür sağlayacak ve insanları gençleştirecek iksir elde etmek için, gizlilik içinde, boş şeylere inanıp bunları elde etmeğe çalışmaları göz önüne alınacak olursa, bu dönemde bu tarhın bir dereceye kadar geçerli sayılabilir ki, bunu yadırgamamak gerektir. Ama geçen zaman içinde çok şey değişmiştir. Bugün birçok ülkede kimyacıların ve kimya mühendislerinin sayısı hiç de ihmal edilecek bir durumda değildir. Türkiye'de meslek olarak kimyagerlik eğitimine başlandığı 1918 yılında üç öğrenciyle öğretime başlanmış iken bugün mevcut 61 üniversite'nin Kimya Bölümlerine 3000'nin üstünde öğrenci alınmaktadır. Bugün gelişmiş, yani sanayileşmiş, ülkelerin ekonomik gelişmelerinde "öncü sektör" olarak nitelendirilen sektörlerin başında kimya sektörü gelmektedir. Bugün bütün üretim sektörüne hizmet veren tek sektör kimya sektörüdür. Kimya sektörünün ekonomi içinde genişliğine ve derinliğine etki gücü bakımından "kimya sanayi olmadan sanayileşmenin düşünülmesi, kan dolaşımı olmadan bir insanın yaşamını sürdürebilmesini düşünmek gibi imkânsız bir şeydir".

19. yüzyılın ikinci yarısından sonra, dünya nüfusunun hızla artışı karşısında insanlık büyük bir tehlike ile karşılaşmıştır. Toplumun giderek artan ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yeni bir takım maddelerin hazırlanması lüzumu kendini göstermiştir. İşte burada kimyacılara büyük görevler düşmüştür. Meselâ, yağ tüketimi giderek büyük artış göstermiştir. Bu tüketimin çoğu sabun sanayinde olmaktadır. İşte sentetik yoldan üretilen deterjanlar sayesinde büyük miktarda yağ insan yaşamı için daha yararlı olan gıda sanayi sektörüne ayrılmıştır. Keza, yüzyılımızın sonunda altı milyarı aşacak olan dünya nüfusunun sadece pamuk ve yünden, yani tabii elyaftan giyinmesinin yaratacağı problemlere kimya sanayii sun'i elyaf çeşitleriyle çare getirmiştir. Gıda sanayinde ve tarımda gübre ve tarım ilâçlarının kullanılması sayesinde insanlık büyük bir açlık tehlikesinden kurtulmuştur. Bütün bu buluşlar kimyacıların araştırmaları sayesinde mümkün olmuştur. Bu gelişme sonucu olarak, kişi ve toplumlar daha müreffeh ve daha mutlu bir yaşama kavuşmuş, daha iyi şartlarda beslenme ve sağlık sorunlarının çözülmesiyle insan ömrü de uzamıştır. Bugün her toplumun, her kişinin refah düzeyi geçen dönemlere göre daha iyi düzeydedir. Bu yüzyılın başlarında 1,6 milyar olan dünya nüfusunu beslemek zorunda olan dünya, bugün 5-6 milyar insanı çok daha iyi şartlarda besleyebilir hale gelmiştir. 2020 yılında dünya nüfusunun 9 milyar, 2050 yılında 10,5 milyar olacağı tahmin edilmektedir. Bu nüfusun beslenmesi insanları düşündürmektir. Bilim ve teknolojide ilerleme bugünkü tempoda giderse tehlike mümkün mertebe azalacaktır. Genetik, biyo-teknoloji ve kîmya'nın daha şimdiden yirmi birinci yüzyılın en önemli gelişme alanları olacağı düşünülmektedir. Hatta, Kimya Nobel Ödülü sahibi Fransız bilim adamı Prof. Lehn, son bir konuşmasında kimyanın 25. yüzyılın bilimi olacağını ifade etmiştir. Görülüyor ki, dünya kimyacılarına büyük sorumluluk ve görev düşmektedir. Dünya kimyacıları doğal kaynaklardan büyük ölçüde yararlanma yollarının araştırılması konularına ön planda yer vermekte ve çoğu araştırmalarını bu alanda yoğunlaştırmaktadır. Nitekim IUPAC CHEMRAWN (Chemical Researche Applied to World Needs) bu konuda yoğun bir çalışma içindedir. Kimya, insanların daha mutlu bir yaşama kavuşmaları için her türlü imkânı sağlamaktadır. Amerikan Kimya Demeği'nin kuruluşunun 75'nci yıl dönümü hatırası olarak hazırlanmış olan amblemin üzerinde "Chemistry, key to better living" (Kimya, daha iyi yaşamanın anahtarıdır) yazısı gerçeğin tam bir ifadesidir.
20. yüzyılda kimya Sanayi'ndeki baş döndürücü gelişmenin, insanlık aleminin yaşantısında büyük etkisi olmuştur. Yukarıda da ifade edildiği gibi, birçok hayatî problem kimya sayesinde çözülmüş, dünya büyük bir felâketten kurtulmuştur. Bu problemler arasında en önemli olanlardan biri, hiç kuşkusuz, dünya nüfusunun yeterli miktarda beslenebilme sorunudur. Eğer yapay gübrelenme sayesinde toprağın gücü artırılmamış olsaydı, açlık bütün dünyayı sarsacaktı. Toprağın yapay gübreye olan gereksinme sorunu, ilk önce, büyük Alman kimyacısı Von Liebig tarafından anlaşılmış ve böylece Tarım Kimyası'nda büyük bir adını atılmıştır. Ancak, yüzyılımız başlarında, hızla artan dünya nüfusunun beslenme ihtiyacı giderek artmış, yapay gübre için çok gerekli olan güherçile'nin Şili'deki yataklarının büyük bir hızla tükenmeye başlaması büyük bir sorun yaratmıştır. Bu sorun kimyacılar tarafından çözülmüştür. Güherçile gibi azotlu gübrelerin başlangıç maddesi olan amonyak havada % 78 oranında bulunan azottan sentez yoluyla iki Alman kimyacı Fritz Haber (1868-1936) ve Cari Bosh (1874-1907) tarafından elde edilmiştir. Bu sayede insanlık alemi korkunç bir açlık tehlikesinden kurtulmuştur.
Haber, zamanın ünlü Kaiser Wilhelm Enstitüsü'nün Direktörü olmuştur. Haber, amonyak sentezi nedeniyle 1918 yılında Kimya Nobel Ödülünü almıştır. Heidelbeg Üniversitesi Fizikokimya Profesörü Cari Boch da amonyak sentezinde yüksek basınç (200 atmosfer) yöntemini kullandığı için 1931 yılında Kimya Nobel Ödülünü almıştır.
İyi ürün almak için sadece toprağı gübrelemek yeter değildir. Aynı zamanda ürünlerin zararlı haşerelere karşı korunması da şarttır. Haşereler, kemiriciler, mikro parazitler, mantarlar ve yabancı otlar dünya ekonomisini insanlar aleyhinde kullanan yaratıklar oldukları gibi, insandan insana bazı hastalıkların geçmesine de yol açtıkları için sağlık bakımından çok tehlikelidirler. Bu gibi haşereler veya zararlı yaratıklarla savaşta kullanılan kimyasal maddeler özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra büyük bir hız kazanmıştır. Hastalıklarla savaşta nasıl ki 1935'lerde sülfamidler hekimlikte büyük bir devrim yaratmışsa, aynı şekilde birtakım tarım ilâçlarının elde edilmesi de bir devrim yaratmıştır. Bunlar arasında en önemli olanı, hiç kuşkusuz, kısaca DDT adıyla bilinen ve kimyasal adı dikloro-difenil-trikloretanolan bileşiktir : DDT, Adolf Von Baeyer'in bir öğrencisi olan Zeidler tarafından sentez edilmiştir (1874).

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1397
favori
like
share
baraneren21 Tarih: 05.10.2008 13:33
teşekkür ederim