ÜÇ GÖMLEK

“ Ağacı tattıkları anda ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini Cennet yapraklarından yamayıp- örtmeye başladılar.” ( A’raf: 22)
“ Ey Âdemoğulları, biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir libas( elbise) ve süsleyecek bir giyim indirdik.” ( A’raf: 26)
Hayâ duygusunun ifadesi, çirkin ve ayıp uzuvları örtme aracı, iklim şartlarına vücud muhafazası, bedenin dış güzelliğinin çevrece beğeni ve süsü; insanın toplum, dış âlem ve gaybi varlıklara açılma penceresidir, elbise…
Yusuf Süresi’nde beşer tarihinin en seçkin, mümtaz, yüce ve hayırlı simalarından Hz. Yusuf’un ( kalplere merhametli bir dokunuşun) kıssasını okurken her asırda mü’minlere ders, ibret olabilecek üç önemli aşamayı takdirle talim etmekteyiz. Her biri simgesel üç gömleğin odağında gelişen, kıvamını bulan, İlahi bakışla hikmet sunumu olan üç aşama…
Hz. Yusuf’un çocukluk günlerini bir masumiyet tablosu içinde sevgiyle okurken mazlumiyet ve mağduriyet nişanı olan yırtılmamış, ama hileyle kana bulanmış birinci gömlek.
Delikanlılık çağının edep yüklü sahnesinde iffet timsali Yusuf’u aşkla selamlarken onun ismet ve suçsuzluk şahidi olan arkadan hırsla parçalanmış, ama kansız ikinci gömlek.
Allah için dolu dolu yaşanmış, hikmetle örülmüş; bela ve musibetin şiddetine rağmen sabırla çekilmiş bir çilenin nimete inkılâbında, iktidar imkânlarının ayaklarına serildiği bir demde merhamet, afv, kararlılık ve istikameti resmeden “ Yusuf kokulu” üçüncü gömlek.

“ Dediler ki: "Ey babamız! Biz gittik, aramızda yarış yapıyorduk. Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. Bir de baktık ki, onu kurt yemiş. Şu anda biz doğru da söylesek, yine de sen bize inanacak değilsin.
Bir de gömleğinin üzerinde yalandan bir kan getirmişlerdi. Babaları dedi ki: "Hayır, nefisleriniz aldatmış da size bir iş yaptırtmış. Artık bana güzel bir sabır gerekiyor. Bu anlattıklarınıza karşılık yardımına sığınılacak olan ancak Allah'dır." ( Yusuf: 17–18)
Yusuf Süresi’nde Yüce Allah’ın hayatın akışına ne denli müdahil olabileceğini müşahede ediyoruz. Günlük konuşmalar, kalıplaşan yargılar, köhnemiş adetler içinde normal addedilen bir hayatın aslında manasızlık iklimini anlam yüklü bir serinlikle yaşanır kıldığını sabır, vera, tevekkül ve teslimiyet ışığıyla gaflet uykusundan uyanırken görüyoruz.
Yusuf’un kardeşleri… Haklı ve yerinde bir sevginin hazımsızlığı içinde hasud, hodbin, haris bir topluluk… Yusuf’u sevmesi, koruması, ona dost olması gereken; Yusuf yüzlü mü’minler içinde zahiren görünen ‘ bizden bildiğimiz’ kimseler… Aslında Allah’ın lütfünü, mü’minin izzetli duruşunu, hayranlık uyandıran şahsiyetini kıskanan, iyi niyet maskesiyle gerçek yüzünü örtmüş sahte, riyakâr kimlikler… Bize dostluk elini, sevgi gülünü uzatan; lakin perde arkasında kuyumuzu kazan, ihanet çemberinde masumiyetimizi boğan; düşmanlarımıza birkaç menfaat bedeli değerlerimizi, civanlarımızı teslim eden sahte acımalarla, ikiyüzlülük kokan bir şefkatle, sırıtışı andıran bir gülümseyişle Yusuf’ları kör kuyulara itenler… Çevremize idrak gözüyle baktığımızda bu yalancı çehreleri deşifre ediyoruz. Şeytani tuzaklar, nefsi cazibeler ve ‘ çağın gerekleri’ safsatalarıyla masum bedenleri, körpe zihinleri modernliğin günah kuyusuna iten, kapitalist çarkların dişlisine süs ve tüketim malzemesi olarak sunan, akabinde timsah gözyaşlarıyla “ Onu kurt kaptı.” Gerekçesinin süsüyle vahşetin korkunçluğunu sıradanlaştıranlar, sahte kanlarla buladıkları gömleğin onların yalancı yüzlerini deşifre eden şahit olduğunu bilmezler. İşte bu noktada mazlum, mahrum, masum, mü’min canları hazzedemeyenlerin caniliği kendi ifadeleriyle belgelenir. Bir kurt bir bedeni parçalayacak da gömleği sağlam bırakacak! Oysa bu mesnedsiz iddia kendini temize çıkaran kardeşlerin mazeretlerinin asılsız, dayanaksız olduğunu ispatlar. Yakup(a.s)’un lisanıyla mü’min erlerin böylesi komplo teorileri, hilekâr planları “ ARTIK GÜZEL BİR SABIR”LA karşılaması ve “ YARDIM İSTENİLECEK GERÇEK MERCİ ANCAK ALLAH’TIR” LA bertaraf etmeleri bir istikamet olur.

“Her ikisi de -Yusuf önde, kadın peşinde olmak üzere- kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkasından yırttı; kapıda kadının kocası ile karşılaştılar. O sırada kadın, kocasına "Eşine kötülük etmek isteyenin cezası herhalde hapsedilmekten ya da ağır işkenceye çarpılmaktan başka bir şey olamaz" dedi.” ( Yusuf: 25)
“Adam, gömleğin arka tarafından yırtılmış olduğunu görünce karısına "Bu iş, siz kadınlara özgü bir komplodur, sizin komplolarınız yamandır" dedi.” ( Yusuf: 28)
Kıskançlığın kıskacında kalpleri katılaşan kardeşler eliyle kuyu karanlığına bırakılan, menfaat beklentisiyle köle pazarına Yusuf’u köle olarak götüren haris bir kervanın elinden selamete ulaşan Yusuf, artık güzeller güzelidir. Ne yazık ki arzularına yenik, şehvetin çekim alanında gönül gözü kör bir kadın cinsellik objesini pazarlama basitliği ve ısrarlı teklifiyle kurtuluş kapılarını bir bir Yusuf’un yüzüne kapar. Çaresizlik gücün tükeniş çizgisinde belirir. “ İsteklerim senin içindir, gelsene!” çağrısıyla iffetsiz davetten kaçış yolunda cılız bir ışık bile yoktur, görünürde. Tıpkı günümüzün resmi… Bugün hayatın her karesi, yolun her adımı, konuşulan her söz, sahneye konan her oyun, her reklâm, her teklifte şehvet kendini aniden hissettirir. Bir araba, bir deterjan, bir ayakkabı… Öyle ki tüketim eşyası adına her şey kadın unsuru üzerinden albenili hale getirilir… İmana, iffete, çirkin tekliflerden uzaklaşmaya açık kapılar mü’min bedenlerin hayâ gömleğini çıkarıp ayıp tablosu olarak deşifre etme adına çeşitli hilelerle kapanmıştır. Şehvetin kuşatması altında kalan kadının kendini iffet ve tesettürüyle; erkeğin edep ve fikriyle ifadesine fırsat bırakılmamıştır… Daha çocuk yaştaki kızların bale aldatmasıyla, körpecik kızların ‘ gençlik bayramı’, ‘ ana- kız el ele okula’ kandırmacasıyla iffet elbiselerinden sıyrılmışlığı telkin edilir. Yusufi bedenlere şehvet tahrikiyle kastedenler, bedenleri yüceltme arzusuyla ruhları rezil duygulara esir ederler. Yusuf’un gömleğinin arkadan yırtık olması mü’min bedenlere kastedenlerin niyetini açıkça ortaya koyar… Birinci yırtık olmayan kanlı gömlekteki timsah gözyaşları, ikinci yırtık gömlekte ‘ muhabbet’ mazeretiyle meşrulaştırılır. Oysa ‘ Seni seviyorum, sensiz yapamam!’ aldatmacalarıyla duygusal olarak etkilenen kişi beklenmedik, ani ve çarpıcı bir çelmeyle ‘ namusuna’ halel getirir. İffet gömleğini, hayâsızlık tırnaklarıyla parçalayan eli görmek ve böylesi ellerin ‘ muhabbet’ sahteciliğine kanmamak için “ BENİM İÇİN ZİNDAN ( SÜRGÜN, AMBARGO, FAKİRLİK… V.S) BENİ KENDİSİNE DAVET ETTİKLERİ ŞEY( ŞEHVET, FİTNE, FESAT, İFTİRA, YALAN, HİLE… V.S)’DEN DAHA SEVİMLİDİR.” Duruşu elzemdir.
Allah’a sığınan bir Yusuf… Ve ne pahasına olursa olsun, Yusuf’u isteklerine boyun eğdirme arzusunda bir kadın… Arkadan hırsla yırtılan bir gömlek… Ve Yusuf’un suçsuzluğuna aralanan ikinci kapı, ikinci şahit… Öyle bir şahitlik ki Meryem’in iffetine şahadet dile gelen beşikteki İsa gibi; Hz. Aişe’nin tahireliğine müjde Nur Süresi misali… İlahi müdahalenin aydınlığında netleşen sahne: Şehvete çağıran, kurulan tuzak, arkadan yırtılan gömlek, iftira; Allah korkusuyla kurtuluşu arayan, iffeti adına günahtan yüz çeviren, çirkin teklifi reddetme, ihlâs, masumiyet… Her şey o kadar net ki… Biz de Kur’an okulundan sünnet kürsüsünden kalbimize imanla yol açan basireti konuşturursak… Hak belli, batıl belli… Çünkü görüntü net!

"Bu gömleğimle gidin de, babamın yüzüne sürün. Gözü (yine) görür hale gelir. Bütün ailenizi de bana getirin."
Kafile (Mısır'dan) ayrılmaya başladığı zaman, babaları dedi ki: "Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf'un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum." ( Yusuf: 93–94)
Müjdeci gelip de onu (gömleği) onun yüzüne sürdüğü zaman, gözü görür olarak (sağlığına) dönüverdi. (Yakup) Dedi ki: "Ben, size bilmediğinizi Allah'tan gerçekten biliyorum demedim mi?" ( Yusuf: 96)
Katılaşan kalplerin yumuşaması, körleşen gözlerin açılması, sağırlaşan kulakların hakkı idraki Allah’ın hidayetine teslimiyetin semeresidir. Allah’a adanmış bir hayatın Allah için arzulanan bir ölümün, ikame edilen bir namazın, meşru isteklerden koparan bir orucun şahidi gömlekleri yüzümüze sürmenin zamanı tam “ Yusuf kokulu gömlekle” daha belirginleşiyor.
Çile, zorluk, hasret, zindan, rüyalar, uyanışı yaşayan zindan yareni ve “Yusuf’un hatırlanmışlığı” kuyudan saraya giden yolun hitamı, şefkat ve özlemle Yusuf’a açık, dünya’ya kapalı gözlerle hüznüne Allah’ı şahit tutan Yakup’un bekleyişi, Yusuf’u unutulmuşluğa iten kardeşlerin Yusuf’a muhtaçlığı ve onun eksikliğini yaşadıkları bir dem… Üçüncü gömlek, Yusuf’un kendi isteğiyle kardeşlik ve merhamet simgesi olarak çıkarılır.
Birinci gömlek bencilliği besleyen bir hasetle çıkarılmış, ikinci gömlek şehveti tahrik hesabıyla yırtılmış; üçüncü gömlek ise adalete, yardımlaşmaya, merhamete, sosyal paylaşıma düşman, engel bir zihniyete direnme adına Yusuf’un kendi rızasıyla sırtından çıkıp müjde olarak sunulur vuslat intizarındaki yüreklere.
Üçüncü gömlek ihmal edilen, küçümsenen değerleri; gericilik addedilen ilkeleri, hayat sahnesine girişi engellenen doğruları, iftirayla sindirilmiş güzellikleri… Yani yakınlaşma ve merhametin sembolüdür. Yetim, yoksul, mahrum, komşu ve yakını gözetmenin; toplumsal dert ve sıkıntılarla özdeşleşmenin, ‘ ben’ objesinden kurtuluşla ‘ cemaat’ dairesine katılmanın, sıla-i rahimi yaşatmanın güzelliğidir, “ Yusuf kokulu” üçüncü gömlek.
Beden, kalp ve ruh cevherlerini örten gaflet kabuğunu kırıp Rahmet iklimi ve ana rahminde merhametle nasiplenmeyi hatırlatan, ölüm hakikati karşısında savunmasız bırakan, himayeyi Yüceler Yücesi’ne lisan-ı hal ile ait kılan müştak gönül ve gözleri hasretle bekleyişin sabır abidesi, Yakubi çehrelerin nurudur “Yusuf kokulu” gömlek.

İbrahim DAĞILMA

eserali eserali
Üyenin Yeni Konuları
Üyenin Populer Konuları
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 391
favori
like
share
Asiyan Tarih: 08.10.2008 10:25
teşekkürler paylaşım için