Kumsalda kimse yoktu
Denizden sert bir rüzgâr esiyordu
Narin yüzünü bıçak gibi kesiyordu
Saçları havalanmış dalgalanıyordu
Geriye doğru uzanan eteği sanki onu çekiyordu
Bedenine çarpan rüzgâra direniyor
Bronz bir heykel gibi dimdik duruyordu
İki yana açılmış kollarıyla
Sanki hayata meydan okuyordu
Gözleri ufka kilitlenmişti
Bir cesaret abidesi gibiydi
Hiç kımıldamıyordu
Sonra başını öne eydi
Elleriyle saçlarını topladı
Çıplak ayaklarıyla yavaş adımlar attı
Ayakları suya ulaştı
Önce parmakları ıslandı
Sonra devam etti yürümeye
Su dizlerini aştı
Islanan etekleri ağırlaştı
Bacaklarına yapıştı

Hiç duraksamadan yürüyordu
Soğuk su bedenini donduruyordu
O halâ dimdik yürüyordu ufka doğru
Su boynunu aştı sanki denizle kaynaştı
Sonra gözden kayboldu
Suyun yüzünde birkaç köpük belirdi
Onlarda bir süre sonra dağıldı
Sonra su da duruldu
O sonsuz yolculuğuna
Sonsuz ufka doğru yürüyerek
Denizden gidiyordu

Ne bir ses çıkartmıştı
Ne bir çığlık almıştı
Ne geride bir ceset bırakmıştı
Ondan son kalan ıslak kumdaki
Birkaç ayak iziydi
O izleri de sildi deniz
Küçücük bir dalgayla
Deniz saygı duymuştu
Bu cesaret abidesi kadına
İntihar etmemişti O
Deniz basmıştı onu bağrına
Güneş o gün daha hızlı alçaldı
Ufuktan denize daldı
Üşümesin diye bedeni
O mağrur kadını sardı
Sonra hava karardı
Deniz karardı
Kadın da
Güneş de
Deniz de
Derin bir uykuya daldı




Yıldızlar çok uzaktan göz kırpıyorlardı
O gece ay da bir başka gülüyordu
Gururlu insanlar
Ölürken de gururlu ölüyordu
İnsanlar duymasa da
Doğa onlara saygı duyuyordu.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 363
favori
like
share