[color="#7858a0"]Yine otogar…
Ve yine sadece kendime gidecek bir yolculuğun kıyısında zamanın geçmesini bekliyorken…
Tam da güneş tutulmaktayken üstelik…

Geldi…
Çok yakın olayları bile çok kolay unutuyorken, nasıl hatırladığıma şaşırıyorum aklıma geldikçe…
Şaşırıyorum ama yine de geldi işte…
Durup dururken…

Eskiden…
Hem de çok eskiden, birkaç saniyelik bir görüntü bu..
Oldukça küçük olmalıyım..
Ki; babamın kucağındayım…
Güneşli bir bahar günü…
Tam da bugün gibi..
Ve stadyumun önündeyiz…
Benim gözlerim ve yüreğim ayağımdaki kırmızı rugan pabuçlarda…
Öncesi yok bu görüntünün..
Nasıl gidildi?
Nerden alındı?
Nasıl beğenildi?
Yok hiçbiri…
Sadece kırmızı rugan pabuçlarım…
Gözümü alamıyorum onlardan..
Nasıl da sevinmişim…
Nasıl da coşkuluyum…
Eve gitsem…
Onlara dokunabilsem…
Bunlarla nasıl yürüneceğini merak ediyorum sonra…
Sıyrılıyorum kucağından babamın..
Gözlerim hala kırmızı pabuçlarda…
Koşmaya başlıyorum sonra…
Kaç adım hatırlayamıyorum ki….
Sonra…
Pat…
Yerdeyim..
Dizlerimden akan kanla aynı renk o sıra pabuçlarım…
Ağlıyorum…
Kırmızı rugan pabuçların sıyrılan ucu acıtıyor canımı en çok…

Hepsi bu kadar görüntünün…
Öncesi yok…
Sonrası da…

Aradan yıllar geçti…
Hem de uzun yıllar..
Ama değişen pek bir şey yok sanki…
Ne zaman o çocukça, kırmızı rugan pabuç coşkusunu, sevincini yakalasam yüreğimde…
Yine pat yerdeyim…
Yine yaralanıyorum…
O coşkuyu tüketmek bir yana, doyasıya yaşayamadan üstelik…

Yıllar değişiyor..
Sevinçler, coşkular değişiyor…
Mekanlar değişiyor…
Ama sonuç aynı..

Bir yolculuğun kıyısında..
Gelip geçiyorken uğranacak kadar hayatıma giren, bilmediğim bir şehirde bekliyorken…
Ve tam da güneş tutulmaktayken…
Neden geldi ki aklıma?

Esin Ardıç

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 268
favori
like
share