Küladası Efsanesi

Eşrefoğlu Beylerinin birinin oğlu bir gün sürekavına (topluca çıkılan av) çıkmış. O zamanlar göl bugün ki biçimine gelmemiş; göllenme yalnızca anamasın eteklerineymiş. Beyşehir kıyıları Ovalıklıymış ve Kaşaklıboğazından gelen bir ırmak, yedi gözlü Beyşehir Köprüsü’nü geçerek Seydişehir Gölüne dökülürmüş.

Beyin oğlu yeni evlendiğinden, av damat onurunu düzenlenmiş. Delikanlı yaman bir atışla kanadı kırma bir Talgan Kuşu vurmuş. Şahini üstten çullanmış. Tazısı alttan koşturmuş kendisi de at salmış, kuşun üstüne. Fakat kuşun düştüğü gömük meğer bir düden imiş. Hepside dalmışlar dipsiz obruğa. Dalış o dalış boğulmuş gitmiş elleri kınalı toy damat.

Beylik halkı, damadın arkasından günlerce yaş dökmüş, yas tutmuş. Günler sonra Bey’e oğlunun parmağı taşlı yüzüklü ve elleri kınalı cesedinin Manavgat Çağlayanında ortaya çıktığı bildirilmiş. Meğer, Göl Düdeninin suyu, yer altından Manavgat Çağlayanına dökülürmüş.

Bey yiğit oğluna mezar olan o kanlı düdeni kapattırmayı emretmiş. Beyliğin ikiyüzü aşkın köyüne salmalar salınmış. Herkes, saman, kül, yapağı ve ardıç ağaçları taşımış kanlı düdene. Çürümesin diye ardıçlar en alta koyulmuş. Bunların üstü kül ve ötekilerle iyice doldurulmuş.

Öyle ki kocaman bir yığma tepe oluşmuş. Sonradan göl suları yükselince de bu koca tümsek ada olmuş. Adına da Kül Adası demişler.

Söylendiğine göre bu koca düdenin kapatılması ile gölün su kaçağı azalmış ve göl alanı giderek büyüyüp bu hale gelmiş.

Etiketler:
Beğeniler: 2
Favoriler: 1
İzlenmeler: 539
favori
like
share