Tarihteki İlkler

İlk Reklam Şirketi
Resmi kayıtlara göre, bilinen en eski reklam şirketi, 1786 yılında, Londra'da kuruldu. Şir- ketin sahibi William Tayler , özellikle yerel ba sında sayısız ilan yayınlattı. İlk ilan metinleri, genellikle "duyuru" biçimindeydi . 1809 yılın- dan itibaren reklam ajansları, metinlerde vurucu sloganlara yöneldiler. Bu akımı ilk başlatan metin yazarı ise James White'ın reklam ajansında çalışan Charles Lamb oldu. Lamb'in yazdığı ilk orijinal reklam metninde, bir eşya piyangosunun tanıtımı yapılıyordu. 1880'lerden itibaren gazete ilanlarında, biçim olarak da yaratıcı zekânın ürünleri sergilenmeye başlandı. 1889'da İngiltere'de Thomas Smith, kurduğu reklam ajansını "yaratıcı metin ve mizanpaj kuruluşu " olarak tanımlıyordu . Amerika'da J. Ayer tarafından kurulan reklam ajansı, ilk metin yazarını 1892, ilk grafi- keri ise 1898 yılında kadrosuna aldı.

Amiral Thomas Cochrane'den, Fransız halkına seslenen bazı bildirilerin dağıtılmasını istediler. Donanma Komutanlığı, söz konusu bildirilerin İngiliz kıyılarında avlanan Fransız balıkçılarına verilmesini ve kendilerinden bu bildirileri yurttaşlarına dağıtmalarının isten- mesini öneriyordu. İngiliz Cochrane ise, Fransız balıkçılarının, düşmanları tarafından ellerine zorla tutuşturulan kâğıtları, kendi yurttaşlarına ileteceklerine hiç inanmıyordu. Bu yüzden, teslim edilen emanetleri, Fransa'ya ulaştırmak için başka bir yöntem aramaya başladı. Daha önceki yıllarda, Kraliyet Donanması'ndan "Pallas" adlı geminin güvertesinde uçurduğu dev uçurtmalarla, tekne- nin hızını artırabilmek için bazı deneyler gerçekleştirmişti. Bu deneyler ona esin kaynağı oldu ve küçük uçurtmalar yaptırttı. Bildiriler, bu uçurtmaların kuyruklarına düğümlendi. Gemi, Fransız sahillerinde dolaşmaya başladı. Belirli aralıklarla, uçurtmaların ipleri bırakıldı ve böylece İngilizlerin bildirileri, Fransız sahillerine ulaşmış oldu.

İlk Havadan İlaçlama
Tarım ürünlerini zararlılardan korumak için ilk havadan ilaçlamayı 3 Ağustos 1921 günü Teğmen John B. Macready ABD'de, Ohio'nun Troy yöresinde gerçekleştirdi. Dünya yükseklik rekorunun da sahibi olan Teğmen Macready, Ohio Tarımsal Deneyler İstasyonu adına, Curtiss JN6 tipi uçağıyla 24 dönümlük bir katalpa ormanını ilaçladı. Yerden yaklaşık 10 metre yüseklikte giden uçaktan bo- şaltılan 80 kilo toz kurşun arsenatla, 4 bin 815 ağaç ilaçlanmış oldu. Bu ilaçlama işlemi, bir dakikadan bile daha az sürmüştü.

İki gün sonra, bu projenin fikir babası olan Ziraat Mühendisi C.R. Nellie, ağaçlar üzerinde bir inceleme yaptı ve katalpa ağaçlarına büyük ölçüde zarar veren böceklerden yalnızca yüzde birinin sağ kaldığını saptadı.

Ticari amaçlı ilk tarımsal ilaçlama şirketi ise, ABD'nin Georgia eyaletinde C.E. Woolman tarafından 1925 yılında kuruldu. Daland Dustters İnc. adlı bu şirket, Petrel türü tek uçağı ile boşalttığı kalsiyum arsenat sayesin- de, Georgia'daki pamuk tarlalarını büyük ölçüde zararlılardan kurtardı.

Kürtaja İzin Veren İlk Ülke
Sovyetler Birliği, kürtaja izin veren ilk ülkedir. Bu ülkede, 1920 yılında, çocuk aldırmak yasal olarak serbest bırakıldı. Ancak, tüm kadın doğum doktorlarına birer genelge gönderilerek, hastalarını, özellikle ilk hamilelikleriyse, ameliyattan vazgeçmeye ikna etmeye çalışmaları istendi. Ancak, hamilelik iki buçuk ayı geçmemişse, doktorun, hastanın arzusuna karşı çıkması olanaksızdı. Yani, son söz annedeydi. Kürtajın serbest bırakılması üzerine, Sovyetler Birliği'nde çocuk aldıran annelerin sayısı hızla arttı. 1934 yılında, yalnızca Rusya Sosyalist Cumhuriyeti'nde 700 bin kürtaj olayı kayıtlara geçti. Bu gelişmeden endişe duyar, yetkililer, 1936 yılında yasada yaptıkları bazı değişikliklerle, kürtaj için bazı koşullar getirdiler. Buna göre, bir annenin çocuğunu aldırabilmesi için, hamilelik nedeniyle yaşamının "ciddi bir tehlike" altında olması ya da bebeğin hastalıklı doğacağına ilişkin bazı belirtiler bulunması gerekiyordu. Bu koşullar, 1955 yılına kadar geçerliliğini korudu. O yıl, Kürtaj Yasası'nda bazı değişiklikler yapıldı. Bugün Sovyetler Birliği'nde, resmi kayıtlara geçen yıllık kürtaj sayısı. 6 milyon civarındadır.

Mediko-sosyal nedenlerle, kürtajı yasal hale getiren ilk ülke ise, İzlanda'dır. 28 Ocak 1935 günü kabul edilen 38 sayılı yasaya göre, eğer doğum annenin bedensel ya da ruhsal sağlığı açısından ciddi tehlikeler taşıyorsa ve hamileliğin ilk 28. haftası geçilmemişse, çocuk alınabiliyor. Batı Avrupa'da, yine medikososyal nedenlerle kürtajı yasal hale getiren pek çok ülke, kendilerine İzlanda'daki uygulamayı örnek almıştır.



Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3133
favori
like
share
BLUEROJ Tarih: 11.10.2008 21:17

İLK BASIMEVİ

1493 yılında İstanbul' da, 1495 yılında da Selanik' te bir basımevi açan Museviler, buralarda Tevrat, yorum, dilbilgisi ve tarih türünde kitap basarak, ilk basımevini gerçekleştirdiler. Bunları, İtalya' da basım işlerini Öğrenen Tokatlı Apkar adlı Ermeni asıllı bir yurttaşımızla, oğlu Sultanşah' ın birlikte kurduğu basımevi izler. 1567' de ilk kez bir Ermenice dilbilgisi kitabı yayımladılar. 1627' de Nikodemos Metaksas adındaki biri, Londra' dan getirttiği basımevi gereçleriyle Museviliği yeren küçük bir kitap çıkarttı.

İLK BARO

Türkiye' de ilk baroyu, 1870 yılında kapitülasyonlardan yararlanan yabancı uyruklu avukatlar, " Sosyete dö baro dö Konstantinopl ", yani " İstanbul Avukatları Topluluğu " adıyla kurdular. İlk Osmanlı barosunun ortaya çıkışı, 1876 yılındadır. Bu topluluğa 62 avukat kayıtlıydı. Bunlardan 11' i Rum, 38' i Ermeni idi. Bugünkü anlamıyla baro, her ilde en az 15 üyesi bulunan ve Avukatlık Yasası uyarınca, görevlerini onur ve dayanışma içinde toplumun çıkarlarına göre geliştirip yapmayı amaç edinen avukatlararası bir topluluktur.

İLK BAREM YÖNTEMİ

1929 yılında yürürlüğe giren bir yasa ile, Türkiye' de ilk kez uygulanmaya başlanan barem yöntemi, ünlü Fransız matematikçisi " Baremme" in adından dilimize giren bir sözcükle anıldı. Devlette görev alan memurların aylıklarını belirleyen, düzenleyen ve görevdeki eskiliği göz önüne alarak tutarlarını ayrı ayrı gösteren çizelge anlamına gelir. Bu çizelgede en az aylıkla, en yüksek aylık oranları, derece derece gösterilir.


İLK KADIN BAKAN

Türkiye' nin ilk kadın bakanı, Prof. Dr. Türkân Akyol' dur. 12 Mart döneminde 1. Erim Kabinesi' nde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı' na getirilen Akyol, 1928 yılında İstanbul' da doğdu. Ankara Tıp Fakültesi' nden mezun olduktan sonra, göğüs hastalıkları konusunda ihtisas yapan ve 1964' te doçent, 1969' da ise profesör olan Türkân Akyol' un, bir başka özelliği de, seçimle gelen ilk rektör olması.

İLK BARAJ (Su Bendi)

Türkiye' de ilk baraj, 1619 yılında Osmanlı Padişahı II. Osman' ın yaptırdığı " İkinci Osman " ya da öteki adıyla " Topuz Bendi " dir. Yüksekliği, 9 metre 91 santimetredir. III. Ahmet, 1722' de 9 metre 41 santimetre yüksekliğindeki Büyük Bent' i yaptırdı. Osmanlılar devrinde yapılan en büyük baraj, 1890' da hizmete giren 18.5 metre yükseklikteki Elmalı Bendi' dir .
Cumhuriyet' in ilanından sonra yapılan ilk baraj ise, 1936' da tamamlanan Çubuk Barajı' dır. Yüksekliği 33 metre olan bu baraj, Ankara ili sınırları içindedir. Özellikle 1950' li yıllardan sonra birçok büyük barajlar yapıldı. Bunların içinde en büyüğü, Doğu Anadolu' daki Keban Barajı' dır. Ancak, Güney Anadolu Projesi (GAP) içinde ye alan ve yapımı hala süren Atatürk Barajı, tamamlandığında, yurdumuzun en büyük barajı olacaktır.

İLK BALIK BİLİMİ

Ülkemizde balık bilimiyle ilgili ilk çalışma, 1914 yılında Balıkhane Müdürü olan Karakin Deveciyan' ın, " Balık ve Balıkçılık " adıyla yazdığı bir kitapla başlar. Deveciyan' ın kitabı, bugünkü balık bilimi ölçüleriyle bağdaşmıyorsa da, bu konudaki ilk adım ve araştırma olarak çok önemlidir.
Türkiye' de ilk Balıkçılık Araştırma Şubesi' ni 1916 yılında İtalya' nın Napoli kenti Zooloji İstasyonu görevlilerinden Doktor Viktor Bayer kurdu. Balıkçılık konusunda bilimsel nitelikteki ilk olumlu kuruluş, 1950 yılında İstanbul Üniversitesi' ne bağlı olarak çalışmalarına başlayan Hidrobiyoloji Araştırma Enstitüsü olmuştur.


İLK BANKA

Ülkemizde gerçek anlamda kurulan ilk banka, İstanbul Bankası' dır. 1847 yılında faaliyete geçen bu bankadan sonra, 1863 yılında Osmanlı Bankası ve daha sonra da başka yabancı bankalar açıldı. 1867 yılında bütünüyle yerli sermayeli bankalar kurmak kararı alınınca, ilk yerli banka kuruluşumuz olan Emniyet Sandığı ortaya çıktı.

İLK BALE OKULUMUZ

Türkiye' de gerçek anlamda bale gösterileri, oldukça yenidir. Devlet desteğiyle bale öğreniminin başlangıcı 1943 yılında oldu. İlk bale okulu, İstanbul Yeşilköy' de, İngiltere Kraliyet Balesi' nin kurucusu dünyaca ünlü Dame Ninette de Valois' nın denetim ve eğitimi altında çalışmalarına başladı. 1950 yılında Ankara' ya taşınan okul, Devlet Konservatuvarı' nın bir bölümü oldu. Bale okulunu ilk bitirenlerin 1960 yılında ilk oynadıkları oyun, Manuel de Faya' nın " El Amor Burujo " (Büyüleyen Aşk) adlı eseridir.

İLK BALE GÖSTERİSİ

1524 yılında İtalyanlar, İstanbul' daki bir şenlikte, klasik bale gösterisi düzenlediler. Buna Türkler de dansör olarak katıldılar. Daha sonraları Türk tiyatrosunun kuruluşuna büyük emeği geçen Güllü Agop' un tiyatrosunda, yabancı birçok bale topluluğu, temsil aralarında bale gösterileri yaptılar.


İLK BAKALORYA (Olgunluk) SINAVI

Türkiye' de bakalorya biçiminde sınav uygulaması ilk kez Galatasaray Lisesi' nde yapılmaya başlandı. 1 Eylül 1869' da yayımlanan bir tüzükle, lise ya da lise düzeyindeki okulları bitirenlerin yüksekokullara girebilmeleri için bakalorya yöntemi uygulandı. Buna olgunluk sınavı da denir. 1926 - 1936 yıllarında lise bitirme sınavlarıyla, yakın zamanlara kadar süregelen olgunluk sınavları da bir çeşit bakalorya niteliğindeydi.
BLUEROJ Tarih: 11.10.2008 21:14

İLK BOKS KULÜBÜ

Ülkemizdeki ilk boks kulübü, 1919 - 1920 yıllarında Akşiyani Efendi ile Musevi bir yurttaşın çabasıyla kuruldu. İstanbul Taksim' deki Şantekler Salonu' nu tutan ilk boks kulübünün giderleri, Fransa Boks Federasyonu' nca karşılanıyordu.
Türkiye' deki ilk boks federasyonu da, 1923 yılında kurulan Türkiye İdman Cemiyeti İttifakı' ndan hemen sonra gerçekleştirildi. İlk Boks Federasyonu Başkanımız da Eşref Şefik Atabey' dir. Bağımsız bir federasyon olan Boks Federasyonu, boksun gereken ilgiyi görmeyişi nedeniyle bir süre sonra kapandı.


İLK BİRA FABRİKASI

Türkiye' de ilk bira fabrikası, 1912 yılında Aydın' da, özvarlığı yabancı kaynaklı Bomonti Nektar Şirketi tarafından kuruldu. 1940' ta Tekel İdaresi, Aydın Bira Fabrikası' nı satın alarak, burada " rakı " üretimine başladı.

İLK BİNİCİLİK KULÜBÜ

Türklerde binicilik ve atla spor yapma geçmişi, çok eski çağlara uzanır. Orta Asya' da Türkler, atı çeşitli amaçlarla kullandılar. Elimizdeki belgelerden, atın savaşta olduğu kadar, barışta da önemli bir yeri olduğu kanıtlanır. Türklerin, " at, avrat, pusat " deyimi, bunlara ve bu arada " at " a verdikleri değeri açıklar. Anadolu' nun birçok yerlerinde tören ve bayramlarda çeşitli at oyunları oynanır. En önemlileri, cirit, oğlak ve çevgendir (At üstünde sopayla oynanan bir oyun). Bu oyunlar, Türklerin bilinen en eski atlı oyunlarıdır.
İlk binicilik derneği ise 1913 yılında Sipahi Ocağı adıyla açıldı. Amacı, ata binmeyi, atçılığı, at sporunu geliştirmek olan bu ocağın kurucuları arasında, devrin ünlü kişilerinen Mahmut Şevket' le Mahmut Muhtar paşalar vardı.


BİBLİYOGRAFYA TÜRÜNDE İLK ÖRNEKLER

Ülkemizde çağdaş anlamda bibliyografya çalışmaları, 1928 yılında yapılan Harf Devrimi' nden sonra başladı. Ancak, Türk kültürüyle ilgili ilk bibliyografya niteliğinde birçok çalışmalar vardır. Abdurrahman Bestami' nin " Mevzuatü'I - Ulûm " (Bilimlerin Konuları), Molla Lütfi' nin " El Metâlib- i İlâhiye " (Tanrısal Dilekler), Abdülzâde Mehmet Tahir' le, Serkis Orpelyon' un birlikte düzenledikleri " Mahzenül - Ulûm " (Bilimlerin Mahzeni), Hüsamettin Ahmet' in " Miftahü' s Süeada " (Mutluluğu Bulanların Anahtarı), Kâtip Çelebi' nin " Keşfü' z Zünûn " (Şüpheli Şeylerin Keşfi) gibi eserleri, bibliyografik türde ilk kitaplar olarak sayılabilir.
İlk kez 1930 yılında yayınlanmaya başlanan ulusal nitelikteki genel bibliyografyanın adı, " Türkiye' de Çıkan Kitap, Gazete ve Mecmualardan Bahsetmek Üzere Maarif Vekâleti Talim ve Terbiye Heyeti Tarafından Çıkarılan Neşriyat Bülteni " dir.

İLK BİLARDO

Diktörtgen biçimindeki üstü yeşil çuhayla kaplı özel masalarda, üç topla ve isteka denilen sopalarla oynanan bir oyun olan " bilardo ", yurdumuza ilk kez 19.yüzyılın ikinci yarısında girdi.

İLK BELEDİYE

Günümüzdeki anlamıyla ilk belediye örgütü, 1869 yılında İstanbul' da çalışmalarına başladı. Yurdun çeşitli yerlerindeki belediyelerin hizmet vermeye başlaması, 1870' li yıllardan sonradır. Bu tarihlerden önce belediye işlerine bakan benzer kuruluşlar görüldüyse de, bunlar belediye kavramı içinde tanımlanamaz.


İLK BİLMECELER

Türkler de ilk bilmecelerin geçmişinin çok eski zamanlara dayandığı ve bunların genellikle
" halk bilmeceleri " olduğu sanılmaktadır. 11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmut' un " Türk Dilleri Sözlüğü " adlı kitabı da bu sanıyı doğrulamaktadır.

TARİHTEKİ İLK BEŞİK

Dünya tarihinde ilk beşik, M.S. 1. yüzyılda kullanılmaya başlarken, bu yüzyıl içinde Orta Asya' da Yedisu alanında yapılan kazıda, Hun mezarından bir beşik çıkmıştır. Bu beşik, bugün Kırgızların kullandığı beşiğin aynıdır. Türk beşikleri, biçim ve nitelik bakımlarından Türk topluluğunun aşamalarını gösterir. Yürüklerde, çocuk sırtta taşınır, bu arada seyrek olarak da ağaçtan, deliksiz basit bir beşik kullanılır. Ege Bölgesi' nde, tabanı düz, yanları dışarıya meyilli, baş ve ayak uçlarına kasnak geçirilen ve üst kısmında, tutmak için kaş denilen bir kol bulunan beşikler vardır. Doğu ve Orta Anadolu' da kullanılan ağaçtan yapma beşiklerde, çocuk ağ gibi bir çeşit somya üzerine konan minderde yatırılır. 15. yüzyıldan sonra madeni beşikler, ağaç beşiklerin yerini aldı. Osmanlı sarayında beşiklerin üzerine konan " serasker " örtü ve yorgan, en değerli taşlarla süslenirdi. Doğan padişah çocuğuna, Hazine Kethüdası aracılığıyla Hazinehane' de gümüş kabaralı, süslü bir beşik yaptırılır ve haremin kapısına kadar götürülürdü. Bu arada, padişah annesinin hazırlattığı bir beşikle, yorgan ve puşide denilen sırmalı beşik örtüsü, büyük bir törenle eski saraydan yeni saraya nakledilirdi. Bu törene de " beşik alayı " denirdi. Bu alaya, bütün devlet büyükleri katılırdı. Doğumun altıncı günü sadrazam tarafından altın ve mücevherlerle süslü bir beşik hazırlanır ve çocuk erkekse, buna bir de sorguç eklenerek, yine törenle Paşakapısı' ndan Topkapı Sarayı' na götürülürdü. Bundan sonra kurbanlar kesilir ve eğlenceler başlardı.

İLK TÜRK BAYRAĞI

Türk boylarının, kendilerine özgü bayrakları vardı. Bu boylar birleşerek han buyruğu altına girince, " hanın bayrağı " savaş alanlarında görülmeye başladı. Son yıllarda Türkistan' da yapılan kazılar, üzerinde insan ve hayvan resimleri bulunan bayrakları ortaya çıkardı. Ancak, Türklerin ilk bayrağının hangisi olduğu kesinlikle belli olmamıştır.
Osmanlılarda I. Mahmut devrinde yeşil olan donanma bayrakları, III. Selim devrinde kırmızı oldu ve üstündeki " hilal " e sekiz köşeli yıldızlar eklendi. Cumhuriyet devrine kadar bayrağımızda da çeşitli değişiklikler oldu.29 Mayıs 1926' da saltanat kaldırılıp " Bayrak Yasası " yürürlüğe girince, bayrağımız bugünkü kesin biçimini aldı.


İLK BEBEK SERGİSİ

Dünyada ve Türkiye' de ilk kez bir bebek sergisinin açılması olayı, İstanbul Taksim' deki Belediye Bahçesi' nde 1936 yılında gerçekleşti. Kızılay, Kızılhaç, Kızılaslan ve Güneş derneklerinin desteklediği bu sergiye, 20 ülke katılmıştı. Uluslararası bu bebek yarışması o zamanlarda büyük ilgi uyandırmıştı.

İLK BEDEN EĞİTİMİ GÖSTERİLERİ

İstanbul' da 16 Mayıs 1919 günü, şimdiki Fenerbahçe Stadyumu' nun bulunduğu alanda yapıldı. Gösteriyi düzenleyenler, Erkek Öğretmen Okulu öğrencileriydi. Daha sonra bu bir gelenek oldu ve her yıl Mayıs ayında gösteriler yapıldı. Atatürk' ün Samsun' a ayak bastığı gün olan 19 Mayıs, " Gençlik ve Spor Bayramı " adıyla 1938 yılında çıkarılan bir yasa ile kesinleşince, spor gösterileri de bu bayram gününe alındı . " Dağ Başını Duman Almış " marşı da, ilk Gençlik Marşı olarak kabul edildi.


İLK BASKETBOL MAÇI

Türkiye' de ilk basketbol maçı, Robert Kolej öğrencileri tarafından 1904 yılında yapıldı. Türklerin basketbolu ilk kez öğrenip oynamalarıysa, devrin ünlü kalecisi ve Galatasaray Lisesi Beden Eğitimi öğretmenlerinden Ahmet Robenson' un çabasıyla oldu . Ahmet Robenson, 1911 yılında eline geçen bir Amerikan dergisinde, bu oyunu tanıdı ve öğrencilerine oynatmak istedi. 10' ar kişilik takımlar arasında yapılan ilk karşılaşmada, oyun kurallarını bilen olmadığından, hepsi sakatlandı.
Türkiye' de ilk basketbol liginin kuruluşu, 1915 yılında gerçekleşti. Türkiye Basketbol Şampiyonluğu ise, 1946' da başladı.

İLK BASIN REKLAMLARI

Türkiye' de ilk basın reklamlarının yapılmaya başlaması, 1860 yılından sonraya rastlar. Osmanlılar döneminde basında yayımlanan ilk reklamlar elbise, ilaç, tabak - çanaklarla, ülkeye yeni girmekte olan araçların tanıtılması türündendi. İlk reklamlar, " Tercüman- i Ahval " , '' Ceride- i Havadis " , " Tarih " gibi gazetelerde yayımlandı. O sıralarda reklamın kişi hayatında değeri pek iyi bilinmediğinden, bir reklam kuruluşu yoktu. Ayrıca , II. Abdülhamit' in basına uyguladığı ağır baskı, reklamcılığın gelişmesini engelledi.

TÜRKLERDE İLK BAYRAMLAR

Türklerin, Ergenekon' dan ilk çıkışlarını her yıl bayram şenlikeri düzenleyerek kutladıkları, " Ergenekon Destanı " nda yazılıdır. Hakanın da katıldığı kutlama şenlikleri, örs üstünde demir dövülerek başlardı. Dede Korkut, bayram niteliğindeki çeşitli törenlerden söz eder. Hakanların doğum günleri, başa geçişleri, evlenmeleri, çocuklarının doğumları, başarı kazandıkları savaşlar, bayram gibi kutlanırdı. Türk geleneğinde Müslümanlıktan sonra Ramazan ve Kurban bayramları kutlanmaya başlandı.

İLK BASIN AHLAK YASASI

Türkiye' de çeşitli yerlerde yayımlanan dergi ve gazetelerle, basın kuruluşlarının temsilcileri, 24 Temmuz 1960 günü bir araya geldiler. İstanbul Gazeteciler Derneği' nde, tarihimizde ilk kez yapılmış Basın Ahlak Yasası' nı onayladılar. Yasayı uygulamak için bir Basın Onur Kurulu seçildi. Kurul, 10 üyeden oluşuyordu. Basın Ahlak Yasası, en uygar ülkelerde bile imrenilecek özgür toplumun, özgür basının kendisini eleştirme ve denetlemesini yapacaktı. Bu, yine basın yoluyla kamuoyuna duyurulacaktı. Bu yasa, hâlâ yürürlüktedir.

BLUEROJ Tarih: 11.10.2008 21:11

İLK KADIN BELEDİYE MEMURU

Türkiye' nin ilk belediye zabıta memuresi Afife Irk (İpek)' tir. 1952 yılında Erzurum' da belediyeye giren Afife Irk, zabıta memuresi olarak bir süre çalıştıktan sonra, Muhtaç Asker Aileleri Şubesi Şefi oldu. 32 yıl hizmet ettikten sonra, 1978 yılında emekli olan ilk kadın zabıta memurumuz, halen Erzurum' da yaşamını sürdürüyor.

İLK BİYOGRAFİ

Kişilerin ilgi çekici yaşam öykülerini, yaptıkları önemli işleri bütün yönleriyle toparlayıp yazma türü ola biyografilerin Türkiye' de ilk örneklerine tarihler, menakıpnameler (tarihe geçmiş ünlü kişilerin yaşantılarından örnekleri) ve tezkerelerde (pusula, betik) rastlıyoruz.
Hoca Dehhani' nin " Selçuklular Şehnamesi " , Mustafa Darir' in " Tercüme-i Siretün Nebî ", Bursalı Lâmii' nin " Peygamberlik İşaretleri ", Bakî' nin " Kesin Bilginin İzleri " adlı biyografileri, çağlarının ünlü ürünleridir.

İLK BUHARLI GEMİ

Yurdumuza ilk buharlı gemi, 1827 yılında getirildi. Bu tür deniz araçlarıyla deniz ticaretinin başlaması ise 1843 yılında Bahriye Nezareti' nin İzmit - Gemlik - Tekirdağ iskeleleri arasında " Seyr-i Bahri " adlı bir gemiyi bu amaçla çalıştırmasıyla olmuştur. Türk deniz ticareti de böylelikle başlar. Yine aynı yıl, başka bir gemi daha çalıştırılmış, ayrıca Boğaziçi' nde de " Eser-i Hâyr " adlı bir vapur işletilmeye başlanmıştır.

İLK BORSA

2 Aralık 1873 günü bir tüzükle çalışmaya başlayan Dersaadet Tahvilat Borsası, Türkiye' nin ilk borsası sayılır. 16. ve 17. yüzyıllarda Osmanlılar' da sanat ve ticaretle uğraşanların lonca örgütleri de ilk borsa kuruluşlarıysa da, " resmi " bir nitelik taşımazlar. Ülkemizde ilk ticaret borsası İzmir' de, İzmir Ticaret ve Sanayi Borsası adıyla 1886 yılında kuruldu.

BİSİKLET SPORUNUN TÜRKİYE' YE İLK GİRİŞİ

Meşrutiyet' ten önce İstanbul Tepebaşı' nda bulunan iki bisiklet satıcısı, müşteri çekmek amacıyla gösteriler düzenledilerse de, ilgi çekemediler. Bisikletin yurdumuza kesinlikle ilk girişi ve yayılması 1910 yılına rastlar. İlk uluslararası bisiklet yarışmaları da İstanbul' da 1927 yılında Bulgarlarla yapıldı.
Ülkemizde ilk bisiklet federasyonu ise 1924 yılında kuruldu. İlk Türkiye Bisiklet Birinciliği Yarışması da yine aynı yıl Ankara' da, Muhafızgücü Spor Alanı' nda düzenlendi ve bu yarışmayı Cavit Cav kazandı.
1924 yılında Paris' te düzenlenen olimpiyat oyunlarına bisiklet dalında yarışmak üzere giden Fahri Ağabey, Cavit Cav ve Raif Bey' den kurulu Bisiklet Milli Takımımız, yarışmaya girebilmek için satın alabilecek bisiklet bulamadıklarından geri döndüler. Bisiklet sporunda olimpiyat oyunlarına ilk katılışımız, bu nedenle 1928 Amsterdam Olimpiyat Oyunlan' nda mümkün olabildi.
BLUEROJ Tarih: 11.10.2008 21:10

CUMHURİYET' İN İLK İLANI

TBMM, 29 Ekim 1923' te olağanüstü bir toplantı yaptı. Oybirliğiyle onaylanan bir yasa taslağı, yasa haline getirildi. Bu yasaya göre, bundan böyle devletin yönetim biçimi cumhuriyet oluyordu. Cumhuriyet' in ilanıyla, tarihimizde ilk kez ulusun kendi kendisini yönetme, denetleme devri başlıyordu. Atatürk' ün önderliğinde verdiğimiz Kurtuluş Savaşı, böylece Cumhuriyet' in ilanı ile bütünlendi.


İLK CEZA YASALARI

Ülkemizde ilk ceza yasalarının yapımı Fatih Sultan Mehmet ile Kanuni Sultan Süleyman ın dönemlerinde gerçekleşti. Ancak, bu yasalar, genel ceza kurallarının hepsini kapsamaktan oldukça uzaktı. İlk genel ceza yasası, 1840 yılında yürürlüğe giren " Genel Ceza Yasası " dır.

İLK CUMA TATİLİ

Osmanlı İmparatorluğu' nda, Tanzimat' a kadar " hafta sonu " dinlenme tatili yoktu. Müslümanların tatil günü sayılan cumanın Osmanlılarca tatil günü olarak seçilmesi, 1839 yılındadır. Bilindiği gibi, Cumhuriyet' in ilanından sonra 1935' te çıkarılan bir yasa ile, " pazar " günü, hafta sonu tatili olarak kabul edildi.

İLK CASUSLUK ÖRGÜTÜ

Osmanlılarda casusluk, devletin kuruluşuyla başlamıştır. Araştırmalar, Osmanlı Devleti' nin kurucusu I. Osman' ın beyliği çevresindeki bey ve tekfurlara karşı casuslar kullandığını gösterir. Tarihimizde belirli ilk casusluk örgütünü İstanbul' u almayı aklına koyan Fatih Sultan Mehmet kurmuştur. Uçan kuştan kuşkulanan II. Abdülhamit ise, casusluk örgütüne büyük önem vererek geliştirmiştir. 1908' de ilan edilen Meşrutiyet' le, bu örgüt kaldırıldı.



TÜRKLERDE DİN UĞRUNA YAPILAN İLK SAVAŞ (Cihad)

Osmanlılarda, savaşlara dinsel bir nitelik vermek, gelenek haline getirilmişti. Cihad ilanının kendine özgü bir töreni vardı. Tarihimizde ilk " cihad ilanı " , 1389' da başlayan Birinci Kosova Savaşları sırasında olmuştur.

İLK CERRAHHANE (Ameliyathane)

14 Mart 1827' de II. Mahmut' un emriyle Cerrahhane- i Âmire adıyla kuruldu. İstanbul Şehzadebaşı' nda açılan bu kuruluşun yönetimi ve eğitimi, bir Macar dönmesi olan Mehmet Necati Efendi tarafından yapıldı. 20' ye yakın cerraha (operatöre) meslekle ilgili bilgiler verildi. Cerrahhane, 1832 yılında Topkapı Sarayı duvarlarının dışına taşındı. Yaşı küük erlerden cerrah yetiştirmek amacıyla öğrenciler alındı. Başına da ünlü Fransız cerrahı Sad dö Kaliyer, müdür olarak getirildi. Tıp ve cerrahlık öğrenimi, ilk başta ayrı okullardaydı. Bu kurum, 1838 yılında Tıp Okulu' yla birleştirildi. Cerrahhane' nin bilinen en eski mezunları, Hekimbaşı ve Cerrah İsmail Paşa, Kâmil Ali, Hüseyin, Şerif, Nuri ve Veli efendilerdir.

İLK CUMHURBAŞKANI

Türkiye' nin ilk cumhurbaşkanı, Mustafa Kemal Atatürk' tür. 29 Ekim 1923 gününün gecesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi' nin yaptığı olağanüstü toplantıda üyelerin oybirliğiyle Türkiye Cumhuriyeti' nin ilk cumhurbaşkanlığına seçilmiş oldu.

İLK KADIN BÜYÜKELÇİ

Türkiye' nin ilk kadın büyükelçisi Filiz Dinçmen' dir. Halen Strasbourg' daki Avrupa Konseyi Daimi Temsilcimiz olana Dinçmen, 1982 yılında ilk kadın büyükelçi olarak nasıl atandığını şöyle anlatıyor:
" Üniversiteyi bitirince, Dışişleri' ne girdim. Eşim, üniversiteden sınıf arkadaşımdı. İlk görev yerim New York' taki BM Temsilciliği oldu. Orada, eşimle evlendik. Daha sonra Tahran 'a tayin olduk. Sonra, Ankara' ya, Bakanlığın Ekonomik İşler Dairesi' ne atandık. Bu görevi takiben de Brüksel' deki AET Daimi
Temsilcilik görevini üstlendim. Brüksel' den döndükten sonra da 6 yıl süreyle bakanlıkta çeşitli görevlerde bulundum. 1982 yılında da Türkiye' nin ilk kadın büyükelçisi olarak Lahey Büyükelçiliği' ne atandım. Kadın olduğum için bu görevde başlangıçta zorluklarım oldu, ancak , daha sonra herkes bana yardımcı oldu. Bunu şükranla hatırlıyorum. "
BLUEROJ Tarih: 11.10.2008 21:05

İLK DEMOKRATİK GELİŞİM

1807 yılında yürürlüğe giren " Sened- i İttifak " la başlar. Bununla ilk kez, padişahın yetkileri kısıtlanıyordu.

İLK DANIŞTAY

1837 yılmda " Meclis-i Abkâm-ı Adliye " adıyla II. Mahmut 'un desteğiyle kuruldu . Bu ilk Danıştay, devleti ilgilendiren konulan görüşmek, yasa tasarılarını hazırlamak, günümüzdeki anlamıyla Bakanlar Kurulu' nun yapmayı tasarladığı işleri inceleyip, bir düzene koymayı amaçlıyordu.

İLK DEMİRYOLU

Tarihimizde ulaşıma açılan ilk demiryolu, 1854 yılında Osmanlılar dönemindeki Kahire - İskenderiye demiryoludur. Türkiye sınırları içinde kalan ilk demiryolu ise, İzmir - Aydın arasında döşenen bir bölümdür. Bu yolların hepsi de, İngilizler tarafından yapılmıştı. Osmanlı devletinin ilk demiryolu yapımına başlaması, Anadolu - Bağdat demiryolunun bir bölümü olan İstanbul - İzmir demiryolunun döşenmesiyle oldu. Bu yol, 1873 yılında bitirildi.

İLK DAMGA PULU

1873 yılında Damga Tüzüğü' nün yürürlüğe girmesiyle kullanılmaya başlandı. Bundan önce damga pulu yerine " varak-ı sahiha " denilen damgalı kâğıtlar kullanılıyordu. Bu kâğıtların ilk kez kullanılmaya başlanışı da Telmas adlı bir İspanyol' un devlete gelir sağlamak için verdiği öneriyle olmuştu.


İLK DAĞCILIK

İlk Türk dağcısı , Profesör Ali Vehbi Türküstün' dür. 1877 - 193 7 yıllarında yaşayan bu dağcımız, Avrupa' daki Montblanc Tepesi' ne, Türk bayrağını ilk diken Türk' tür. Türküstün' ün adı, Türk dağcıları tarafından Niğde Aladağlar' ın yüce bir doruğuna verildi. Dağcılık, Türkiye' de onunla başladı.

İLK ÇOCUK TİYATROSU

Türkiye' de ilk çocuk tiyatrosu temsilleri, 1935 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu' nda verildi. İlk oyun da M.Kemal Küçük' ün yazdığı Çocuklara Tiyatro Dersi, Gülmeyen Çocuk' tu. Büyük ilgi gördü. Bu nedenle 1947' de Devlet Tiyatrosu, İzmir Şehir Tiyatrosu' nda Çocuk Tiyatrosu bölümleri açıldı.

İLK ÇİKOLATA FABRİKASI

1924 yılında İstanbul' da çalışmaya başladı.Fabrika kurulmadan önce çikolata, Türkiye' ye dışarıdan getirilirdi.

İLK CAM FABRİKASI

Çağdaş gereklerine uygun anlamda ilk cam fabrikası, 1934 yılında İstanbul Paşabahçe' de kuruldu. " Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası " adlı bu kuruluş, Türkiye' nin cam gereksiniminin büyük bir bölümünü karşıladıktan başka, yurt dışına da ihraç ürünler üretiyordu. Son yıllarda büyük bir gelişme gösteren fabrika, Avrupai anlamda eşyalar yapmaktadır.Türklerde camın geçmişi, çok eskilere uzanır. Selçuklu Türkleri, camdan çok çeşitli biçimde yararlandılar. İstanbul' un alınmasıyla, Osmanlı Türklerinde camcılık, büyük çapta gelişti. 17. ve 18. yüzyıllarda Eğrikapi - Tekfur Sarayı arası bir camcılık sitesi durumuna geldi. 1848 yılında Çubuklu' da kurulan ilkel cam yapımevinde, " çeşm-i bülbül " (bülbül gözü) denen ünlü kristaller yapılmaya başlandı. Bugün Beykoz İşi denilen bu kristaller, ışıkta kırmızı renkte yansırlar.

ÇOCUK EDEBİYATININ İLK ÜRÜNLERİ

Türkiye' de çocuk edebiyatıyla ilgili ilk ürünün Şinasi' nin La Fontaine' den çevirip yayınladığı " Kurtla Kuzu Masalı " olduğu söylenir. O zamana kadar çocuk edebiyatı olarak bütün bildiğimiz, gelenek yoluyla ağızdan ağıza aktarılarak söylenen masallardır. Türkiye' de ilk çocuk romanı ise, Mahmut Yesari' nin yazdığı " Bağrı Yanık Ömer " dir (1930).
Ülkemizde ilk çocuk şiir kitabı ise İbrahim Alaattin Gövsa' nın 1911 yılında yayımladığı " Çocuk Şiirleri " dir.
Bu arada, " ilk çocuk yayını "nın türü salabilecek bir dergiyi Sıtkı Efendi ile arkadaşları, 10 Ekim 1869 günü yayımladılar. Haftalık olarak çıkan bu dergi, " Mümeyyiz " adlı siyasi gazetenin ardından yayınlanmıştı. O zaman büyük ilgiyle karşılanan dergi, 1 Kasım 1870 yılında kapandı.

TÜRKLERDE İLK ÇEK

Tarihimizde para yerine '' çek " kullanmayı ilk öneren, Kazazyan Agop Paşa' dır. Agop Paşa, Osmanlı Maliye bakanlarındandı. Alışverişte büyük kolaylık sağlayan çek kullanımını, Agop Paşa, 1885 yılında yurdumuza getirdi.

İLK ÇAY ÜRETİMİ

Yurdumuzda çay üretimine, Japonya' dan 1878 yılında getirilen tohumların örnek çiftliklere ekimiyle başlandı. Bu ilk denemenin olumlu sonuç verdiğini gören Halkalı Tarım Okulu Müdürü Ali Rıza Ertem, Rize ve Artvin dolaylarında çay üretmek için büyük çaba gösterdi. Çayın işlenip kullanılabilecek duruma gelmesini sağlamak amacıyla ilk kez Rize' de yapımevleri açıldı. Çayın günümüzdeki teknikle işlenip ambalajlanması, ancak 1947 - 1948 yıllarında gerçekleşti.

İLK COĞRAFYA

Coğrafya ile ilgili yayınların Türkçeye çevrilişi, Osmanlıların ilk dönemine kadar uzanır. II. Murat' la Fatih, coğrafya bilimine büyük önem verirlerdi. Osmanlı İmparatorluğu' nun deniz sınırları genişledikçe de deniz coğrafyacılığı ilerledi. Pirî Reis' in " Kitâb- ı Bahriye " (Denizcilik Kitabı), Şeydi Ali Reis' in " Mir'atü'l-Memâlik " (Ülkelerin Aynası) ve Muhit (Çevre) adlı coğrafya kitapları, bu alandaki çabaların ilk ürünleridir. Osmanlı devleti, ilk kez uluslararası bir coğrafya sergisine kitap ve haritalarla 1875 yılında katıldı.
I. Dünya Savaşı sırasında da İstanbul Üniversitesi' ne bağlı bir Coğrafya Araştırma Kurumu açıldı. Bu ilk araştırma kurumunun ilk öğretim görevlileri, Profesör Erid Obst' la Faik Sabri Duran' dır.
eylülll Tarih: 11.10.2008 21:02
ellerinize sağlık
BLUEROJ Tarih: 11.10.2008 21:00

İLK DİŞÇİLİK OKULU

Türkiye' de ilk dişçilik okulu, 16 Eylül 1909' da eğitime başlayan " Darü'l-Fünûn- ı Osmanî Tıp Fakültesi Eczacı ve Dişçi Kabile ve Hastabakıcı Mektepleri " adlı okuldur. İstanbul Kadırga' dak i Menemenli Mustafa Paşa Konağı' nda eğitim çalışmalarını sürdüren okul, 1925 yılında Beyazıt Camii yakınındaki eski Jandarma Dairesi' ne taşındı. 1934 - 1935 yılında fakülte statüsüne geçti. 1964 yılında ise Tıp Fakültesi' nden ayrılarak bağımsız bir fakülte oldu.


İLK DOĞUM KLİNİĞİ

1892 yılında İstanbul Demirkapı' da açıldı. Adı, " Seririyyat-ı Vilâde " (Çocuk Kliniği) olan burada, ebelik ve kadın hastalıkları bilimleri, hem gelen hastalar üzerinde uygulanır, hem de öğrencilere öğretilirdi.Özel bir klinikti.

İLK DOLMUŞ

Türkiye' de dolmuşçuluk , ilk kez İstanbul' da 1940 - 1941 yıllarında başladı. II. Dünya Savaşı sırasında dışarıdan taşıt alınamayınca , İstanbul şoförleri, " dolmuş " yoluyla yolcu taşımaya başladılar. Belediye, bunlara karşı savaş açtı, ancak etkili olamadı. Halkın da benimsediği bu tür yolculuk, daha sonra Anadolu' daki kentlere de yayıldı.

İLK DEVALÜASYON

Türkiye' de yapılan ilk devalüasyon (para değerini düşürme) olayı 7 Eylül 1946 yılındadır.


İLK DERGİ

1850 yılında yarı Türkçe, yarı Fransızca, içinde tıp konusunda yazılar bulunan aylık bir dergi çıktı. " Vakayi- i Tıbbiye " (Tıp Olayları ) adlı bu çok özel dergiyi saymazsak, Türkiye' de ilk derginin Münif Paşa' nın 1861' de yayınladığı " Mecmua-i Fünûn " (Fenler Dergisi) olduğu söylenebilir.

İLK KADIN DEKANIMIZ

1954 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı olan Prof. Dr. Nüzhet Gökdoğan, Türkiye' nin ilk kadın dekanıdır. 1910 yılında İstanbul' da doğan, 1928 yılında Erenköy Kız Lisesi' ni bitiren Prof. Gökdoğan , aynı yıl yapılan bir sınavı kazanarak matematik ve fizik öğrenimi görmek için Fransa' ya gitti. 1934 yılında yurda dönen Nüzhet Gökdoğan, kadına henüz seçme ve seçilme hakkı verilmediği bir sırada " doçent " liğe seçildi. Daha sonra profesör olan Nüzhet Gökdoğan, önce bölüm başkanı, 1954 yılında da Profesörler Kurulu' nca dekan seçildi. Nüzhet Gökdoğan' ın " ilk kadın dekanı" olmasının yanında , ilk kadın astronomi profesörü, ilk kadın bölüm başkanı ve yine ilk kadın üniversite senatosu üyesi unvanlığı da bulunuyor.

İLK DEPREMLER

M.S. 1. yy' da oluşan depremler, ilk bilinenlerdir. Daha önceki depremler hakkında elde belge yoktur. Önemli depremler şunlardır: 668' de İzmir' de 20 bin, 1458' de Erzincan' da 30 bin, 1509' da İstanbul' da 13 bin, 1688' de İzmir' de yaklaşık olarak 20 bin, 1883' te Çeşme' de 15 bin, 1939' da Erzincan' da 32 bin 372, 1943' te İlgaz' da 4 binden fazla kişi ölmüştür. Deprem kuşağında bulunan ülkemizde, son yıllarda da zaman zaman çok ölümlü depremler oluşmaktadır.
Yakın zamanlarda olan 17 Ağustos 1999 tarihli Gölcük depreminde en büyük kayıplardan biri yaşanmıştır.


İLK DENİZ FENERLERİ

Türkiye kıyılarında deniz fenerleri yapımına Kırım Savaşı sırasında başlandı. Boğazlar' da Anadolu ve Rumeli, Karadeniz' de Karaburun, Marmara' da Yeşilköy, Çanakkale' de Çimenlik, Kumkale, Gelibolu fenerleri, 1856 yılında dikildiler. 1857 yılında da İstanbul Ahırkapı, Çanakkale' de Nara ve Kilitbahir fenerleri yapıldı.

İLK DENİZCİLİK OKULU

Hamit Naci' nin desteğiyle kuruldu. Özel bir okuldu. 1909 yılında açıldı. 1928 yılında devletleştirilen 3 Haziran 1946' da Yüksek Denizcilik Okulu adını açıldı. Lise bölümü kaldırıldı. Okul, sivil kaptanla yüksek düzeyde denizci yetiştirir.


İLK DENİZ HARİTASI

Türkiye' de ilk deniz haritasını 1513 yılında Pirî Reis yaptı. Pirî Reis' in doğduğu yer olan Gelibolu' da çizdiği bu harita, ceylan derisi üstüne yapılmıştı. 1517' de Yavuz Sultan Selim' e Mısır seferi sırasında sunuldu. Atatürk' ün emriyle de bu harita, 1935' te bastırıldı.

İLK DENİZ MÜZESİ

1897 - 1898 yıllarında İstanbul Kasımpaşa' da kuruldu. İkinci Dünya Savaşı çıkınca, Anadolu' ya kaçırılan tarihi eserler, savaştan sonra yine buraya getirildi. 1949' da Dolmabahçe Camii' ne, oradan da bugün İstanbul Deniz Müzesi olan Beşiktaş' taki yerine taşındı. Bu müzede, denizcilikle ilgili çok değerli eserler bulunmaktadır.


İLK DENİZALTI

Türkiye' ye ilk denizaltı gemisi, 1885 yılında İngiltere' den getirildi. İngiliz gemi mühendisi Karet' in denetiminde yapılan bu denizaltı, çok beğenildiğinden, iki denizaltı daha alındı. Ancak, son denizaltıların kurulma ve takılma işlemi, İstanbul Taşkızak' ta gerçekleştirildi. 1888 yılında denize indirildiler. Bu ilk denizaltılar, buharla çalışıyorlardı. Ağırlıkları 160 ton, boyları 30.5metre, genişlikleri ise 3.66 metreydi.

İLK DAKTİLOGRAFİ DÜNYA ŞAMPİYONUMUZ

Türkiye, 1956' da uluslararası daktilo yarış alanlarında uygulanan kuralları benimsedi. Deneylilerde, dakikada net 107 sözcük yazan Ece Özbayrak, 1965 yılında Paris' te düzenlenen ve 21 ülkenin 159 yarışmacısı arasından şampiyon olarak, bu konudaki " ilk " unvanını aldı.
BLUEROJ Tarih: 11.10.2008 20:58

İLK ENGELLİ KOŞU

1928' de gerçekleştirildi. 110 metre üzerinden yapılan engelli koşunun ilk Türkiye rekortmeni, Galatasaray Kulübü' nden Şekip Engineri' dir. Derecesi, 20.1 metre idi. Yurdumuzda 400 metre engelli koşunun başlangıcı ise, 1932 yılına rastlar. Bu dalda ilk rekortmenimiz de, Fenerbahçe Kulübü' nden
Ziya Atlet' tir.


İLK ELEKTRİKLİ TREN

1955 yılında İstanbul' da Sirkeci - Halkalı arasında çalışmaya başladı. 1969 yılında ise İstanbul' un Anadolu yakasında Haydarpaşa - Gebze arasında ikinci elektrikli tren işletmeciliğine geçildi.



İLK EDEBİYAT TARİHİ

Edebiyat ürünlerini ve yazarlarını tarihsel gelişim içinde inceleyen bir bilim dalı olan edebiyat tarihi konusundaki ilk yerli örnekler, 1888' de Abdülhalim Memduh' un, 1910' da da Faik Reşat' ın kitaplarıdır. İkisinin de adı " Tarihi Edebiyat-i Osmaniye '' olan bu kitaplar, birer ders kitabı niteliğinde yazılmışlardı.



İLK ECZACILIK OKULU

Türkiye' de eczacılık öğrenimine, 1839 yılında başlandı. Okul, tıp okuluna bağlı idi. 3 yıllık eğitim süresi vardı. Bu okulun o zamanki kuruluş amacı, ordunun eczacı eksiğini gidermekti. Bitirme sınavları, padişahın önünde yapılırdı. İlk askeri eczacı, 1842 yılında diploma aldı.Yurdumuzda ilk eczane de 1802 yılında İstanbul Taksim Caddesi' nde açıldı.

İLK DİL KURULTAYI

İlk dil kurultayı, 26 Eylül 1932'de Dolmabahçe Sarayı' nda toplandı. Atatürk'ün dilek ve isteğiyle 12 Temmuz 1932' de kurulan Türk Dil Kurumu, ilk kurultayında, Türkçe' nin yaşayıp köklenmesi ve yabancı sözcüklerden arındırılması yolunda çalışmalar yapmıştı. Türk Dil Kurumu' nun ilk kurucuları Samih Rifat, Ruşen Eşref Ünaydın, Celâl Sahir Erozan, Yakup Kadri Karaosmanoğlu' dur .
Bu arada, tarihimizde ilk dilbilgisi ürününün de Kaşgarlı Mahmut' un 11yüzyılda yazdığı " Türk Dilinde Söz Diziminin Aslı " adındaki kitabı olduğu söylenebilir.
İlk Türkçe dilbilgisi kitabı ise Keçecizade Fuat Paşa ile Ahmet Cevdet Paşa' nın ortaklaşa hazırladıkları " Kavaid-i Osmaniye " (Osmanlı Dilbilgisi Kuralları) adında ve 1884 yılında yayımlanan bir yapıttır.
BLUEROJ Tarih: 11.10.2008 20:56

İLK FOLKLOR ÇALIŞMALARI

1890 yılında başladı. Daha önceleri bazı yazarların, farkına varmadan Türk folklorunun derlenmesine yararlı çalışmaları bulunuyordu. Ancak, Türk halk edebiyatını bir bilim konusu olarak ele alan ve ilk belgeleri toplayan, Macar bilgini Ignazs Kunos olmuştur (Türk Halk Edebiyatı 1915).
En eski folklor çalışmaları olarak ise Kaşgarlı Mahmut' un Divan-ı Lûgati't - Türk' ünü ve Evliya Çelebi' nin Seyahatname' sini sayabiliriz .
Ziya Gökalp, 1920' li yıllarda folkloru ulusal açıdan ele alarak, kültür araştırmalarında, kendi deyimi ile " Halkiyat ", yani folklorun önemli bir bilim dalı olduğu yolundaki görüşlerini açıkladı. Bu sırada, Ankara 'da halk kültürünün incelenip derleneceği amaçlı bir dernek kuruldu. 1927' de kurulan bu derneğin adı, Türk Halk Bilgisi Derneği idi. Bu dernek, ülkemizde kurulan ilk folklor derneğidir.

İLK FIKRA YAZARLIĞI

Gazetelerde, adına fıkra denilen, gündelik konularla ilgili köşe yazıları, Türk edebiyatında ilk kez Tanzimat' tan sonra başladı. Şinasi ve Namık Kemal' in bu türdeki kısa yazıları, ilk fıkracılık örnekleri sayılır.

TÜRKİYE' DE İLK FESTİVAL

1931' de Beylerbeyi Sarayı' nda düzenlenen Balkan Oyunları Festivali, ülkemizdeki ilk festival oldu. İlk tiyatro festivali ise Devlet Tiyatroları tarafından 1959 yılının Mayıs ayında Antalya Aspendos' ta düzenlendi.

İLK FES KULLANILIŞI

Tarihimizde ilk fes kullanılışı, Osmanlılar döneminde II. Mahmut zamanındadır. O yıllarda, Koca Hüsrev Paşa, Akdeniz' e bir sefer yapmış, bu ülkelerde gördüğü fesi, çok beğenerek, dönüşte de erlerine getirmişti. II. Mahmut, bu fesi görünce çok beğendi. 1832' de bir genelge yayınlayarak, orduda "f es " takılmasını zorunlu kıldı. Hatta, ilk etapta Tunus' a 50 bin fes ısmarladı. Yüzyıllardır sarık ve kavuk takan Osmanlılar, bu yeniliği çok tuttular. Başlayan fes salgını, sonunda bir de Fes Nazırlığı (Bakanlığı) kurulmasıyla sonuçlandı. İlk Fes Nazırımız da Mustafa Efendi' dir. Kıyafet Kanunu ile fes, 1925 yılında yasaklandı.

İLK EVCİL HAYVAN VERGİSİ

Türkiye' de ilk kez evcil havyan vergisi adıyla vergi koyan , Padişah II. Abdülhamit' ti. " Hayvanat- ı Ehliyye Rüsumu " adıyla konulan bu vergi, 1903 yılında uygulanmaya başlandı. Ancak, birçok yerde ayaklanmalara yol açtığından, bu acayip vergi türü, 1907 yılında kaldırıldı.

İLK ELÇİ

Çelebi Mehmet, Gelibolu ve Eğriboz savaşları sonunda, yani 1417' de yapılan bir anlaşmanın eşini, bir elçi ile Venedik' e gönderdi. Ancak, bu elçinin adı bilinmemektedir.
Türk tarihinde ilk elçinin de, Uygurlar zamanında görev aldığı sanılmaktadır. İlk sürekli elçiliğin ise III. Selim zamanında kurdurulduğu bilinir. İlk sürekli elçimiz de, 1792 yılında Londra' ya atanan Yusuf Agâh Efendi' dir. Bunu, Paris' e gönderilen Seyit Ali Efendi ile Berlin' e gönderilen Aziz Efendi izledi. II.Mahmut zamanında aksayan sürekli elçi gönderme işi, daha sonra düzene sokuldu. 1834 yılından sonra da, " fevkalade büyükelçi, büyükelçi , orta elçi" adlarıyla Berlin, Londra, Petersburg, Tahran ve Viyana' da yeni elçilikler kuruldu.

İLK ELEKTRONİK HESAP MAKİNESİ

1960' lı yıllara kadar yurdumuzda elektronik hesap makinesi kullanılmıyordu. Aynı yıl, Karayolları Genel Müdürlüğü' ne yurt dışından getirilen elektronik hesap makinesi, bu aracı ilk kullanan kuruluş oldu. Üniversitelerimizde ilk elektronik hesap makinesi ise 1964 yılında, İstanbul Teknik Üniversitesi' nde kuruldu.

İLK ESKRİM FEDERASYONU

1923 yılında kurulan federasyonun ilk başkanlığına da, bu görevi 1938 yılına kadar yapan
Fuat Balkan getirilmişti. Türk eskrimcilerinin uluslararası ilk karşılaşması, 1924 Paris Olimpiyatları ile başlar.
Eskrim sporu ise, yurdumuzda ilk kez 1911 yılında Beşiktaş Spor Kulübü' nce benimsenip uygulandı. Kesici olmayan, köşeli özel kılıçlarla bir vuruşma sporu olan ve özel elbiselerle oynanan bu oyunun ilk öğretmeni de, Hüsnü Bey' dir. Bu değerli öğretmen, 1901 yılında Fuat Balkan , Ömer Lütfi ve Refik beyleri çalıştırarak, ilk Türk eskrimcileri yetiştirdi. II. Abdülhamit' in önünde İtalyanlarla yaptıkları karşılaşmaları kazanan bu üç eskrimciden sonra, padişah buyruğuyla eskrim sporu, askeri okullarda zorunlu ders oldu.