İslam, İman ve Sevgi

İslam, silm, müslim, selam, selamet... Hepsi aynı kökten gelir bunların. Hepsi de emniyet, güvenlik ve barışı ifade eder. Allah'ın isimlerinden birisi de Selam'dır. O'nun kabul ettiği ve razı olduğu din yani İslâm, emniyet ve selamet dinidir. Müslüman emin insandır. Çünkü o mü'mindir. İmanıyla emn ü eman insanıdır, hem kendisi dünyada ve ahirette emniyet içindedir, hem de çevresindekiler onun emniyet garantisi altındadırlar. Zaten ona imanı getiren Efendiler Efendisi de emniyetin timsalidir, Muhammedü'l-Emin'dir (s.a.s). O'nun (s.a.s) tarifiyle müslüman, insanların kendisine güvendiği, hiç kimsenin zarar görmediği insandır. Bir insan böyle değilse, Efendimiz'in "müslüman" tarifinin dışında kalıyor demektir.
Müslümanın emin olmasının remzi selamdır. O tanıdığı-tanımadığı herkese selam vermekle güzel müslüman olabilir. Selamın manası şudur: "Ben müslümanım. Benden size zarar gelmez, ne elimden ne de dilimden..." O namazından selam ile ayrılır. Sanki şöyle der sağına-soluna: "Şu ana kadar namazda, Rabbimin huzurunda idim. Bu haldeyken kimseye zarar veremezdim. Namazdan çıkarken selamımla yine zararsızlığımı ilan ve taahhüt ediyorum."

Pek çok hadiste sevmek ile iman birlikte zikredilir: Kişi mü'min kardeşini sevip kendisi için istediğini onun için istemedikçe kamil mü'min olamaz... Komşusunu sevmek imandandır... Ensar'ı sevmek imanın alâmeti, onlara kin duymak münafıklığın alâmetidir... Ensarı sevmek imandan ise muhacirîni sevmek de imandandır. Daha ileri seviyede Efendimiz'i sevmek yer alır ki, O dünyadaki her şeyden daha çok sevilmedikçe iman edilmiş olmaz. Bunun da ötesinde Allah'ı sevmek vardır. Zaten Peygamberini sevmek Allah'ı sevmekten ayrılmaz ve imanın tadını tadabilmek için hem Allah'ı hem de Rasülü'nü her şeyden ama her şeyden çok sevmek gerekir.
Allah'ı seven kulun en büyük gayesi, O'nu herkese sevdirmektir. Bu gaye peşinde lafı döndürür-dolaştırır hep O'na getirir. Bir fırsatını bulur ve O'nu anlatır. O'ndan bahsedilmeyen sohbeti hiç yaşanmaması gereken vakitler olarak görür. O'nun yad edilmediği meclisleri lüzumsuz ve bereketsiz telakki eder. Karşılaştığı kimselere "Hele gel, seninle biraz iman edelim" der. O Allah'ı sevip insanlara sevdirince, Allah da onu sever ve sevdiklerine sevdirir.

Öyleyse sevgi, hep sevgi... Müslüman adeta bir sevgi yumağı haline gelmeli, her adımını sevgiye atmalı, her tavrı sevgi çevresinde örgülenmeli, hayatının rengi sevgi olmalı. Başta Allah sevgisi, sonra elçisini sevmek... Sonra O'nun yanında bulunanları ve bütün müslümanları sevmek. Ulaştığı Cennet'e ulaşsınlar diye insanları sevmek ve onları irşad etmek için sevgiyi esas edinmek. O yarattığı için, O'ndan ötürü yaradılanı sevmek. Severken de şundan-bundan dolayı değil, Allah için sevmek. Allah için olan her şey değerli olduğu gibi, Allah için sevmek, değerler üstü bir değer kazanır.

Günümüzde, tarihte çok defa yaşandığı gibi yine vahşetle kararan şu dünyaya sevgiyi hakim kılacak İslam ve müslümanlar olacaktır. Kainatı, Allah'ın sevip de yarattığını bilen bu sevgi kahramanları, eğer sevgi sancağıyla hücum edip karanlıkları dağıtmazlarsa dünyanın kıyameti yakın demektir. O, dilinde selam, kalbinde iman, tavırlarında emniyet, sinesi umman.. dalacak kalabalıkların içine ve herkesin gönlüne ilhamlarını boşaltacak, sevmeyi öğretecek, sevgiyi bildirecek, Sevdiğini sevdirecek...

"Keşke sevdiğimi sevse kamu halk u cihan
Sözümüz cümle heman kıssa-i canan olsa" diyecek

İşte şu son demlerini yaşayan ihtiyar dünyada, yâd edilmeye değer bir şey yapmak istiyorsan kendine sevgiyi rehber edin. Çevrendekilere sevgiyle muamelede bulun. Sevgiye ve Sevgili'ye ulaşmada onlara kılavuzluk et. Güneş ol, göğün ortasında dur ve doğuyu batıyı ışığınla aydınlat, her yeri sıcaklığınla sar; başını okşamadığın, gönlüne emniyet ve huzur salmadığın kimse kalmasın. Dolunay ol, insanlar gecenin karanlığında ışığından faydalansın. Deniz ol, yakınında bulunanları içindeki nimetlerle doyur, mücevherlerle süsle; uzaktakileri de mahrum bırakma, bulut gönder onlara... Sen öyle bir tatlı su kaynağı ol ki başın hep kalabalık olsun. Sen öyle bir derya ol ki bütün ırmaklar koşup sana aksın. Sen öyle bir kapı ol ki herkes uğrasın, tokmağına dokunsun ve bir şeyler alsın. Öyle bir cami ol ki, rahatlamak isteyenler gelsin senin sinende cem olsun. Öyle bir Mevlâna ol ki yetmiş iki millet kanatların altına sığınsın.

İnan dünyanın buna ihtiyacı var.

Halim Çalış

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 450
favori
like
share
talha50 Tarih: 17.12.2008 08:21
cok güzel seyler yazmisin kardesim ALLAH razi olsun