“Zalimler için yaşasın cehennem!” Boğulmasını bekleyenler, bir de baktılar ki, Hazret-i Nuh tufanın ortasında sapasağlam...
Yanmasını bekleyenler, bir de baktılar ki, Hazret-i İbrahim Nemrut ateşinden gülümseyerek çıkıyor...
çölde ölmelerini bekleyenler, bir de baktılar ki, Hazret-i Hacer ile oğlu Hz. İsmail Mekke çölünde ölmemiş, kendilerine ikram edilen zemzemi içip hayatlarını devam ettiriyorlar...
Attıkları kuyuda ölüp gitmesini bekleyenler, bir de baktılar ki, Yakup Aleyhisselam’ın sevgili oğlu Hazret-i Yusuf, kuyudan çıkıyor, gidip Mısır’a sultan oluyor...
Yaralarından dolayı isyan etmesini bekleyenler, bir de baktılar ki, Hazret-i Eyyûb şükrediyor, sabrediyor ve yaralarından kurtuluyor...
Fırtınanın ortasında Yunus Peygamber’i denize atıp koca bir balık tarafından yutulduğunu görenler ve işinin artık bittiğini düşünenler, bir de baktılar ki, balık denizaltına dönüşmüş, Hazret’i Yunus’u sahile bırakıyor...
Hazret-i Musa’nın Kızıldeniz’de boğulmasını bekleyenler, bir de baktılar ki, Kızıldeniz kendi devrinin en büyük gücü Firavun’u bir solukta yutuyor...
Hazret-i İsa ve havarilerini arenalarda aslanlara yem edenler, bir de baktılar ki, Hıristiyanlık onlara rağmen gelişiyor, yayılıyor; inanan insanlar Roma’dan Trabzon’a geliyor ve dağları oyup kurdukları Sümela Manastırı’nda inançlarını yaşamayı sürdürüyorlar...
Peygamber-i âlişan Efendimiz’i (s.a.v) her türlü işkenceden geçirdikten sonra Mekke’den Medine’ye hicret etme zorunda bırakanlar, bir de baktılar ki, “mağlup” ettiklerini düşündükleri Peygamber, muzaffer ordusunun başında Mekke’ye geri dönüyor...
Hayat sürprizlerle doludur, sevgili dostlarım.
Hayat sebeplerden ibaret değildir.

Aslında tüm tarih zalimlerle mazlumların hikâyesinden ibarettir.
Görünüşte zalimler hep kazanır, mazlumlar kaybeder...
çünkü zalimler güçlü, mazlumlar güçsüzdür...
Buna rağmen, tarih, akıbet mazlumların zaferini yazar. Sonunda mazlumlar kazanır.

Zalimler kendi dönemlerinde ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, akıbet zamana yenilmişler, zaman içinde tükenip gitmişlerdir.
Tarihin kaydettiği en ürkütücü zalimlerden Nemrut, kendi ürettiği vehmin tuzağına düşüp burnundan her nasılsa giren küçücük bir karıncaya yenilmiştir...
Yine tarihin kaydettiği en korkunç zalimlerden Firavun, gücünün sınırına geldiği Kızıldeniz’de boğulmuştur...
âlişan Efendimiz’i Mekke’den çıkarmakla İslâm düşüncesini bitirdiğini zanneden Ebu Cehil ise hayatın akışı karşısında sürüklenmiş, ne felsefesi taraftar bulabilmiş, ne kendisinden bir iz kalmıştır.
Kısacası tarih, hiçbir zalimin istediği gibi şekillenmemiş, daima kaderin çizgisinde oluşmuştur.
Dünya zalimlerin ekseninde dönseydi, Nemrutların, Firavunların, Ebu Cehillerin dünyası olurdu.
Ama öyle olmadı...
Ne Neron’un, Sezar’ın...
Ne Lenin’in, Stalin’in...
Ne Hitler’in, ne de Mussolini’nin zulüm mantığı günümüze gelebildi.
Yıkılıp gittiler!..
Yok olup gittiler!
Yani hayat zalimlerin istediği gibi şekillenmiyor. Bundan sonra da öyle şekillenmeyecek, dönemlerinde ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar sonuçta zamana yenilecekler.
Silinip gidecekler, dert etmeyin.
İşin sırrı sabır ve tevekkül...
Varsayın ki, Hz. Nuh’sunuz, tufana uğradınız...
Korkmayın! Bilin ki, akıbet kurtulacaksınız.
Varsayın ki, Hz. Yusuf’sunuz, “kardeş” dedikleriniz tarafından kuyuya atıldınız...
üzülmeyin, bilin ki, kuyudan çıkacaksınız!
Varsayın ki, Hz. İbrahim’siniz, Nemrud’un ateşine atıldınız...
Endişelenmeyin, bilin ki, yanmayacaksınız!
Hayata Allah hükmediyor!

çok sıkıldığınızda, kendi döneminin zalimlerinin suratına haykıran Bediüzzaman gibi haykırın:
“Zalimler için yaşasın cehennem!”

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 370
favori
like
share